İki seçenek var: Sophia Hanım ya da “adam” olmak

​İki seçenek var: Sophia Hanım ya da “adam” olmak
​İki seçenek var: Sophia Hanım ya da “adam” olmak

Yol açılmıştı. Tanca’yı fetheden ordunun üç büyük emîrinden biriydi. Musa bin Nusayr, otuz beşini geçince eski kölesini şehrin valisi de yapmıştı. Güçlükle bulduğu annesinin mezarı başında saatlerce ağlamıştı o gün.

Robotics Sophia
Robotics Sophia
Teknoloji alanındaki yeni icatlar işte deyip geçecek kadar basit olmayabilir.
Teknoloji alanındaki yeni icatlar işte deyip geçecek kadar basit olmayabilir.

Teknoloji alanındaki yeni icatlar işte deyip geçecek kadar basit olmayabilir. Hayır, hayır, robotların bir gün yeryüzündeki insan varlığını yok etmesi veya köleleştirmesinden yana değil benim sıkıntım. Bu meseleye ilgili çekilen bütün filmlerde nihai savaşı robot dostların da katkısıyla biz kazanıyoruz. Ayrıca robotların aile kurma sürecinin bu savaştan sonra hak edilmiş bir durum olarak gerçekleşeceğine inanıyorum.

Ya ne?

Benim endişem bahse konu meselelerde kullanılmak üzere insana benzeyen robot icat veya inşa eden insanın zihni, fikri veya bizatihi kendisine dair. Mahallede bir arada yaşayan insanlar arasındaki çay içmek durumunda olan meseleler için robot mu icat edilir? Şirketin yetkilisi açıklama yaparken oğlum ve arkadaşlarından bahsediyor zannettim bir ara. Kullanım hakkı bizde olan bir durumdan bahsediyor eleman.

Batılı ve Batı ile benzeme ilişkisi kuran insanların bu çaresiz yalnızlık sebebiyle maruz kaldığı kimsesizliği beni endişelendiriyor. Bunun için iki sebebim var. İlki bu durumdaki insanın hayat ve evreni duyumsama/algı durumuna dair. İstediğiniz psikolog ve psikiyatriste sorunuz; bu durumdaki insanın cemiyet için bir tehdit oluşturduğunu söyleyecektir. Batılıların meşhur tabiri ile Batılı insanın bu vaziyeti bizim yaşama biçimimiz için tehdit oluşturmaktadır. Bu kıyamet terörcülerine karşı en sert önlemleri almak hem hak hem de vazife olarak karşımızda duruyor.

Endişeli olmak için ikinci sebebim ise bu çaresiz kimsesizliğin bizim görevi suistimal etmemize alâkalı olduğunu düşünmem. Memleketimizin kıymetli sosyal tarihçilerinden Oktay Özel’den şöyle bir hatırasını dinlemiştim. Rodos veya Girit adasında bulunduğu bir zamanda deniz ve sabah vaktinin sessizliği bir aradayken kafamı dinleyeyim diye manzarası en güzel masaya çöker. Henüz servis açılmadan masaya biri oturur ve başlar anlatmaya. Adam sakin bir üslup ile muhabbet etmektedir. Oktay Hoca anlatıcının dilinden anlamaz ve servis görevlisinden yardım ister. Mesele şöyle bir şeymiş: o adanın eski insanları bir insanın tek başına oturmasını ve yalnızlığını kıyamet alameti sayarlarmış. Adam yaşıyor ve benim üzerime kıyamet kopmasın diye de nerede bir yalnızlık görse oraya müdahale ediyor. Anladınız meseleyi.

Bir bütün olarak Batı denildiğinde otuz sene ara ile iki cihan savaşına, milyonlarca canın ölümüne, iklim değişikliğinden tutun da nükleer savaş tehlikesine, çeşitli sistemler marifetiyle insanların telef olmasına sebep olmuş ve olmaya devam eden devlet ve zihniyeti değil de sadece felsefeyi, sanatı, tıpta ilerlemeyi, uzay araştırmalarını ve bilmem neyi gören biri varsa aramızda söyleyin Sophia Hanımın üreticisi ile temasa geçsin. Robot hanıma bu kadar masraf yapacaklarına bir kaç küçük ayarla onları kullanabilirler robot yerine. Bunu boş verelim şimdilik.

Elimizdeki verilerle insanın geleceğine baktığımızda benim gördüğüm şey muazzam bir yatırım fırsatının bizi beklediğidir. Bir bastırıp on ve katlarında kazanılabilecek kazanç hemen şu an karşımızda duruyor: Adam olmak.

Yukarıdaki bölümü laf olsun diye mi yazdığımı düşündünüz? Batılı turistlerin ülkemizi tercih sebebi sadece ucuzluk, güneş, deniz, şiş kebap değil. İnsana yaşadığını hatırlatan hareketliliği, kalabalıkları ve canlılığı. Bunun yanına Anadolu’ya ilk geldiğimiz zaman yüreğimizde taşıdığımız Pir-i Türkistan Hoca Ahmet Yesevi’nin Horasan işlemelerini de koyun bakın neler oluyor.

Biz kendi yitiğimizin farkına varıp onunla tanınmadıkça, dünyanın bütün metallerini robot yapımında kullansalar da insanların yalnızlığını giderecek bir dost bulamayacaklar.

Beklendiğinden ve kendinden bîhaber, oyalanmaktan vazgeçsen hele bir...

“Garip fakir yetimleri sevindir sen;

İyi huyla aziz canını et kurban;

İçtenlikle misafir et yemek bulsan;

Hakk’tan duyup bu sözleri söyledim ben.

Sünnet imiş kâfir olsa verme azar;

Gönlü katı dili âzârdan Hüdâ bizar;

Allah hakkı, öyle kula siccîn teyyar;

Dânâlardan işitip bu sözü dedim ben.”