Bosna semalarında yankılanmış imkânsız bir şarkı: Kara kuğular

Bosna savaşındaki Kara Kuğular birliği
Bosna savaşındaki Kara Kuğular birliği

Dino Merlin’in Boşnak ordusuna destek için 1992 yılında hazırladığı ‘Vojnik Srece’ şarkısında imkânsızlıklar içerisinde vatan savunması yapan kahraman savaşçılara ne güzel seslenmişti; “Sen ağlama, yüzüne bir gülücük kondur, bu şehir için ölmek günah değildir!

Tüm kuğular beyazdır, doğa bilimleri tarihi uzunca bir süre bu iddiasında ısrarlıydı aslında. 16. yüzyıla kadar bu önermenin aksinin ispatı hiçbir şekilde mümkün değildi çünkü.

Tabiatta hiç kara kuğu görülmemiştir, o halde tüm kuğular beyazdır. Hatta, yıllar içinde, imkansızlığı anlatmak için kullanılan Britanya kökenli bir deyim bile icat edilmişti; ‘dünyada bir kara kuğu gibi olmak’ Amerikalı akademisyen Nassim Nicholas Taleb’in 2007 yılında yayımlanan “Kara Kuğu / The Black Swan” isimli kitabında anlattığı Kara Kuğu Teorisi’nde belirttiği üzere, ‘kara kuğu’ olarak kabul edilebilecek bir olayın en önemli özellikleri arasında; sürpriz, büyük etkili, öngörülemez ve sarsıcı olması sayılıyordu, Büyük Cihan Harbi gibi mesela. Boşnak direnişi gibi pekâlâ.

16. yüzyılın sonlarında Hollandalı gezgin Willem de Vlamingh ilk kez Avustralya’da bir kara kuğuya rastlayınca doğa bilimcileri, 20. yüzyılın sonlarında efsanevi milis birliği Kara Kuğular’ın Bosna savaşında ortaya çıkmasıyla da ırkçı çetnikler çok şaşıracaktı. Evet, tüm kuğular beyaz değildi. Kara Kuğular bunu dört asır sonra bir kez daha ispatlamak zorunda kaldılar. Haksızlığa uğratılmış talihsiz bir toprak parçasında, ‘iyi huylu insanlar ülkesi’nde, Müslüman Boşnak coğrafyasında yapılmış kanlı bir ispattı bu. Gerekli ve kanlı. Galebe çalınmış bir haksızlığı kalbinde taşımak gibi. Barışı isteyen bir halkın topyekûn katledilmesinin çığlığı gibi.

20. yüzyılın sonlarında efsanevi milis birliği Kara Kuğular’ın Bosna savaşında ortaya çıkmasıyla da ırkçı çetnikler çok şaşıracaktı. Evet, tüm kuğular beyaz değildi.

Bilindik hikâyeyi unutanlar için yeniden hatırlayalım; Avrupa’nın orta yerinde meydana gelen ve tüm dünyanın ıslık çalarak seyrettiği bir barbarlık gösterisinde silahlı Sırp Çetnikler ve Hırvat Ustaşalar silahsız sivil Boşnak Müslümanlara acımasızca saldırarak tüm nefretleriyle binlerce savunmasız insanı katlettiler. Son sivil ortadan kaldırılıncaya kadar devam etmesi planlanan bu katliam, Boşnak direnişine çarparak, tarihin utanç duvarında kanlı bir çizik olarak kaldı sadece. Boşnak ordusu, Kara Kuğular’la birlikte Sırpların başkenti Banyaluka’yı kuşatıp son darbeyi indireceği sırada imdada yetişen NATO’nun, düdüğünü çalarak savaşı bitirdiğini ilan etmesi can sıkıcı bir küresel hesaptı. Ve kimlik tehditli bu savaş sonrasında, Aliya’nın -Parlamento’da Boşnak Müslümanlara nefretini haykıran Bosnalı Sırpların lideri Karadzic’in sözlerine karşılık olarak söylediği- Karadzic’in ve onun temsil ettiği ırkçı nefretin yüzünde bir tokat gibi patlayan cevabındaki gibi oldu her şey; ‘’Sizin istediğiniz Yugoslavya, yalnızca Sırplardan oluşan hayali bir ülkedir. Bizi yok etmekle tehdit ediyorlar, bunun farkındayız ama bilsinler ki, Müslümanlar yok olmayacaklardır.’’ Yok etme tehdidine karşı, bir varoluş savaşı.

