Devrim Erbil'den 'Doğanın Ritmi' sergisi

ADİLE TOPÇU
Abone Ol

Devrim Erbil’in, “Doğanın Ritmi - Devrim Erbil Retrospektifi” isimli resim sergisi, Zeytinburnu Kazlıçeşme Sanat Galerisi’nde açıldı.

Türk Resim Sanatında 1950’li yıllardaki deneysel çıkışların öncü ismi olan Erbil, Bedri Rahmi atölyesinde deneyimlediği arkaik kökler ve yerel unsurlardan hareketle Batı’lı resim anlayışını sentezleyip yeni bir dil oluşturdu.

Türk ressam Devrim Erbil 1937 yılında Uşak’ta doğdu. Orta öğrenimini Balıkesir’de tamamladıktan sonra, 1955’te İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’ne girdi.

Kazlıçeşme Sanat Galerisi'ndeki "Doğanın Ritmi" retrospektif sergisinin açılışında açıklama yapan Erbil, bu tür sergilerin sanatçıların daha eser üretmeyeceği gibi anlaşıldığını ifade ederek, " 'Sanatçı sonuna kadar geldi, artık bir şey yapamayacak o yüzden eserlerini sergiliyor' diye düşündürebilir ama her sanatçının zaman zaman bunu yapıp kendi sanatına geriye dönüp bakması çok anlamlı olabilir. Bu sergi bana bu şansı getirdi." dedi.

1959’da Ankara, Istanbul ve İzmir’de “Soyutçu 7’ler”, 1963’te İstanbul’da “Mavi Grup”, 1966’da Istanbul ve Ankara’da “Beş Genç Ressam” sergilerine, 1961 ve 1962’den bu yana da Devlet Resim ve Heykel, Türkiye Çağdaş Ressamlar Cemiyeti karma sergilerine katıldı.

"Bu serginin diğer sergilerden farkı retrospektif bir sergi olması, bu sözcük Türkçede çok fazla kullanılmıyor çünkü bu tür sergiler çok açılmıyor. Retrospektif sergi, sanatçının bugüne kadar yaptığı eserleri topluca görmek anlamına geliyor." diyen Erbil, Kazlıçeşme Sanat Galerisi'nin büyüklüğü sayesinde bu tarz sergilere elverişli olduğunu aktardı.

Devrim Erbil’in grafik etkinliklerle iç içe gelişen sanatı, çağdaş resmimizi gelenekle bağlantılı bir temele oturtmak isteyen, bu temel üstünde bir çıkış yolu arayan yöresel kaynaklı eğilimler grubu içinde değerlendirilebilir.

Erbil, "10 salonu var ve orta alanı var. Bu alanlar benim sanatımın marküteri, vitray, seramik, halı ve batik gibi farklı tekniklerini ayrı odalara yerleştirerek sergilenmesini sağladı. Bu anlamda Küratör Erkan Doğanay'a teşekkür ediyorum." dedi.

Genç ressamlara tavsiyelerde de bulunan Erbil, sanatın diğer mesleklere benzemediğine dikkati çekerek, sanatta bir noktaya ulaşmak için yılmadan çalışmak, sabır, hayal gücü, kararlılık, samimiyet ve ilgi gerektiğini söyledi.

Doğayı ve çevresini alıcı gözlerle incelerken, ondan aldığı notları bir tür modern nakış beğenisiyle yeniden düzenlemiş, daha çok Osmanlı minyatür ressamı Matrakçı Nasuh’u anımsatan bir kent ve doğa planı içinde toplamış, böylece gözlem ve özgün yorum birliğini amaçlamıştır.

Sergi Küratörü Erkan Doğanay ise Devrim Erbil'in çalışmalarında Türkiye'nin bulunduğu coğrafyanın tüm kültür katmanlarını görmenin mümkün olduğuna işaret ederek, "İstanbul aşığı bir sanatçı olarak Devrim Erbil, Matrakçı Nasuh'un minyatürlerinden Karahisari'nin hatlarına kadar uzanan çeşitli unsurları eserlerinde barındırıyor. Aynı zamanda Batı aklıyla Doğu sanatını buluşturmuş ve bunlar üzerinden kendine has bir dil üretmiş bir sanatçı." değerlendirmesini yaptı.

1970’te Osaka’daki “Ekspo 70”, 1971,de Yeni Delhi’deki trianele, 1964 ve 1965 yıllarında Brüksel, Paris, Berlin, Roma ve Viyana’da açılan Çağdaş Türk Sanatı Sergileri’ne katıldı.

Erbil'in usta-çırak geleneğinin son temsilcilerinden biri olduğuna değinen Doğanay, serginin bu geleneğin devam etmesine katkı sağlamasını umduğunu dile getirdi.

"Sanatçı kendine sipariş verdiği zaman özlediği resmi yapar."
Röportaj