Bosna’nın birliğiyle oynamaya kalkan sonuçlarına katlanır

Bosna’nın birliğiyle oynamaya kalkan sonuçlarına katlanır.
Bosna’nın birliğiyle oynamaya kalkan sonuçlarına katlanır.

Bosna Hersek’in imamları bulundukları yerlerde dinî vecibelere önderlik ederlerken diğer yandan sosyal meselelere, halkın yaşadıkları sorunlara çözüm bulma gayretindeler. Analitik ve gerçekçi bakış açılarına, bilgi ve tecrübelerini ekleyerek olayları değerlendiren imamlardan biri de Travnik Baş İmamı Cemail İbranoviç. Kendisiyle Bosna’nın güncel durumunu ve Travnik’i konuştuğumuz İbranoviç, ifadeleriyle, yaptığı vurgularla bize ilmî çalışmalarını, ülke gerçeğini ve yakın tarihte yaşananlara yaptığı tanıklığı aktardı.

Boşnaklar ve İslâm desem, ne dersiniz?

Travnik Baş İmamı Cemail İbranoviç.
Travnik Baş İmamı Cemail İbranoviç.

Boşnakların bu topraklardaki varlığı İslâm’a bağlıdır. Bizlerin ataları Müslüman olmadan önce Bogomil inancına mensuptu. Ne Ortodoks ne Katolik kiliselerine bağlı değillerdi. Osmanlılar buraya geldiklerinde adeta onları “ashab” gibi görmüşlerdi. O dönemde Boşnaklar, Ortodoks ve Katolikler tarafından yakın zamandakine benzer zulümlere maruz kalıyorlardı.

İslâm’ın Bosna’da yayılmasının en büyük nedenlerinden biri de Boşnaklara sığınak olmasıdır.

Osmanlılar bu topraklara geldiklerinde Ayni Dede, Şemsi Dede, İskender Paşa gibi zâtlar şehit olarak buraya defnedilmişlerdi. Rivayetlere baktığımızda onların Nakşibendî olduğunu görüyoruz.

Boşnakların İslâm'ı kabul etmesinin en önemli sembollerinden biri olan Akhisarlı Ayvaz Dede'nin anısına, Bosna Hersek'te 5 asırdır her yıl, Ayvaz Dede Şenlikleri düzenlenir.
Boşnakların İslâm'ı kabul etmesinin en önemli sembollerinden biri olan Akhisarlı Ayvaz Dede'nin anısına, Bosna Hersek'te 5 asırdır her yıl, Ayvaz Dede Şenlikleri düzenlenir.

Dervişler, Şehirlerin Kurulmasına Öncülük Ettiler

Bosna’nın herhangi bir yerine baktığınızda cami, tekke ve vakıf eserleri görmeniz mümkün. Buraya gelen dervişlerin, bazı yerleşimlerin kurulmasına öncülük ettiğini kaynaklardan okuyoruz. Örneğin buraya bir saatlik mesafede bulunan İskender Vakuf şehrinin kurucusu, İskender Dede’dir. Kabri de şehrin içindeki caminin haziresindedir.

  • İbni Battuta, 1333 senesinde Anadolu’da tekkelerin, zaviyelerin ve hanların varlığından söz ediyor. O dönem Avrupa’nın sahip olmadığı imkânlara Anadolu insanları sahipti. Osmanlı, Anadolu’da ne tür imkânlar varsa hepsini buraya da taşıdı.

Akademik anlamda ne tür çalışmalar yaptınız?

Bosna’nın ilim hayatını şekillendiren ve çok sayıda âlim yetiştiren Korkut Ailesi’nin son temsilcilerinden Besim Korkut, Kur’ân-ı Kerîm’in Boşnakçaya ilk çevirisini yapmıştır.
Bosna’nın ilim hayatını şekillendiren ve çok sayıda âlim yetiştiren Korkut Ailesi’nin son temsilcilerinden Besim Korkut, Kur’ân-ı Kerîm’in Boşnakçaya ilk çevirisini yapmıştır.

Yüksek lisansımı, Travnik’te müstesna bir yere sahip olan “Korkut Ailesi” üzerine yaptım. Onların Fatih’in ordusuyla birlikte geldikleri biliniyor. Korkut Bey ve kardeşi Ferhat Bey’e tımar sistemi gereğince toprak verilmişti. Korkut Bey’e Mostar’da, kardeşi Ferhat Bey’e Foça’da yer tahsis edilmişti. Onlar idareci olarak bulunsalar da üçüncü nesilden sonra ilme yöneldiler.

