20.356 Takipçi

Nihayet Dergi zengin içeriğini artık dijital yüzüyle de okuruna ulaştırıyor! Dinleyici olan sizleri Nihayet ve GZT'yi takip etmeye çağrıyor. Yazarlarımız, Doğu’dan ve Batı’dan sesleri başka yerlerde bulamayacağınız içeriklerle ele alıyor. Standartları tartışırken gözden kaçanları “özel dosyalarla” gündeme getiriyor, okuma önerileri sunmayı da ihmal etmiyor. Niteliğin Egemenliği, Kayıtlar, Hayat Memat, Çizgi Hikâye, Kültür Atlası, Türkiye’den-Dünyadan kitaplar ve her ay merak uyandıran dosya konuları… Sizi size anlatan bölümler farklı kalem, çizgi ve fotoğraflarla derginiz Nihayet’te!

Antiqui Orbis- Haznedar Mustafa Efendi

Antiqui Orbis- Haznedar Mustafa Efendi
Antiqui Orbis- Haznedar Mustafa Efendi
  • Şüphesiz âl-i Resûlsun yâ Rifâî ced-be-ced/ Bende-i bî-çârenim geldim efendim yed-be-yed
  • Yâ mürîdî “lâ tehaf” dedin bize oldu sened / El meded pîrim efendim yâ Rifâî el meded

Rıfai tarikati tac-ı şerifi
Rıfai tarikati tac-ı şerifi

Rıfâî tarikatı İstanbul’a geç gelen tarikatlardan biri. Şeyh Muhammed b. Ukayl, 1591-2 yıllarında İstanbul’a gelmiş ve Üsküdar İnadiye Camii’nde Rifâî ayîn-i şerîfi icrasına başlamış.Daha sonra bu caminin karşısına yaptırılan tekke İstanbul’daki Rifâî tekkelerinin ilki ve âsitânesidir. İstanbul’daki bu âsitâne kısa zamanda Anadolu’daki ve Rumeli’deki Rifâî tekkelerinin merkezi olmuştur.

Her ne kadar İstanbul’a geç gelmiş olsa da âyin-i şerîf sırasında gösterdikleri burhanlar ve kimi zaman şeyh efendilerin icra ettiği devseler ile halkın dikkatini cezbetmiş kısa sürede tekkelerde birçok insan toplanmıştır.

1950’li yıllarda Bulgaristan’da sert komünizm rüzgârlı esmekte ve Müslüman Türk azınlığa ağır baskılar yapılmaktadır. Bu baskılardan bunalan ve Bulgaristan’ı terk etmek zorunda kalan birçok Müslüman ise Türkiye’ye sığınmıştır.

İlginizi çekebilirAntiqui Orbis- Hüseyin Vassaf Efendi

Bu Müslümanlar arasında Haznedar Mustafa Efendi ve ailesi de bulunmakta idi. Haznedar Mustafa Efendi 1891 yılında Üsküp’te tevellüt etmiş, 1954 yılında Türkiye’ye iltica etmek zorunda kalana kadar da Üsküp Haznedar Baba Rifâî Tekkesi’nde irşad makamında idi.

Yaşamayanların anlaması, yaşayanların da sabır göstermesi zordur. Geride tekkeyi, dervişânı, haneyi, mahalleyi, komşuları her şeyi bırakıp gitmek… “Mal Allah’ın, bir verdi bir aldı diyebilmek” zordur. Bütün bu zorlukların içinde Haznedar Mustafa Efendi ailesi ile birlikte Cerrahpaşa semtine yerleşir. Oğlu Râik Efendi küçük bir terzi dükkânı açıp orada Hz. İdris mesleğini devam ettirir. Üsküp’ten gelen bu Rıfâî şeyhi –her ne kadar o devirde tekke ve zaviyeler kapalı olsa da- İstanbul meşayihi tarafından karşılanır, ağırlanır.

Hz. Pîr Nureddîn Cerrahî Âsitânesi şeyhi Fahreddin Efendi, Haznedar Mustafa Efendi’nin kalacak yer ihtiyacını Hz. Pîr’in evini ona tahsis ederek çözer.
Hz. Pîr Nureddîn Cerrahî Âsitânesi şeyhi Fahreddin Efendi, Haznedar Mustafa Efendi’nin kalacak yer ihtiyacını Hz. Pîr’in evini ona tahsis ederek çözer.

Hz. Pîr Nureddîn Cerrahî Âsitânesi şeyhi Fahreddin Efendi, Haznedar Mustafa Efendi’nin kalacak yer ihtiyacını Hz. Pîr’in evini ona tahsis ederek çözer. Tophane yokuşundaki İsmail Rûmî Âsitânesi şeyhi Misbah Efendi ise yevm-i mahsusada ve kandil gecelerinde Haznedar Mustafa Efendi’yi meydân-ı şerîfe davet eder.

Bu uhuvvet ve samimiyet, haleften selefe, babadan evlada geçerek devam eder. Mustafa Efendi’nin mahdumu Râik Efendi meydan gülleriyle burhanlar göstererek meydân-ı şerîflerde zikre devam eder.

Haznedar Mustafa Efendi 1974 yılının Şubat ayında âlem-i fenâdan âlem-i bekâya irtihal eyledi. Şahitlerinin rivayetine göre cenaze merasimi eski usûlde icrâ edilmişti. Fahreddin Efendi rahatsızlığından dolayı cenaze alayına katılamamış, Muzaffer Efendi cenaze alayını yönetmişti. Cerrahpaşa’dan yola çıkan alay, hazretin sırlandığı Merkezefendi kabristanına kadar yürümüştü.

Zâkiranlar, Yunus Emre’nin “Ölen hayvan imiş âşıklar ölmez” ilahisini okurken, dervişân kol kola girmiş zikrederek yürüyordu. Cenaze alayında çok zor şartlarda Üsküp’ten gelmiş olan Rifâî meşâyihi ve dervişânı da bulunuyordu. Rivayet olunur ki Mevlânâkapı önünde bulunan karakoldaki polisler karşıdan gelen cenaze alayını görmüş, artık heybetinden olsa gerek kılık kıyafet ve dahi bilumum kanunlara riayet göstermeyen bu topluluğu tevkif edeceği yerde usulca kapısını kapatıp alay geçene kadar beklemiştir.

Yine kabir zikrini Muzaffer Efendi icra etmiş, aynı günün akşamına da Kadirî âsitânesinde burhanlarla, şişlerle, gül yalayarak büyük bir ayîn-i şerîf icra edilmiştir.

İşte fotoğrafta ortadaki küçük vücutlu, koluna girildiği hâlde yürüyen, fakat nur yüzlü mütebessim çehreli zat Üsküp’ten İstanbul’a hicret eden Rifâî meşâyihinden Haznedar Mustafa Efendi’dir. Sağındaki hazretin mahdumu Râik Efendi’dir.
İşte fotoğrafta ortadaki küçük vücutlu, koluna girildiği hâlde yürüyen, fakat nur yüzlü mütebessim çehreli zat Üsküp’ten İstanbul’a hicret eden Rifâî meşâyihinden Haznedar Mustafa Efendi’dir. Sağındaki hazretin mahdumu Râik Efendi’dir.

İşte fotoğrafta ortadaki küçük vücutlu, koluna girildiği hâlde yürüyen, fakat nur yüzlü mütebessim çehreli zat Üsküp’ten İstanbul’a hicret eden Rifâî meşâyihinden Haznedar Mustafa Efendi’dir. Sağındaki hazretin mahdumu Râik Efendi’dir. Sağ tarafta duvarı görülen yapı da Cerrahpaşa Camiiolsa gerek. Râik Efendi her sene Şubat ayında Cerrahpaşa Camii’nde, Haznedar Mustafa Efendi’yi anmak için icra edilen ayinde gür sesiyle meydân-ı şerîfi doldurmaktadır.

İLGİLİ HABERLER