LUGATMardin’den sörfün zirvesine bir yolculuk - Bir Hikaye

Mardin’den sörfün zirvesine bir yolculuk

Mardin’den sörfün zirvesine bir yolculuk
Mardin’den sörfün zirvesine bir yolculuk

Abdurrahim Korkmaz 20'li yaşlarına kadar Mardin'den dışarı çıkmadı. Küçük yaşlarından itibaren extrem sporlara ilgi duyan ancak yaşadığı şehirde pek imkan bulamayan genç adam gerçek bir başarı hikayesi yazdı. Alaçatı’da herkesin ‘Apo Hoca’ olarak tanıdığı sörf eğitmeni Abdurrahim Korkmaz’dan eğitim almak için sıraya girenlerin sayısı ise bir hayli fazla.

Abdurrahim Korkmaz’ın hikayesini kendi ağzından dinleyelim.

“Eskiden TRT’de ekstrem sporlar diye bir program vardı. Rüzgar sörfünü ilk olarak orada görmüştüm. Resmen mantığım almamıştı! Mesela base jump’ı, yamaç paraşütünü falan anlayabiliyordum. Şemsiye gibi bir şey açıyor ve iniyorsun. Kayak desen, zaten karlar üzerinde kaygan bir zeminde gittiğin belli. Peki ya rüzgar sörfü? Bir insan denizin üzerinde hiçbir motor yokken nasıl o kadar hızla gidebilirdi? Galiba bu disipline daha o yaşlarda tutulmuşum…

Abdurrahim Korkmaz hedeflerine geç de olsa ulaşmış bir sporcu.
Abdurrahim Korkmaz hedeflerine geç de olsa ulaşmış bir sporcu.

Bundan 10-11 yıl önce ablam Ayvalık’a gelin gitmişti. Bir yaz onun yanına gittim, bu batıya ilk seyahatimdi. Oradayken sahilde dolandığım bir gün Amerikalı bir turist karavanıyla yanaştı. İçinden sörfünü, yelkenini çıkardı. Kurulumunu yaptı ve denize çıktığı anda süzüldü gitti! Öyle kalakalmıştım. O anda keşke İngilizcem olsaydı da ona bir Lugat sorsaydım demiştim içimden. Film izler gibi izledim. 'Ölmeden önce mutlaka ben de bu işi yapacağım!' diye kendime söz verdim.

Ayvalık’tan otobüsle Mardin’e giderken büfede bir dergi gördüm. İçinde Çağla Kubat röportajı vardı, kapakta sörf tahtasını görünce hemen aldım, yol boyunca okudum. Orada bu işin Türkiye’de Alaçatı’da yapıldığını ve hatta okullar sayesinde öğrenilebileceğini anladım. Yani bana yapılabilir bir şey gibi geldi ve bu konuda daha kararlı olmaya başladım. Memlekete dönüyordum ama kısa zaman içinde tekrar buralara gelmeyi kafaya koymuştum.

Eve vardıktan kısa bir süre sonra ablamı bahane ederek tekrar gitmek istedim. Annemlere 'Ablamı çok özledim, tekrar yanına gitmek istiyorum' dedim. Gerçeği söyleseydim beni bırakmak istemezlerdi. Tabii ki otobüs biletini İzmir’e aldım. İzmir’den Çeşme’ye, oradan Alaçatı’ya… Alaçatı’daki sörf plajını biliyorsunuzdur. Oraya vardığım an tepeden bakınca resmen uçuşan kelebekler gördüm. 400, 500 yelkenli suyun üzerinde oradan oraya süzülüyordu. Büyülendim, oturup bir saat izledim.

Daha sonra aşağıya indim ve iş aradığımı söyledim. 'Sörfle ilgin var mı, daha önce böyle bir şey yaptın mı?' diye sordular. Hayır deyince tabii ki iş vermediler. Anladım ki bu işi öğrenmek için öncelikle bir şekilde çalışıp, para kazanmam lazım.

8 ay inşaatta taş kırdıktan sonra runner boy olarak sörf okulunda çalışmaya başladım. Sonra şunun farkına vardım, hem bu tutkumdan kopmayıp hem de hayatımı kazanmam için iki seçenek var: Ya eğitmen olacağım ya da başarılı bir sporcu. Sporcu olmak için biraz geç kalmıştım çünkü çok geç başladım sörfe. Keşke imkan olsaymış da 8 yaşında başlasaymışım. Çünkü o zaman vücut da bu spora uygun şekil almaya başlıyor. Elimde tek bir seçenek kalmıştı, eğitmen olmak. Runner boy’luktan 1 yıl sonra sörf eğitmenliği kursuna yazıldım. Sonra eğitmen oldum ve bugünlere kadar geldim.

(Röportaj: redbull.com’dan alınmıştır.)

BEĞEN
YORUMUNUZU YAZIN, SORUNUZU SORUN
{{ entity.comments.quantity }} KİŞİ YORUM YAZDI
İLK YORUM YAZAN SİZ OLUN
YUKARI DÖNÜN

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz