Afrika'nın istikrar bulamayan ülkesi: Sudan

HABER MASASI
Abone Ol

Yaklaşık 45 milyon nüfusa sahip ve yüzde 70’e yakını Araplardan oluşan Sudan, Afrika kıtasında en fazla darbe yaşanan ülke olarak öne çıkıyor. 2021'de ortalama yüzde 359 ile dünya enflasyon liginde birinci sırada yer alan ülke, yıllardır süregelen ekonomik ve siyasî krizlerle istikrarı sağlayamıyor.

Yavuz Sultan Selim'in 1517'de Mısır'ı fethiyle Osmanlı hakimiyetine giren ve 1956’da İngiltere’ye karşı bağımsızlığını kazanan Doğu Afrika ülkesi Sudan, zengin kaynaklarına rağmen darbeler, iç savaş, ambargolar, ekonomik ve siyasî krizler nedeniyle henüz istikrarı sağlamış durumda değil.

Orta Doğu’nun Afrika’ya açılan kapısı, stratejik ve jeopolitik öneme sahip, 1 milyon 861 bin 484 kilometrekare yüz ölçümüyle kıtanın en büyük 3’üncü ülkesi Sudan’ın Mısır, Libya, Etiyopya, Çad, Orta Afrika, Güney Sudan ve Eritre ile sınırı bulunuyor.

Gayrisafi Yurtiçi Hasılası (GSYİH) IMF’ye göre 2021'de 35,15 milyar dolar. Kişi başına düşen milli gelir ise 2021’de 773 dolar.

Son 4 yılda dibe vuran Sudan ekonomisi, 2021 yılında ortalama yüzde 359 ile dünya enflasyon liginde birinci sırada yer aldı.

Yaklaşık 45 milyon nüfusa sahip Doğu Afrika ülkesi Sudan'ın coğrafik konumu.

Afrika’nın en fazla darbe gören ülkesi

  • Afrika kıtasında 1950'lerden bu yana 200 civarında darbe yapıldı, 1990 yılından itibaren ise dünyadaki 40 darbenin 30'u bu kıtada gerçekleşti.

Kıta tarihinde en fazla askerî darbe girişimiyle karşılaşan Sudan'da, bağımsızlığını kazandığı 1956'dan bugüne kadar yönetimin değiştiği 3 darbe gerçekleşti, 3 kez de halk ayaklanması sonucu iktidar değişti.

Kasım 1958'de, dönemin en büyük iki partisi Milli Ümmet Partisi ve Demokratik Birlik Partisi'nin koalisyonundan oluşan seçilmiş hükümete karşı Korgeneral İbrahim Abbud tarafından gerçekleştirilen ilk darbeden 1989'a kadar sivil hükümetler, 5 yılı tamamlayamadan ordu tarafından devrildi.

Hükümetlerin başarısızlığı, hayat pahalılığı, ideoloji farklılığı gibi sebeplerle teşebbüs edilen darbelerde genellikle siyasî partiler büyük rol oynadı.

Son olarak 1989’da askerî darbeyle başa geçen Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir’in 30 yıllık iktidarı, halk ayaklanması sonrasında 11 Nisan 2019’da askerî müdahale ile sona erdirildi.

25 Ekim 2021’de Egemenlik Konseyi’ni yöneten askerî liderlerin yönetime el koyup hükümeti feshetmesinden bu yana siyasî ve ekonomik istikrar henüz sağlanamadı.

Yaşamın Nil ile birlikte aktığı şehir: Hartum
Mecra

Sudan’ın çeşitli eyaletlerinde binlerce kişi, Aralık 2018’deki halk devrimine sahip çıkılması ve sivil yönetim talebiyle gösteriler düzenledi.

Siyasî durum

Sudan'da 19 Aralık 2018'de hayat pahalılığı nedeniyle başlayan gösterilerin ülke genelinde rejim karşıtlığına dönüşmesi üzerine, ordunun 11 Nisan 2019'daki müdahalesiyle 30 yıllık Ömer el-Beşir dönemi sona erdi.

Asker ile muhalif koalisyon Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) arasındaki 4 ay süren krizin sonlandırılması için 39 ay sürmesi öngörülen ortak geçiş yönetimini başlatacak Anayasal Bildiri Anlaşması, geniş bir uluslararası katılımla 17 Ağustos 2019'da imzalandı.

