Ayasofya siyaset üstü bir meseledir

Ayasofya’nın bir fetih ve kılıç hakkı olduğunu kimse inkâr edemez. Ayrıca bizim kökümüz Anadolu’dur ve Anadolu dediğimiz kavram bizim için bir yurttur. Yurt kelimesi sadece barınacak yer, oba gibi kavramları değil aynı zamanda barış, aile ve sevgi gibi kavramları da ihtiva eder. Bu vesileyle Batı’dan Anadolu’ya yapılan her hayasızca akının Doğu dünyasının mistik barış, sevgi ve hoşgörü anlayışını törpülediğini, yok ettiğini düşünüyorum.
Ayasofya’nın bir fetih ve kılıç hakkı olduğunu kimse inkâr edemez. Ayrıca bizim kökümüz Anadolu’dur ve Anadolu dediğimiz kavram bizim için bir yurttur. Yurt kelimesi sadece barınacak yer, oba gibi kavramları değil aynı zamanda barış, aile ve sevgi gibi kavramları da ihtiva eder. Bu vesileyle Batı’dan Anadolu’ya yapılan her hayasızca akının Doğu dünyasının mistik barış, sevgi ve hoşgörü anlayışını törpülediğini, yok ettiğini düşünüyorum.

Her fırsatta vatanına ve milletine bağlılığını ifade etmekten çekinmeyen ünlü sanatçı Murat Kekilli, Ayasofya'nın ibadete açılmasıyla ilgili duygu ve düşüncelerini de samimi bir şekilde dile getirdi. “Ayasofya Hakk'ına kavuşmuştur. Bu karara milletimin isteği doğrultusunda imza atan tüm vatanperverleri kutluyorum. Ne bu dünyada, ne ahirette dert görmeyin” mesajıyla sevincini paylaşan Kekilli’ye klavye muhalifleri sosyal medyada saldırı başlattı.

İlginizi çekebilirAyasofya hazımsızları

Kekilli, bu sahte kahramanlara, "Ayasofya sadece bir cami açılışı değildir. Bir fethin doğuşu, bir zulmün de batışıdır" diyerek gerekli cevabı verdi. Kendisinden Ayasofya için özel bir beste yapmasını isteyenlereyse, "Yeni bir besteye gerek yok! En güzel beste orada beş vakit okunacak olandır" diye muhteşem bir cevap daha verdi. Ünlü bestekâr, söz yazarı, yorumcu, tarihçi ve sosyolog olan Murat Kekilli’yle Ayasofya’yla ilgili duygu ve düşüncelerini konuştuk. Ayasofya’nın siyaset üstü bir mesele olduğunu söyleyen Kekilli, Mescid-i Aksa ile ilgili sözde endişe duyanlara ise, “Ben işgal edilmiş topraklarda bir İsrail devleti tanımıyorum ki Mescid-i Aksâ’yı sinagoga çeviririz veya çevirirler gazına geleyim” ifadelerini kullandı.


Sevda Dursun

Ayasofya’nın cami olmasıyla ilgili düşüncelerinizi paylaşırken, “Ayasofya sadece bir cami açılışı değildir. Bir Fethin ‘Doğuşu’, bir zulmün(tek dişliler)de Batışıdır” dediniz. Açıklayabilir misiniz?

"Her şeyden önce Ayasofya Fatih Sultan Mehmed’in kılıç hakkıdır."
"Her şeyden önce Ayasofya Fatih Sultan Mehmed’in kılıç hakkıdır."

Ayasofya meselesine bakarken tarih bilerek bakmak lazım. Her şeyden önce Ayasofya Fatih Sultan Mehmed’in kılıç hakkıdır. Ortada tarihî bir hata vardı ve yıllar sonra bu düzeltildi. Hâdise bundan ibaret. Siz tarihte bir çağ açıp çağ kapayacaksınız ve bunun simgesi üzerinde söz hakkınız olmayacak öyle mi? Bu çok absürt bir durumdu zaten.

Bu tür durumlara dünyada verebileceğiniz yığınla örnek var. Haçlılar Müslümanlar Endülüs’ten geri çekildiğinde bıraktıkları camileri kiliseye çevirmişler. Kurtuba Cami Cordoba Kilisesi olmuş. Keza Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1528’de Mimar Sinan’a yaptırılan Kara Cami, Bulgarlar tarafından Sveti Sedmochislenitsi Kilisesi’ne dönüştürülmüş. Sayılacak örnekler çok.

Ayasofya’nın bir fetih ve kılıç hakkı olduğunu kimse inkâr edemez. Ayrıca bizim kökümüz Anadolu’dur ve Anadolu dediğimiz kavram bizim için bir yurttur.

  • Yurt kelimesi sadece barınacak yer, oba gibi kavramları değil aynı zamanda barış, aile ve sevgi gibi kavramları da ihtiva eder. Bu vesileyle Batı’dan Anadolu’ya yapılan her hayasızca akının Doğu dünyasının mistik barış, sevgi ve hoşgörü anlayışını törpülediğini, yok ettiğini düşünüyorum. Onların kan, gözyaşı ve ölümden başka bir şey getirmedikleri Anadolu, Orta Doğu, Uzak Doğu, Afrika’yı zulümden kurtarmayı istemek, düşlemek, zulme karşı durmaktır. Batı medeniyetsizliğinin, zulmünün bir sonu olmalı değil mi?

Ayasofya Vizyon Meselesi

‘Ayasofya zaten özgürdü, zaten orada ezan okunuyordu’ diyenler var. Siz ne diyorsunuz bu konuda?

Ayasofya’da ezan okunuyorsa namaz da kılınabilir.

