Gündem Üç ülkeye dağılmış bir topluluk: Dürzîler

Üç ülkeye dağılmış bir topluluk: Dürzîler

SELİM TEKE MECRA 3 DAKİKADA OKUNUR
Üç ülkeye dağılmış bir topluluk: Dürzîler Üç ülkeye dağılmış bir topluluk: Dürzîler
Ortadoğu'da genellikle Lübnan, Suriye ve İsrail'e dağılmış olan Dürzîler tüm ülkelerde azınlık konumundadırlar.

Miladi 11’nci asırda ortaya çıkmış bir dinin âbidleri olan Dürzîler tarih boyunca, dışarı kapalı bir grup olmanın getirisiyle, Ortadoğu’nun azınlıkları olarak yaşamışlardır.Şiîliğin İsmailîyye kolundan ayrılarak, bambaşka bir din haline gelen Dürzîlik, altıncı Fâtımî halifesi Hâkim Biemrillah’ı tanrı olarak görmektedir. Hâkim Biemrillah’ın kayıplara karışması ile ortaya çıkan dini anlayış İsmailîyye mezhebinde gaybet inancının da etkisiyle kısa sürede Mısır’da yayılmıştır. Dürzîlerin inancına göre Tanrı’nın dünyaya Fâtımî halifesi Hâkim’in sıfatına bürünerek inmesiyle tüm dinlerin hükümleri ortadan kalkmış ve yalnızca Dürzîlik hak din olarak kalmıştır. Dürzîlik İslam inancının içinden çıkmış olsa da, onunla taban tabana zıt bir söylem geliştirmiştir. Bugün Dürzî inancına sahip kişiler ağırlık olarak Lübnan, Suriye ve İsrail’de yaşamaktadır.

Dürzî topluluğunun ülkelere göre dağılımını gösteren bir harita.
Dürzî topluluğunun ülkelere göre dağılımını gösteren bir harita.

Suriye Dürzîleri

Toplam nüfusları 700 bine yakın olduğu tahmin edilen Suriye Dürzîleri Halep ve Şam gibi büyük şehirlerin yanısıra ağırlıklı olarak Suriye’nin Süveydâ şehrinde yaşamaktadırlar. Suriye Cumhuriyeti kurulmadan önce Lübnan’dan göç ederek bu bölgelere yerleşen Dürzîler, Lübnan Dürzîleri ile akrabadır. Özellikle Şam ve Süveydâ kentinde yaşayan Dürzî gruplar, bugünkü Suriye devleti kurulmadan önce Lübnan’daki akrabaları yakın temas içindeydi. Ancak 1918’de Suriye’nin Osmanlı’dan kopması ve Lübnan ile araya sınır çekilmesiyle bu ilişki kopmuş, Suriye Dürzîleri, bu topraklarda yerleşik olarak yaşamaya başlamıştır.

2011'de başlayan Suriye olaylarından sonra Dürzîler rejim yanlısı bir tutum sergilemişlerdir.
2011'de başlayan Suriye olaylarından sonra Dürzîler rejim yanlısı bir tutum sergilemişlerdir.

Dürzîler, yüzde 90’a yakın bir oranla, nüfusun çoğunluğunu oluşturdukları Süveydâ’da her zaman başat güç konumundaydı. Suriye’nin Fransa tarafından işgal edilmesinin ardından burada Fransa destekli özerk bir devlet kuran Suriye Dürzîleri, bağımsızlık mücadelelerinin başlamasının ardından Fransa’ya karşı ayaklanmıştır. Suriye devletinin kurulması aşamasında destekçi olan Dürzîler, Suriye’nin kurulmasının ve Arap milliyetçisi hareketlerin baş göstermesi sebebiyle devlete karşı ayaklanmıştır. 1947’den 1954’e kadar süren Suriye devleti ve Dürzîler arasındaki bu çatışmalar, Dürzîlerin ağır bir yenilgi almasıyla nihayete ermiştir. Bu süreçten sonra Devlet içinde kadrolaşarak, özellikle Baas ve Suriye Ordusu içinde örgütlenen Dürzîler, Sunni Araplara karşı Nusayrilerle işbiriliği içine girişmişlerdir.

REKLAM

Suriye Ordusu içinde görev alan Salim Hatum (solda) ve Talal Ebu Asali'nin darbeye girişmeleri Dürzîlerin devlet organlarından tasfiyesine neden olmuştur.
Suriye Ordusu içinde görev alan Salim Hatum (solda) ve Talal Ebu Asali'nin darbeye girişmeleri Dürzîlerin devlet organlarından tasfiyesine neden olmuştur.

