İSLÂM DÜNYASININ DÖRT BİR YANINDAN GÜNCEL SİYASÎ VE KÜLTÜREL HABERLER, DERİNLİKLİ DOSYALAR, BİYOGRAFİLER, OKUNACAK KİTAPLAR VE DAHA FAZLASI... ÖZELLİKLE TARİHTE GERÇEKLEŞEN HADİSELERİN YIL DÖNÜMLERİNİ HATIRLAMAK VE HER YERDE RASTLAYAMAYACAĞINIZ SIRA DIŞI FOTOĞRAF VE GÖRSELLERLE TANIŞMAK İSTEYENLERE... MÜSLÜMAN DÜNYANIN NABZI, BURADA ATIYOR.

20.356 Takipçi
MECRA HAKKINDA

Moğollara karşı: Celâleddin Harizmşah

Celâleddin Harizmşah.
Celâleddin Harizmşah.
İçindekiler
Harizmşahlar'ın yayıldığı alanları gösteren bir harita.
Harizmşahlar'ın yayıldığı alanları gösteren bir harita.

Harizmşahlar, bölgede Selçuklukluların yıkılmasına neden olan ve Orhun kitabelerinde "Doğudaki Türk düşmanı kavim’’ diye kendilerinden bahsedilen; Karahitaylarla mücadele halindeydi. Orta Afganistan’da, Gur denilen bölgede kurulan ve Gaznelileri tarih sahnesinin dışına iten, Müslüman Gurlular da onlar için güneylerinde önemli bir tehditti. Batıda Abbasi halifesi ve irili ufaklı diğer Müslüman emirlerde zaman zaman güç mücadelesinde Harizmşahları uğraştırmaktaydı. Fakat günler, bölgenin hemen doğusunda önce bölgeyi, sonraları tüm dünyayı alt-üst edecek yeni bir süper güce gebeydi.

Hayatının çok erken yıllarında babasız kalan ve zor bir gençlik geçiren Temuçin, Moğollar arasında birliği sağlamış, kendisini ‘’güçlü, kuvvetli’’ anlamında ‘’Cengiz’’ adıyla büyük han olarak ilan etmişti. Daha sonra civardaki Uygurlar gibi Türk, Karahitaylar gibi Moğol, çeşitli büyük göçebe topluluklarını birliğine dâhil etmiş ve Çin üzerine seferlere çıkmıştı.

‘’İskender-i Sani’ Alâeddin Muhammed

Aynı zaman diliminde, Harizmşahların başında, kendisine Selçuklu sultanına nispetle; ‘’Sencer’’ ve ismi efsanelere karışan Makedon Kralına atıfla; ‘’İskender-i Sani’’ lakaplarını seçen Alâeddin Muhammed vardı. Alaeddin Muhammed, gençliğinde meşhur İslam âlimi Fahreddin Razi’den dersler görmüştü. O, babası Tekiş’in ölümü üzerine tahta geçmiş, Gurlularla mücadelesinde büyük oranda başarılı olmuş, geniş topraklar elde etmişti. Kara Hitaylarla girdiği çeşitli çatışmalarla beraber ancak bir takım kazanımlar elde edebilen Alaeddin, Moğollar eliyle bu dişli rakibinden de kurtulmuştu.

Sınırlarının genişlemesiyle komşu olan iki hükümdarın, birbirleri hakkındaki kanaatleri başlangıçta kuşkulu ve yetersizdi. Çünkü her iki devlet de çok kısa bir sürede kurulmuş ve genişlemişti. Bu durum, rakiplerin birbirleri hakkında derin tahliller yapmasına engel oluyordu. Alâeddin Muhammed, her halükarda bölgede kendisine rakip olabilecek bir büyük güç istemiyordu. Hatta onun Moğolların yeni ele geçirdiği Çin topraklarını ele geçirme hedefi vardı.

