Şarkın ruhunu aşk, dert ve amelle yoğuran şair: Muhammed İkbal

"İnsana sığabilene kainat, kainata sığamayana insan derim" diyen Muhammed İkbal'in fikir deryasından düşün dünyamıza pencere açacak anektodlar.

Fars edebiyatı deyince ilk akla gelen isim Muhammed İkbal, sadece bir kalıba sığdırabileceğimiz bir hayat yaşamadı.

Hindistan'daki Müslümanların bağımsızlık direnişi, 35 yaşında profesör unvanını alması, Mevlana'ya olan sevgisi ve hürmeti, Pakistan'ın kurulmasındaki etkisi, Türk milletini örnek gösterişiyle çok vecihli ve çok cepheli bir fikir insanıdır Muhammed İkbal...

Onu özelde şair olarak anmamızın sebebi de elbette sadece satırlarda değil sadırlarda bıraktığı histir. Gerçeklik, hasbilik ve hakikilik hissi...

61 yıllık ömründe yıllar ve çağlar süren bir yankı bırakma izzetine erişen İkbal'i bugünlere getiren belki de merhum babasının öğütüydü. “Kuran-ı Kerim'i anlamak istiyorsan, sana indiriliyormuş gibi oku" demişti babası ona. Bu inanışla yaşanılan bir ömrün meyvesi, Hindistan'daki Müslümanların İngiliz sömürüsüne baş kaldırıp Pakistan'ı kurduracak kadar güçlü bir etkiye sahipti.

Şark insanının seciyelerine has olan 'irfan'ı pozitif bilimlerle bir vücut tutması ve yaşaması da yazdığı kitaplara ve şiirlere yansımıştı elbette.

Altını özenle ve kalın kalemlerle çizmemiz, dimağlarımıza nakşetmemiz gereken yüzlerce satırdan sadece bazılarını sizlerle burada buluşturuyoruz.













                                    
                                    "Başkalarının nimetlerinden kendi rızkını arama. İsterse güneşin kaynağından gelmiş olsun. Hiç kimseden su bile isteme. Allah'a güven ve çalış. Bu şerefli İslâm ümmetinin yüzünü utandırma. Bir gün Hz. Ömer at üstünde giderken elinden kamçısı düştü. O, etrafında hiç kimseden kamçısını vermelerini istemeyip, bizzat atından inerek kendisi almıştı."
"Başkalarının nimetlerinden kendi rızkını arama. İsterse güneşin kaynağından gelmiş olsun. Hiç kimseden su bile isteme. Allah'a güven ve çalış. Bu şerefli İslâm ümmetinin yüzünü utandırma. Bir gün Hz. Ömer at üstünde giderken elinden kamçısı düştü. O, etrafında hiç kimseden kamçısını vermelerini istemeyip, bizzat atından inerek kendisi almıştı."

                                    
                                    "Hicaz'dan hurmalar getirdiniz, seccadeler getirdiniz... Peki Hz. Ebubekir'in bağlılığını, Hz. Ömer'in adaletini, Hz. Osman'ın hayâsını, Hz. Ali'nin şecaatini getirdiniz mi?"
"Hicaz'dan hurmalar getirdiniz, seccadeler getirdiniz... Peki Hz. Ebubekir'in bağlılığını, Hz. Ömer'in adaletini, Hz. Osman'ın hayâsını, Hz. Ali'nin şecaatini getirdiniz mi?"

                                    
                                    “Benim yaşamım sade, inançlı bir yaşam. Kalbim, dilimle uyum içinde. İnsanlar riyakârlığa saygı gösteriyor ve övüyor. Ben, riyakârlıktan elde edilen ün, saygı ve bağlılıktansa, unutulmuşluk içinde ölmeyi ve kimsenin ardımdan ağlamamasını tercih ederim. 

Kamuoyu çılgınları, beğenilmiş ve saygınlıklarının kabalığını, dini ve ahlaki iktidarın arzusuna göre hareket ederek yaşamlarını sürdürenlere bağışlasınlar. Ben, insan zihninin doğal özgürlüğünü ezen tüm b gelenek ve göreneklere saygı gösterecek kadar alçak değilim.”
“Benim yaşamım sade, inançlı bir yaşam. Kalbim, dilimle uyum içinde. İnsanlar riyakârlığa saygı gösteriyor ve övüyor. Ben, riyakârlıktan elde edilen ün, saygı ve bağlılıktansa, unutulmuşluk içinde ölmeyi ve kimsenin ardımdan ağlamamasını tercih ederim. Kamuoyu çılgınları, beğenilmiş ve saygınlıklarının kabalığını, dini ve ahlaki iktidarın arzusuna göre hareket ederek yaşamlarını sürdürenlere bağışlasınlar. Ben, insan zihninin doğal özgürlüğünü ezen tüm b gelenek ve göreneklere saygı gösterecek kadar alçak değilim.”

                                    
                                    "İslam'ı Müslüman olmayanlara anlatmak istiyorsak her şeyden önce bizim İslam'ı temsil etmediğimizi söylemeliyiz"
"İslam'ı Müslüman olmayanlara anlatmak istiyorsak her şeyden önce bizim İslam'ı temsil etmediğimizi söylemeliyiz"

                                    
                                    “Kuşkusuz ki sen ey Müslüman! Din adına öne atılanların ve ilim karaborsacılarının kölesi olmuşsun. Hayatın temelde Kur'an'ın himmetinden türemiyor. Oysa hayatın türediği bir mastar ve kuvvetin kaynaklandığı bir menbadır Kur'an. 

Ve bu gidişle ölüm döşeğinde kolay ölesin diye sana okunan Yasin dışında onunla buluşamayacaksın. Bakın şu işe ki; hayat ve kuvvet bahşetmek üzere indirilen Kur'an şimdi daha kolay ölesin diye okunuyor sana.”
“Kuşkusuz ki sen ey Müslüman! Din adına öne atılanların ve ilim karaborsacılarının kölesi olmuşsun. Hayatın temelde Kur'an'ın himmetinden türemiyor. Oysa hayatın türediği bir mastar ve kuvvetin kaynaklandığı bir menbadır Kur'an. Ve bu gidişle ölüm döşeğinde kolay ölesin diye sana okunan Yasin dışında onunla buluşamayacaksın. Bakın şu işe ki; hayat ve kuvvet bahşetmek üzere indirilen Kur'an şimdi daha kolay ölesin diye okunuyor sana.”

                                    
                                    “Eğer fert bir cemaata mensup olsa tıpkı bir damla iken nehir olur.
Artık onun ruhu, bedeni, açığı ve gizlisi, her şeyi bağlı bulunduğu toplumuna ait olur.”
“Eğer fert bir cemaata mensup olsa tıpkı bir damla iken nehir olur. Artık onun ruhu, bedeni, açığı ve gizlisi, her şeyi bağlı bulunduğu toplumuna ait olur.”