GündemBir katil, iki kurşun ve milyonlarca ölü

Bir katil, iki kurşun ve milyonlarca ölü

İSMAİL ÇAĞILCI MECRA 4 DAKİKADA OKUNUR
Bir katil, iki kurşun ve milyonlarca ölü
Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand ve eşi Düşes Sophie, 1900'de evlenmişlerdi.
BEĞEN

28 Haziran 1914. Saraybosna sokakları hareketli bir güne uyanıyor; ayak sesleri tüm dünyada işitilen savaşın yıkıcı etkisi, vücuda gelmek için artık dakikaları sayıyordu. Henüz birkaç yıl önce, asırlar sonra Osmanlı Devleti’nin kontrolünden çıkan şehir, kaderini paylaştığı diğer şehirler gibi günbegün kaosa sürükleniyor; farklı milletlerden müteşekkil sosyal yapıysa kavga, gürültü ve hatta cinayetlerle çalkalanıyordu.

Yaz sıcağının iyiden iyiye hissedildiği o gün Sırplar, 525 yıldan bu yana her Vidovdan’da olduğu gibi Kosova’nın kaybedilişine yas tutarken, içlerinden birkaçı Balkanlar’dan Anadolu’ya, Ortadoğu’dan Uzak Asya’ya kadar uzanacak taptaze acıların müsebbibi olmaya hazırlanıyordu: Franz Ferdinand, şehirden sağ çıkmayacaktı.

Avusturya Macaristan Veliaht Prensi ve Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand.
Avusturya Macaristan Veliaht Prensi ve Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand.

1909’un şubat ayında taraflar arasında imzalanan anlaşmayla Osmanlı Devleti’nce Avusturya Macaristan İmparatorluğu’na terk edilen Bosna-Hersek, oldukça karışık günlerden geçiyordu. Dönemin o meşhur “yükselen milliyetçilik akımları”na kapılan Sırplar, yeni hamilerine kazan kaldırıyor ve bölgede başrol olmanın hesaplarını yapıyorlardı.

Alman İmparatorluğu’nun ortaya çıkışıyla yüzünü doğuya çeviren Avusturya Macaristan, bir yandan sınırlarına katacak yeni topraklar arıyor ve bir yandan da içerideki gedikleri kapamaya çalışıyordu. Balkanlar’daki karışıklığın farkında olan ve amcası İmparator Franz Joseph’ten görevden affını istemesine rağmen beklediği cevabı alamadığı için “Avusturya ordusunun genel müfettişi” unvanıyla bölgeye gitmek zorunda kalan Ferdinand ve eşi Sophie’yse tüm bu karışıklığın merkezine, Saraybosna’ya doğru yol alıyordu.

Franz Ferdinand, eşi Sophie ve çocukları Ernst, Sophie ve Maximillian.
Franz Ferdinand, eşi Sophie ve çocukları Ernst, Sophie ve Maximillian.

Son birkaç yıldır bölgede deyim yerindeyse terör estiren Kara El örgütünün himayesinde ortaya çıkan Mlada Bosna (Genç Bosna) adlı yeni yapılanmanın üyeleri, akıl hocaları Dragutin Dimitriyeviç’in direktifleri doğrultusunda son hazırlıklarını yapıyorlardı. O sıralar bir yandan Kara El’in liderliğini bir yandan da Sırp ordusunun istihbarat şefliğini yürüten Dimitriyeviç’in Franz Ferdinand’ı öldürmekle vazifelendirdiği Gavrilo Princip, Nedeljko Çabrinoviç, Trifko Grabez, Muhammed Mehmedbasiç, Cvijetko Popoviç ve Vaso Cubriloviç’in yaşları 17 ila 27 arasında değişiyordu.

Karışacakları olayın büyüklüğünü ve sebep olacağı şeyleri kestiremeyen genç adamlar, ellerine aldıkları silah ve bombaların yükselttiği adrenaline teslim oluyor ve 28 Haziran 1914 sabahı harekete geçerek Saraybosna sokaklarındaki kalabalığa karışıyorlardı. İstikametleri, belediye binasına varan Appel Quay caddesiydi.

Sol üstten: Dragutin Dimitriyeviç, Nedeljko Çabrinoviç, Trifko Grabez, Muhammed Mehmedbasiç, Cvijetko Popoviç ve Vaso Cubriloviç
Sol üstten: Dragutin Dimitriyeviç, Nedeljko Çabrinoviç, Trifko Grabez, Muhammed Mehmedbasiç, Cvijetko Popoviç ve Vaso Cubriloviç

Arşidük Ferdinand, Sophie ve beraberlerindeki heyet 28 Haziran‘ın erken saatlerinde Saraybosna sokaklarında göründüler. Yedi araçlık konvoyun ilk iki sırası Belediye Başkanı Fehim Curçiç ve polis şefi Dr. Edmund Gerde’e ayrılırken, üçüncü sıradaysa Franz Ferdinand ve Sophie’yi taşıyan araç yer alıyordu.

Kendilerini görmek için cadde ve sokakların iki tarafınca sıralanan ahalinin arasından ilerleyen konvoyun hedefi belediye binasıydı. Şehrin yönetici kadrosuyla bir araya gelmeyi planlayan heyetin bir sonraki durağı da Avrupa Oteli olacaktı. Her şey planlandığı gibi giderse birkaç saat içinde Saraybosna ziyaretini tamamlayacak ve şehirden ayrılacaklardı. Konvoy, Appel Quay’a doğru yol aldı.

Ferdinand ve Sophie, Avusturya birliklerini denetlemek üzere balkanlara gelmişlerdi.
Ferdinand ve Sophie, Avusturya birliklerini denetlemek üzere balkanlara gelmişlerdi.

Genç Bosna üyelerinin beklediği an gelmişti; işte Franz Ferdinand ve ona eşlik eden konvoy caddeye giriş yaparak kendilerine doğru ilerliyordu. Altı genç yerlerini almış, belirli aralıklarla cadde boyu sıralanmışlardı. Konvoyla burun buruna gelen ilk isim Muhammed Mehmedbasiç’ti. Ancak Mehmedbasiç, daha sonra anlatacağı üzere, korkmuş ve hiçbir eylemde bulunmadan geri çekilmişti.

Yoluna sağ salim devam eden konvoy, peşi sıra iki suikastçıyı daha geride bırakarak Çumurja köprüsüne doğru yaklaştı. Köprü üzerinde konuşlanan Nedeljko Çabrinoviç, ilk üçüne nispeten daha gözü karaydı. Franz Ferdinand’ı taşıyan aracı karşısında bulduğu anda kendisine verilen görevi yerine getirdi ve elindeki bombayı hedefine doğru fırlattı. Arabanın kaputundan seken bomba arkadan gelen araçlardan birinin altına girerek patladığında Saraybosna sokakları büyük bir şok yaşamıştı. Elbette bunun öncü şok olduğunu kimse tahmin etmiyordu.

Ferdinand, görevden affını istemiş ancak bu isteği kabul görmemişti.
Ferdinand, görevden affını istemiş ancak bu isteği kabul görmemişti.

Bombalı saldırıdan yara almadan kurtulan Franz Ferdinand ve eşi Sophie, programlarına uygun olarak belediye binasına geçtiler. Ferdinand, burada bir süre soluklandıktan ve ilk şaşkınlığı üzerinden attıktan sonra, patlamada yaralananları ziyaret etmek ve oradan da Avrupa Oteli’ne geçmek üzere ayaklandığında Sophie’yi karşısında buldu. Zaten yorgun olan kadın, az önce yaşananları ve hamileliğini gerekçe göstererek kaldıkları konağa dönmek istedi. İkna olan Arşidük, heyetine talimat verdi ve araçlar konağa gitmek üzere hareket etti.

Çifti taşıyan araç Saraybosna sokaklarında.
Çifti taşıyan araç Saraybosna sokaklarında.

İlk saldırıyı gerçekleştiren Çabrinoviç, daha önce kararlaştırdıkları gibi kaçmayı ya da intihar etmeyi başaramamış, polis tarafından yakalanmıştı. Kendisinden sonraki iki suikastçı da patlayan bombanın yarattığı karışıklıktan faydalanarak olay yerinden uzaklaşmış, bir isimse hala olayın cereyan ettiği bölgede kalmıştı. Gavrilo Princip adlı genç, içinde bulunduğu durumun etkisiyle düşen şekerini toparlamak üzere yakındaki bir pastaneye girmişti. Diğerlerinden bihaber olan Gavrilo, bir an önce kendini toparlayıp olay mahallinden uzaklaşmanın planlarını yaparak çöreğini aldı ve pastaneden dışarıya çıktı. Sokağa adım attığında, görmeyi hiç düşünemeyeceği biriyle karşı karşıya geldi: Franz Ferdinand.

Gavrilo, olayın hemen ardından yakalanarak tutuklandı.
Gavrilo, olayın hemen ardından yakalanarak tutuklandı.

Arşidük’ü taşıyan araç ve beraberindekiler belediye binasından ayrılarak konağa doğru hareket ettiklerinde etraf biraz olsun sakinleşmişti. Kalabalıktan arınan Saraybosna sokaklarında ilerleyen konvoy, yeniden Appel Quay’a yöneldi. Cadde boyu ilerledikten sonra Latin köprüsünden geçerek konağa gitmesi gereken araçlar, beklenmedik bir şekilde köprünün bulunduğu yöne değil de, sağ tarafta bulunan Franz Josef sokağına döndüler.

Almanca bilmeyen Çek şoför, kendisine söylenenleri anlamamış ve Avrupa Otel’in yolunu tutmuştu. Duruma sinirlenen Ferdinand’ın sesi yükselince konvoy olduğu yerde kalakaldı. Tam bu sırada genç bir adam, elindeki çörekle birlikte, hemen birkaç metre ötedeki pastaneden çıkıyordu: Gavrilo Princip.

Gavrilo Princip, olaydan dört yıl sonra bir hapishane hücresinde öldü.
Gavrilo Princip, olaydan dört yıl sonra bir hapishane hücresinde öldü.

Birinci Dünya Savaşı, Avusturya Macaristan Veliaht Prensi’nin Saraybosna’da bir Sırp genci tarafından öldürülmesiyle başladı.” Hemen her tarih kitabında karşımıza çıkan bu ifade, elbette ki bütünüyle doğru değil. Dünya neredeyse son yüz yıldır adım adım savaşa ilerliyor, herkes hazırlıklarını buna göre yapıyordu.

Gavrilo Princip ve Franz Ferdinand, Franz Josef sokağın köşesinde karşı karşıya geldiklerinde Gavrilo başını önüne eğip yoluna devam etseydi de bir savaşın patlak vereceği söylenebilir. Ancak genç adam süreci hızlandırmayı tercih etti. Franz Ferdinand’ı karşısında görür görmez silahına sarıldı ve hem Arşidük’ü hem de eşi Sophie’yi hemen orada öldürdü.

Franz Ferdinand ve Sophie için Avusturya'nın başkenti Viyana'da bir cenaze töreni düzenlendi.
Franz Ferdinand ve Sophie için Avusturya'nın başkenti Viyana'da bir cenaze töreni düzenlendi.

Olaydan bir ay sonra, 28 Temmuz 1914’de, Avusturya Macaristan, Sırplara savaş ilan etti ve Belgrad’ı bombaladı. Çarlık Rusya’sının Sırplardan yana tavır almasıyla iyice harlanan ateşin bütün dünyayı etkisi altına almasıysa çok sürmedi. Yıllarca devam eden acımasız mücadelenin neticesinde 20 milyon insan sakat kaldı, 10 milyon insan canından oldu, imparatorluklar yıkıldı, devletçikler kuruldu, sınırlar bozuldu ve sınırlar çizildi.

Suikastın yaşandığı köşebaşı: Latin köprüsü, Franz Josef sokağın girişi ve günümüzde ''Franz Ferdinand Suikastı Müzesi'' olarak kullanılan pastane.
Suikastın yaşandığı köşebaşı: Latin köprüsü, Franz Josef sokağın girişi ve günümüzde ''Franz Ferdinand Suikastı Müzesi'' olarak kullanılan pastane.

Devam eden yıllara bakıldığında, o dönem yaşanan olayların en büyük etkisi hiç şüphesiz ki İslam coğrafyasının üzerine oldu. Birinci Dünya Savaşı sonunda ortaya çıkan tablo, bina edilen yönetim şekilleri ve dayatılan sınırlar, 21. asırda dahi milyonlarca insanın aç kalmasına, vatansız yaşamasına ve hayatını kaybetmesine sebebiyet verdi.

Franz Ferdinand’ın öldürüldüğü Saraybosna’nın sokakları, henüz 25 yıl önce büyük yıkımlar yaşadı. Irak, Suriye ve Filistin başta olmak üzere nice Müslüman yurdu, sayısız katliama sahne oldu… Tam 104 yıl önce, 19 yaşındaki Sırp genci Gavrilo Princip’in silahından çıkan kurşunlar, bugün hala Balkanlar’dan Anadolu’ya, Ortadoğu’dan Uzak Asya’ya uzanan bu coğrafyada yol almaya ve öldürmeye devam ediyor…

YORUMUNUZU YAZIN, SORUNUZU SORUN
{{ entity.comments.quantity }} KİŞİ YORUM YAZDI
İLK YORUM YAZAN SİZ OLUN
İSMAİL ÇAĞILCI GZT Editörü

Mecra’nın editörlüğüyle meşgul. İslam dünyasında müspet ya da menfi hallerle öne çıkmış şahsiyetlere dair okuyor, çalışıyor. Fotoğraf ve malumatlarla da alakadar.

BEĞEN

HAFTANIN ÖZETİ

Bosna'nın dinmeyen acısı: Srebrenitsa soykırımı
Bosna'nın dinmeyen acısı: Srebrenitsa soykırımı
Bu hafta İslam coğrafyasında, insanlık tarihinin utanç tablosu Srebrennitsa Soykırımının 24. yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen anma törenleri, Suudi Arabistan'ın Filistinli Şehit yakınlarını kutsal topraklara daveti, Yemen'de binlerce yıllık tarihi eserlerin savaşın ortasında kaderine terk edilmesi, İran'ın Suriye'deki Bukemal ilçesinde inanç asimi...

PORTRELER

Çöl şeytanı Lawrence’ın sıra dışı hayatı
Çöl şeytanı Lawrence’ın sıra dışı hayatı
Tarihteki en sıra dışı casuslardan biri Arabistanlı Lawrence olarak tanınan Thomas Edward Lawrence'tır. 16 Ağustos 1888 yılında dünyaya gelen Lawrence, İngiliz asili olan babasının karmaşık aile ilişkileri yüzünden gayrimeşru çocuk konumuna düşmüştür. Babası Baron Edward Robert Chapman, o daha doğmadan önce ilk eşini terk ederek, dört kızına da dad...

HAREKETLER

Hamas: İslâmî bir izdüşüm
Hamas: İslâmî bir izdüşüm
Temelleri 1987’de patlak veren Birinci İntifada sırasında atılan Hamas (Hareketu’l-Mukâvemeti’l-İslâmiyye, İslâmî Direniş Hareketi), ideolojik ilhamını Mısır merkezli Müslüman Kardeşler Teşkilâtı’ndan (kısaca: İhvân) almış bir yapılanmadır. Kurucusu Şeyh Ahmed Yasin, örgütle öylesine iç içe geçmiştir ki, onun hayat hikâyesine göz atmak, tesis ettiğ...

KARENİN SÖYLEDİĞİ

Pakistan Cumhurbaşkanı Eyüp Han'ın ABD ziyareti
Pakistan Cumhurbaşkanı Eyüp Han'ın ABD ziyareti
11 Haziran 1961’de çekilen bu fotoğrafta, Pakistan’ın ikinci Cumhurbaşkanı Muhammed Eyüp Han, Amerikan Başkanı John F. Kennedy ile birlikte başkent Washington’da kendilerini bekleyen kalabalıkların arasında geçerken görülüyor. Şoför koltuğunda gizli servis ajanı Gerald “Jerry” Behn otururken, önde ortada Kennedy’nin yaveri Chester V. Clifton bulunu...

MALUMAT

İsrail'de 1200 yıllık cami keşfedildi
İsrail'de 1200 yıllık cami keşfedildi
İsrail Tarihi Eserler Kurumu, ülkenin güneyindeki Negev Çölü'nde yaklaşık 1200 yıl önce inşa edildiği düşünülen bir caminin kalıntılarının bulunduğunu duyurdu. Caminin, bedevilerin yaşadığı Raht kenti yakınlarında keşfedildiği açıklandı. Bölgedeki kazı çalışmalarını yürüten İsrailli arkeologlar Jon Seligman ve Shahar Zur, "Bulduğumuz yapı küçük, ...

NE OKUMALI?

İslam ve Modern İnsanın Çıkmazı
İslam ve Modern İnsanın Çıkmazı
Farklı alanlarda bilim insanı yetiştirmiş, eğitimli bir aileden gelen İranlı alim Seyyid Hüseyin Nasr, akademik eğitimini Amerika’da farklı okullarda tamamladı. MIT’de fizik alanında aldığı lisans eğitimi ve Harvard Üniversitesi’ndeki bilim tarihi doktorasından sonra İran’da ve Amerika’da çeşitli akademik görevlerde bulundu. Hem Doğu’da hem de Batı...
YUKARI DÖNÜN

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz