Cezayir'in sürgün menekşesi: Idir

Idir, tüm Mağrip halklarını birleştirmeyi, Cezayir'deki tarihi Berberî bölgesi Kabiliye'nin sesini dünyaya duyurmayı istiyordu sadece.
Idir, tüm Mağrip halklarını birleştirmeyi, Cezayir'deki tarihi Berberî bölgesi Kabiliye'nin sesini dünyaya duyurmayı istiyordu sadece.

O an orda, o mikrofonların önünde bir şey olmuştu aslında. Kimse fark etmese de bu genç Amazigh insanlık tarihi boyunca üretilmiş en güzel ezgilerden biri olan ‘'A Vava Inouva'' adlı Berberî ninnisini ılık bir rüzgâr gibi akan o huzur dolu sesiyle söyleyerek dünya müzik tarihine geçmişti bile. Bu fırtına gibi esen şarkıyı söyledikten hemen sonra askere gittiği için, şarkının gördüğü ilgiden ve kopan fırtınadan haberi dahi olmayacaktı. "Şarkı beni seçmişti, evet. Ama her zaman kafamda bavul ve gitmeye çoktan hazırken" sözleriyle anacaktı bu yılları.

  • "Bir general değilim, ordum yok. İnsanları bir araya getirmekten başka derdi olmayan, şiddetten uzak bir adamım. Anadilimde şarkılar söylemek istiyorum sadece. Çünkü şarkı söylemek bana göre dili yaşatmaktır. Ve bu dilin arkasında muhteşem bir kültür var."
  • Idir

Adı Hamid Ceryat'tı, uzak bir Cezayir'deki çobanın oğlu. Başka hayalleri vardı aslında, başka masallara inanıyordu. Ülkenin kuzeyinde yani Berberî topraklarının ortasındaki Beni Yenni'de bir kasabada doğdu. Fransız Cezayir'iydi o dönem yaşadığı yer. Dağların ve çöllerin arasında geçen bir hayat. 25 Ekim 1949'da gözlerini dünyaya açtığında sürgün, o uğursuz işgal yıllarında ise bir çocuktu. Jeolog olmayı istedi. Toprakla, yerle, zeminle ilgilenecekti aslında. Ama nasıl olduysa hayat onu başka bir yola, yine de toprağa sesleneceği bir yola, sesiyle filiz vereceği müziğin o güçlü dünyasına doğru sürüklemişti. Kabul etmişti bunu Hamid, sesinden bir dünya kuracaktı kendine. Çobanoğlu Hamid, Kabiliye bölgesinde Berberî halkının geleneksel sözlü müzik kültürüyle büyüdü. Oldukça renkli ve zengin bir ortamda tanıştı müzikle. Suların aktığı ancak bir türlü yatağını bulamadığı yıllardı. Bağımsızlığını kazanan ülkede politik kriz bitmemişti bir türlü.

"A Vava Inouva'' adlı Berberî ninnisini ılık bir rüzgâr gibi akan o huzur dolu sesiyle söyleyerek dünya müzik tarihine geçmişti bile.
"A Vava Inouva'' adlı Berberî ninnisini ılık bir rüzgâr gibi akan o huzur dolu sesiyle söyleyerek dünya müzik tarihine geçmişti bile.

Hamid ise jeolog olma idealiyle hızla ilerlerken, devlet radyosundaki (Radyo Cezayir) mikrofonların önünde bulmuştu bir anda kendisini. Ben Mohamed ile birlikte Radyo Cezayir'in şarkıcısı Nouara için besteledikleri bir ezgiyi, Nouara'nın kabul etmemesi üzerine -biraz da mecburiyetle- kız kardeşi Mila'yla düet yapıp söyleyerek bir mucizeyi gerçekleştirecekti. O an orda, o mikrofonların önünde bir şey olmuştu aslında. Kimse fark etmese de bu genç Amazigh insanlık tarihi boyunca üretilmiş en güzel ezgilerden biri olan "A Vava Inouva'' adlı Berberî ninnisini ılık bir rüzgâr gibi akan o huzur dolu sesiyle söyleyerek dünya müzik tarihine geçmişti bile. Bu fırtına gibi esen şarkıyı söyledikten hemen sonra askere gittiği için, şarkının gördüğü ilgiden ve kopan fırtınadan haberi dahi olmayacaktı. "Şarkı beni seçmişti, evet. Ama her zaman kafamda bavul ve gitmeye çoktan hazırken" sözleriyle anacaktı bu yılları.

