Kim bu Çeçenler?

Çeçenlerin geleneksel kıyafetleriyle sergiledikleri halk oyunları, ülkemizde de oldukça popüler.
Çeçenlerin geleneksel kıyafetleriyle sergiledikleri halk oyunları, ülkemizde de oldukça popüler.

Bazı farklılıkları bir yana Adıgey, Astrahan Oblastı, Çeçenistan, Dağıstan, İnguşetya, Kabardey-Balkar, Kalmukya, Karaçay-Çerkes olmak üzere Kafkas halkları bir ağacın farklı dallarıdır esasında. Kimine göre Türk, kimine göre Rus, kimine göre Hıristiyan, kimine göre Müslüman. Kimi der terörist, kimi der mücahit. Nasıl tanımladığınız -her olayda olduğu gibi- neye, nereden baktığınızla ilişkilidir.

Her biri farklı toprak, dil ve bayrağa sahip bu halkları doğru öğrenmek adına, ayrı ayrı anlatmanın en doğrusu olduğuna inandık, lakin genel olarak ortak bir kültüre sahip olunduğunu bir kez daha vurgulamak gerekir.

Kafkaslar, Gürcistan-Rusya sınırı boyunca uzanır.
Kafkaslar, Gürcistan-Rusya sınırı boyunca uzanır.

Ruslara göre “Kafkasya’nın Fransızları” Çeçenlerin; iri yapılılığı, uzun boyluluğu en bilinen özellikleri olmakla birlikte, her Çeçen’in saçında, sakalında bir turunculuk ve burnunda Kafkas kemiği görmeniz mümkündür. Namaz kılan Çeçen bir gence, bacaklarını neden bu kadar açık tuttuğunu sorduğumda, “Omuz hizası böyle oluyor, ne yapalım?” cevabını almıştım.

Çeçen çocukları da fiziksel yapıları sebebiyle kolayca ayırt edilebiliyorlar.
Çeçen çocukları da fiziksel yapıları sebebiyle kolayca ayırt edilebiliyorlar.

Çeçenlerde en önemli özelliklerden biri aile, akraba, soy kavramlarına çok fazla değer yüklenmesidir. Akraba evliliği asla yapılmaz, aynı mahalleden biriyle ve hatta aynı köyden biriyle dahi evlenilmez. Hayatınız boyunca aslında hiç görmediğiniz bir akrabanızla yıllar sonra tanıştırıldığınızda “o senin kardeşin denilir” ve siz de yadırgamazsınız. Katıldığımız bir Çeçen düğününde dayıların toplanıp fotoğraf çekinmesi istenilmiş, sayabildiğim 32 adet “dayı” fotoğraf için toplanmıştı. Bunların yalnızca üçü öz kardeşti.

Akraba ilişkilerinde din, gelenek ve göreneklere uydurulmuştur demek yanlış olmaz. “Ayıp” kırmızı çizgidir ve herkes bu çizgiden sakınır. Çünkü ayıplanmak ağır bir ceza sayılır, Çeçenler de bu cezaya çarptırılmamak için dikkatli davranır.

Çeçenler, tıpkı diğer Kafkas halkları gibi, aileye ve akrabalık ilişkilerine büyük önem verirler.
Çeçenler, tıpkı diğer Kafkas halkları gibi, aileye ve akrabalık ilişkilerine büyük önem verirler.

Büyükler, hemen hemen her yörede olduğu gibi Çeçenlerde de oldukça kıymetlidir. Saygıda kusur edilmez. Büyüklerin dediği sorgulanmaz, dediği emir kabul edilir. Yanlarında çocuk sevilmez. Kimilerine göre saçma gelen bu adetin arkasında yatan ince düşünce; yıllardır bu halkların savaş görmesinden gelir. Çünkü mutlaka her aile, bir çocuğunu, bir annesi, bir babasını belki de hepsini birden kaybetmiştir. Durum böyle olunca, olur da çocuk sevilirse büyüklerin kendi kayıplarını hatırlayıp üzüleceği düşünülür.

Evlilik ilişkileri oldukça hassas yürütülür. Saygı, sevgiden önce gelir. Dil tutma adetini bilenler bilir. Bilmeyenler için açıklayacak olursak; gelin, damadın ailesine karşı onlar konuşmasına müsaade verinceye kadar konuşmaz, dil tutar. Dil tutmayı bırakıp konuşması için de geline, altın, büyükbaş hayvan gibi oldukça değerli bir hediye verilir.

Çeçen ailelerde, büyükler ve küçükler arasındaki ilişki oldukça sınırlı ve kurallıdır.
Çeçen ailelerde, büyükler ve küçükler arasındaki ilişki oldukça sınırlı ve kurallıdır.

Kafkas halkları yemek ve yöresel oyun bakımından ortaktır. Bir Çeçen, bir Adige, bir Abhaz aynı düğünde aynı oyunları oynar örneğin. Ya da misafirliğe gittiğinizde aynı yemekleri görebilirsiniz.

Yemekler genel olarak hamur işidir. Kafkas halkları hep savaş ortasında, dağlarda olduğu için kısıtlı malzemelere tabi idi. Dört-beş malzemeyle ne kadar farklı yemek yapılabilirse o kadar yemek yapmayı başarabilmişlerdir. Muhteşem malzemeler listesi; et veya tavuk, patates, un, su, tuz, tereyağı ve sarımsaktan ibaret olsa da bu malzemelerden ne kadar farklı yemek yapılabilir ki demeyin, cevabına inanamazsınız…

Çeçen mutfağında ağırlıklı olarak hamur işi yiyecekler bulunuyor.
Çeçen mutfağında ağırlıklı olarak hamur işi yiyecekler bulunuyor.

Çeçenlere ait olduğu tescillenmiştir.

Türkiye’de yaşayan Çeçen bir dede bu yemeği yerken, “Şu Çeçen olmayanlara bir üzülüyorum bir üzülüyorum ki” diye ah çekerken, “Neden?” diye sormuştum. “Şu gılnışı yemeden ölüyorlar da ondan” demişti. Şimdi, “mübalağa” dersiniz; fikriniz yedikten sonra değişir…

Malzemeler : Un, su, sarımsak, tuz, et-tavuk.

Çok isimli bir yemek daha. Malzemeler değişmed: Un, su, tuz, sarımsak, kıyma ve üzeri için tereyağı… (Tercihe göre patates ya da işkembeli yapılabiliyor.) Türkiye’de bazı kafelerde yapımı mevcut. Denemek isteyenlere duyurulur…

Çeçencede –ş eki çoğulluğu ifade eder. Bu yüzdendir ki yemeklerin isimlerinin sonu bu şekilde biter.

Malzemeler değişmedi, şekil değişti: Un, su, tuz, patates, sarımsak. Üzerine sos için tereyağı tercih edilir.

Ceug ya da lovzar. Kelime anlamı Çerkes ve Çeçen dilinde; düğün. Düğün denilir lakin oynamak için gelin ve damada ihtiyaç duyulmaz Kafkas halklarında. Bir mızıka, bir akordeon yeterlidir. Öyle bir büyüsü vardır ki bu seslerin, duyduğunuz yerde başlar ayak parmaklarınız hareketlenmeye. Sonrası bir bakılır ki ortam kurulmuş, oynamaya girişilmiş.

Türkiye’de yaşayan soydaşlar bilir. Otobüste ya da yolda, ya da hiç fark etmez herhangi bir yerde, birinin telefonunda Kafkas müziği duyduğunuz an, gözleriniz o kişiyi arar, ciğerlerinizde hissedersiniz duyguyu; bir kardeş bulmuş gibi sevinirsiniz. Çünkü sizden az kalmıştır, bilirsiniz

Çeçenler
Çeçenler

Müzikleri makamlıdır, birbirinden farklı birçok çeşidi, ismi vardır. Bazıları yavaş bazıları hareketlidir. Oynanan oyun da buna göre değişir. Kafkas halklarının dik başlılığını, heybetini, asiliğini ve özgürlüğünü oyunlarında hissedebilirsiniz. Dışarıdan anlamsız gözüken birçok hareketin kendi içinde bir anlamı vardır. Örnek verecek olursak, kollarınızın yukarıda dik duruşu bir Kafkas kartalı sembolüdür. Ve daha nice anlamlar…

Bir milletin kültürünü anlatmak sınırlı sayfalarla mümkün değildir elbette. Hele ki tarihi yakılmış, yok edilmek için uğraşılmış bu halkların kültürünü ayrı ayrı anlatmak oldukça zordur. Parçalanmışı bütünleştirmeye çalışırsınız. Aynı milletten iki kişi dahi konuşurken; "Bizde bu, şu şekildedir. Sizde nasıl?” sorusunu duyabilir, aynı dili konuştuğu halde anlaşamayanı görebilirsiniz. Sürgün sonrası gittikleri yere göre dilleri, kültürleri ne yazık ki asimilasyona uğramıştır…

Kalplerindeki hiç görmedikleri bir vatana duyduğu özlemi taşıyan, farklı şehirlerde, farklı ülkelerde birbirlerini hiç tanımadan yaşayan Kafkas milletlerine, bir tutam vatan kokusu getirmesi ümidiyle…