Mardin’den Beyrut’a bir "Kraliçe" hikayesi: Feyruz

Feyruz
Feyruz

Bugün Arap müziği denilince akla gelen ilk birkaç isimden biri olan Feyruz, Arap dünyasının turkuaz sesli kraliçesi olarak anılıyor. Turkuaz sesli kraliçe Feyruz, sadece kitleler önünde konser verdi. Devlet büyüklerinin önünde özel konser vermeyi her zaman reddetti. Bu da onun toplum tarafından daha çok benimsenmesini ve sevilmesini sağladı. Feyruz Ortadoğu’da insanlara direnmeyi, hayata dört elle sarılmayı, haksızlıklar karşısında dimdik durmayı şarkılarında kadife sesiyle duyurdu her zaman. Filistinli çocuklar için söylediği sözler ve şarkılar, bölgenin insanlarının arasında dilden dile yayıldı.

İÇİNDEKİLER

2002 yılında Paris’te verdiği bir konser sırasında Feyruz’un ağzından şu cümleler dökülür;

Yine de bir gün Filistin halkının özgürlüğünü, çocukların doyasıya gülüşünü göreceğim.
Arap dünyasının turkuaz sesli kraliçesi olarak anılan Feyruz.
Arap dünyasının turkuaz sesli kraliçesi olarak anılan Feyruz.

Bugün Arap müziği denilince akla gelen ilk birkaç isimden biri olan Feyruz, Arap dünyasının turkuaz sesli kraliçesi olarak anılıyor.

Feyruz, asıl adıyla Nouhad Haddad, Mardinli Wadi Haddad ile Lübnanlı Maruni Liza Alboustani’nin ilk kızları olarak 21 Kasım 1935’te Jabal Al Arz’da, Lübnan’da doğdu. Mardin’den Beyrut’a uzanan bir hikaye Feyruz’unki. Ailesi Süryani Ortodoks Hristiyanlardan.

Feyruz anne ve babası ile beraber Beyrut’a yerleştikten sonra müziğe okul korosunda başladı ve Lübnanlı eski söz yazarlardan Mohamed Flayfel’in de yardımıyla Lübnan Radyosu Korosu’na seçildi. Nouhad’ın yavaş yavaş yaşadığı toplumda Firuze, yani turkuaz diye anılmaya başlaması Rahbani kardeşlerle tanışması ile başladı.

Arap ve Batı toplumunda yaptıkları iyi müziklerle tanınan Rahbani kardeşler, Feyruz’un yorumlayabileceği şarkılar bestelemeye başladı. Şimdilerde Feyruz’un en tanınan şarkılarından biri olan “Nehna Wel Amar Jiran”, Rahbani kardeşlerin düzenlemesi ile ilk çıkış şarkısı olmuştu.

Feyruz müzik kariyerine okul korosuyla başladı.
Feyruz müzik kariyerine okul korosuyla başladı.

1955 yılının Temmuz ayında Rahbani kardeşlerden Assy Rahbani ile evlendi ve eşi ile beraber Beyrut’un kuzeyindeki Antelias’a taşındılar. Bir yıl sonra Ziyad ismindeki oğulları dünyaya geldi.

Feyruz’un Rahbani kardeşlerle birlikte çalışıyor olması onun hem sadece Arap dünyasında değil, aynı zamanda Batı dünyasında da tanınmasına yardımcı oldu. 1971 yılında Batılı müzisyenler arasında statü göstergesi sayılabilecek sahnelerde konserler verdi. New York’ta Carnegie Hall, Londra’da Albert Hall, Paris’te Olimpia’da verdiği konserleri izlemek için gelen çok sayıda izleyici salonu doldurdu.

İlginizi çekebilir"Elimizde kalan tek şey, mirasımız, bayrağımız..."

Yolunun Rahbani Kardeşler ile kesişmesi Feyruz'u bambaşka bir noktaya taşıdı.
Yolunun Rahbani Kardeşler ile kesişmesi Feyruz'u bambaşka bir noktaya taşıdı.

Rahbani kardeşlerin yalnızca bestelediği şarkıları seslendirmekle kalmayan Feyruz, aynı zamanda yazdıkları birçok müzikalde de sahne aldı. Tüm bunların dışında sinema sektörüne de giriş yapan Feyruz, Yusuf Şahin'in Bayya’ al-Khawatim, Henry Barakat'ın Safar Barlik ve Bint al-Haris filmlerinde rol aldı.

  • Ömrü boyunca, Beyrut’taki iç savaş yıllarında kısa bir süreliğine Beyrut’tan ayrıldığında ülkesine duyduğu özlemi şarkılarında sürekli dile getirdi.
Feyruz yalnızca şarkıcılıkla yetinmeyerek pek çok müzikal ve sinema filminde de sahne aldı.Feyruz yalnızca şarkıcılıkla yetinmeyerek pek çok müzikal ve sinema filminde de sahne aldı.
Feyruz yalnızca şarkıcılıkla yetinmeyerek pek çok müzikal ve sinema filminde de sahne aldı.Feyruz yalnızca şarkıcılıkla yetinmeyerek pek çok müzikal ve sinema filminde de sahne aldı.

Turkuaz sesli kraliçe Feyruz, sadece kitleler önünde konser verdi. Devlet büyüklerinin önünde özel konser vermeyi her zaman reddetti. Bu da onun toplum tarafından daha çok benimsenmesini ve sevilmesini sağladı.

2015 yılında Feyruz’un hayatı Fransız yapımı belgesel bir filme de konu oldu. 82 yaşındaki sanatçının hayatının bilinmeyen yönleri bu film ile Lübnanlılara gösterildi. Lübnanlılar iç savaş döneminde ülkeden ayrılmak zorunda kalan Feyruz’un ülkesine dönüşü, Lübnanlılar için adeta bir umut ışığı oldu.

Şarkılarında Ortadoğu müziklerinde duyduğumuz ut, bendir, kanun gibi enstrümanlar olmadı sadece; çello, keman, piyano gibi Batı dünyasına hitap edecek tınılara da yer verdi.

O, lübnanlılar için bir sanatçıdan çok daha fazla anlam ifade ediyor.
O, lübnanlılar için bir sanatçıdan çok daha fazla anlam ifade ediyor.

Feyruz Ortadoğu’da insanlara direnmeyi, hayata dört elle sarılmayı, haksızlıklar karşısında dimdik durmayı şarkılarında kadife sesiyle duyurdu her zaman. Filistinli çocuklar için söylediği sözler ve şarkılar, bölgenin insanlarının arasında dilden dile yayıldı.