Başbakanlığa getirilen Abdullah Hamduk, 21 Ağustos 2019'da yemin ederek 5 Eylül'de geçiş döneminin ilk hükümetini kurdu. Hükümet, 3 Ekim 2020'de ülkedeki silahlı gruplarla Güney Sudan'ın başkenti Cuba'da barış anlaşması imzaladı.

Hamduk, barış anlaşmasını imzalayan silahlı grupların yönetime dahil edilmeleri için eski hükümeti feshedip 9 Şubat 2021'de yeni kabinesini kurdu.

  • Ordu ile sivil yönetim arasında iktidar mücadelesi ve ciddi fikir ayrılıkları yaşanması sonucu asker 25 Ekim 2021'de yönetime el koyarak olağanüstü hal (OHAL) ilan etti, hükümeti feshetti, Başbakan Hamduk dahil onlarca siyasetçi gözaltına alındı.

Sudan’da Hamduk ile Burhan arasında anlaşma imzalandı
Mecra

Askerî müdahale sonrasındaki yönetim krizini sona erdirmek amacıyla 21 Kasım'da Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile görevine iade edilen Hamduk arasında siyasî anlaşma imzalandı.

Siyasî krize çözüm bulmak için tüm taraflarla görüştüğünü ancak netice alamadığını ifade eden Hamduk, 2 Ocak'ta istifasını sundu.

Askerin yönetime el koyduğu 25 Ekim 2021'den bu yana sivil yönetim talebiyle ülkede düzenlenen protestolara güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu bağımsız kaynaklara göre 95 kişi öldürüldü.

Siyasî krizin çözümüne dair Birleşmiş Milletler (BM) ve Afrika Birliği'nin girişimlerinden henüz netice alınamadı.

Ekonomi

Sudan, Güney Sudan'ın 2011'de referandumla bağımsızlığını ilan etmesinin ardından petrol gelirlerinin yaklaşık yüzde 80'ini kaybedince döviz geliri olarak altına yöneldi.

İç ve dış krizler Arap ülkelerini iflasın eşiğine getirdi
Mecra

Sudan, Güney Afrika ve Gana'dan sonra Afrika'da altın üretiminde 3. sırada, dünyadaki Arap zamkı (Arap sakızı) üretiminin yüzde 80’ini de tek başına karşılayarak ilk sırada yer alıyor. Ancak kaçakçılık ve kayıt dışılık nedeniyle altın ve Arap sakızından hak ettiği geliri sağlayamıyor.

Sudan yüz ölçümü açısından bir zamanlar Afrika’nın en büyük ülkesiyken 1985-2005 yıllarında güney-kuzey iç savaşı 2011’de Güney Sudan’ın bölünmesiyle sonuçlandı.

Sudan, ikiye ayrılmasının ardından nüfusunun 4’te birini, petrol gelirlerinin ise yaklaşık yüzde 80’ini Afrika’nın ve dünyanın en genç ülkesi Güney Sudan’da bıraktı. Ülkenin bölünmesi sonrasında siyasî, ekonomik ve kültürel dengeler değişti.

Darfur krizi ve Batı'yla yaşanan sorunlar

Kanayan yara Darfur
Mecra

Sudan’ın Darfur bölgesinde 2003’ten beri süren iç savaş ve kabile çatışmaları sonucunda 3 milyon kişi evinden oldu, 300 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

2003'ten 2008'e kadar Darfur'da yaşanan olaylardan sorumlu tutulan Sudan'ın devrik lideri Ömer el-Beşir, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından 31 Mart 2005 tarihli ve 1593 sayılı kararla Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) sevk edildi.

Beşir, görevdeyken UCM’ye sevk edilen ilk ve tek lider oldu.

Darfur krizi, Afrika'nın en sıcak sorunlarından birini oluşturuyor.

