Beşi bir yerde: Büyük yazar mektubu yazmak (Kafka örneği)

Büyük yazar mektubu yazmak
Büyük yazar mektubu yazmak

1- Bitmemişlik:

İyi bir mektup asla bitm…

2- Hassaslık

Büyük yazarlar mektuplarında -bu mektup amcaoğluna ya da asker arkadaşına yazılmış bile olsa- gündelik olaylara karşı hassasiyetlerinden kaynaklı hayretlerini dile getirirler. “Ah Milena, bugün bir perdecinin kornişe perde takışını izledim. Ne kadar tuhaf değil mi? Korniş var Milena! Korniş var!” “Milena, iki ekmek bir süt aldım. Bu süt neden beyaz? Neden yeşil değil de beyaz anlıyor musun? Ya gülüşüne hasret gözlerimden akan bu yaşlar?” Hayret ve hassasiyet her zaman işe yarar.

“Milena’m bazen trikoyu düşünüyorum. İnsan da bir trikodur. Düşünsene!”
“Milena’m bazen trikoyu düşünüyorum. İnsan da bir trikodur. Düşünsene!”

3-Enteresan terkipler

Sözlerinizi enteresan terkiplerle donatın. Böylece kimse anlamadığını itiraf edemez. “Ah Milena insan da göbek salata gibi kat kat. Soydukça yeşilleniyor.” “Milena Milena, görüyor musun, gayretkeş mandalar gibi çalışıyorum”. “Ah minik sevgilim, avının peşinde bir çıta gibi koşmak istiyorum sana. Öyle ki, sana koşuşumu çekmek isteyen fotoğraf makinelerinin netlik ayarı bozulsun Milena!” Deneyin işe yaradığını göreceksiniz. Yaramadı mı? Roman yapar, İletişim’den bastırırsınız. Al bir tane daha; “Milena’m bazen trikoyu düşünüyorum. İnsan da bir trikodur. Düşünsene!”

4- Aforizma

Mektuba iç çekişlerle başlayın. Çünkü büyük bir yazar, duygularını hep yoğun yaşar.

Mektuba iç çekişlerle başlayın. Çünkü büyük bir yazar, duygularını hep yoğun yaşar. “Ah!” en çok işe yarayanıdır. “Ah Milena”, “Yazık Milena yazık!”, “Olmuyor Milena!”, “Hayret doğrusu Milena!” gibi. Tabi yoğunluğun ayarı da önemli “Yuh Milena!”, “Oha Milena!” tarzı Türk işi ünlemlerden uzak durun. Hem başka dillere çevrilebilir bir yoğunluk daima tercihimizdir.

5- Yoğunluk

Aslan yattığı yerden, yazar aforizmasından belli olur. Cebinizde her zaman birkaç aforizma bulunsun. Zor değil; “insan nokta nokta’dır” kalıbından şaşmayın. Şunun gibi: “insan acıdır”. Ya da şu: “insan da bir çeşit güvercindir,” (lafın nereye gideceğini öngöremiyorsanız öylece bırakın, Milena onu ille bir yere bağlar nasılsa) Ya da şu: “İnsan aldanır Milena, insan aldanır”. (Görüldüğü gibi yeterince tekrar edilirse derinleşmeyecek bir kelime yoktur.)