Ezan ve namaz bir bütündür. Bu kavramlar birbirinin ruhudur. Bu kararla birlikte vuslata erişmişlerdir. Bu karara onay verenleri, kalbinde ve ruhunda bunun mutluluğunu taşıyanları can-ı gönülden kutlarım. Ayasofya meselesi siyaset üstü bir çağ, bir vizyon meselesidir çünkü…

İsrail Diye Bir Devleti Tanımıyorum

‘Sıra Kudüs’e gelecek’ diye bir twit attınız. Oysa bazıları Ayasofya’nın açılması İsrail’in Mescid-i Aksâ’yı sinegoga çevirmesine itiraz hakkımızı elimizden aldığını söylüyor...

"İsrail diye bir devleti kim tanıyorsa Mescid-i Aksâ’yı sinagoga çevirme tehditlerini o yalakalara iletirler."
"İsrail diye bir devleti kim tanıyorsa Mescid-i Aksâ’yı sinagoga çevirme tehditlerini o yalakalara iletirler."

İsrail diye bir devleti kim tanıyorsa Mescid-i Aksâ’yı sinagoga çevirme tehditlerini o yalakalara iletirler. Ben işgal edilmiş topraklarda bir İsrail devleti tanımıyorum ki Mescid-i Aksâ’yı sinagoga çeviririz veya çevirirler gazına geleyim. Benim aklım kimsenin cebinde değil, tarihi araştırarak okuyorum. Hâdiselere da bakıyorum, görüyorum ve çıkarımlar yaparak okuyorum. Bu tür gaza getirmelerle uğraşanlara da zekâlarına hürmeten ‘az düşünün de hareket edin’ demek isterim.

Hainlerin Maskelerinin Düşme Vakti Geldi

Ayasofya ile ilgili sevincinizi dile getirdiğinizde bir kesim sizi linç etmek istedi? Bu lincin arkasındaki sebep ne?

  • Ayasofya ile ilgili linç kampanyalarının ana kaynağının Türkiye’de olduğunu hiçbir zaman düşünmedim. Nasıl sınırlarımızdaki terör örgütlerini finanse edenler kendilerine kulluk, kölelik yapacak paralı tetikçiler buluyorsa, farklı alanlarda (kargaşa) kullanacakları insanları da bulmakta zorlanmazlar.

Bu oyun çok başlı ve kökleri uzun zaman önce atılmış bir planın küçük bir parçası, o kadar. Basın 140 yılı aşkın bir süredir bu ikiyüzlülerin ellerindeydi. İstediği sanatçı, siyasetçi, sporcu veya bilim adamını itibarsızlaştırma gücüne de sahiptiler. Ta ki 15 Temmuz’a kadar. Bu mücadele ilahî adâletin bir tecellisi gibi. Sadece bu hainlerin bir kısmının değil, tüm dünyadaki bütün hainlerin maskelerinin düşme vaktinin geldiğine işarettir.

Sanatçılara musallat olan ‘linç mafyası’ nasıl işliyor. Hangi konular hassasiyetlerinin içinde.

Farklı düşünceleri kabullenememelerinden, herkesin kendileri gibi düşünmelerini istemelerinden kaynaklandığını düşünüyorum.

Kula Minnet Eylemem

Bu ülkede yapılan güzel şeyleri paylaştığınızda ‘yandaş sanatçı’ oluyorsunuz. Bu yakıştırmayı yapanlar ise açıktan, istedikleri gibi birilerinin yanında durmayı insanlık vazifesi sayıyor. Nasıl bir denklem bu?

"Farklı düşünceleri kabullenememelerinden, herkesin kendileri gibi düşünmelerini istemelerinden kaynaklandığını düşünüyorum."
"Farklı düşünceleri kabullenememelerinden, herkesin kendileri gibi düşünmelerini istemelerinden kaynaklandığını düşünüyorum."

Atfedilmiş bir statü olan insanlığımızın önüne kazanılan statüleri koyarsanız, durum bu hâle dönüşür. “Rızkımı veren Hüdâ’dır, kula minnet eylemem…” şarkısını besteleyen ve ortalama yaşam standartında biri olarak kimseye “seni gidi yalaka” yakıştırması yapmadım. Neticede kimsenin hesabını ben almayacağım. İnsanların seçeneklerine, ideallerine saygı duymalıyım. Kimseyi bize benzemiyor, farklı düşünüyor diye aşağılayamayız. Aslında etki ve tepki esasına göre hareket eden şu evrende benim de onları aşağılamam ve itibarsızlaştırmam gerekirdi. Fakat bu davranış beni sadece onlara benzeteceğinden tepkimi yıllarca kısık seslerin içinde bir birey olarak duyurdum.

DNA’mız Merhametle Yoğruldu

Murat Kekilli nasıl bir ailede büyüdü ki birçok şeyi dert edinebiliyor? Mazlumun yanında durabiliyor. Biraz ailenizden söz edebilir misiniz?

İlginizi çekebilirAyasofya’yı açtıran rüya

Adana Kocavezir mahallesinde fakir bir ailede doğup büyüdüm. Çok zor koşullarda geçim sıkıntısı içinde yaşamamıza rağmen fukara edebiyatı yapmazdı ailem. Hiçbir zaman kimseden şikâyetçi olmadılar. Hatta en zor koşullarda bile paylaşmayı, iyiliği ve şükretmeyi, karşısındakine sahip çıkmayı öğrettiler. Hep bizden çok daha zor durumda olanları anlatır ve gösterirlerdi. Kimseyi statüsünden, inancından dolayı ötelemedik biz. Zaten Anadolu kültüründe paylaşmak, mazlum olana sahip çıkmak vardır. Bizim DNA’mız merhametle yoğrulmuştur yani. O yüzden mazlumlar da benim kırmızı çizgilerimden biri olmuştur daima.