  • ABD'nin El Kide terör örgütü lideri Usame bin Ladin’e 1991-1996'da kucak açtığı için terör gruplarına destek verdiği gerekçesiyle "kara listeye" aldığı Sudan’a 1997’de ekonomik yaptırım uygulamaya başlaması, Kenya ve Tanzanya’daki büyükelçiliklerine düzenlenen saldırılar sonrası bunları daha da ağırlaştırması, Darfur olayları nedeniyle Batı ile ilişkilerin kötüleşmesi ve son olarak Güney Sudan’ın bağımsızlığı ile ciddi gelir kaybı yaşaması, Sudan ekonomisinde bugün dahi onarılması güç yaralar açtı.

2000’li yıllarda ekonomide yüksek büyüme hızı ile adeta Afrika’nın parlayan yıldızı halinde gelen Sudan, 2010 sonrası yaşanan siyasî gelişmelere paralel olarak bu ivmeyi kaybetti.

Aralık 2018'deki halk ayaklanması ve 11 Nisan 2019’daki askerî müdahale sonrasından şimdiye kadar siyasî istikrarın sağlanamadığı ve dolayısıyla ekonominin giderek kötüleştiği ülkede geçici yönetim, ekmek, akaryakıt, elektrik gibi temel tüketim maddelerindeki devlet desteğini kaldırdı, yüksek oranda vergiler getirdi.

Sudan'ın düşünen aklı: Hasan Turabi
Mecra

Komşularıyla ilişkileri

Mısır ile Etiyopya arasında nerdeyse savaşa yol açacak Etiyopya’nın Mavi Nil Nehri üzerinde inşasını tamamladığı ve elektrik üretimine başladığı Rönesans Barajı bölgedeki dengeleri etkiledi. Sudan, Mısır ve Etiyopya arasında bir orta yol izlemeye gayret gösterse de tarımsal faaliyetlerinin olumsuz etkilenmemesi için oldukça yoğun bir diplomasi yürüttü.

Hartum, yaklaşık 20 yıldır "Etiyopyalı milisler tarafından kontrol edilen ve uluslararası anlaşmalarda yazılı" Sudan topraklarını, 29 Aralık 2020’de geri aldığını açıkladı.

Sudan yönetimi ile topraklarının işgal edildiğini ile süren Etiyopya arasında gerginlik sürüyor. İki ülke, verimli topraklarıyla bilinen Faşaka bölgesindeki anlaşmazlık nedeniyle zaman zaman sıcak çatışmaya giriyor.

Güney Sudan’ın ayrılmasının ardından bir süre çatışmalar sürse de iki ülke yönetimi nihayetinde uzlaştı hatta bölgesel meselelerde birbirlerine arabuluculuk yapacak seviyeye geldi ancak petrol zengini Abyei bölgesi, Güney Sudan'ın bağımsızlığını kazanmasından bu yana iki ülke arasında "tartışmalı bölge" olarak biliniyor.

Mısır ile Sudan arasındaki siyasî, askerî ve toplumsal olarak iyi ilişkiler sürse de taraflar yılardır Halayib Üçgeni denilen bölgede anlaşmazlık yaşıyor.

Sudan’ın kabul etmediği ancak siyasî ve idarî olarak Mısır egemenliğindeki bölge, zengin yer altı kaynaklarıyla dikkati çekiyor. Bölgede altın, uranyum, grafit, krom, nikel, demir cevheri ve barit gibi çok farklı madenlerin bulunduğu biliniyor.

Halayib ve Faşaka meselesini barışçıl yollarla çözmeye çalışan ve şiddet kullanma niyeti olmadığını açıklayan Sudan, bu sorunların diyalog ve uzlaşıyla çözülebileceğini, zamanı gelince bu meseleleri ele alacaklarını belirtiyor.

Değerlendirilemeyen turizm potansiyeli

Kızıldeniz kıyı şeridinde Sudan çeşitli turizm fırsatları sunuyor ancak siyasî istikrarsızlık nedeniyle bu alandan da yeterince istifade edemiyor.

Doğusundaki Port Sudan’da eşsiz resifler ve dalış alanları, kuzeyde Mısır Piramitlerinden 800 yıl kadar eski olduğu belirtilen Merove Piramitleri, dünyanın en uzun Nehri Nil’in iki ana kolu Beyaz ve Mavi Nil’in birleştiği Hartum, başlıca turistik destinasyonlar arasında yer alıyor.