Kaleşnikof ve gül

Mart 1992, azgın çetnikler eski Yugoslavya topraklarında kan kokusu almış köpekbalıkları gibi ilerliyorlar, kalan son Osmanlı bakiyesini yok etmeye yeminli ve arkalarındaki dev bir orduya (JNA) yaslanan cesaretleriyle ziyadesiyle mağrurlar. Hava siviller için oldukça puslu. Mayıs 1992’de, Lizbon’daki barış görüşmelerinden dönen Bosna Hersek’in seçilmiş Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç ile beraberindeki kurmaylarının Saraybosna Havalimanı’nda Sırplar tarafından esir alınarak askeri üs bölgesi Lukavitsa’ya götürülmesiyle, kanlı iç savaşı başlatan o uğursuz kıvılcımın, aynı ‘ateşten’ neşet ettiği söylenebilir. Bütün bir Yugoslavya’yı yakan o ateş. Irkçılık ateşi. Sırp faşistlerinin kalplerine düşen, doyumsuz bir nefretle bezenmiş, harlanmaya hazır o kor alev; kod adı Büyük Sırbistan. Kanlı bir şehvetle arzuladıkları büyük Sırp ideali.

Kara Kuğular’ın Bosna savaşında ortaya çıkmasıyla da ırkçı çetnikler çok şaşıracaktı.
Kara Kuğular’ın Bosna savaşında ortaya çıkmasıyla da ırkçı çetnikler çok şaşıracaktı.

Katliama hazırlıksız yakalanan Boşnaklar, derhal toparlanarak sivillerden oluşan milis birlikleriyle direnişe geçtiklerinde; Zenica/Travnik’te ‘’Müslümanski Sage / Müslüman Kuvvetler’’ Konjic bölgesinde ise ‘’Crni Labudovi-Kara Kuğular’’ gibi halk savunma cepheleri kısıtlı imkânlarıyla iradi olarak direnişi omuzlamışlardı. Özellikle Senad Mehdin Hodziç’in, Konjic bölgesinde bütün zorluklara rağmen gösterdiği üstün askeri başarılar, daha büyük bir direnişin fitilini ateşleyecekti. Asıl film şimdi başlıyordu.

  • Telsiz kodu Kara Kuğu olan ve kendini hep bu mahlasla tanıtan efsanevi komutan Hodziç’in 10 Mayıs 1992’de -Hayro Mesiç ve Hase Tiric’in yaralandığı- meşhur Balkovica operasyonunda eşine az rastlanır türden bir kahramanlık örneği göstererek şehit düşmesinin ardından yol arkadaşları dillere destan, dağlara ferman bir karar alacaklardı.

Hodziç’in aziz hatırasını yaşatmak ve şahadetini selamlamak amacıyla, önemli başarılar kazanmış bu özel milis birliği bundan böyle Hodziç’in telsiz koduyla, yani Kara Kuğu adıyla anılacaktı. Kara Kuğuların iki komutanı Mesiç ve Tiriç’in aldığı bu karar, ilerde Bosnalı Samuraylar namıyla efsaneleşecek olan Kara Kuğular milis operasyonlar birliğinin de doğuşunu müjdeliyordu. Bosna cihadı için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı artık. 20 kişiyle başlayan Kara Kuğular Birliği, ağır giriş şartlarına rağmen büyüyerek, 1995 yılında 1500 kişilik özel eğitimli seçkin bir ölüm tugayına dönüşecekti.

Sırplara çok ağır darbeler indiren Kara Kuğular’ın liderliğine Hodzic’in ardından komutan Hayro Mesic getirildi. Kara Kuğular, Bosna cihadında çok kritik bir öneme sahiptiler. Hayalet savaşçılar olarak düzenli Bosna ordusunun her daim imdadına yetişiyor ve mobil birlikler vasıtasıyla çetnikleri darmadağın ediyorlardı. Mesic’in şehit edilişi sonrasında Kara Kuğular’ın başına bir başka yaşayan efsane Hase Tiric geçti. Tiric son komutandı. Henüz 30’lu yaşlarının başında, profesyonel asker olmamasına rağmen Allah vergisi bir yetenek ve taktiksel dehayla donatılmış, operasyonel düşünebilen, doğrudan Cumhurbaşkanına bağlı, Tuğgeneral rütbeli bu göz alıcı sarışın kurdun ilgi alanları arasında, askerlik ve liderlikle birlikte; toprak, mimari, sanat ve estetik gibi meseleler de vardır üstelik. Çiçeklerden en çok gülü seven Hase Tiriç, bir elinde gül, diğer elinde kaleşnikofla Kara Kuğular gibi seçkin bir birliğe komutanlık yapmak için yaratılmıştır sanki. Aliya ruhlu Hase Tiric liderliğindeki Kara Kuğular, çetniklere kan kustururken, Boşnak halkı adına unutulmaz bir destan yazıyorlardı. Tarihin utanç duvarına yazılan, başı dik bir destandı bu.