Korkut Ailesi’nden Muhammed Derviş Efendi, 1830 yılında Travnik’e müftü olarak atanmış ve 47 sene müftülük görevi yapmıştı. Daha sonra oğlu Hazım Efendi, yerine geçti.

  • Travnik Müftülüğü 100 sene boyunca bu aile tarafından deruhte edildi. Çok sayıda önemli ismin çıktığı bu ailenin fertlerinden Besim Korkut, Kur’ân-ı Kerîm’in Boşnakça mealini hazırlamıştır mesela.

Bu aile Osmanlı ile geldi, ancak Osmanlı sonrasında da çok hayırlı hizmetler yerine getirmişlerdir. Şunu eklememiz gerekiyor ki, bu mümtaz aile çok sıkıntılar yaşadı. Komünist Yugoslavya döneminde sıkça takip edilir, çeşitli nedenlerle zulme uğrardı.

Boşnakça Kur’ân-ı Kerîm, “Kur’an S Prevodom” adıyla ilk kez 1977’de basılmıştır.
Boşnakça Kur’ân-ı Kerîm, “Kur’an S Prevodom” adıyla ilk kez 1977’de basılmıştır.

Korkut Ailesi’nin akıbeti ne oldu?

Her şeyin başlangıcı olduğu gibi sonu da oluyor. Sonuç itibarıyla bu kıymetli aile son buldu. Ailenin bir kısmının çocukları olmadı bir kısmı da farklı inanç ve görüşlere kapılıp gitti.

Sonraki çalışmalarınız Nakşibendîliğin Hâlidîlik kolu üzerine yoğunlaştı. Bosna’da Hâlidîlik şu an yaygın bir konumda mı?

Cemail İbranoviç’in “Bosna’da Hâlidîlik” eseri.
Cemail İbranoviç’in “Bosna’da Hâlidîlik” eseri.

Korkut Ailesi ile ilgili çalışmalarımı bitirdikten sonra Nakşibendî büyüklerinden Hâlid el-Bağdâdî üzerine çalışmalarımı yoğunlaştırdım. Konuyla ilgili bir süre İstanbul’da bulundum. Gerekli bilgi ve belgeleri topladım. Bosna’da Hâlidîlik üzerine bir kitap yayımladım.

Hâlidîlik Anadolu’da insanlara ulaşırken bir yandan da Bosna’da yayılmıştır.

Bosna’nın meşhur mutasavvıflarından Hacı Hâlid Hacımuliç de adını Hâlid el-Bağdâdî’den almıştır. O mesnevîhandı, Mevlevî bir tarafı vardı ama esasen Hâlidî’ydi.

  • Örneğin Malezya’da bulunan Hâlidîler, bu görüşü Bosna’dan almışlardır. Bu bağ, hac ibadeti dolayısıyla Mekke’de yapılan görüşmeler vesilesiyle gerçekleşmiştir.

Günümüz Travnik’inde hangi tekkeler mevcut ve ne tür fonksiyonlar icra ediyorlar?

Bugün Travnik’te üç tekke bulunuyor: Açıktan (cehrî) zikirlerin yapıldığı Nakşibendî tekkesi, gizli (hafî) zikirlerin yapıldığı yine bir Nakşibendî tekkesi ve Yeni Camii’nin orada mevcut Kâdirî tekkesi.

Kâdirîlerde iki ayrı halka var; birinde gençler diğerinde yaşlılar zikir yapmaktadır.

Bosna Hersek’te cami, tekke ve vakıf eserlerini sıkça görürken, günümüz Travnik şehrinde sadece 3 tekkenin varlığından söz edebiliyoruz.
Bosna Hersek’te cami, tekke ve vakıf eserlerini sıkça görürken, günümüz Travnik şehrinde sadece 3 tekkenin varlığından söz edebiliyoruz.

Medreselerin durumu nedir?

Bizdeki medreseler, Türkiye’deki imam hatiplerin karşılığı olarak düşünülebilir. Geçmişe baktığımızda Travnik’te üç medresenin olduğunu görürüz. Şu an sadece Elçi İbrahim Paşa Medresesi aktif olarak, Travnik ve çevresindeki yerleşkelerde yaşayan lise çağındaki gençlere hizmet vermekte. Medrese, 1706 yılında Elçi İbrahim Paşa tarafından kurulmuş, 1945’e kadar tedrisatına devam etmiş, Yugoslavya döneminde kapatılmış 1994’te yeniden faaliyetlerine başlamıştır.

