Güzelliğine bağladım

Yaşamak, zemindeki tehlikeye rağmen kenter giden atın sırtında dengeyi kurabilmektir.
Yaşamak, zemindeki tehlikeye rağmen kenter giden atın sırtında dengeyi kurabilmektir.

Başlangıcı ve bitişi olan bir ömrün yolculuktan daha iyi bir tanımı olamaz. Bizi tanımlayan şey ise bu yolda nasıl ilerlediğimiz, neler alıp neler verdiğimiz, hangi şehirlerden ve sınavlardan geçtiğimiz, hangi yaraları aldığımızda saklı. Savunduklarımız ve kuşattıklarımız olacak. Kararlarımız olacak, onlar değiştikçe hayret edeceğiz. Büyük cümleler kurup terk edeceğiz hepsini. Kaybolacağız ve kaybedeceğiz. Yolumuzu yeniden bulup daha sıkı sarılacağız yularlara.

Hazırlanıyorum. İç cebimi hakikate olan inancımla dolduruyorum. Merakımın çetelesini tutuyorum. Arayıp bulacaklarımı ve kaybettiklerimi birbirinden ayırmıyorum. Hepsini yanımda taşıyorum.

Tabelasız kalsak ve izleri kaybetsek dahi yaşmaktan vazgeçmemeyi öğreniyoruz. Yaşamanın bir sürek olduğunu ve akışkanlığını hissediyorum yol gittikçe.


Şükretmeyi, akşamı, orta yaşlı hâlimi, göğsümü gere gere geçeceğim yolları bir bir tatbik ediyorum. Dünya bir hazırlık yurdudur. Kimsenin umursamadığı kadar önem veriyorum bulunduğum zamana. Toprağın kıymetini, rüzgârın tazeliğini, arındıran yağmuru selamlıyorum ellerimle. Dostlarımı seçiyorum. Alın terimi biriktiriyorum. Biliyorum, ebedi mekânı göreceksem hazırlanmış olmalıyım. Aramak ve bulmakla, kıyaslamak ve seçmekle yükümlü; sonuçlarından ise mesulüz. Ağır fakat taşınabilen bir yük bu. Her şeye nimet olarak bakınca ne de kolaylaşıyor yol.

Tabelasız kalsak ve izleri kaybetsek dahi yaşmaktan vazgeçmemeyi öğreniyoruz. Yaşamanın bir sürek olduğunu ve akışkanlığını hissediyorum yol gittikçe. Geri dönmenin nostaljisine, yeniden başlamanın masalsılığına kapılmadan devam ediyorum. Bu, pişmanlıktan uzak bir yolculuk. Arkamdaki ufkun uçlarından bir çarşaf gibi tutup sürüklüyorum dünyayı peşimden. Aklımı ve kimliğimi geride bırakmadan aşıyorum tepeleri. Hem beni kim durdurabilir ölümden başka. Doğum ve ölüm arasında tüm hayatı anlamlandıracak bir hikâye bekliyor insanoğlu. Birinin kulağına eğilip “işte tüm sır çözüldü” demesini bekliyor. Bütün bir ömür beklemekten başkaca bir şey yapmıyor. Ben, keşke daha hızlı gitsem, diyorum. Atımı nallarından kıvılcım saça saça üstüne doğru sürsem. Ölüyorsam bir anlamı olmalı yaşadığımın.

Derimizdeki bir kırışıklığa denk gelen bir tecrübeye dönüşür. Bize en güzel nasihati veren de budur.
Derimizdeki bir kırışıklığa denk gelen bir tecrübeye dönüşür. Bize en güzel nasihati veren de budur.

Ben onu bulmalıyım bu yolda. Her yerde ve her şeyde onu görmeliyim. Şifa niyetine atımın terkisine doldurmalıyım dünyaya yayılmış bu nebatı. Her birinde bir nebze daha varlığını hissetmeliyim. Başlangıcı ve bitişi olan bir ömrün yolculuktan daha iyi bir tanımı olamaz.

Bizi tanımlayan şey ise bu yolda nasıl ilerlediğimiz, neler alıp neler verdiğimiz, hangi şehirlerden ve sınavlardan geçtiğimiz, hangi yaraları aldığımızda saklı. Savunduklarımız ve kuşattıklarımız olacak. Kararlarımız olacak, onlar değiştikçe hayret edeceğiz.

  • Büyük cümleler kurup terk edeceğiz hepsini. Kaybolacağız ve kaybedeceğiz. Yolumuzu yeniden bulup daha sıkı sarılacağız yularlara. Yola devam etmek insanı tazeler. Bugün yaşadığımız buhran, yarına kıymetli bir anı olarak taşınır.

Derimizdeki bir kırışıklığa denk gelen bir tecrübeye dönüşür. Bize en güzel nasihati veren de budur. Gücümüzü ve şevkimizi buradan alırız. Yaşamak, zemindeki tehlikeye rağmen kenter giden atın sırtında dengeyi kurabilmektir.

Ben atımı yaşamın güzelliğine bağladım. Ölene kadar koşan, yarışlar bitirip koşmaya devam eden, durmayan ve yılmayan bir serüven yaşıyorum. Bu geçici mekânda başarmış ya da kaybetmiş olmak gayretimin nişanesi olarak tanımlayacak beni. İnce buz veya kıraç toprak, senin üstünde süreceğim atımı. Kuru sıcak ve çıvgın kavuracak yüzümü. Bu hazırlık yurdunun hakkını verip güzelliğine sarılacağım.