Harizmşahlar döneminde dünya çapında hakimiyet kuran diğer devletler.
Harizmşahlar döneminde dünya çapında hakimiyet kuran diğer devletler.
 Otrar’da günümüzde devam eden arkeolojik kazılar.
Otrar’da günümüzde devam eden arkeolojik kazılar.
Moğolların istila ettikleri yerlerin haritası.
Moğolların istila ettikleri yerlerin haritası.
Ceyhun nehri.
Ceyhun nehri.
 Seyhun ve Ceyhun nehirleri arasında kalan Maveraunnehir olarak adlandırılan bölge.
Seyhun ve Ceyhun nehirleri arasında kalan Maveraunnehir olarak adlandırılan bölge.

Harizmşah ordusu çeşitli Türk boylarından ve bir takım yerel unsurlardan oluşuyordu. Orduda filler de vardı. Alaeddin, çeşitli savunma tedbirleri için halktan üç defa vergi toplasa da bu parayı kullanmadı ve en son maiyetiyle beraber; savunma hattının çok gerisindeki Belh şehrine çekildi. Tarihçiler nezdinde bu savunma tarzı aslında o şartlarda başvurulacak en kötü taktikti.

Moğol orduları, 1219 yılı Eylül ayında Otrar önlerine geldi. Cengiz burada kuvvetlerini üçe ayırdı. Oğullarından Ögeday ile Çağatay’ı birkaç tümen askerle Otrar önünde bıraktı. Büyük oğlu Cuci’yi beş bin kişi ile ismi Sir derya olarak da bilinen Seyhun ırmağı boyunca kuzeye doğru gönderdi. Kendisi de geri kalan askerlerle beraber Buhara üzerine yürüdü.

Otrar'dan günümüze kalanlar.
Otrar'dan günümüze kalanlar.
Günümüzde Buhara.
Günümüzde Buhara.
Semerkant.
Semerkant.
Celâleddin Mengübirtî adına basılan para.
Celâleddin Mengübirtî adına basılan para.
Celâleddin Harzemşah'dan bahseden bir yazma.
Celâleddin Harzemşah'dan bahseden bir yazma.
Tacik milli kahramanı Timur Melik.
Tacik milli kahramanı Timur Melik.

Kardeşleri, Moğolların yaklaştığını öğrenmeleriyle beraber üç gün sonra onun takibi için Horasan’a doğru yola çıktılar. İki kardeş ve maiyetleri Celaleddin’e ulaşamadan yolda Cengiz’in Harzimşah hanedanını kökünden bitirmek için görevlendirdiği askerler tarafından katledildiler. İki kardeşin başları mızraklara takılarak şehir şehir gezdirildi. Diğer taraftan Celaleddin, yolda karşılaştığı 700 kişilik bir Moğol birliğini kılıçtan geçirerek yüklü miktarda ganimet almıştı.

Başkent Gürgenç'in kuşatılması

 Celaleddin Harzimşah'ın Gürgenç'teki heykeli.
Celaleddin Harzimşah'ın Gürgenç'teki heykeli.

Aralık 1220’de Moğol orduları başkent Gürgenç’in etrafını kuşattı. Şehir ahalisi, hanedan şehirden çıktığı ve taht kavgası verecek kimse kalmadığı için birlikte hareket etti. Cengiz'in oğulları Çağatay ve Ögeday, onlara kuzeyden gelerek katılan kardeşleri Çuçi, yüz binlerce kişilik Moğol ordusuyla birlikte Harzimşahlar’ın efsanevi başkenti Gürgenç’i 5 ay kuşattılar. Şehir, Moğollara büyük kayıplar verdirdi. Moğol şehzadeleri arasında çeşitli ihtilaflar çıktı. Fakat kuvvetli kuşatma sonunda şehir yerle bir oldu.

Zanaatkârlar, Moğol topraklarına götürülmek üzere alıkonuldu. Bu zanaatkârların bugün Çin’de yaşayan Dunganların ataları olduğu düşünülmektedir. Gürgenç’te kadınlar ve küçük çocuklar esir edildi. Geri kalan herkes kılıçtan geçirildi. Meşhur mutasavvıf Necmeddin-i Kübra da hemşehrileriyle beraber direnerek şehit oldu. Şehir yakıldı ve kanalların tahribi nedeniyle su altında kaldı. Moğollar stratejik konumu ve ekonomik önemi nedeniyle şehri yeniden inşa edeceklerdi. Bu şehir daha sonraları yeni bir yerleşim yerine taşındığı için, terk edilmiş anlamında, köhne ismiyle anılacaktı.

Alaaddin Tekiş Türbesi Köhne/ Gürgenç
Alaaddin Tekiş Türbesi Köhne/ Gürgenç
Moğol istilası.
Moğol istilası.

Horasan’dan Nişabur’a geçen Celaleddin, oradan Gazne şehrine hareket etti. Yolda asker toplayan -tahtına oturma imkânı bulamamış- Sultan, Gazne’de büyük bir sevinçle karşılandı. Burada kendisine katılan Harzimşah ve Gur emirleri ile ordusu 60.000 kişiye ulaştı. O sırada geniş bir arazide meydanı boş bulan Moğol askerleri irili ufaklı birlikler halinde yağma ve çapul peşindeydiler. İki Moğol komutanının yakınlarda bir kaleyi kuşattıklarını öğrenen Celaleddin, bir baskınla bu Moğol gücünü bozdu. Yenilgi haberini yine civardaki başka bir kale kuşatmasında alan Cengiz, Celaleddin üzerine Şigi Kutugu Noyan komutasında büyük bir ordu gönderdi. Kabil şehrinin kuzeyinde Pervan denilen yerde iki gün süren; Moğolların at üzerine cansız manken kuklalar yerleştirerek düşmana kalabalık görünmek gibi çeşitli hileler denediği savaş, Celaleddin’in azmi ve dirayetli duruşuyla Harzimşahlar lehine neticelendi. Moğolların mağlubiyet haberi Harizm topraklarında hızla yayıldı. Birçok şehirde isyan çıktı. Cengiz han duruma çok öfkelenerek isyanların sert bir şekilde bastırılmasını emretti ve bizzat ordusuyla Celaleddin’in üzerine yürüdü.

Galibiyetten sonra Celaleddin’in komutanları arasında ganimet kavgası çıkmıştı. Askerlerinin bir kısmı bu kavga sonucu Celaleddin’i terk etti. Bu şartlarda Cengiz’e karşı koyamayacağını anlayan Celaleddin Harzimşah; İndus nehrini geçerek Hindistan topraklarına sığınmaya karar verdi. Ordusuyla Önce Pervan’a gelen Cengiz, burada mağlup olan asker ve komutanlarına yaptıkları taktiksel hataları gösterdi. Daha sonra Gazne şehrine girdi. Celaleddin’in 15 gün önce şehirden ayrıldığını öğrenen Cengiz han, ordusu bulunmayan şehri yağmalattı ve yaktırdı.

Delhide bir müzede bulunan Gazneli Mahmud'un türbe kapısı.
Delhide bir müzede bulunan Gazneli Mahmud'un türbe kapısı.

Gazneliler devletinin meşhur Sultanı Mahmud’un kemikleri de mezarından çıkarılarak yakıldı. Bu hareket hem Moğol inancından esintiler taşıyor hem de egemenlik göstergesi sayılıyordu.

Gazneli Mahmud'un mezarını tasvir eden oryantalist bir tablo.
Gazneli Mahmud'un mezarını tasvir eden oryantalist bir tablo.

Daha sonra Celalleddin’in peşine düşen Moğollar, İndus nehri kenarında Harzimşah ordusuna yetiştiler ve onu kuşatma altına aldılar.

İndus nehri kenarındaki savaşı konu alan bir minyatür.
İndus nehri kenarındaki savaşı konu alan bir minyatür.
Celaleleddin Harzimşah'ın kaçışını gösteren bir minyatür.
Celaleleddin Harzimşah'ın kaçışını gösteren bir minyatür.
Tebriz.
Tebriz.

1225’te halkının, kötü yönetimden şikâyetçi olduğu Meragay'ı kolaylıkla ele geçiren Celaleddin, Tebriz şehrine yöneldi. O, Tebriz yöneticisi Atabey Özbek’ten gelen ve kendisine çeşitli imtiyaz teklifleri getiren elçileri reddetti. Özbek, Celaleddin Harzemşah karşısında tutunamayacağını düşünerek tüm ailesini ve şehrini geride bırakarak kaçtı. Özbek’in hanımı, kocasının kendisini ve şehri böylece bırakarak kaçmasına kırılarak şehri Celaleddin’e teslim etti. Daha sonra da onunla evlendi. Komutanları vasıtasıyla civardaki kale ve küçük şehirleri de hükmü altına alan sultan, böylece Azerbaycan’ı tamamen ilhak etmiş oldu. Celaleddin; Tebriz’i devletinin yeni başkenti olarak ilan etti. Ancak ilerleyen zaman bu bölgelerin idaresinin, ilhakı kadar kolay olmadığını gösterecekti.

Harzimşah sultanı, hedefine Gürcistan’ı koydu. Gürcüler sık sık kendi bölgesine sarkıyor, halkına rahatsızlık veriyordu. Gürcü sınırındaki birkaç sınır kalesini ele geçiren Celaleddin; burada bugünkü Ermenistan-Gürcistan sınırı yakınlarında büyük bir Gürcü ordusunu imha etti. Fakat zaferinden Tebriz’de firari eski yönetici Özbek taraftarlarının isyan çıkarması nedeniyle tam anlamıyla faydalanamadı. İsyanı ivedilikle bastıran Sultan, aynı günlerde her şeyini kaybeden Özbek’in kederinden öldüğü haberini de aldı. Şiddetli kışa rağmen yeniden sefere çıkan Celaleddin; askerlerinin bir kısmını pusuda bırakarak Tiflis’i kuşattı. Düşman bu savaş hilesini sezemedi ve Harzimşah ordusu üzerine Tiflis kalesini terk ederek hücuma geçti. Pusuya düşen Gürcü ordusu Harzimşah kuvvetlerince ezildi. Tiflis burçlarına 1226 yılı baharı başlangıcında Harzimşah bayrağı dikildi.

Tiflis.
Tiflis.
Melikü’l-Eşref'in yaptırdığı Halilurrahman cami.
Melikü’l-Eşref'in yaptırdığı Halilurrahman cami.
Antalya'ya bağlı Alanya'da bulunan Keykubad Heykeli.
Antalya'ya bağlı Alanya'da bulunan Keykubad Heykeli.

Celaleddin’in saldırgan tutumu ve Moğollar karşısındaki yenilgisi, Sultan Alaaddin Keykubad’ın ona karşı olan yaklaşımını değiştirmişti. Sultan Alaaddin, Celaleddin Harzimşah’ın Moğollarla baş edemeyeceğinden artık emindi. Celaleddin ise daha önce kuşattığı halde alamadığı Ahlat’ı almak bir an önce almak istiyordu. 1229 yılı yazında Harzimşah ordusu Ahlat’ı kuşattı.

Harzimşah sultanı, Alanya’da bulunan Alaaddin Keykubad’a bir elçi heyeti gönderdi. Sultan Alaaddin, Celaleddin’in elçilerine Gürcistan fethine ara vermelerini, Ahlat kuşatmasını kaldırmalarını ve Moğollarla anlaşma yapmanın yollarını aramalarını tavsiye etti. Sultan Alaaddin, elçilere ayrıca ancak Celaleddin’in kılıcını İslam ülkelerinden çekmesi ve Moğollar üzerine yoğunlaşması şartıyla yardım edeceğini söyledi. Bu elçilik heyetinin hemen arkasından kendisi de hediyelerle beraber bir elçiyi Celaleddin Harzimşah’a gönderdi. Elçi Celaleddin tarafından alıkondu. Bu defa Alaaddin Keykubad, içinde hakarete varan ifadelerin bulunduğu bir başka mektubu daha Celaleddin’e gönderdi. Aynı mektubun birer kopyası civardaki devletler ve hilafetle de diplomatik bir girişim olarak paylaşıldı. Harzimşah sultanı, bu mektuba cevap vermedi. Bir yıl süren kuşatmanın ardından Ahlat teslim olmak zorunda kaldı.

