Benim Yozgatım

Benim Yozgatım
Benim Yozgatım

İnsan kendini anlatırken hem şehri şekillendiren hem şehir tarafından şekillenmiş hâliyle konuşuyor.

Bir şehri anlatmak zormuş. Hele yaşadığın şehri anlatmak daha zormuş. Çünkü anlatmak bir zaviyeden bakmaktır. Ama şehrin birden çok, hatta sayısız tarafı vardır.

Belki de bu sebepten herkes “Kendi şehrimi anlatayım, benim gördüğüm bildiğim hâlini anlatayım” diyerek hatta kendi hikâyesine şehri yoldaş ederek işin içinden sıyrılmak istiyor. İnsan kendini anlatırken hem şehri şekillendiren hem şehir tarafından şekillenmiş hâliyle konuşuyor.

Misal verelim de söylediklerimiz havada kalmasın. Benim yaşadığım şehir yılın dokuz ayı soğuk, iki ayı serin ve bir ayı sıcaktır. Bu hâl beni “Üşürsem helak olacağımdan korkarım” diyen şair gibi yapmıştır. Kıyafet tercihim buna göredir.

Eski bir Yozgat fotoğrafı
Eski bir Yozgat fotoğrafı

Yemeklerimiz yağlıdır üşümemek için. Sonra eğlencelerimiz, oyunlarımız açık havaya göre değil, soba dibine göre, kapalı odalara mahsus oyunlardır. Hâsılı sadece iklim bile beni/bizi ne çok belirliyor.

Yazar kısmına sorumluluk yükleyenler bilseler ki yazarların çoğu kravatlarına yemek dökmeden yemek yiyemeyen ve haydi daha açık söyleyelim, yaşamayı beceremedikleri için yazmayı deneyenlerdir.

  • Yani yazarlar, bırakın ağır sorumlulukları en basit sorumlulukları yerine getirmekte bile zorlanırlar. Hâl böyleyken yazara kendi memlektini dört başı mamur bir şekilde anlat demek ne kadar iyimser bir hâldir.

Yazar yaşadığı yere karşı sorumluluk almakta zorlanır belki ama şunu yapabilir. Yazmak tanımlamak gibi olursa indirgeyici bir şeydir. Ama yazmak anlamaya çalışmak gibi bir çaba olursa kıymetlidir.

İşte yazar “tanımlamak” yerine “anlamaya çalışırsa” o zaman sorumluluğunu yerine getirme şansı daha fazladır. Bu kadar şey söyledikten sonra yaşadığım yeri anlamaya çalışarak söyleyebilirim ki sosyal medya denilen panayır yerinde tezgâh açanlardan bazıları burasını mizahlarına konu ediyorlar. Hemşehrilerim bazen bu durumdan alınıyorlar.

İlginizi çekebilirGizli kalmış Türkçe yazmalar

Taşra alınganlıktır” diyen yazarın kulakları çınlasın. Ama ben sosyal medya mizahına konu olmaktan pek sıkıldığımı söyleyemem.

Neticede ben de gülüyorum o mizaha ve mizah ciddiye alındıkça büyüyen masal devleri gibi, siz alıngan oldukça azgınlaşan bir şeydir.

Mizahçılara laf yetiştirmek yerine işimize baksak ve mesela yaşadığımız yerin ülkedeki pek çok yer gibi betonlaştığından ve bu betonların bizi yutacak kadar iştahlı olduğundan bahsetsek daha dişe dokunur bir iş yapmış oluruz.

Burası sağ partilere hatırı sayılır miktarda oy vermiş bir yer. Hükûmette temsili hep yüksek olan ilimiz maalesef müteahhit insafına terk edilmiş bir yerdir. Eskiye ait ne varsa müteahhit marifetiyle talan edilmiştir.

Eski evleri yıkıp apartman diken evlatlara kızanlar olabilir. Ben onlara kızmam. Eski evleri yıkıp yerine bir şeyler kondurmayı geçim hâline getirmiş bir sisteme kızarım.

Alışveriş artık bizi tanımlayan bir şey oldu. Herkese ve her keseye uygun alışveriş imkânları hem gerçekte hem sanal âlemde var. Burası da marka rüzgârından nasibini aldı/alıyor.

