İsrail'de Başbakan Netanyahu, Gazze saldırılarından sorumlu tutuluyor

HABER MASASI
Abone Ol

İsrail merkezli bazı medya kuruluşları, Kassam Tugayları'nın saldırılarından Netanyahu'yu sorumlu tutuyor. Bazı yayın organları, yaşananların İsrail tarihindeki en büyük askerî ve istihbarat başarısızlığı olduğunu savunurken, yakınları kaçırılan İsrailliler de hükümete tepkili.

İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın başlattığı beklenmeyen saldırının ardından, İsrail hükümeti ve Başbakan Binyamin Netanyahu, İsrail merkezli yayın yapan bazı medya kuruluşlarının eleştirilerinin hedefi haline geldi.

  • Kassam Tugayları'nın 7 Ekim'de başlattığı ani saldırılar, gerek öncesinde istihbarat servislerince fark edilememesi gerekse de başladıktan sonra saldırıların güvenlik güçleri tarafından durdurulamaması, bazı yayın organlarının, yolsuzluk davaları ve tartışmalı yargı reformuyla gündemde olan Netanyahu ve hükümetine sert eleştiriler yöneltmesine neden oldu.

İsrail son yıllarda ülke içindeki büyük sorunlarla boğuşuyor. Siyasî anlaşmazlıklar sebebiyle uzun süre hükümetin kurulamadığı ülke kısa süreli iktidarlarla yönetildi. Yaşanan hükümet krizlerinin ardından yeniden iktidara gelen Netanyahu'nun yapmak istediği yargı reformu ise "yargı darbesi" tartışmalarına dönüştü ve 9 aydır ülkede büyük gösterilere sahne oldu.

İsrail'de Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümetinin ''yargı reformu'', içerdiği bir dizi tartışmalı yasa tasarıları nedeniyle ülkede benzeri görülmemiş bir anayasal kriz doğurdu.

Kassam Tugayları'nın beklenmeyen saldırısı ise içerideki tartışmaları daha da hararetlendirdi. Bazı İsrail medya kuruluşları ve başta saldırılarda yakınları zarar gören halk Netanyahu'yu hedef tahtasına koydu.

Mossad'ın utanç operasyonu
Mecra

"İsrail'in 75 yıllık ömründeki en büyük askerî ve istihbarat başarısızlığı"

Avi Mayer, The Jerusalem Post gazetesinde yayımlanan yazısında, "Cumartesi sabahı yaşananlar İsrail'in son yarım yüzyıldaki, hatta 75 yıllık ömründeki en büyük askerî ve istihbarat başarısızlığını temsil ediyor." ifadelerini kullandı.

Kassam Tugayları tarafından yapılan saldırının etkisini anlamanın zaman alacağını belirten Mayer, bu saldırının İsrail'de insanların yaşama alışkanlıklarını değiştirebilme potansiyeli taşıdığını, güvenlik duygusuna zarar verdiğini ve İsrail'in caydırıcılığına büyük darbe vurduğunu söyledi.

The Jerusalem Post’tan Avi Mayer, Hamas’ın gerçekleştirdiği 7 Ekim saldırılarını “İsrail’in 11 Eylül’ü” olarak tanımladı.

Yakınları kaçırılan ya da kaybolan İsrailliler tepkili

İsrail Kamu Yayın Kuruluşu'nun (KAN) haberine göre, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile bir araya gelen yakınları saldırılarda kaçırılan veya kaybolan İsrailliler, hükümetin gerekli tedbirleri almamasına tepki göstererek "Gerekirse ülkeyi sarsacağız." dedi.

  • Yedioth Ahronoth'un haberine göre ise yakınları kaçırılanlara, 4 gündür durum hakkında bilgi verilmiyor.

Netanyahu’nun geçtiğimiz günlerde Gazze’yi “tam abluka” altına almasından sonra Enerji Bakanı Israel Katz’da bugün, ''Gazze'ye insanî yardım mı? İsrailli esirler evlerine dönene kadar hiçbir elektrik şalteri açılmayacak, hiçbir su musluğu açılmayacak ve hiçbir yakıt kamyonu içeri girmeyecek.'' dedi.

Haaretz gazetesi, Netanyahu'yu affetmedi

Netanyahu'ya yönelik en ağır eleştiriler ise Haaretz gazetesi yazarlarından geldi.

Haaretz, İsrail’de Filistin’in vicdanı mı?
Mecra

  • Gazetenin yazarlarından Zvi Bar'el, görevde kalmaması gereken bir "çete lideri" olarak nitelediği Netanyahu'nun, Birinci Lübnan Savaşı sırasında Menachem Begin'in istifa etmesi gibi görevi bırakması gerektiğini belirtti.

Haaretz gazetesinden Zvi Bar'el, ''Düşmana yaptıklarımızın yankıları nesiller boyu sürecek'' diyen Netanyahu'ya, Menachem Begin'in 1983'teki, İsrail'in I. Lübnan Savaşı sırasında Lübnan'da yaptıklarının nesiller boyu yankılanacağını düşünmesinin ardından söylediği meşhur ''Devam edemem'' sözünü benimsemesi gerektiğini salık verdi.


Bar'el, "İsrail şu anda yozlaşmış bir lider tarafından yönetiliyor; henüz kısa bir süre önce tüm çabasını yargı darbesi gerçekleştirmek için harcayan suçlu bir sanık. Batılı hükümetleri karşısına aldı ve ABD yönetimiyle ilişkileri baltaladı. Orduyu, Şin Bet (İsrail'in iç istihbarat servisi) güvenlik teşkilatını ve halkın çoğunluğunu düşman ilân etti. Ve şimdi ülkeyi, sonucu şöyle dursun, hedeflerinin bile bilinmediği bir savaşa sürüklüyor." ifadelerini kullandı.

"Hükümet ilk kriz anında çöktü"

İsrailli diplomat ve yazar Alon Pinkas, Haaretz için kaleme aldığı analizinde, Netanyahu'nun İsrail'i değil kişisel çıkarlarını düşündüğünü ifade ederek, "Tüm meşruiyetini kaybetti ve özellikle de devasa kararların alınması gereken böylesine bir savaş döneminde kendisine güvenilemez." değerlendirmesinde bulundu.

Hamas'ın saldırılarının İsrail hükümeti için bir trajedi ve bozgunun yanı sıra kırılma noktası olduğunun altını çizen Pinkas, "Netanyahu ve kabinesi, İsrail halkının hükümetle yaptığı anlaşmanın özü olan kutsal emanete, güvenliğe umarsızca ihanet etti." ifadesine yer verdi.

  • Netanyahu hükümetini "en kötü hükümet" şeklinde niteleyen Pinkas, "Hükümet ilk kriz anında çöktü." yorumunu yaptı.


Cumartesi günü İsrail'in istihbaratı olmadan sürpriz bir şekilde başlatılan Aksa Tufanı Opeasyonu'nda karşı karşı gelen roketler.

Benyamin Netanyahu İsrail'in 'en aşırı sağcı' hükûmetiyle iktidara geri döndü
Mecra

Pinkas, Netanyahu'nun savaşı yönetemeyeceğini belirterek, "Savaş zamanı vereceği tüm kararların kişisel, hukuki ve önemsiz siyasi mülahazalarla kirletilmesi gibi açık bir tehlike söz konusudur." ifadesini kullandı.

Netanyahu'nun İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant'ı yargı düzenlemelerine karşı çıktığı için martta görevden aldığını (sonra göreve yeniden atandı) hatırlatan Pinkas, bu durumun ülkenin ulusal güvenliğini ihmal ettiği değerlendirmesinde bulundu.

Pinkas, Hamas'ın, Netanyahu döneminde en güçlü haline ulaştığını aktararak, "Birkaç yıl önce boş yere 'Hamas'ı yok etme' sözü veren Netanyahu hiçbir şey yapmadı. Hamas'ı etkin bir şekilde güçlendirdi. İlhakı gerçekleştirebilmek için Filistin yönetimini etkisizleştirdi ve Körfez'den gelen milyonlarca doların ise terör örgütüne aktarılmasına izin verdi." ifadesine yer verdi.

Netanyahu, İsrail'i bilinçli olarak sürüklediği tehlikeleri tespit edemedi

Haaretz'de yayımlanan bir diğer analizde de Yahudilerin dinî bayramında yapılan saldırıların tek sorumlusunun, "ilhak hükümeti kuran ve Filistinlilerin hakları ile varlığını görmezden gelen politikalar benimseyerek İsrail'i bilinçli bir şekilde sürüklediği tehlikeleri tespit edemeyen Netanyahu" olduğu belirtildi.

Analizde, Netanyahu'nun sorumluluktan kaçarak suçu, ordu ve güvenlik birimlerine yüklemeye çalışacağı ifade edildi.

Netanyahu'nun daha önce kendisini savaştan ve İsrail'in kayıp vermesinden kaçınan temkinli biri olarak tanıttığı belirtilen analizde, son seçimleri kazanmasının ardından bunun yerini tam anlamıyla sağcı bir hükümet politikasının aldığını, toprak ihlali ve etnik temizlik yapılması adına aleni adımlar attığı kaydedildi.

İsrail'de yapılan ankete göre, İsrail'de her 5 Yahudi'den 4'ü yaşananlar konusunda hükümeti suçluyor.

İsrail'de her 5 Yahudi'den 4'ü yaşananlar konusunda hükümeti suçluyor

İsrail'deki Diyalog Merkezi'nin (Dialog Center), ülke genelinde 620 Yahudi ile yaptığı ankete göre, İsraillilerin yüzde 86'sı Gazze'deki Filistinli grupların saldırısından ülke yönetimini sorumlu tuttu. (Bu kişilerden yüzde 79'unun iktidar destekçisi olduğu aktarıldı.)

  • Yahudilerin yüzde 94'ü de güvenlik zafiyetinin hükümetten kaynaklandığını ifade ederken, yüzde 92'si savaşın kendilerini kaygılandırdığını dile getirdi.

Ankete katılan Yahudilerin yüzde 56'sı İsrail ordusunun Gazze'ye başlattığı savaşın ardından Netanyahu'nun istifa etmesi gerektiği görüşünde.

Hükümetin savaştan sonra istifa etmesi fikrine katılanların yüzde 28'inin yine mevcut iktidarı destekleyenler olduğu aktarıldı.