1966’da Fakat Salim Hâtum ve Talal Ebu Asali adında iki Dürzî subayın darbe teşebbüslerinin başarısızlığa uğraması, Dürzîlerin devlet kurumlarından tasfiyesine neden olmuştur. Hafız Esed döneminde, farklı seslerin bastırılması uygulamaları dolayısıyla Dürzîler devlet sisteminin dışına itilmiş olsa da 2011 dolaylarında başlayan Arap Baharı eylemlerinde muhalif bir tutum içine girmemişlerdir. Dürzî gruplar içinde farklı görüşler olsa da Suriye’de süregelen gerginlikte, hem devlet kanadı hem de muhalifler için önem atfedilen Dürzîler rejim yanlısı bir tutum sergilemişlerdir.

Lübnan Dürzîleri

Lübnan Dürzîleri Suriye ve İsrail'de yaşayan dindaşlarının aksine Araplarla yakın ilişki içerisinde olmuştur.
Lübnan Dürzîleri Suriye ve İsrail'de yaşayan dindaşlarının aksine Araplarla yakın ilişki içerisinde olmuştur.

Lübnan, Hakim Biemrillah’ın ölümünden sonra yerine geçen Zâhir Lii‘zâzidînillâh’ın baskılarına uğrayan Dürzîlerin ilk durak noktası olmuştur. Çok uzun zamandır o topraklarda olmanın bir getirisi olarak, sayıları 300 bine varan nufüslarıyla Dürzîler Lübnan içerisinde oldukça etkili bir konumdadır. Fransa’ya karşı gösterilen direnişlere bir unsur olarak dahil olan Dürzîler, Lübnan’ın kurulmasının ardından devlete de muhalif bir tutum göstermişlerdir. Lübnan Anayasasının yönetim kanadı için Cumhurbaşkanı’nın bir Marunî (Lübnan Katolik Hristiyanları), başbakanın bir Sünnî, meclis başkanın ise bir Şiî olmasını zorunlu kılması, Dürzîleri siyasi arenadan dışlanmış hissettirmiştir. Özellikle kurdukları partiler yoluyla siyasi mücadele yöntemini benimseyerek İkinci Dünya Savaşı sonrasında resmi bir mezhep olarak tanınmış, bakanlar kurulunda sabit iki sandalye kazanmışlardır.

Lübnan Dürzîlerinden Conbolat ailesinin şimdiki lideri Velid Canbolat (arka sırada ortada).
Lübnan Dürzîlerinden Conbolat ailesinin şimdiki lideri Velid Canbolat (arka sırada ortada).

Dürzîler 1975 yılında patlak veren Lübnan iç savaşında Lübnan Ulusal Hareketi adı altında Marunîlere karşı mücadele etmiştir. Uzun süren iç savaşta liderlerini kaybeden Dürzî cephesi, 1989’da ABD ve Suriye öncülüğünde yapılan Taif Antlaşması ile ülkedeki konumlarını güçlendirmişlerdir. Dürzîlerin parlamento içerisinde güçlerini arttırmalarının ardından, 2005’teki Haruri suikastından sonra, iki büyük ailenin liderlerinin farklı taraflara geçmesiyle iki cepheye ayrılmıştır. Arslan ailesinin lideri olan Talal Arslan, Hizbullah hareketinin öncülüğünü yaptığı Şii hareketler yakınlaşırken; Canbolat ailesinin lideri olan Velid Canbolat Sünnîlerin Suriye karşıtı 14 Mart Hareketi içinde bulunmuştur.

REKLAM

İsrail Dürzîleri

Devletine oldukça bağlı olan İsrail Dürzileri, diğer ülkelerde yaşayan Dürzî topluluğun aksine muhalif bir tutum içerisinde değildir.
Devletine oldukça bağlı olan İsrail Dürzileri, diğer ülkelerde yaşayan Dürzî topluluğun aksine muhalif bir tutum içerisinde değildir.

İsrail’e göçmüş olmadıklarını, aksine her daim bu topraklarda var olduklarını iddia eden İsrail Dürzîleri,130 binlik nüfusları ile İsrail devletinin önemli bir parçasını oluşturmaktadırlar. İsrail’de yaşayan Dürzîlerin büyük bir çoğunluğu İsrail devletine sadıkken, kendilerini Müslümanlardan ayırmakta ve Arap olarak anılmaktan hoşlanmamaktadırlar. Henüz İsrail devleti kurulmadan önce başlayan Yahudi-Dürzî dostluğu, 1948’de bir Yahudi devleti kurulduğunda çok daha üst derecelere ulaşmıştır. Müslüman Araplarla ilişkileri iyi olmayan Dürzîler, Yahudilerin Filistin topraklarına yerleşmesi sırasında, Arapların karşısında konum alarak Yahudilere yardım etmişlerdir. Özellikle 1936 baş gösteren Arap-Yahudi çatışmalarında Dürzîlerin Yahudilerin yanında çatışmalara katılmaları, İsrail devleti kurulduktan sonra özel bir konum elde etmelerini mümkün kılmıştır.