Estetik ve ölümcül; Bosnalı Samuraylar

Kara Kuğu, doğada nadir görülen, sadakatiyle meşhur, kendi halinde, zarif bir kuş cinsi olarak bilinir. Uysal, barışçıl, sessiz ve kendisine saldırılmadığı takdirde oldukça da sakin bir yapıya sahiptir. Ama ailesinden birine en ufak bir zarar verilirse, düşmanına, estetik zarafetiyle bağdaşmayacak bir sertlikle karşılık veren, yani ailesini en caydırıcı hamlelerle ‘savunan’ bir kuş türüdür. Estetik ve ölümcüldür. Bosna savaşındaki Kara Kuğular birliği gibi aynı. Sessiz ve korkusuz. Estetik ve ölümcül.

Hodziç’in aziz hatırasını yaşatmak ve şahadetini selamlamak amacıyla, önemli başarılar kazanmış bu özel milis birliği bundan böyle Hodziç’in telsiz koduyla, yani Kara Kuğu adıyla anılacaktı.
Hodziç’in aziz hatırasını yaşatmak ve şahadetini selamlamak amacıyla, önemli başarılar kazanmış bu özel milis birliği bundan böyle Hodziç’in telsiz koduyla, yani Kara Kuğu adıyla anılacaktı.

Bosna cihadının perde arkasındaki efsanevi kahramanları arasında sayabileceğimiz Kara Kuğular özel birliğinin gizemi, ben sadece inançları uğruna her gün ölümle güreşen gerçek yiğitler gördüm orda, diyen gazeteci Refik Erduran’ın yazdığı ‘Bosnalı Samuraylar’ kitabıyla biraz olsun çözülmüştü. Kara Kuğular tamamı 25 yaş altı bekâr erkeklerden (‘savaş kurbanı’ kadınların yakınları dahil olmak üzere) oluşan özel eğitimli bir gönüllüler tugayı, maaş almıyorlar, rütbe işaretleri yok, hiyerarşi ve komuta’nın ağabeylik üzerinden ilerlediği, sevgi-saygı esasına dayalı büyük bir aile olarak tanımlıyorlar kendilerini. Savaş ahlakıyla, şuurla ve bilinçle donatılmış gözü pek, mert ve korkusuz savaşçılar, nam-ı diğer Bosnalı samuraylar mahlasıyla biliniyorlar halk nezdinde.

Kara kuğular estetik ve ölümcüldür. Bosna savaşındaki Kara Kuğular birliği gibi aynı. Sessiz ve korkusuz. Estetik ve ölümcül.

Çok az kayıp vererek, esir olmayarak, geride ölülerini bile bırakmayarak savaşmaya and içmişler. Bu öfkeli sarışın kurtların en önemli özelliği, 25 yıl sonra bugün bile konuşulduğunda, hala büyük saygı uyandıracak bir İslam terbiyesi ve dahi cephe ahlakına sahip olmalarıdır. Hiçbir şart ve koşulda, savaş hukukunu terk etmeden ve savaş boyunca tek bir sivilin bile canına, malına, ırzına zarar vermeden, adil savaşçılar olarak kalmayı tercih etmişler. Çok sigara içen, merhametli, adil savaşçılar.

Kara Kuğular aslında bir baskın ve sızma birliği. Gerilla taktiğiyle savaşıyorlar. Genelkurmayın verdiği görevler dışında tamamıyla bağımsız hareket ederek, çok önemli operasyonlara imza atmışlar. Hesap verecekleri bir makamın olmaması yetkilerini kötüye kullanmalarına yol açmamış. Psikolojik üstünlük sağlamaları gerektiğinde düşmanlarının karşısına simsiyah giyinerek çıkmışlar. Görevleri sessiz ve hızlı bir şekilde çetnik karargâhlarına, üslerine, mevzilerine sızarak, bir Ninja titizliğiyle hepsinin işini çabucak bitirmek. Bu konuda oldukça mahir oldukları söyleniyor, hepsi birer yakın dövüş ustası olan kuğular, ölüm makinesi gibi çalışarak, savaşta elde edilen nihai zafere çok önemli katkılar sunmuşlar. Kara Kuğuların hiç ateşli silah kullanmadan, mevzilere sızarak sadece ‘boyun kırmak’ suretiyle temizlik yapan ilginç üyeleri bugün hala bazı hikâyelere konu ediliyor.

ara Kuğular özel birliğinin gizemi, ben sadece inançları uğruna her gün ölümle güreşen gerçek yiğitler gördüm orda, diyen gazeteci Refik Erduran’ın yazdığı ‘Bosnalı Samuraylar’ kitabıyla biraz olsun çözülmüştü.
ara Kuğular özel birliğinin gizemi, ben sadece inançları uğruna her gün ölümle güreşen gerçek yiğitler gördüm orda, diyen gazeteci Refik Erduran’ın yazdığı ‘Bosnalı Samuraylar’ kitabıyla biraz olsun çözülmüştü.

Hayalet savaşçılar birliği Kara Kuğular’ın baskınlarından usanan çetniklerin, Kara Kuğular’ın karşısına çıkarmak için kurdurduğu ‘Beyaz Kurtlar’ isimli özel birliklerini o dönem ciddiye alan hiç kimse olmamış. Zaten kurulduktan bir süre sonra lağvedilmişler. Kara Kuğular’ın Beyaz Kurtlar’a beyaz encikler diyerek dalga geçmeleri var tabi bir de.

Kara Kuğular, savaş ahlakı ve Müslüman feraseti nasıl olmalıdır’a verilmiş 20. yüzyılın en şık cevaplarından biridir.

Sarajevo Nakşibendi Tekkesi’nin kahraman Şeyhi Tuğgeneral Halil Brinza:‘’Savaş, bize Müslümanlığımızı hatırlattı’’ diyecekti.
Sarajevo Nakşibendi Tekkesi’nin kahraman Şeyhi Tuğgeneral Halil Brinza:‘’Savaş, bize Müslümanlığımızı hatırlattı’’ diyecekti.

Sarajevo için ölmek günah değildir!

Yok etme tehdidine karşı verilen ‘varoluş’ mücadelesi biter ve kazanan beklenildiği üzere insanlık değil Dayton olur. Savaş sonrasında, sıklıkla toplu mezarların bulunduğu toprakların üzerinde uçtuklarını fark ettikleri mavi kelebekleri kendilerine rehber edinen Boşnakların, bu kelebeklerin peşinde iz sürerek sevdiklerinden bir işaret, bir iz ve belki bir kemik parçası bulabilmek umuduyla yollara düşmeleri acı ve umudun yeniden karşılaşmasıdır. Hüzünlü bir karşılaşma. Acımasız çetnik zulmü bitmiştir, evet. Ama mavi kelebeklerin peşinde geçecek bir ömür kalmıştır artık geriye.

Müslümanlar yok olmayacaklar, diye haykırıyordu Aliya. Yok olmadılar, hilalin boynunu bükmediler, son uç beyliğini düşürmediler el-hak. Mavi Kelebekler -toplu mezarlarda sessizce uyuyanlar gibi- sonsuza doğru uçuyorlar hala.

Avrupa’nın 4. büyük ordusuna karşı, ilkel silahlarıyla sivil Boşnaklar. Sarajevo Nakşibendi Tekkesi’nin kahraman Şeyhi Tuğgeneral Halil Brinza:‘’Savaş, bize Müslümanlığımızı hatırlattı’’ diyecekti. Kara Kuğular da bir hatırlatmaydı yalnızca. Bosna Savaşı’nda insanlığı kuşatan kana susamış vampir sürüsünün kalbine gümüş çiviler çakan “Crni Labudovi / Kara Kuğular”, arka fondaki destan türküleri eşlinde kaleşnikof ve gülün dansını icra ettiler. Dualar ve altın zambaklar yağsın üzerlerine. Askeri varlıkları sona erdirilen Kara Kuğular, faaliyetlerine, bir dernek çatısı altında devam ediyorlar artık. Ama ruhları Banyaluka’yı kuşattıkları yerde nöbette hala. 10 Mayıs 1992’deki efsane komutan Hodziç’in o telsiz kodunu kalplerine kazımışlar. Aida Begic’in Kar filmi, İgman Dağı’nın etekleri, Başçarşı’nın sokakları, Senad Mehdin Hodziç’in telsiz konuşmaları, Dino Merlin’in şarkıları ve Aliya’nın çığlıkları, hepsi aynı yerde duruyor.

Hajrudin Mesic
Hajrudin Mesic

Sarajevo için ölmek günah değildir! Dino Merlin’in Boşnak ordusuna destek vermek için 1992 yılında hazırladığı ‘Vojnik Srece’ şarkısında Sırp Çetnikler ve Hırvat Ustaşalar karşısında imkânsızlıklar içerisinde vatan savunması yapan kahraman savaşçılara ne güzel seslenmişti; ‘’Sen ağlama, yüzüne bir gülücük kondur, bu şehir için ölmek günah değildir!’’

* Bu yazı Kara Kuğular’ın Türk gazileri; Salih Yavuz, İsmail Gacal, Yusuf Baki Gündüz, Mehmet Şahin, Hakkı Sağır, Hakan Özayaz, Ahmet Saraç, İsmail Baykal ve Mecit Çağlayan’ın nezdinde, tüm şehitlere ve kardeşinin eline çöp battığında kendi canı acıyan derviş yürekli alplere ithaf edilmiştir.