GündemTahran’da krize dönüşen oturma eylemi

Tahran’da krize dönüşen oturma eylemi

HABER MASASI MECRA 2 DAKİKADA OKUNUR
Tahran’da krize dönüşen oturma eylemi
4 Kasım 1979'da İranlı öğrencilerin Tahran'daki ABD Büyükelçiliği'ne düzenlediği baskın, tam 444 gün sürecek diplomatik bir krize dönüşmüştü.
BEĞEN

Tam 40 yıl önce, 4 Kasım 1979 günü, İran’ın başkenti Tahran’daki ABD Büyükelçiliği protestocu öğrenciler tarafından basıldı. Elçiliğin demir parmaklıklı yüksek bahçe kapısını aşarak içeri giren protestocuların amacı, ABD Başkanı Jimmy Carter’ın devrik İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevî’yi ülkesine iade etmesini sağlamaktı. Carter, o günlerde, ağır şekilde kanserle mücadele eden Şah’ın New York’taki bir klinikte tedavi altına alınmasına müsaade etmişti.

ABD Başkanı Harry Truman (solda), İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevî ile... ABD, 38 yıllık iktidarı boyunca Şah'ın en büyük müttefiki durumundaydı.
ABD Başkanı Harry Truman (solda), İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevî ile... ABD, 38 yıllık iktidarı boyunca Şah'ın en büyük müttefiki durumundaydı.

İranlı gençler, Amerikan yönetiminin bu kararına oldukça öfkelenmiş, Şah’a uzun iktidarı boyunca devam eden kesintisiz ABD desteğinin de birikimiyle, Tahran’daki büyükelçilik binasına hücum etmişti. İran’ın yeni yönetiminin sonradan iddia edeceğinin aksine kendiliğinden gelişen baskının öncüleri, aslında bir oturma eylemi planlamıştı. Ancak sonrasında Ayetullah Humeynî’nin baskına açıktan destek vermesiyle ve içerideki yabancı diplomatların Humeynî’nin bağlılarınca esir alınmasıyla, protesto eylemi, tam 444 gün sürecek bir rehine krizine ve uluslararası diplomatik hadiseye dönüşecekti.

İranlı öğrenciler, Tahran'daki ABD Büyükelçiliği bahçesine girerken...
İranlı öğrenciler, Tahran'daki ABD Büyükelçiliği bahçesine girerken...

Büyükelçiliğin basıldığı ve diplomatların rehin alındığı haberi ABD’ye ulaşınca, Başkan Jimmy Carter, rehineleri “terörizm ve anarşinin kurbanları” olarak tanımlayarak, şantaja asla boyun eğmeyeceklerini ilân etti. Buna rağmen, sonraki süreçte büyük bir baskı altında kalan Carter, Şah’ı ABD’den sınır dışı ettirdi. Bu önlem, İranlıları sakinleştirmeye yetmemişti. Şah’ın 27 Temmuz 1980’de Mısır’ın başkenti Kahire’de ölmesi de, Tahran’daki protestocuları sakinleştirmeyecekti.

Öğrencilerin başlattığı eylem, kısa süre sonra Ayetullah Humeynî'nin kontrolüne geçti.
Öğrencilerin başlattığı eylem, kısa süre sonra Ayetullah Humeynî'nin kontrolüne geçti.

Büyükelçilik bahçesine ilk adım atan öğrenciler ortadan kaybolmuş ve geri plana itilmiş, onların yerini Humeynî’nin direktifleriyle hareket eden gruplar almıştı. Şah’ın devrildiği atmosferin duygusallığı ve hamaseti içinde, İran’ın yeni yönetimi, rehine krizini siyasal bir fırsata çevirmeyi başarmıştı. Kriz, İranlılar açısından, ABD’ye vurulan bir şamar ve unutulmaz bir dersti. Ülkedeki genel kanı, o günlerde bu şekildeydi. Dolayısıyla, rehine krizinin uzaması, Humeynî iktidarının arzuladığı bir durumdu.

Rehine krizine sahne olan büyükelçilik binası, günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.
Rehine krizine sahne olan büyükelçilik binası, günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.

Büyükelçilik binasında rehin alınan diplomatların ve rehinelerin sayısı, başlangıçta 90 civarındaydı. Kadınların, azınlık mensuplarının ve baskın sırasında içeride bulunan ABD vatandaşı olmayan kişilerin serbest bırakılmasıyla, bu sayı 52’ye düştü. 27 Ocak 1980’de, ABD-Kanada ortak çabasıyla altı Amerikalı diplomatın daha kaçırılması sağlandı. Ancak yine de, Carter yönetiminin onca gayretine rağmen, kriz sona erdirilemedi. 24 Nisan 1980’de, Başkan Carter, kalan rehinelerin kurtarılması için askerî bir operasyona onay verdi, ama bu başarılı olamadığı gibi sekiz Amerikan askerinin İranlılar tarafından düşürülen uçakta ölümüne yol açtı.

ABD Başkanı Jimmy Carter (solda), rehine krizinin birinci yılında düzenlenen başkanlık seçimlerini Cumhuriyetçi rakibi Ronald Reagan'a karşı kaybetti.
ABD Başkanı Jimmy Carter (solda), rehine krizinin birinci yılında düzenlenen başkanlık seçimlerini Cumhuriyetçi rakibi Ronald Reagan'a karşı kaybetti.

