Ancak yaralayan mızrak, yarayı iyileştirir

Başlangıç Musa’nın çaresizliğidir, üstelik secde pozisyonunda küçücük çocuğa Kızıldeniz’de yaradır açılan. Kızıldeniz secde eden Firavun’la yarayı yeniden kapatır. “Ancak yaralayan mızrak, yarayı iyileştirir.”

Eyüb’ün bedenini hep gül bahçesi olarak düşünmüşümdür. Yarayla gül arasında hep bağ olduğunu. Eyüb’ün bedeninde açılan yara Allah’ın bir peygamberi ve dostu olmasına rağmen bedenine inen bir lanet, bir kıtlık, bir kıran olarak düşünülmemelidir. Eyüp de zaten bunu öyle düşünmez.

Richard Wagner’in “Parsifal”inde geçen “Ancak yaralayan mızrak, yarayı iyileştirir” sözünü düşünüyorum kaç zamandır. Bu sözü, yarayı açanın merhemi de elinde bulundurduğu şekliyle düşünebiliriz. Mızrağı elinde bulunduran, bedende mızrakla yara açacak dirayette olan, mızrakla yaranın bağını da bildiğinden mızrakla açılan yaranın iyileşme sürecini de bilecektir. Wagner’in operası “Parsifal” de Gral ülkesi kralı Amfortas’ın babası Titurel’in kutsal çanak ve mızrağı saklayıp korumak için Monsalvat adlı şatoyu yaptırdığı, bunları koruması için de temiz kalpli fedakâr şövalyeler topladığı bilinir. Klingsor adlı şövalye bir şekilde Monsalvat’tan kovulunca çok kızar ve öç almak için de mızrağı çalmaya karar verir. Büyük ihtirası nedeniyle amacına ulaşmak için ilkin büyücülük öğrenmiş; kendine, insanı baştan çıkaran bahçeler kurmuş, içine güzel kızlar toplayarak hazza yatkın şövalyeleri ayartmış, kutsal mızrağı da sonunda çalmıştır. Mızrağın bulunduğu yerden gitmesiyle, oyuğundan ayrılmasıyla o günden sonra Kral Amfortas’ın vücudunda kapanmayan bir yara açılmıştır. Kral Amfortas’ın bedenindeki yaralar ancak babasına ait mızrakla iyi olacağından Parsifal’in mızrağa olan yolculuğu başlar. Düşmanların onu öldürmek için entrikaları boşa çıkar. Kutsal mızrakla Parsifal’i öldürmek için hamle yaptıklarında, mızrağı ona doğru fırlattıklarında mızrak Parsifal’in başının üstünde asılı kalır. Mızrak sahibini bulmuş olur böylece. Parsifal, çokça kahramanlıklar yapıp, sinsi oyunların kurbanı olmasına rağmen tüm badireleri atlatıp mızrağını yaralı kral Amfortas’ın yarasına dokundurur, yara hemen iyileşir. Ancak yaralayan mızrak yarayı iyileştirir.

Eyüb’ün bedenini hep gül bahçesi olarak düşünmüşümdür. Yarayla gül arasında hep bağ olduğunu. Eyüb’ün bedeninde açılan yara Allah’ın bir peygamberi ve dostu olmasına rağmen bedenine inen bir lanet, bir kıtlık, bir kıran olarak düşünülmemelidir. Eyüp de zaten bunu öyle düşünmez. Zenginken ilkin malından, sonra evine inen depremle çocuklarından olur. Sadece karısıyla kalakalır. Bedeninde sayısız çıbanlar, yaralar açılır. Kavim bulaşıcı hastalık olur endişesiyle onu bulundukları yerden uzaklaştırır. Yaralardan ağzını açacak halde değildir. Sabrını ve metanetini hiç kaybetmez. Her şeyin Allah’tan geldiğini hiçbir dem unutmaz. Yaraları bedenini kapladığında, artık hareket edecek hali kalmadığında, Rabbine niyaz eyler. Rab, Eyüb’ün hiçbir zaman ilenmediğini, sabrettiğini, yaralarından şikâyet etmediğini, hamd ettiğini bildiğinden ayağını yere vurmasını ister. Eyüp zar zor ayağını yere vurur ve bir çeşme dirfillenir oradan. Onda yıkanır. Yaralarından arınır. İçer suyu. Kurtulur içindeki tüm hastalıklardan. Şükrünü bilir. Hastalığı ve yaraları Eyüb’ün bedenine koyan el, Eyüb’ün bedeninden yine onu kaldırır. Bedeni yaralardan bir gül bahçesine çeviren ancak, yara güllerini yine derler toplar. Yaralar ondan gelir ve yine ancak O’na gider. O el dokunuşuyla her şeyi çözer. “Ancak yaralayan mızrak, yarayı iyileştirir”. Çocuk Musa, ana korkusu ve tedirginliğiyle Kızıldeniz’e kundağıyla bırakılır. Kızıldeniz, secde mahallinde bir körpe Musa’da yarayı açmıştır. Binlerce badireden sonra Musa’yı öldürmek için onu dönmüş gözüyle takip eden Firavun Kızıldeniz’in ortasından yarılmış nar gibi açıldığını görür. Bunu yapana inanmak yerine gözü kör olduğundan Musa’yı öldürmeye yeltenir. Musa Kızıldeniz’i geçer. Firavun Kızıldeniz’de kalakalır. Başlangıç Musa’nın çaresizliğidir, üstelik secde pozisyonunda küçücük çocuğa Kızıldeniz’de yaradır açılan. Kızıldeniz secde eden Firavun’la yarayı yeniden kapatır. “Ancak yaralayan mızrak, yarayı iyileştirir.” İbrahim bir oğlu olduğunda onu Allah’a adayacağını ahdettiğinde mızrak varlığı yaralar. Çok sonra oğlu olduğunda, büyüdüğünde, vakti geldiğinde ve kendisine ahdi hatırlattığında; vaadinden dönmediği, bıçağı topuğu üzeri gerisin geri gitmediği için, elinde tuttuğu, taşları, kayaları kesen ama ısrarlı bir şekilde oğlun boğazına sürtülünce kesmeyen bıçak yarayı iyileştirir. “Ancak yaralayan mızrak, yarayı iyileştirir.” Yılan insanı ısırır, şifası yine yılandadır. Zümrüdüanka döktüğü küllerinden yeniden filizlenir. Direnci bedenin, çöktüğü yerden tazelenir. “Ancak yaralayan mızrak, yarayı iyileştirir.”