Evlatların şoförlük yolunda babaları ile amansız imtihanı

"Araba kullanmayı öğretirken hiç kızmayan baba" ütopik bir sıfat tamlamasıdır. Henüz bu topraklarda görülmüş bir canlı değildir! Varsa da öz babanız değildir :) Yani olmaması gerekir. Hasbelkader olduysa sinirlerini aldırmış babadır.

Bildiğimiz standart Türk babaları araba kullanmayı öğretirken gereksiz bir sinir, asabi bir tavırla öğreticilik görevini üstlenirler. Ve bu tip babalar, olası heyecan yapma durumunu maksimuma çıkarırlar. Öncelikle kabul edin hiçbir şekilde onları memnun edemezsiniz. Hızlı gidince ayrı yavaş gidince ayrı fırçalar. Elinde olsa yan koltuktan bacağını çıkarıp gaza basar. Böylesine bir baskı ortamında konuşulanları duymaz, anlatılanları anlamaz ve arabayı sürekli istop ettirirsiniz. Ha gayret deyip arabayı kaldırmayı başardıysanız bu seferde onun belirlediği noktalarda duruş ve kalkışlar yapmanız gerekecektir. Dur dediği yerde duramaz kaldır dediği yerde arabayı kaldıramamışsanız çanlar sizin için çalıyor demektir.

Netice itibariyle şoför koltuğundan itelendiğiniz gibi hevesiniz kursağınızda kalır. "Olum çok zormuş nasıl yapıcam!" diye kara kara düşünürsünüz. Bir heves kursa yazılırsınız. Ehliyeti almak sizin için izzeti nefis meselesine dönüşür. Ehliyeti alsanız da siz arabayı sürerken mutlaka yanınıza oturur. Ehliyet sahibi olmanın trafiğe hazırsın anlamı taşımadığını bilir. Ne zaman ki arkaya geçer, siz makam şoförü konumuna ulaşırsınız. İşte o zaman onun gözünde araba kullanmayı öğrenmişsiniz demektir.
Saçmalama tabiki de mala geleceğine cana gelsin :)

                                    
                                    Bazen babalar arabalarını herkesten çok sevebilirler.
Saçmalama tabiki de mala geleceğine cana gelsin :) Bazen babalar arabalarını herkesten çok sevebilirler.