Dönen elçiler Alaaddin Keykubad’a Celaleddin Harzimşah’ın tavsiyelerine kulak asmadığını ve Doğu Anadolu’da halka zulüm ettiğini anlattılar. Bu sıralarda civardaki bazı beylerin tahrikiyle Celaleddin Harzimşah, Anadolu Selçuklularını ortadan kaldırmaya karar vermişti. Aslında Ahlat’ın alınması da bu hedefe yönelik bir basamaktı. Alaaddin Keykubad, Harzimşahlara karşı Eyyübiler ile anlaştı.

Celaleddin, Sivas’a ulaşmak düşüncesiyle kendisine tabi olan beylerden aldığı birliklerle beraber kurduğu bir orduyla yola çıktı. Harzimşah ordusu, Eyyübilerin desteklediği Aladdin Keykubad’ın ordusu ile tarihçilerin bugün Sivas Suşehri-Erzincan sınırında olduğunu düşündükleri bir ovada karşılaştı. Öncü kuvvetlerin çarpışmasında Harzimşah ordusu galip geldi. 9 ağustos 1230 Cuma günü başlayan savaş, ertesi gün Selçuklu-Eyyübi ordusunun sayıca üstünlüğü nedeniyle Celaleddin Harzimşah’ın galibiyetten umudunu keserek savaş meydanını terk etmesi ile son buldu. Birçok Harzimşah askeri kaçarken uçurumdan yuvarlanarak civarda akan ırmakta boğuldu. Birçoğu da Celalleddin Harzimşah’la iyi ilişkiler içinde olan Trabzon Rumlarına sığındı. Savaş meydanında cesetlerden, yaralı bedenlerden ve ganimetten bir derya oluşmuştu. Sultan Alaaddin, rakibinin bu ani kaçışına ilk etapta inanmamış ve bunu bir harp hilesi sanmıştı. İlerleyen saatler meselenin öyle olmadığını ona gösterdi. Tarihçi Zehebi; ele geçen bol ganimet nedeniyle Anadolu’da köle, binek ve zırh fiyatlarının çok düştüğünü aktarır. Bu ganimetler içinde Celaleddin’in şahsi değerli eşyaları da vardı.

Celaleddin, yenilginin ardından Ahlat’a gitti. İşe yarar her şeyi şehirden alan sultan Ahlat’ı yaktırdı. Böylece kadim bir şehir tarihin derinliklerine gömüldü. Buradan Azerbaycan’a geçen sultan, Moğollar üzerine geldiği için çeşitli arayışlara girişti. Eyyübiler ve Selçuklular herhangi bir düşmanlık gütmeyeceklerini belirtseler de; Harzimşah sultanın yardım taleplerini de reddettiler.

Tüm bu olumsuzluklar üzerine Celaleddin, son darbeyi veziri Şerefü’l-mülk’ten yedi. Vezirinin kendi aleyhine diğer devletlerle yazışmalarını ele geçiren Celaleddin, onun toprakları üzerinde gözü olduğunu anladı. Celaleddin’in haremine dahi göz koyan vezir, zalim yönetimi ile halka da çok çektirmişti. Fakat savaş cephelerinde ihtirasla koşturan Celaleddin, tüm olan biteni fark edememişti. Arka arkaya Azerbaycan’ın birçok yerinde isyanlar çıktı. Bunda hem kötü yönetimin hem de alınan mağlubiyetlerin etkisi vardı. Sultan, vezirini önce hapsettirdi sonra öldürttü.

İsyanları güçlükle olsa da bastıran Celaleddin, Moğolların üzerine yeniden geldiği haberleriyle moral olarak çöktü. Sultanın maiyetinde bulunan tarihçi Nesevi, onun memleketinin kaybına, kendisinin öleceğine ve bütün varlığının düşmanının eline geçeceğine ağladığını yani gözü pek bahadır Celaleddin’in ilk kez düşmandan çekindiğini üzülerek sultanın hayatını anlattığı kitabında yazmıştır.

Civardaki emir ve beylerden son kez yardım talep eden sultan; gelecek yardımdan ümitsiz bir şekilde Anadolu’ya doğru çekildi. Tarafına geçen bir Moğol kumandanın tavsiyesi üzerine Van gölü civarında bir ordugâh kuran Celaleddin, daha sonra Hani’ye giderek bir savaş meclisi topladı. Burada ona yardım taleplerinin reddedildiği haberi geldi. Haberi getiren tarihçi Nesevi aynı zamanda sultana Moğolların yaklaşmakta olduğunu da söyledi. Celaleddin, kendisini destekleme sözüyle beraber Anadolu’ya sefere teşvik eden Diyarbakır emirinin sözüne uyarak yönünü Anadolu içlerine çevirdi.

Diyarbakır civarında Moğollar tarafından bir baskına uğrayan sultanın canını, sarhoş olduğu için sürükleyerek kaçırmak suretiyle bir yakını zor kurtardı. Diyarbakır'a sığınmak isteyen Celaleddin’i, Diyarbakır halkı taşladı ve geri çevirdi. O, son bir ümitle Meyyâfârikin’e sığınmak istedi. Fakat kendisine yetişen 15 Moğol süvarisi nedeniyle bu hedefini gerçekleştiremedi. Süvarilerden ikisini öldüren sultan; dağlara doğru kaçtı. Dağda bir eşkıya grubu tarafından esir edildi. Tüm eşyaları soyulan Celaleddin, 1231 yılının ağustos ayı ortalarında, tüm vaatlerine ve hayatta kalma çabalarına rağmen eşkıyalar tarafından öldürüldü.

Eyyubilerin Meyyâfârikin yöneticisi tarafından eşyaları ve naaşı dağdan getirtilen sultan; burada defnedildi. Onun eşyalarını ve cesedini tanıyanlar teşhis etmişti. Sultan Celaleddin’den geriye eşya olarak; atı, eğeri, meşhur kılıcı ve saçının ortasına tılsım için diktiği çubuk kalmıştı. Sultanın ölümünden sonra ordusundan geriye kalanlar Selçuklu ve Eyyubi devletlerinin himayesine girmişti. Harzimşah ordusunun bakiyesi olan askerler, Anadolu’da ve Orta Doğuda önemli roller oynayacak, Celaleddin’in ölümünden 13 yıl sonra Kudüs'ü haçlıların elinden alacaklardı. Ne var ki başıbozuk tavırları nedeniyle burada da fazla tutunamayacak ve Müslüman devletlerin diğer unsurları arasında eriyip kaybolacaklardı.

Kaynakların kısa boylu, hafif şişmanca ve olabildiğince esmer olarak tasvir ettiği Celaleddin Harzemşah, gözü pek cesur bir hükümdardı. Silahşörlüğü ile ünlenen sultan, siyasi tedbirler ve politika konularında aynı kabiliyete sahip değildi. Nitekim dış siyasette güvenilmez bir portre çizmiş ve Moğollara karşı oluşan ittifak girişimlerinin boşa çıkmasına neden olmuştu. Halkına karşı merhametli olmamasına rağmen Moğol istilasına karşı son ümit olduğu için çok sevilmişti. Hatta insanlar onun öldüğüne inanmamış; kimisi bir derviş kılığında İslam diyarlarında gezdiğini kimisi ise sınır boylarında mücahit olarak küffara karşı savaştığını iddia etmişti. Bu söylentiler o dereceye varmıştı ki zaman zaman bazı insanlar Celaleddin Harzimşah olduğu iddiası ile meydana çıkmıştı. Bu iddialar en çok Celalleddin’in azminden ve mücadele ısrarından bıkan Moğollar’ı endişelendirmişti. Moğollar Celaleddin’in kendisi ile mücadele ettikleri kadar hayaletiyle de yıllarca uğraşmak zorunda kalmışlardı. Savaş meydanlarında geçen dramatik bir hayatın sonunda Celaleddin Harzimşah, adını tarihe bitip tükenmez ümidi, bahadırlığı ve azmiyle beraber yazdırmıştı.