Rehine krizi, ABD Başkanı Jimmy Carter’ı Amerikan kamuoyu önünde köşeye sıkıştırmakla kalmadı, aynı zamanda başkanlık seçimlerini kaybetmesine de yol açtı. Krizin birinci yılı dolduğu gün, 4 Kasım 1980’de düzenlenen seçimi, Carter’ın Cumhuriyetçi rakibi Ronald Wilson Reagan kolaylıkla kazandı. Cezayir’in arabuluculuğunda başlatılan müzarekelerin neticesi, 1981 yılı başında alındı. Reagan, 20 Ocak 1981’de Amerika Birleşik Devletleri’nin 40’ıncı başkanı olarak yemin etmeye hazırlanırken, Tahran’da kalan son rehinelerin de serbest bırakıldığı haberi Washington’a ulaştı.

Jimmy Carter, 20 Ocak 1981'de serbest bırakılan rehineleri Batı Almanya'da karşıladı.
Jimmy Carter, 20 Ocak 1981'de serbest bırakılan rehineleri Batı Almanya'da karşıladı.

Ronald Reagan, kendisine karşı kaybeden Demokrat rakibi Jimmy Carter’dan, rehineleri karşılaması için Batı Almanya’ya gitmesini istedi. Bu jesti kabul eden Carter, serbest bırakılan rehineleri karşıladı ve ülkelerine dönüşlerinden önce dünya basınına onlarla poz vererek, kendi döneminde yaşanan skandalı bir ölçüde telafi etmiş oldu.

40 yıl önce yaşanan rehine krizi, günümüzde de İran siyasetinin en büyük propaganda kozlarından birini oluşturmaktadır.
40 yıl önce yaşanan rehine krizi, günümüzde de İran siyasetinin en büyük propaganda kozlarından birini oluşturmaktadır.

4 Kasım 1979’da başlayıp 20 Ocak 1981’e kadar devam eden rehine krizi, 1953’te ABD ve İngiltere’nin müdahalesiyle İran Başbakanı Muhammed Musaddık’ın devrilmesinin izdüşümü olarak değerlendirilir. Musaddık’a karşı organize edilen CIA darbesi, İran halkının şuur altında öylesine derin izler bırakmıştır ki, ABD Büyükelçiliği’nin basılması hadisesi İranlılar tarafından coşkuyla benimsenmiş ve bir direniş hareketi şeklinde görülmüştür. Günümüzde de hâlâ böyle bir anlam taşımaktadır.

YORUMUNUZU YAZIN, SORUNUZU SORUN
{{ entity.comments.quantity }} KİŞİ YORUM YAZDI
İLK YORUM YAZAN SİZ OLUN
BEĞEN

HAFTANIN ÖZETİ

Tek yürek olan Lübnan halkının yolsuzluk savaşı
Tek yürek olan Lübnan halkının yolsuzluk savaşı
Lübnan'da 17 Ekim'den bu yana devam eden gösterilerde Lübnan halkının hükumetin vergi politikaları ve yolsuzluklara karşı ortak duruş sergilemesi, Lübnan eski Cumhurbaşkanı Mikati, oğlu ve kardeşine yöneltilen yolsuzluk suçlamaları, Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn'ın göstericilerin taleplerini dinlemek üzere görüşme çağrısında bulunması, Hükümet kur...

PORTRELER

Beni komünist yapan ne ise Müslüman yapan da odur!
Beni komünist yapan ne ise Müslüman yapan da odur!
Yahudi asıllı Fransız felsefeci, siyasetçi ve komünist yazar Roger Garaudy, 1913’te Fransa'nın Marsilya kentinde, yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası ateist olan Garaudy’nin annesi Katolik olmasına karşın kendisi de babası gibi dine karşı mesafeliydi. Ancak ‘mutlak bir hakikatin’ peşinde olduğunu inkar etmeyen Garaudy, ‘hayatının...

HAREKETLER

Köksüz dalsız bir sufî akım: Kalenderîlik
Köksüz dalsız bir sufî akım: Kalenderîlik
Horasan civarında 9. yüzyılda ortaya çıkan ve geniş bir coğrafyaya yayılan Melamîlik akımıyla birlikte sıkça sözü edilen Kalenderîlik, 10. yüzyılda kendi taraftarlarını bulan ve Melamîlik’ten birçok yönüyle ayrılan bir akıma dönüşmüştür.Yine Melamîliğin hüküm sürdüğü coğrafyada fakat daha sınırlı bir sufî çevrede takipçi bulan Kalenderîlik, özünü a...

MALUMAT

Çad'dan İstanbul'a kardeşlik esintisi
Çad'dan İstanbul'a kardeşlik esintisi
Türkiye’de düzenlenen Uluslararası Üniversite Gençliği Bilim ve Kültür Buluşması'na gelen; Çad’da öğretmenlik, imamlık gibi mesleklerin yanında gazetecilik ve radyo yayıncılığı ile de uğraşan aynı zamanda Hukuk alanında akademisyen olmak isteyen Hafız Muhammed abi ile, hayatına ve bazı meselelerdeki fikirlerine dair bir söyleşi gerçekleştirdik.İlk ...
YUKARI DÖNÜN

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz