Dayımın görüştüğü kızlar

Dayımın çok kriteri vardı.
Dayımın çok kriteri vardı.

Dayımla birlikte büyüdüm sayılır. En küçük dayımdı ve bizi çok severdi, sık görüşürdük. Ortaokul ve lise yıllarım, dayımın evlilik maceraları ile geçti diyebilirim. Evet, benim dayım, yaklaşık 10 yıl kız aradı. İlk yıllarda akrabalar, hemşehriler içinden uygun kızlar üzerinde duruldu. “Kendi memleketimizin, kendi kültürümüzün insanı olsun.” denildi. 90’ların ortalarıydı. Her gün yeni bir hemşehri derneğinin açıldığı yıllardı.

Dayım, dini bütün bir Müslüman delikanlı olarak İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. İşini eline aldıktan ve askerliğini aradan çıkardıktan sonra sıra evliliğe gelmişti. Anneme pardösüden tesettür olmayacağını, 5 vakit namaz kılmayan insana Müslüman denemeyeceğini söylerdi. Dayımla birlikte büyüdüm sayılır. En küçük dayımdı ve bizi çok severdi, sık görüşürdük. Ortaokul ve lise yıllarım dayımın evlilik maceraları ile geçti diyebilirim. Evet benim dayım, yaklaşık 10 yıl kız aradı. İlk yıllarda akrabalar, hemşehriler içinden uygun kızlar üzerinde duruldu. “Kendi memleketimizin, kendi kültürümüzün insanı olsun.” denildi. 90’ların ortalarıydı. Her gün yeni bir hemşehri derneğinin açıldığı yıllardı.

Ne yazık ki muhtemel kızlar tüketilmişti, ancak dayım hâlâ bekârdı.
Ne yazık ki muhtemel kızlar tüketilmişti, ancak dayım hâlâ bekârdı.

Uygun bir günlerinde annem ya da diğer büyüklerden bir hanım ile kızın evine gidilir, birlikte oturulur, belki kısa bir süre ayrı odada görüşülürdü. Ne yazık ki muhtemel kızlar tüketilmişti, ancak dayım hâlâ bekârdı.

İş yerinden arkadaşları da dayımın kriterlerine uygun kızları dayıma yönlendirmeye başladı. Dayımın çok kriteri vardı. Öncelikle, çarşaf giymese de bol pardösü, geniş eşarp ile tesettürüne riayet edecekti. Eğitimli olacaktı, ancak çalışmayacaktı. Hızlı okuyacaktı; çünkü kahvaltısını ederken ona günlük köşe yazılarını okuyacaktı. Ev işlerinden anlayacaktı ve çocuk bakımını bilecekti.

Dayıma bir türlü, tüm kriterlerini taşıyan kız bulamıyorduk. Her “masabaşı” sonrası mütalaalar edilirdi. Kimisi çalışmamayı kabul etmezdi, kimisi giyimden elenirdi, kimisi namaz kılmıyor olurdu. Kimisi fazla soğuk olurdu, kimisi fazla samimi. Ayda en az 2 kızla görüşürdü (son yıllarda kızlar arkadaş ya da akraba çıkmaya başladı ne yazık ki.)

Zaman geçiyordu. 28 Şubat’ın üstünden 2 yıl geçmişti. Dayım hâlâ kız bakıyordu. Bir gün anneme “Çalışan da olur aslında.” dedi. Bunun üzerine dayıma çalışan, eğitimli, dini bütün, tesettürlü kız bakmaya başladık. Çalışabilirdi ancak, ev işini de bilecekti.

Kiminin önce ana babasıyla çay içerdi ancak kimini de tek başına yemeğe götürürdü.
Kiminin önce ana babasıyla çay içerdi ancak kimini de tek başına yemeğe götürürdü.

Aradan yıllar geçti. Dayım iş yerinden tesettürlü bekâr hanımlarla görüştü. Görüşme usulleri de çeşitlenmişti. Kimisi ile eskisi gibi evde görüşürdü, ancak kimisi ile de sahilde yürürdü. Kiminin önce ana babasıyla çay içerdi ancak kimini de tek başına yemeğe götürürdü.

Derken dayım bir kıza baya vuruldu. Sanırım âşık oldu. Gecelere kadar gezer, sohbet ederlerdi. Dayım, ilk kez bir kızla görüşmeye değil, çıkmaya başlamıştı. Kız örtülüydü. Bununla birlikte İK’cıydı, sigara içiyordu, son derece modern giyiniyordu, makyaj yapıyordu ve oldukça rahattı. Büyük dayımla tanıştırılması sırasında da rahat bir tavırla oturup sigarasını yakıp sohbet edişi ailede dalga dalga yayılan bir şok etkisi yarattı. Zira bu hanım, başının örtülü oluşu haricinde dayımın 5 yıl evvelki müstakbel eş tarifinin hiçbir özelliğini taşımıyordu. Ancak dayım tutulmuştu. Onca yargılamalarda bulunduğu o kızlardan birine tutulmuş ve evlenmek istiyordu. Gelgelelim abileri ve ablaları yaşanan “örfe ve geleneğe saygısızlık” eylemini affetmedi. Kati surette evlenemeyeceğine dair sert bir baskıya başladılar ve başarılı da oldular. Dayım kızdan ayrıldı. Bir süre depresyon yaşadı. (birkaç hafta :) ) ve yeniden kız bakmaya başladı.

Uzun ve sıcak bir flört dönemi sonunda hayli kalabalık bir törenle evlendi. Gelinimizin dekoltesi göz dolduruyordu.
Uzun ve sıcak bir flört dönemi sonunda hayli kalabalık bir törenle evlendi. Gelinimizin dekoltesi göz dolduruyordu.

2000’lere geldik. Dayım bir gün anneme “Açık da olur aslında.” dedi. Annemin kısa bir süre şaşkınlık yaşadığını hatırlıyorum. Herhâlde önceki sohbetlerini hatırladı. “Emin misin?” dedi. “Tabi, ne olacak ki?” dedi dayım.

Derken ülkede “Ak Parti dönemi” başladı. Ak Parti iktidarındaki yıllarda dayım da evliliğe adımını nihayet attı. Uzun ve sıcak bir flört dönemi sonunda hayli kalabalık bir törenle evlendi. Gelinimizin dekoltesi göz dolduruyordu.

Hiç kimse dayımın dininden, tercihlerinin İslam’a verdiği zarardan, geçirdiği dönüşümün onu ve toplumu yozlaştırdığından bahsetmedi. Hiç kimse dayımı yargılamadı, etiketlemedi, suçlamadı. Hiçbir analizin malzemesi olmadı. İslami anlayışına dair hiçbir eleştiri almadı. Çünkü onunki aynı saç kesimiydi, pantolondu, kemerdi. Dayım 7 yıl önceki aynı “muhafazakâr” adamdı.

Mıydı?