20.356 Takipçi

Nihayet Dergi zengin içeriğini artık dijital yüzüyle de okuruna ulaştırıyor! Dinleyici olan sizleri Nihayet ve GZT'yi takip etmeye çağrıyor. Yazarlarımız, Doğu’dan ve Batı’dan sesleri başka yerlerde bulamayacağınız içeriklerle ele alıyor. Standartları tartışırken gözden kaçanları “özel dosyalarla” gündeme getiriyor, okuma önerileri sunmayı da ihmal etmiyor. Niteliğin Egemenliği, Kayıtlar, Hayat Memat, Çizgi Hikâye, Kültür Atlası, Türkiye’den-Dünyadan kitaplar ve her ay merak uyandıran dosya konuları… Sizi size anlatan bölümler farklı kalem, çizgi ve fotoğraflarla derginiz Nihayet’te!

Sanat ve metafizik

Sanat ve metafizik
Sanat ve metafizik

Metafizik nedir? Varlığın/varolanların zeminini, temelini, dayanağını araştıran bir disiplindir klasik tarife göre. Bu bakımdan tüm felsefe branşları metafiziği varsayar ve onda temellenir.

Metafizik varolanları bütünleyen temeli araştırmaya, dolayısıyla varlığı bütünlüğünde kavramaya çalışır. Metafizik giderek nazarını varlığın berisinde ve/veya ötesinde bulunana, perdenin gerisinde yatana çevirir; kendisi görünmeyen ama görünen âlemi belirleyen ilkeyi (veya ilkeleri) irdeleme ve kurcalama konusu yapar.

Bakmayın son zamanlarda birtakım postmodern filozoflar tarafından tu kaka edildiğine, antik ve klasik tasavvurda felsefenin olmazsa olmazı, gözbebeğidir metafizik. Zira o, yalnız o, felsefeye/düşünüme temel sağlar, kalkış noktası temin eder, fikirlerin sağlamasının yapıldığı bir zemin özelliği arz eder.

İnsanoğlu tab’an meraklıdır perdenin ardına, orada yatanı bilmeye. Metafizik ve bu arada sanat perdeyi aralama veya yırtma teşebbüsüdür denebilirse. İşbu âlem yani görünüşler âlemi bazı asli deneyimlerde dar ve darlık verici gelir insanoğluna. O, bura’dakinden daha fazlasını/daha başkasını bilmek ve görmek ister daima. Bu görünüşler âleminin bir hakikati, bir aslı, bir astarı olmalı der ve bu surette perdenin ardına yönelik şiddetli bir metafizik arzu izhar eder. Bu arzuyla, felsefe yapar, sanatla uğraşır, dine bağlanır.

Wassily Kandinsky’nin mavi litografi ile yaptığı bir çalışması
Wassily Kandinsky’nin mavi litografi ile yaptığı bir çalışması
Din, perdenin ardından haberler verir, perdenin ardından yani varoluşun berisinden ve ölümün ötesinden. Din, sanat ve metafizik, bunlar beri ve öte ile iştigale meylederler daima, tabii her biri kendi tarzınca.

O hâlde metafizik ile iştigal yalnız felsefenin uhdesinde değildir. Sanat yoluyla metafizik yapılabilir ve sanat metafizik duyarlığı berkitebilir, keza metafizik arzunun hem kışkırtılmasına hem de teskinine hizmet edebilir. Soyut sanatın piri Wassily Kandinsky (ö. 1944) .

Sanatta, Bilhassa da Resimde Tinsellik adlı eserinde sanatın, yalnız onun, eşyaya dair mutlak bir bilgiyi amaçladığını yazar ilginç bir biçimde; keza ona göre sanat adını verdiğimiz faaliyet duyulur görünüşlerin bizden mütemadiyen sakladığı şeyi bize “görünür” kılmayı hedefler. Bu tasavvura göre sanat bir disiplin olarak metafiziğin yerine geçmeye veya daha itiyatlı bir ifadeyle ona rakip olmaya aday görünür.

Her hâlükârda, sanatı –bilhassa soyut sanatı– metafizik araştırmanın bir vasat ve vasıtası olarak gören Kandinsky’ye göre sanatın kuşkusuz metafizik bir işlevi vardır –üstelik temel bir işlevdir bu. Demek ki sanatçı duyulur formlarla, görünüşlerle yetinmeyecektir hiçbir şekilde, ama perdenin gerisinde ne olup-bittiğini merak edecek, dahası aralamaya, yırtmaya çalışacaktır o perdeyi.