Yerel esnaf artık kendine yaşam alanı bulmak konusunda mahir. Vatandaş bakkaldan alışverişi kesti ama Suriyeliler devam ediyor.

Garipler için alışveriş merkezi denilen yerle muhatap olmak Keloğlan’ın saraydan kızı alması kadar uzak bir ihtimal. İçinden holding çıkarmış bir yer olarak yerel esnafımız biraz şerbetli bu konuda ama alışveriş merkezleri o kadar iştahlı ki Ben onlara kızmam.

Bir zamanlar Yozgat
Bir zamanlar Yozgat

Eski evleri yıkıp yerine bir şeyler kondurmayı geçim hâline getirmiş bir sisteme kızarım. Alışveriş artık bizi tanımlayan bir şey oldu. Herkese ve her keseye uygun alışveriş imkânları hem gerçekte hem sanal âlemde var. Burası da marka rüzgârından nasibini aldı/alıyor.

Yerel esnaf artık kendine yaşam alanı bulmak konusunda mahir.

Vatandaş bakkaldan alışverişi kesti ama Suriyeliler devam ediyor. Garipler için alışveriş merkezi denilen yerle muhatap olmak Keloğlan’ın saraydan kızı alması kadar uzak bir ihtimal.

Günümüzde Yozgat
Günümüzde Yozgat

İçinden holding çıkarmış bir yer olarak yerel esnafımız biraz şerbetli bu konuda ama alışveriş merkezleri o kadar iştahlı ki zamanında holdinglerle baş etmiş esnaf bile çoluk çocuğuna alışverişi bu merkezlerden yapmak zorunda kalıyor.

Coğrafi konum olarak Ankara’ya yakın olmamızı pek mühim görenler hep vardı. Ama Ankara “cumhuriyetin huysuz oğlu” olarak kendinden başkasına pek bakış, görüş etmez. Ankara’nın her zaman kendine yetecek kadar meselesi vardır.

İlginizi çekebilirOrdu’da yerel tarihçi olmak sorumluluk ister

Ankara bizimle alakadar olmaz ama Ankara’ya gönderdiğimiz evlatlarımız vardır. Onların geldikleri yeri unutmamalarını isteriz. Ama her ne hikmetse Yozgat’tan Ankara’ya doğru yola çıkan kişinin ilk işi burasını unutmak olur.

  • Ankara’da yaşayan dört kişiden biri Yozgatlıdır. İstatistik olarak kıymetli, hakikatte ise manasız bir orandır bu. Çünkü buradan gidenler burasını unutmak için gidiyorlar. Unutmak isteyene kendini hatırlatmak ne kadar zordur bir bilseniz.

Laf gitmekten açılmışken edebiyatçılar ve sinemacılar için “gitmek-kalmak” her zaman iyi hikâye çıkaran verimli bir çatışmadır. Bu konuda benim kanaatime göre gitmek de kalmak da kabul edilebilir tercihlerdir.

Önemli olan huzurlu olabilmektir. Kalmışsan ve huzurluysan burası kalınacak en doğru yerdir. Gitmişsen ve huzurun yoksa o zaman yanlış yere gitmişsin demektir. Bir de gitse de kalsa da huzursuz olanlar vardır.

Onlara “Allah yardım etsin” demekten başka çaremiz yok. Bu yazıda memleketimin tarihinden, kültüründen, turizm ve kalkınma hedeflerinden, ulaşım konaklama imkânlarından hiç bahsetmedim. Çünkü bunlar biraz da uzman kısmının top çevirdiği alanlar, onların emeğine hürmeten susuyorum. Ama şu kadarını söylemem lazım ki “kalkınmak-marka şehir olmak-potansiyeli harekete geçirmek” gibi çok cici başlıklara karşı her zaman dikkatli oldum.

Yozgat manzarası
Yozgat manzarası

Çocukken de çok boyalı şekerleri sevmezdim zaten... Başta da demiştim ya kendi Yozgat’ımı anlamaya ve anlatmaya çalışarak bu sorumluluğu yerine getirmeye çalışacağım.

Nasibim kadar kendi şehrimi anlattım. Umudum ve duam odur ki okurların kafasında ve kalbinde hakikate en yakın tabloyu oluşturabilmişimdir. Böylece içim rahat bu yazıyı da sona erdirebilirim vesselam...