  • 1994 yılında üç sınıf olarak hizmet veren medreseden yetişen imamlar Sırp Cumhuriyeti bölgesine giderek, oradaki Müslümanların imam ihtiyacını gidermişlerdir.
1699 yılında Avusturya’ya gönderilerek “elçi” ünvanını alan İbrahim Paşa, 1706 senesinde Travnik’te Elçi İbrahim Paşa Medresesi’ni inşa ettirmişti.
1699 yılında Avusturya’ya gönderilerek “elçi” ünvanını alan İbrahim Paşa, 1706 senesinde Travnik’te Elçi İbrahim Paşa Medresesi’ni inşa ettirmişti.
Medrese, bugün hâlâ İslâmî ilimler alanında talebe yetiştirmeye devam ediyor.
Medrese, bugün hâlâ İslâmî ilimler alanında talebe yetiştirmeye devam ediyor.

İmamların Üzerindeki Ağır Sorumluluk

Oraya giden imamlar ağır bir görev yüklendiler. Hem büyük yaralar almış insanları rehabilite etmek zorunda kaldılar hem de Sırpların taciz ve tehditleriyle mücadele etmek durumundaydılar. Örneğin bir imam kardeşimiz, bir Sırp tarafından başına aldığı darbeyle yaralanmıştı.O gün bugündür hâlâ o olayın izini sırtında oluşan kamburla taşımaktadır.

Bosna Hersek’in mevcut durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Savaştan bu yana sürekli sıkıntılar yaşıyoruz. Bunlar bazen Belgrad bazen Zagreb kaynaklı sıkıntılar olarak önümüze çıkıyor. Hâlâ Bosna’nın bütünlüğünü bozmak isteyenler söz konusu. Kendimizi sürekli bir tehdit altında hissediyoruz. Dolayısıyla bizim yaş grubumuzda olanlar mevzubahis tehditleri gayet iyi biliyorlar.

Sırplar ve Hırvatlar kendi aralarında bir bütün değillerse de konu Bosna Hersek olduğunda birleşiyorlar, anlaşıyorlar.

Avrupa’nın ikiyüzlülüğünü bilen bir tecrübeye sahibiz. Bahsettiğimiz Avrupa, Bosna Savaşı’nda dört yıl boyunca Boşnaklara silah ambargosu uygulayan, Sırpların ve Hırvatların büyük zulümlerine ses çıkarmayan bir Avrupa’dan bahsediyoruz. Şu an Avrupa’ya baktığımızda aşırı sağcıların ve İslamofobi yanlılarının yükselişe geçtiklerini görüyoruz. Bu yükseliş elbette Sırp ve Hırvatların işine yarıyor. Her ne kadar Batılılar Dayton Anlaşması’na onay verseler de tam anlamıyla güven duyduğumuzu söyleyemiyorum.

Türkiye, Bosna Hersek’in Bütünlüğünü En Ciddi Şekilde Savunan Ülke

Bir süre önce savaş gazileriyle birlikte İstanbul’daydık. Bizi misafir eden derneğin başkanı da Sancak kökenli bir Boşnak. Bana Türkiye’de üst düzeylerle yaptıkları bir görüşmeyi aktardı. Bosna Hersek’te günümüzde, malum olduğu üzere Sırp Cumhuriyeti’nin bölünme arayışları var. Şayet bir savaş çıkması halinde Türkiye’nin Bosna Hersek’in yanında en güçlü şekilde duracağını, bu kez Boşnakların kurban olmayacaklarını, kargaşayı çıkaranların sonuçlarına da katlanacaklarını kararlılıkla vurguladıklarını söyledi. Tabii bu ifadeler bizim için büyük bir moral kaynağı. Şunu da eklemek isterim; Türkiye 1990’ların Türkiye’si değil. Kendini her açıdan güçlendirmiş bir Türkiye olduğunu biz ve tüm dünya görüyor.

Bosna Hersek’te 2023 yılının başında kurulan yeni hükümette, Boşnakların en büyük partisi olarak kabul edilen Bakir İzzetbegoviç’in liderlik ettiği Demokratik Eylem Partisi (SDA) yer almadı.
Bosna Hersek’te 2023 yılının başında kurulan yeni hükümette, Boşnakların en büyük partisi olarak kabul edilen Bakir İzzetbegoviç’in liderlik ettiği Demokratik Eylem Partisi (SDA) yer almadı.