İsrail'in Dürzîleri Yahudi toplumuyla bütünleştirmek için tasarladığı
İsrail'in Dürzîleri Yahudi toplumuyla bütünleştirmek için tasarladığı "Dürzî Yıldızı" Suriye ve Lübnan'daki Dürzî topluluğu tarafından da kullanılmaktadır.

İsrail’in, kendi topraklarındaki Dürzîlerle ilişkilerini iyi tutarak, çevre ülkelerdeki Dürzî nüfusun sempatisini toplama arzusu ve Dürzîlerin İsrail’e oldukça bağlı olması Dürzî topluluğun, İsrail ordusu içinde Dürzî askerlerden oluşan özel bir birliğe sahip olması, kendi kimliklerinin ve dinlerinin ayrı bir statü olarak kabul edilmesi gibi imtiyazlar elde etmesine neden olmuştur. Öte yandan Yahudi yöneticiler Dürzîleri İsrail devletine adapte etme adına, Dürzîlere özel dini mahkemeler açmak, onlara özel eğitim müfredatı hazırlamak ve çeşitli dini bayramlar düzenlemek gibi birçok yeniliğe imza atmıştır.

İsrail yönetimi ve bu topraklarda yaşayan Dürzîlerin arasındaki iyi ilişki, Suriye ve Lübnan gibi bölgelerde yaşayan Dürzîlere de yansımıştır. İsrail, kendi toprakları dışında yaşayan Dürzîlerle iyi ilişkiler geliştirmiş, onlarla Yahudilere saldırmamaya dair anlaşmalar imzalamıştır. İsrail devleti tesis edilen bu iyi ilişkiyi zaman zaman Suriye ve Lübnan’ın iç işlerine karışmak için de kullanmıştır. İsrail'de yaşayan Dürzîlerin büyük bir çoğunluğu Golan Tepeleri'nde yaşamaktadır.

REKLAM

Yeni yüzyıl Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası ilişkiler bölümünden mezun oldu. Çağdaş İslam düşüncesi, tasavvuf tarihi ilgi alanları içerisinde. Yayın hayatının başlangıcından bu yana, Mecra'da editörlük yapmakta.

HAFTANIN ÖZETİ

Tunus'ta yağmur afete dönüştü
Tunus'ta yağmur afete dönüştü

Tunus'ta meydana gelen sel felaketinden Suudi Arabistan'da hizmete giren "Harameyn Treni"ne, İslam dünyasında geride bıraktığımız haftanın öne çıkan gelişmeleri.

PORTRELER

Bir mücadele adamı: Tunku Hasan Di Tiro
Bir mücadele adamı: Tunku Hasan Di Tiro
Şehirde coşkulu bir kalabalık vardı. Beklenen uçak havalimanına indiğinde heyecan iyice artmıştı. 11 Ekim 2008 Cumartesi sabahı, 30 yıllık hasret bitmek üzereydi. İniş kapısı açıldığında Tunku Hasan Di Tiro kalabalığa tebessüm ederek sevenlerini selamladı. Bu esnada uçağın hemen kenarında bir imam ezan okumaya başladı. Aradan geçen yılların ardında...

HAREKETLER

Bedeviyye Tarikatı
Bedeviyye Tarikatı
Dört büyük tasavvuf şeyhinden biri olarak anılan Ahmed el-Bedevî’nin kurucusu olduğu Bedeviyye Tarikatı, Mısır için çok önemli bir konumdadır. Özellikle Ahmed el-Bedevî’nin hayatının büyük bir bölümünü geçirdiği Tanta şehrinde çok yaygın olan tarikat, Mısır’daki tasavvuf hayatının yönlendiricilerinden biri, aynı zamanda ayrılmaz bir parçasıdır....

MALUMAT

İnsanlığın kendi eliyle yok ettiği göl: Aral
İnsanlığın kendi eliyle yok ettiği göl: Aral
Kazakistan ve Özbekistan sınırlarında yer alan Aral gölü, Asya bölgesinin ikinci, dünyanın dördüncü büyük gölü konumunda. Geçtiğimiz yıllarda hesaplara göre, yüz ölçümü 68 bin kilometrekare olan göl, günümüzde yüzde 90 oranında su kaybı yaşayarak kurudu. Elbette ki bunun en büyük müsebbibi insanoğlu. Orta Asya’da yer alan, inci tanesi konumundaki g...

NE OKUMALI?

Moro'da bir istiklâl savaşı
Moro'da bir istiklâl savaşı
Yazarıyla on bin kilometre uzakta karşılaşacağım bir kitabı yanımda taşıdığımı nereden bilebilirdim? Filipinler'e gitmiş, güneydeki büyük ada Mindanao’ya ulaşmış, Cotabato şehrine varmıştım. Bir yetimhanenin açılış töreninde, yolculuğum boyunca yanımda taşıdığım kitabın yazarı Salah Jubair, gerçek ismiyle Muhacir İkbal ile yetimhanenin idarecileri...
YUKARI DÖNÜN

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz