GündemSancıyı başlatan oylama

Sancıyı başlatan oylama

Filistin topraklarında bugün yaşanan gerilimin temelinde, 29 Kasım 1947 günü BM'de düzenlenen bir oylama yatıyor.

HABER MASASI MECRA 2 DAKİKADA OKUNUR
Sancıyı başlatan oylama
BM'de Filistin'in paylaştırılması konulu tarihi oylama, 29 Kasım 1947

Filistin topraklarında bugün yaşanan gerilimin temelinde, 29 Kasım 1947 günü BM'de düzenlenen bir oylama yatıyor.

BEĞEN

İngiltere yönetimi, 1947 yılının şubat ayında, Filistin’de 1920’den bu yana devam ettirdiği manda yönetimini sona erdireceğini resmen açıkladı. Bunun üzerine, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, Filistin topraklarında gelecekte nasıl bir yönetimin tesis edileceğine dair tavsiyelerde bulunmak üzere bir komitenin toplanmasına karar verdi. Çalışmalarını, Araplarla Yahudiler arasında devam etmekte olan çatışmaların gölgesinde sürdüren komisyon, Filistin topraklarında Arap ve Yahudi karakterli iki ayrı devletin kurulmasını öngören raporunu kısa sürede tamamladı. Rapora göre, Kudüs ve Beytullahim bölgeleri uluslararası denetime tabi bağımsız birimler olacaktı.

Söz konusu tavsiye raporunu içeren bir yasa taslağı, 29 Kasım 1947 günü, BM Genel Kurulu’nda oylamaya sunuldu. Dünya Siyonist Organizasyonu’nun BM’deki bazı küçük ülkelere yaptığı ekonomik ve siyasi baskıların da etkisiyle, Filistin’in Araplarla Yahudiler arasında paylaştırılmasına dair yasa, 13’e karşılık 33 oyla kabul edildi. Oylama sırasında, aralarında İngiltere’nin de bulunduğu 10 ülke çekimser kalmıştı. Filistin topraklarının yüzde 56’sının Yahudilere, yüzde 43’ünün de Araplara verilmesi böylece karara bağlanmıştı.

BM'den çıkan sonuç, Yahudiler tarafından sevinçle karşılanmıştı.
BM'den çıkan sonuç, Yahudiler tarafından sevinçle karşılanmıştı.

Filistin’in paylaştırılması planı, beklendiği gibi Arap ülkeleri tarafından topluca reddedildi. Siyasi çözümün imkânsızlaştığını gören İngiltere, 14 Mayıs 1948 günü Filistin’den resmen çekileceğini duyurdu. Böylece Araplarla Yahudiler, Filistin topraklarında yalnız başlarına kalacak, başlayacak olan çatışma da on yıllar boyunca devam edecekti.

İngiltere, dönem dönem Araplara ve Yahudilere karşılıklı yakınlık gösterdiği uzun manda yönetimi boyunca, ikircikli bir politika izlemişti. Yahudilerin Filistin’e silah ve mühimmat taşımasına bazen engel olmuş, çoğu zamansa göz yummuştu. Araplarsa, İngilizlerin siyasi yakınlığını görseler de, son tahlilde zayıf taraf konumuna itilmişlerdi.Filistin topraklarındaki acıyı ve problemi hiçbir zaman tamamen çözüme kavuşturmak istemeyen İngiliz dış politikası, Araplarla Yahudiler arasındaki çatışmaların şiddetlenmeye başladığı 1940’lı yılların başında mandayı bitirmeye zaten meyletmişti. Ancak, Londra’yı kesin karar vermeye sevk eden olay, 22 Temmuz 1946’da gerçekleşti:

İsrail başbakanlarından Menahem Begin, siyasete atılmadan önce Irgun adlı bir Siyonist örgütün lideriydi.
İsrail başbakanlarından Menahem Begin, siyasete atılmadan önce Irgun adlı bir Siyonist örgütün lideriydi.

Geleceğin İsrail Başbakanı Menahem Begin, o dönem liderliğini yaptığı Siyonist terör örgütü İrgun’u, İngiliz hedeflerine saldırmak üzere yönlendiriyordu. İngilizlerin Filistin topraklarındaki siyasi ve askeri yönetim ofislerinin merkezi, Kudüs’teki King David Hotel’deydi. Begin, İngiltere’yi bölgeden tamamen çıkmaya ikna etmek için, öldürücü darbeyi vurmayı planladı. 22 Temmuz 1946 günü, süt kovaları süsü verilmiş patlayıcıları hizmetliler kılığında otelin mahzenine sokan Irgun militanları, King David’in güney kanadını havaya uçurdu. Aralarında İngilizlerin, Yahudilerin, Arapların ve Ermenilerin de bulunduğu 91 kişinin hayatını kaybettiği olay, Londra’daki siyaset yapıcılarını Filistin’deki statükoyu artık sürdüremeyecekleri gerçeğine uyandırmıştı.

King David Hotel'e düzenlenen bombalı saldırı, İngiltere'yi mandayı bitirmeye ikna etmişti.
King David Hotel'e düzenlenen bombalı saldırı, İngiltere'yi mandayı bitirmeye ikna etmişti.

29 Kasım 1947’de kabul edilen Filistin topraklarının paylaştırılması planı, Araplar tarafından reddedilse de, oylamadan sadece altı ay sonra İsrail’in kuruluşu ilân edilmişti. Sonrasında çıkan savaş ise, yaklaşık bir yılın ardından ateşkesle sonuçlandığında, Ortadoğu’da artık yeni bir devlet vardı: İsrail.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, ülkesinin Tel Aviv’deki büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararı, sembolik açıdan 1947’deki oylamaya denk bir şok durumunu içeriyor. Bugünkü sancılı durumun da başlangıcı ve mukaddimesi olan o oylama, sonrasında yaşananlar düşünüldüğünde, Arap halklarının şuuraltında onulması epey zor bir yara açmıştı. İsrail’in kuruluşuyla birlikte patlak veren uzun savaşlar silsilesinin her seferinde başka bir kayıpla sonuçlanması ise, Trump yönetiminin bugünkü cesaretini ve cüretini açıklayan sebeplerden biri olmaya aday.

YORUMUNUZU YAZIN, SORUNUZU SORUN
{{ entity.comments.quantity }} KİŞİ YORUM YAZDI
İLK YORUM YAZAN SİZ OLUN
BEĞEN

HAFTANIN ÖZETİ

44 kişinin öldüğü Irak’ta sular durulmuyor
44 kişinin öldüğü Irak’ta sular durulmuyor
Bu hafta İslam coğrafyasında, Irak'ta 44 kişinin yaşamını yitirdiği binlercesinin yaralandığı protestolar, Prens Selman'ın Kaşıkçı cinayeti için Peygamberler bile hata yapmış yorumu, fanatik Yahudilerin İsrail polisinin korumasında Mescid-i Aksa'ya düzenlediği baskın, evinin bahçesine kilise inşa edilen Fata Nine'nin AİHM zaferi, Husiler'in esir al...

PORTRELER

Beni komünist yapan ne ise Müslüman yapan da odur!
Beni komünist yapan ne ise Müslüman yapan da odur!
Yahudi asıllı Fransız felsefeci, siyasetçi ve komünist yazar Roger Garaudy, 1913’te Fransa'nın Marsilya kentinde, yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası ateist olan Garaudy’nin annesi Katolik olmasına karşın kendisi de babası gibi dine karşı mesafeliydi. Ancak ‘mutlak bir hakikatin’ peşinde olduğunu inkar etmeyen Garaudy, ‘hayatının...

HAREKETLER

Leşker-i Tayyibe Örgütü
Leşker-i Tayyibe Örgütü
Güney Asya’nın düşman kardeşleri Hindistan ve Pakistan arasında önemli sorunlardan bir tanesi de bölgedeki tansiyonun zaman zaman yükselmesine ve karşılıklı çatışmalara sebebiyet veren yerel örgütlerdir. Bunlardan biri de Leşker-i Tayyibe örgütüdür. Saf, temiz ordu anlamına gelen Leşker-i Tayyibe 1987 yılında kuruldu. Hedefleri arasında; cihadın Al...

MALUMAT

Yurdunu kaybeden adam: Cengiz Dağcı
Yurdunu kaybeden adam: Cengiz Dağcı
Kırımlı bir yazar olan Cengiz Dağcı, 6 çocuklu bir ailenin en büyük çocuğu olarak 1919 yılında Gurzuf’ta dünyaya gelmiştir. Çocukluk yıllarını babasının köyü Kızıltaş’ta geçiren Dağcı ilk eğitimini de burada almıştır.Stalin döneminin “tarım topraklarını kolektifleştirme” siyaseti yüzünden ailesinin toprakları elinden alınmış ve babası hiçbir sebep ...
YUKARI DÖNÜN

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz