3 Soruda Ahmet Faruk Çağlar

Ahmet Faruk Çağlar: Etkin olduğunuzu düşündüğünüz bu eylemin nasıl üzerinizde hâkimiyet kurduğuna, sizi edilgenliğe sürüklediğine yakinen şahitlik edeceksinizdir.
Ahmet Faruk Çağlar: Etkin olduğunuzu düşündüğünüz bu eylemin nasıl üzerinizde hâkimiyet kurduğuna, sizi edilgenliğe sürüklediğine yakinen şahitlik edeceksinizdir.

Başlangıçta her şey okunmalıdır, her şey. Zaten zaman içinde süreç sizi alıp götürecektir. Etkin olduğunuzu düşündüğünüz bu eylemin nasıl üzerinizde hâkimiyet kurduğuna, sizi edilgenliğe sürüklediğine yakinen şahitlik edeceksinizdir. Biraz çaba ile okumak hayatınızın artık vazgeçilmez bir parçası hâline gelecek, onsuz olmayacağını iliklerinize kadar hissedeceksinizdir.

Neden okuyalım?

Okumak bizi bizden uzaklaştırır, uzaklaştırmalıdır.
Okumak bizi bizden uzaklaştırır, uzaklaştırmalıdır.

İnsana meşguliyet lazım. Fiziksel ya da zihinsel meşguliyet, kişinin meşrebine göre. Meşguliyetin olmaması insan için büyük bir sorundur ya da sorun olmaya gebedir. Ancak okumak sadece kendimizi meşgul etmek, “oyalanmak” için değil, duyum almak, aldığımız duyumlarla var olduğumuz hissini biteviye yinelemek için de ideal bir eylemdir. Hatırlanacağı gibi, Descartes da “düşünme” yi “var olma”nın kanıtı olarak gösterir. Ve okumak sürekli surette ihtiyaç duyduğumuz meşguliyetin, fiziksel ya da zihinsel duyumun mahiyetinin belirlenmesinde nispeten belirleyici, etkin olabileceğimiz bir eylemdir.

Ayrıca başka düşüncelere, başka tecrübelere doğrudan ulaşabilme, onlara dair bilgi edinme araçlarımızın en güzidesi, en hızlısıdır okumak. Diğer yandan okumak bizi bizden uzaklaştırır, uzaklaştırmalıdır. En azından bir süreliğine. Tekrar hasretle dönebilmek için, kendimize. Bizden gayrı kimlerin olduğunu, olmuş olduğunu, bu “başkaları”nın bizden önce neler söylediklerini, neler yaşadıklarını, nasıl yaşadıklarını öğrenmenin en kestirme ve belki de en güvenilir yoludur. Ve tabii (daha) iyi yaşayabilmek, yeni şeyler söyleyebilmek için olmazsa olmazdır okumak, söylenmemiş bir şey kalmışsa şayet…

Başlangıçta her şey okunmalıdır, her şey. Zaten zaman içinde süreç sizi alıp götürecektir.
Başlangıçta her şey okunmalıdır, her şey. Zaten zaman içinde süreç sizi alıp götürecektir.

Ne okuyalım?

Başlangıçta her şey okunmalıdır, her şey. Zaten zaman içinde süreç sizi alıp götürecektir. Etkin olduğunuzu düşündüğünüz bu eylemin nasıl üzerinizde hâkimiyet kurduğuna, sizi edilgenliğe sürüklediğine yakinen şahitlik edeceksinizdir. Biraz çaba ile okumak hayatınızın artık vazgeçilmez bir parçası hâline gelecek, onsuz olmayacağını iliklerinize kadar hissedeceksinizdir. Beğendiğiniz, sizi etkileyen bir çalışma, bir kitap aynı alanda okumanız gereken onlarca kitap daha olduğunu telkin edecektir. Okumazsanız uyuyamayacağınız, kanlı gözlerle, uyumadan önce bitirmeye çalışacağınız yüzlerce kitap çıkacaktır karşınıza. Ve kütüphanenizde, ölmeden önce okumanız gereken bir dolu kitap dururken “Ne okumalıyım?” sorusu artık anlamını yitirecek ve yerini bütün o kitapları okuyacak zamanı ve imkânı bulabilmek için ettiğiniz sessiz bir duaya, yakarışa bırakacaktır.

Nasıl okuyalım?

Tekrar tekrar okumalı insan elindeki, gündemindeki metinleri. Altını çize çize. Ezberlercesine. Anlayamadığında değil sadece, çok iyi anladığını düşündüğünde de. Düşünmek kıyas yapmak demektir bir yönüyle. O nedenle aynı konuyu, aynı sorunu farklı bakış açılarından, farklı yazarların, farklı düşünürlerin kaleminden defaatle okumalı, kıyaslamalı; kıyaslayarak okumalı. Mümkünse aslına gidilmeli, peşine düşülmüş konuların, uykusuz bırakan metinlerin kaleme alındığı diller öğrenilmeli. Sonra, okuduğunuz kitap bittiğinde bir tren bileti sıkıştırılabilir sayfaları arasına ya da bir sinema bileti, bir müzeye giriş kartı belki. Yıllar sonra, yolunuz tekrar o kitaba çıktığında “o zamanlar” nelerle uğraştığınızı, neyin peşinde olduğunuzu hatırlayıp gülümsemek için.