Boşnaklar olarak farklı Müslüman ülkelerden destek görüyor musunuz?

Şimdilerde Müslümanlar ülkelerden turist olarak gelen kardeşlerimiz var. Ancak yanı başımızda duran ve en ciddi desteği sunan ülke Türkiye.

Sırbistan ve Hırvatistan’ın Bosna’ya yönelik yaklaşımları nasıl?

Hırvatistan NATO içinde yer alıyor, Sırbistan silahlanıyor.

Kime karşı silahlanıyor? Kime saldıracakları açık, adres belli. Bosna’ya karşı bazı düşünceleri olduğu konusunda bir şüphemiz yok. Maalesef ülke içinde de sıkıntılar yaşanıyor. Aliya’nın partisi SDA (Demokratik Eylem Partisi), son seçimlerde birinci parti olamadı. Diğer irili ufaklı Boşnak partiler, Sırplar ve Hırvatlarla birlikte bir şeyler yapabileceklerini söyleseler de bu pek mümkün görünmüyor. Amerikalıların Bosna Sırplarının lideri Milorad Dodik’i Sırp Cumhuriyeti’nin başına getirdiklerinde de farkındaydık.

  • Dodik, ilk zamanlarında katliamları ve soykırımı eleştiriyordu. Ancak yaklaşık son 10 yılda söylemlerinin tamamen değiştiğini, aslına döndüğünü gördük. Şimdilerde Rusya’nın yanında ve desteğini gizlemiyor.
Bosna Hersek'teki iki entiteden Sırp Cumhuriyeti'nin Başkanı Milorad Dodik, ayrılıkçı söylemleri ve Bosna Hersek'teki savaş sırasında Srebrenitsa'da 1995'te yaşanan soykırımı inkâr etmesiyle ülkede sık sık tepkiye yol açıyor.
Bosna Hersek'teki iki entiteden Sırp Cumhuriyeti'nin Başkanı Milorad Dodik, ayrılıkçı söylemleri ve Bosna Hersek'teki savaş sırasında Srebrenitsa'da 1995'te yaşanan soykırımı inkâr etmesiyle ülkede sık sık tepkiye yol açıyor.

Ukrayna Rusya Savaşı başladığında Sırplar ne düşünüyordu? Savaşa dair beklentileri ne yöndeydi?

Ukrayna-Rusya Savaşı için Sırplar, Rusların Ukrayna topraklarını bütünüyle yerle bir edip ilhak edeceklerini düşünüyorlardı. Sırbistan’da siyasiler Ruslar tarafından destekleniyor. Hatta Sırplar herhangi bir saldırıya uğrarlarsa Rusların kendilerini savunacaklarını düşünüyorlar. Hırvatlar da NATO’ya bağlı ve herhangi bir saldırı durumunda onların kendilerini savunacaklarını biliyorlar.

Burada sadece Boşnakların bir hamisi yokmuş gibi görünüyor. Şu anki Boşnak siyasiler, ülkenin NATO’ya girmesi için çaba sarf ediyorlar ki; birlik ve bütünlük için sağlam bir dayanağımız olsun. Çünkü Sırp lider Dodik, son zamanlarda Bosna Hersek içinde yer alan Sırp Cumhuriyeti’nin Bosna’dan ayrılması yönünde açık beyanatlar veriyor. Amerikalılar bu tür açıklamalara karşı bilindik şeyler söylese de her şey yine eskisi gibi devam ediyor.

Bize Yapılan Baskılar ABD’yi ve AB’yi Rahatsız Etmiyor

Amerikalılar, Ukrayna-Rusya arasında yaşanan savaşta, Zelenski tarafına destek oluyorlar. Şimdilik burada fiilî bir çatışmanın olmasını arzulamıyorlar. Diğer yandan, mevcut sorunların çözümü için de bir şey yapmıyorlar. Çünkü bize baskı yapılıyor ve bu onları rahatsız etmiyor.

Amerika, Boşnakların koruyucusu biziz imajı veriyor. Sizin ifadelerinize göre bunun gerçekliği söz konusu değil

Günümüzde yaşananları ve son savaş tecrübesini göz önüne aldığımızda bunun gerçekliğinin olduğunu söylemek zor.

Bosna Hersek İslâm Birliği’nin Boşnak toplumunu bir araya getirecek gücü ve enerjisi var mı? Boşnakların en güçlü kurumu diyebilir miyiz?

  • Bosna Hersek 1878’de Osmanlı topraklarından ayrılsa da 1882 yılında İslâm Birliği (Islamska Zajednica) Sultan II. Abdülhamid’in girişimleriyle kuruluyor. O günden bugüne kadar da devam ediyor. İslâm Birliği bugün neye sahipse Osmanlı Devleti’nden kalan vakıf eserleri vesilesiyle sahiptir.
1882’de Sultan II. Abdülhamid’in girişimleriyle kurulan İslâm Birliği (Islamska Zajednica), siyasî açıdan çok sayıda parçaya bölünen Boşnakları toparlayan ve bir arada tutan yegâne müessese.
1882’de Sultan II. Abdülhamid’in girişimleriyle kurulan İslâm Birliği (Islamska Zajednica), siyasî açıdan çok sayıda parçaya bölünen Boşnakları toparlayan ve bir arada tutan yegâne müessese.

En Önemli Dayanağımız Dinimiz

Elimizde zarar görmemiş tek kuruluş İslâm Birliği ve bu kuruluş Bosna Savaşı’nda yapması gerekeni fazlasıyla yaptı.Pek çok imam şehit ve gazi oldu. Ya da cemaatiyle birlikte bir bölgeden başka bir bölgeye hicret etmeye mecbur kaldı. Bizi burada ayakta tutan en önemli dayanağımız dinimiz olmuştur.

Önceki ifadelerimde de belirttiğim üzere son zamanlarda Boşnaklar siyasî açıdan çok sayıda parçaya bölündü. O açıdan İslâm Birliği’nin, Boşnakları toparlayan ve bir arada tutan tek müessese olduğunu söylememiz gerekiyor. Her ne kadar Sırplar ve Hırvatlar İslâm Birliği’nin işleyişini yavaşlatmaya çalışsalar da.

Dayton Anlaşması yaşanan sorunlar için bir çözüm sunuyor mu?

Dayton Anlaşması’yla ülkede kurulan siyasî sistemin dünyada örneği yok.

Bu sistem bir yönüyle işlese de toplumsal sorunlara herhangi bir çözüm bulamıyor. Düşünün bu topraklarda iki tane entite ve 10 tane kanton var. Her kanton kendine ait yöneticilere sahip. Bu kadar yönetici Çin’de bile bulunmuyor.

21 Kasım 1995’te ABD’de imzalanan “Dayton Anlaşması” Mostar’ı Bosna Hersek Federasyonu’nun yönetimine bırakırken, beraberinde kriz anlarında müdahale edebilmesi için görevden alma, yasalar çıkarma gibi yetkilerle donatılmış bir Yüksek Temsilci Ofisi’ni (OHR) de getirmişti.
21 Kasım 1995’te ABD’de imzalanan “Dayton Anlaşması” Mostar’ı Bosna Hersek Federasyonu’nun yönetimine bırakırken, beraberinde kriz anlarında müdahale edebilmesi için görevden alma, yasalar çıkarma gibi yetkilerle donatılmış bir Yüksek Temsilci Ofisi’ni (OHR) de getirmişti.

Travnik’in Boşnaklar için önemi nedir?

  • Coğrafî olarak bakacak olursak, Travnik Bosna’nın tam ortasında, kalbinde yer alıyor. Osmanlı döneminde 150 yıl kadar Bosna’nın ana şehri Saraybosna değil, Travnik’ti. Saraybosna’da yaşanan meşhur yangından sonra 1697’de vezir konağı Travnik’e taşındı. Yani yaklaşık olarak 1700’den 1850’lere kadar baş şehir olmuştur. Bu yıllar arasında Travnik’e gelip burada görev yapan 77 vezir var. Her ne kadar tahribata uğrasa da hâlâ eserleri gelenleri karşılamaktadır.
Travnik'in sembollerinden olan Süleyman Paşa Camii olarak da bilinen Alaca Camii, adını, içinde ve dışındaki Rumiler, renkli duvar süslemeleri, servi ve ağaç desenlerinden alıyor.
Travnik'in sembollerinden olan Süleyman Paşa Camii olarak da bilinen Alaca Camii, adını, içinde ve dışındaki Rumiler, renkli duvar süslemeleri, servi ve ağaç desenlerinden alıyor.