Malûm, sürgün hikayeleri her zaman uzundur ama meseleyi özetleyerek anlatacak olursak; fiili Fransız işgali altındaki Cezayir'de 1954'te başlayan bağımsızlık ayaklanmaları sonrasında (bu başka bir bahis ama DP'nin Fransız sömürgeciliğini tercih etmesi de utanç olarak bize yeter) Cezayir'in ilk Cumhurbaşkanı olan Ahmed bin Bella'nın tek renkli otoriter düzenine karşı başlayan Berberî isyanları bir kimliğin var olma savaşıydı aslında. Ancak Albay Huari Bumedyen'in 1965 yılında Ahmed bin Bella iktidarına gerçekleştirdiği darbeyle birlikte gelen -Bella dönemiyle kıyaslanmayacak derecede- sert ve baskıcı yönetim (1965- 1978), uyguladığı politikalarla Berberî nüfusunun yoğun olduğu yerlerde demografik yapıyla oynamaya çalışarak, yaklaşan Berberî Baharı'nın fitilini ateşleyecekti adeta. İşte bu baskı yıllarında vatanına elveda diyerek Avrupa'ya giden o gönüllü sürgünlerden biriydi Hamid Ceryat, ya da artık sahne adıyla; Idir (Berberîce Yidir).

Fransa'nın renkleri ve Kabiliye'nin yağmurları

Idir'in Fransa döneminin en önemli verimi, müzik piyasasının henüz World Music kavramıyla tanışmadığı yılların en seçkin albümlerinden biri olarak kabul edilen, 1976 tarihli 12 şarkılık Idir adlı çalışmasıydı. Bu güzel albüm yeni şarkılar eklenerek 1996 yılında aynı isimle tekrar yayınlanacaktı hatta. "A Vava Inouva" ile açılan albüm, "Ssendu" başta olmak üzere, "Azger", "Cfiyi", "Isefra" ve "Azwaw" gibi önemli şarkılarıyla dikkatleri çekiyordu. Idir'in Atlas Dağları'ndan, Akdeniz esintilerinden ve çöl rüzgarlarından getirdiği o ateş kadifesi sesi, Paris sokaklarında yankılanıyordu artık. Idir vatan radyosu gibi dolaşıyordu tüm dillerde ve elbette Fransızca aşılan o yollarda da. Zaten ölümüne kadar devam eden 45 yıl boyunca, ne Cezayir'den ne Berberî dilinden ne de Kabiliye'den hiç vazgeçmeden yaşayacaktı. Sözünde, sesinde ve şarkılarında terk edemediği vatanıyla birlikte, artık yalnızca kalbine doğru yağan kızgın çöl yağmurları vardı.

Sözünde, sesinde ve şarkılarında terk edemediği vatanıyla birlikte, artık yalnızca kalbine doğru yağan kızgın çöl yağmurları vardı.
Sözünde, sesinde ve şarkılarında terk edemediği vatanıyla birlikte, artık yalnızca kalbine doğru yağan kızgın çöl yağmurları vardı.

Tüm Mağrip halklarını birleştirmeyi, Cezayir'deki tarihi Berberî bölgesi Kabiliye'nin sesini dünyaya duyurmayı istiyordu sadece. Bu uğurda söyledi şarkılarını. Müzikal kariyerine parlak bir başlangıç yaptıktan sonra 1979 tarihli ikinci albümü Ay Arrac Negh'i yayınladı. "Awah Awah" şarkısıyla coşkulu bir şekilde açılan bu albüm, "Lmut" gibi güzel bir şarkıya da ev sahipliği yapıyordu. Idir rüştünü ispat ettiği bu iki albümden sonra kabuğuna çekilerek 1993'te yayınlayacağı Les Chasseurs De Lumières'e kadar uzun bir ara verecekti. Paris-Kabiliye hattındaki dünyanın o en uzun yoluna adanmış bir şarkı olan "Ageggig"in de yer aldığı 4 şarkılık bu mini albüm Idir'in demini aldığının işareti gibiydi. Zaten sonrasında 1999 tarihli Identites albümü geldi, ardından 2007 Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerine denk gelen efsane düetlerle taçlanmış La France des couleurs (Renklerin Fransa'sı) ve nihayetinde Ici er ailleurs (Burada ve Başka Yerlerde) adlı son çalışması. Toplamda 7 stüdyo albümü, onlarca güzel şarkı, yüzlerce konser, iyi anılar ve kimliğini sesinde var ederek yaşadığı öz vatanına adanmış bir ömür.

  • Berberîler üzerine antropoloji tezi yazan ve askerliğini yapmak üzere sürüldüğü Cezayir'de Fransız sömürgeciliğinin ne olduğunu gören Fransız sosyolog Pierre Bordieu Idir'den şu sözlerle bahsedecekti: "O herkes gibi bir şarkıcı değil. Her ailenin bir üyesi". Idir, 38 yıl önce ayrıldığı ülkesine, 2018 yılında Berberî halkının geleneksel yeni yıl kutlamasında konser vermek üzere döndüğünde, kalbinin heyecandan titrediğini anlamak zor değildi. Ölmeden vatanına kavuşmuştu. Seslerini dünyaya duyurmak için ömrünü adadığı halkına, nihayet kendi dilinde şarkılar söylüyordu. Cezayir'de başlayan Abdelaziz Bouteflika'nın istifasına yol açacak sokak protestolarına karşı Nisan 2019'da bu gösterilere dair her şeyi çok sevdiğini söyleyerek, özellikle gençlerin "barışçıl kalma kararlılıkları" karşısında duyduğu derin memnuniyeti paylaşmıştı. Ve yakalandığı akciğer hastalığına atıfta bulunarak söylediği şu cümle; "Bu anların temiz bir nefes gibi olduğunu itiraf ediyorum. Ve pulmoner fibrozis hastası olduğum için neden bahsettiğimi biliyorum."

Orman canavarlarına karşı bir halk şarkısı

O Berberî ninnisiyle başlamıştı her şey, bütün bebekler uykuya dalmış, bütün yetişkinlerin uykusu kaçmıştı.
O Berberî ninnisiyle başlamıştı her şey, bütün bebekler uykuya dalmış, bütün yetişkinlerin uykusu kaçmıştı.

Hamid Ceryat'ın hikâyesi aslında tek bir şarkının hatırına başlamış ve 45 yıl boyunca müzikal/ kültürel anlamlarıyla genişleyerek onu Idir yapan imgeyi yani asıl kimliğini hiçbir zaman ıskalamadan devam etmiştir. O Berberî ninnisiyle başlamıştı her şey, bütün bebekler uykuya dalmış, bütün yetişkinlerin uykusu kaçmıştı; A Vava Inouva / Küçük Adamım. Cezayir işgal altındadır ve şarkılar elbette Berberî dilinde söylenecektir. Yok etmek isteyenlere karşı "varım" dememin en güzel yolu. Günün Geceye Borcu filminin finalini anlamlandıran, 7 dilde binlerce kez söylenerek bir dilin varoluşunun simgesi haline gelen Idir'in istiklal marşı "A Vava Inouva", bir baba-kız konuşmasını yerel efsaneler üzerinden hikâyelendiren bir şarkı olarak, gücünü bu kıyasıya gerçekliğinden alır aslında. Şarkı, bir orman canavarına karşı, hem dışardaki kızını hem de evdeki ailesini korumaya çalışan bir babanın, kızından bir işaret istemesi üzerine kurulu bir anlatıdır.

Elbette üç bin yıllık bir kültür ve bu ninni de yerel mitlerle desteklenecek yan okumalara fazlasıyla açık. Ama insanın aklına güncel politikte, ormanın üzerine çökmüş yerli halkı katleden kapkara bir canavar derken Fransa'dan başkası gelmiyor. Üstelik bu canavar, orman halkının sesini taklit ederek, onların evlerine girip, kötülüğünü bu şekilde yayma "yeteneğine" sahip. Ayniyle tanıyoruz bu emperyal yetenekleri. Ama orman halkından bir adam çıkıp, bu canavarı alt etmenin yolunu buluyor bir gün. Kızının ayağındaki hal-hal sesini duyunca açıyor sadece kapısını. Hal-hal sesi özgürlüğü getiriyor onlara. Orman canavarı şaşırıyor önce, sonra işgal ettiği ormanı terk etmek zorunda kalıyor. O ses durduruyor kapkara orman canavarını, o sese tutunuyor işte Idir. Bütün orman canavarlarına karşı, halkının şarkılarına. 71 yaşında, çöl rüzgârlarından çok uzakta, Paris'te durdu kalbi Idir'in. Sürgünü bitti. Bir seveni Idir isminin "yaşayacak" anlamına gelmesine atıfla şöyle yazmıştı gidişi için; "Hamid Ceryat öldü, ama Idir ölümsüz!"

  • IDIR'IN HUZUR VERİCİ SESİNDEN DÖKÜLEN EN GÜZEL 10 ŞARKI!
  • *A Vava Inouva
  • *Cfiyi
  • *Ssendu
  • *Azger
  • *Pourquoi cette pluie?
  • *La corrida
  • *Ageggig
  • *Tagrawla
  • *Lmut
  • *Anda Yella