İnsanoğlu beri’yi ve öte’yi sanat yoluyla kurcalayabilir ve sanat bize metafizik bir esinti yaşatabilir.(Meryem'in Ölümü, Caravaggio)
İnsanoğlu beri’yi ve öte’yi sanat yoluyla kurcalayabilir ve sanat bize metafizik bir esinti yaşatabilir.(Meryem'in Ölümü, Caravaggio)

İnsanoğlu beri’yi ve öte’yi sanat yoluyla kurcalayabilir ve sanat bize metafizik bir esinti yaşatabilir. Sanat bura’dan başka bir bura-olmayan olarak ora olduğu-olabileceği hissiyatını verir evvelemirde.

Biz sanat eserine muhatap olurken, bu dünyanın başka türlü de olabileceği (ya da bu dünyadan başka türlü bir dünyanın da olabileceği) duygusunu ve sezgisini yaşarız; böylece, Mevcut Durum’a eleştirel bakmasını öğrenir ve onu olmazsa olmaz sayma alışkanlığından kurtuluruz. Sanat eseri bir anlığına da olsa çekip-çıkarır ve alır-götürür bizi bura’dan, bir esrime yaşatır bize.

Bura’da kalmak, bilimde kalmaktır bir anlamda; zira bizi dünyanın –görünüşler âleminin– sınırları dâhilinde cevelan ettirmek bilimin kârıdır olsa olsa. Bilimin –modern bilimin– kârı, beri ile öte’nin ara’sı olarak dünyayı –duyulur âlemi– tanımak ve tanıtmaktan ibarettir. Ara’da kalmak bilime, ara’nın berisini ve ötesini yoklamak metafizik ile metafizik yönelimli sanata kalmıştır. Dine gelince, o, bura’yı ora perspektifine yatırarak anlamlandırmaya yönelir ve metafiziği yaşanabilir kılmanın yollarını arar.

Metafizik duyarlığın bir sonucu Mevcut Durum’a mesafe koymaktır. Beri-ve-öte bilgisi olarak metafiziğin önemi insanoğluna “Görünen –göründüğü kadarıyla– böyledir, ama –aslında– işin bir de görünmeyen yüzü vardır!” duygusunu/sezgisini yaşatmasında yatar.

Bu surette insanoğlu Mevcut Durum’un mutlak ve değişmez değil, eğreti ve olumsal olduğu fikrine aşinalık kesp eder, bu da onu Durum’a eleştirel bir gözle bakmaya sevk eder. Başka bir ifadeyle, metafizik yönelimli sanat eleştirel bir boyut içerir: Eşyanın görünen düzeni mutlak değilse, her şey “başka türlü” de olabilir; öyle ki bu “başka türlü” kışkırtır görünen’e takılıp kalmayan, onda oyalanmayan meta-fizisyen sanatçıyı. Sonuçta, başka türlü olan’la temas ve bu temasın dile getirilişi olarak sanat faaliyetinden Durum’dan çıkmanın yollarını arayan (ve ola ki bulan) eleştirel bir itiraz gelişir, gelişebilir.

Metafizikten beslenen sanat –eğer bulutların üstünde uçmuyorsa– estetik işlevinin yanı sıra entelektüel ve eleştirel bir işlev de yüklenecek ve dünyada el’an olup-bitene dair söz söyleme salahiyetine sahip olacaktır. Sanat bilim gibi “Bu böyledir” diye not düşüp geçmez, ama belli belirsiz bir biçimde de olsa “Bu böyle olmayabilirdi!” veya “Bu şöyle de olabilir!” duygusunu yaşatır muhatabına –tabii sanata mahsus bir tarzda. Sanatçı arayışın adamıdır aynı zamanda, arayışın ve buluşun.

Olanı resmetmekle yetinmez bu bakımdan. Dünyanın sınırlarını, dolayısıyla sınırlılığını gösterir ve o sınırların berisine ve ötesine dair bir hissiyat, giderek bir iştiyak yaratır muhatabında.

İlginizi çekebilirKendi içine düşmek

Nihayet, sanat –metafizik yönelimli sanat– dünya-da-mevcudiyet’in anlamını sorgulamaya açar. Sanat bir anlamı tepside sunar gibi sunmaz bize, ama bir anlam sorunuyla yüz yüze getirir bizi ve orada bırakır. Metafizik ve din ile birlikte, giderek onlarla iş birliği içinde sanat, bura’nın anlamının beri ve öte hesaba katılarak açıklığa kavuşturulabileceğini anlamada, kısacası anlamın metafizik imkânını yoklamada bize yardımcı olabilir.

Bura’da kalmamak, ama beriye ve öteye temas etmek mümkündür! Sanatın önemi bize bunu ihsas ettirmesinde yatar tam da. Ama bir ihsas, o kadar! Bundan fazlasını beklemek sanata mesiyanik bir anlam yüklemek olacaktır.

İLGİLİ HABERLER