Yugoslavya ve öncesindeki Krallık dönemlerinde Sırplar egemendi. Türkler, Osmanlılar istilacıdır ve onlardan kalan eserler silinmelidir diye bir düşünceleri vardı ve bu düşünce hâlâ mevcut.

Travnik’te her mahallede bir cami bulunuyordu. Bugün 19 camiden söz edebiliyoruz.

Şimdilerde bu camilerin her birinde imam istihdam edecek güce sahip değiliz. Sadece Ramazanlarda görev yapmak üzere imam gönderebiliyoruz.

Alaca Camii’nin içi.
Alaca Camii’nin içi.

Travnik: İz Bırakan İnsanların Çıktığı Şehir

1463’ten, yani fetihten sonra Travnik hep merkez konuma sahip olmuştur. Hep iz bırakan insanlar çıkmıştır. Uleması, vakfeden insanları, gazileri ve önemli şahsiyetleri olmuştur. Osmanlı sonrasında da çok önemli siyasiler çıkarmıştır. Bosna Savaşı döneminde de Krajna bölgesinden gelen savaşçılarla birleşerek Orta Bosna’nın savunulmasında ciddi rol üstlenmiştir. Saraybosna tamamen kuşatma altına alınacağı zaman, 1993 Ağustos’unda İgman Dağı’na takviyeler Travnik’ten girmiştir.

Travnik’in bulunduğu Orta Bosna Kantonu ekonomik anlamda çok güçlü olmasa da Avrupa’ya, Türkiye’ye ihracat yapan şirketler var. Her şeyden önce insanımızın özgürlüğe ve imkâna ihtiyacı var. Avrupa Birliği’ne (AB) bağlı olmadığımız için oradaki ülkelere çok rahat bir şekilde ihracat yapamıyorlar. Bundan dolayı sağlayacağı imkânlardan dolayı bir an önce AB’ye girmek isteyen insanlar söz konusu.

Fetihten sonra Travnik şehri hep merkez konuma sahip olmuş, bu şehirden hep iz bırakan insanlar çıkmış.
Fetihten sonra Travnik şehri hep merkez konuma sahip olmuş, bu şehirden hep iz bırakan insanlar çıkmış.

Unutulan Soykırım Tekrarlanır

Şu anki nesil, okullarda son savaş hakkında çok fazla bir şey öğrenemiyor. Bizler, İslâm Birliği ve Gazi dernekleri aracılığıyla anma ve bilinçlendirme programlarıyla yakın tarihte yaşananlar hakkında bir şeyler aktarma çabasındayız.

  • II. Dünya Savaşı’nda ve sonrasında Sırpların yaptığı zulümleri konuşmak Yugoslavya zamanında yasaktı.İnsanlar düşmanın gerçek yüzünü bilmedikleri için Bosna’nın doğusunda yaşananlar 1992-1995 arasında tekrarlandı. Diyebiliriz ki unutulan soykırım yeniden tekrarlandı.

Şimdi ise öyle değil. Her bölgede yeni nesillerin şuur sahibi olması için gerekli faaliyetler yapılabiliyor.

Sırplar Yapay Kanunlarla Boşnaklar Üzerinde Baskı Kuruyor

Sırp Cumhuriyeti’nde yeni bir kanun çıkarıldı. Onlar hakkında ne yazarsanız sizi yargılayabilecekleri yapay, hukukî bir zemin oluşturdular. Yani gazeteciler onların olumsuzluklarını araştırdıklarında tahkikata uğrayabilecekler. Demokrasiye ve ifade özgürlüğüne vurulan bu darbeyi AB sadece izlemekle yetindi.

Bosna’da yaşayan Sırpların Sırbistan, Hırvatların Hırvatistan vatandaşlıkları var. Herhangi bir durumda onların sırtlarını dayayabilecekleri bir ülke bulunuyor. Biz Boşnaklar da zaman zaman diyoruz ki, madem öyle o zaman biz de Türkiye vatandaşlığı alalım, çifte vatandaş olalım. Böyle bir şey mümkün olsa her şeyden çok bizim için moral anlamında büyük bir destek olurdu.

Bu güzel görüşme ve verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederiz.

Biz de gelmenizden ve şehrimizi ziyaret etmenizden ötürü çok memnuniyet duyduk. Bundan dolayı biz teşekkür ederiz.