Ayşe Nur Ayyıldız

GZT YAZARI

The Truth Is Out There *

‘İki ihtimal var: Ya evrende yalnızız ya da değiliz. İkisi de eşit derecede korkutucu.’                                                                                  Arthur C. Clarke Sosyalliğe en çok ihtiyacı olan canlı tartışmasız insan. Hz. Adem’in yaratılışının ardından yanına eş olarak Hz. Havva’nın yaratılması da en belirgin örnek. Eskiler de bunu ziyadesiyle tecrübe etmiş olacak ki, yalnızlık Allah’a mahsustur, yalnız taş duvar olmaz minvalindeki özdeyişler türetmişler. Faka...

Ayşe Nur Ayyıldız

GZT YAZARI

Bir Tıkırtı Duydum Sanki

Küçükken en çok sevdiğim şeylerden biri, apartmanımızın arka tarafındaki su deposunun yanına serdiğimiz kilim üzerinde mahalleden arkadaşlarımla evcilik oynamaktı. Çocuklarımıza saatler boyu annelik yapar, üstlerini bir giydirir bir çıkarır, numaradan yemeklerini yedirir, gezmeye götürüp komşuculuk oynatırdık. Sessiz sakin kendi dünyamıza dalmışken, zaman zaman etraf aniden hareketlenir, mahallenin neredeyse bütün çocukları abimin liderliğinde apartmanın kömürlüğüne doluşurdu. Merakımızdan biz d...

Ayşe Nur Ayyıldız

GZT YAZARI

Lütfen Işıkları Kapatmayın

İnsanoğlunun Yaratıcıya karşı işlediği en büyük günah nedir diye sorsanız şükürsüzlük yani bir anlamda sahip olduklarını idrak etme yoksunluğu olduğunu söylerdim. Çünkü öyle ya da böyle düşünebileceğiniz her bir günah şükretmeyi unutmanın türevi olarak çıkar karşımıza. Elinizdekileri umursamadan yahut sizden çok daha azına razı olanları görmeden rahatça çalabilirsiniz mesela. Yaşamın kıymetini hiçe sayarak başka bir canı heba edebilirsiniz. Namus, vicdan duygularından arınıp kendi eşinizin varlı...

Asya Karagül

GZT YAZARI

Dünya'ya dağılan nar taneleri

Bölgeler arasındaki coğrafi engeller, kavimlerin geçmişini yazmış ve geleceğini şekillendirmiştir. Bu yüzdendir ki tarih, asla coğrafi bilgiden mahrum yazılamaz.Kafkas halkının tarihini şekillendiren Kafkasya sıradağları, Avrupa ile Asya arasında bir coğrafi sınır hükmündedir. Sadece geçitler ile kalbine ulaşabileceğiniz bir Kaf Dağı'dır Kafkasya. Öyle ki bu coğrafya sadece bölgeyi dış güçlerden değil, bölge halkını da birbirinden ayırır. Bu sebepten ötürü bölge halkı birbiriyle bağ kurup zam...

Ayşe Nur Ayyıldız

GZT YAZARI

Ah Nerede O Eski Günler...

Küçükken ne zaman yaşı oldukça geçkin, tonton bir teyze ya da dedenin yanına ilişip muhabbet etmeye başlasam, her sokağı denize çıkan sayfiyeler misali, konu mutlaka bir yerden geçmişe ve dünyanın ne kadar değiştiğine varırdı. Takılmış bir bozuk plak gibi sanki anlaşmışlarcasına hepsinin ağzından aynı cümleler dökülüverirdi: “Siz bilmezsiniz yavrum, ah nerede o eski günler…” Ben de çocuk aklımla içten içe ölesiye merak ederdim o eski günleri. Ne idi o günleri bu kadar özel, bu kadar özlenesi kıl...

Zeynep Temizer Atalar

GZT YAZARI

Çocuk, Ramazan ve İman

Din, sevap, günah, cennet, cehennem, melek, Allah gibi kavramlar soyuttur. Elle tutulur, gözle görülür değillerdir. Yani bir çocuğun anlamlandırabileceği bir düzeyde olmazlar. Nerdeyse ergenlik dönemine kadar çocuklar daha çok somut düşünürler. Göremedikleri, duyamadıkları kavramları anlayıp içselleştirmeleri daha zordur. Ramazanla beraber bu soyut süreç, çocuk için biraz daha anlam kazanır. Ailesinin cemaatle namaz kıldığını, evde her zamanki akşam yemeği telaşından daha farklı bir koşturmacanı...

Prof. Dr. Semavi Eyice

DERIN TARIH YAZARI

Osmanlı İstanbul’unda mesire yerleri

Fethin hemen ardından hızla Türkleşmeye başlayan İstanbul'da halkın yeşillik alanlara ve açık havaya çıkma ihtiyacı baş göstermişti. Bu yerlerde aranan şartların başında, içinden bir akarsuyun geçmesi geliyordu. Ayrıca serin gölgelikler sağlayan ağaçlar ve yeşil çimenlerin bulunması da önemliydi Bazı kaynaklardan anladığımıza göre şehrin içinde en eski mesire yeri, Trakya yönünden gelerek Aksaray Meydanındaki bir vadinin dibinde 90 derecelik dönüşle Marmara'ya akan derenin kenarında bulunuyordu...

Prof. Dr. M.Şükrü Hanioğlu

DERIN TARIH YAZARI

Otoriterlik perdesi, demokrasi provası: Serbest Fırka

Hakkında daha evvel yayınlanmış bir kitapta “Üç Devirde Bir Adam” olarak tanımlanan Ali Fethi Okyar'ın yeni bulunan evrakı, II. Abdülhamid döneminden Erken Cumhuriyet'e ulaşan bir zaman dilimi hakkında ilginç ipuçları sunmaktadır. Değişik tarihlerde ve genellikle gelişmeler sonrasında kaleme alınmış notlar ve belge suretlerinden oluşan söz konusu evrak, düzenli tutulmuş bir günlük önemini haiz değilse de, hangi bilgilerin Ali Fethi Okyar'a ait olduğunun anlaşılamadığı yukarıda anılan çalışmanın ...

Ayşe Nur Ayyıldız

GZT YAZARI

Eurovision

İngilizce öğrenmeye ilk başladığım zamanlar en büyük zevkim, İngilizce şarkıları dinleyerek anladığım kadarını not etmek, sonrasında ise beğendiğim şarkı ve şarkıcıları aramaktı. O zamanların en ünlü yabancı müzik yayını yapan istasyonu Capital Radio'nun gece programlarını kasetçaların başında bekler ve heyecanla şarkıları anlamaya çalışırdım. Kaydedip doldurduğum belki onlarca kaset vardır böyle hiç üşenmeden. Yeni yeni öğrendiğim bir dile ait bir şarkıyı dinlemek ne kadar heyecan verici ise, o...

Asya Karagül

GZT YAZARI

Tarihsel süreçte iktidar algısı

İnsanoğlu, dünyaya adım attığından beri, aile yapısının bir üst modeli olarak devlet/iktidar yapısı bu topraklara yerleştirmiştir. Köklü bir gelenek olan iktidar, tarih boyunca bir çok düşünür tarafından dönemin hakim paradigmalarına göre şekillenmiş ve çeşitlendirilmiştir. Tarihsel süreçte iktidar kuramının değişimi konusu, günümüz siyaset ve iktidar anlayışını, ülkemizde ve dünyada oldukça etkilemektedir. Bildiğiniz üzere bugün yaşadıklarımız geçmişimizin bir eseridir ve kökü olmayan hiç bir a...

Tuncay Güneş

GZT YAZARI

Katılım bankaları gerçekten faizsiz mi?

Katılım bankalarının vermiş oldukları kar payları, çoğu kesim tarafından bilmeden eleştirilmiştir. Bazı kesimler tarafından "faizden ne farkı var?" diye üstü kapalı sorgulanmış ve hatta yine "faizin adını değiştirmişler kar payı koymuşlar" diye söylentilere sebep olmuştur. Bu duruma açıklama yapmak gerekir diye düşündüm. Öncelikle katılım bankalarının mevduat bankalarından farkı; İslami kurallara göre hareket etmesi ve bunu yaparken alimlere danışarak hareket etmesidir. Verilen fetvalara göre h...

Ayşe Nur Ayyıldız

GZT YAZARI

Anneciğim’e…

“Anne, beş kişi için yalnızca dört dilim pasta olduğunu fark ettiği anda pastadan nefret ettiğini duyuran ilk kişidir.” Tenneva JordanSoğuk, sevimsiz bir kış günü. Küçük kızım aramıza gelmeden evvel son bir yolculuğa çıkalım diyerek havaya aldırmadan iki çocukla kalktık düştük yollara. Varış noktamız Paris. Bir yandan çocukları memnun etmek bir yandan da hiç bilmediğimiz bu meşhur şehri hiçbir noktasını atlamadan gezebilmek için çırpınıyoruz eşimle. Birimizde harita, diğerinde navigasyon, birimi...

Zeynep Temizer Atalar

GZT YAZARI

İzninizle biraz kızabilir miyim?

Oğlumun doğumundan yaklaşık on gün sonraydı. Banyodaki aynaya bakarken bulmuştum kendimi… Hani çok yoğun bir tempoda çalıştığınız, koşturduğunuz bir hafta olur, hem bedeniniz hem de zihniniz öyle yorgundur ki sizi motive eden tek şey hafta sonu olur… O gün uzun uzun dinleneceğinizi, keyifli bir kahvaltı yapacağınızı hatta evden hiç çıkmayıp bütün günü boş boş geçireceğinizi hayal edersiniz ya, işte öyle bir haftanın içindeydim sanki. Sonra o aynaya bakıp şunu dediğimi hatırlıyorum; “O hafta sonu...

Yasemin D. Karaca

GZT YAZARI

Gibiler Dünyasında Plastik Çiçekler

Uzun ve yüz yıl sürecekmiş gibi duran bir kış bitti, havalar ısındı, tomurcuklar vakitsizce çiçek açıp 'aa biz şaka yapmıştık' diyip geri dönen soğuk havanın vurgununu yedi ama yine de pes etmedi, ağaçlar yeşillendi, bahçeler renklendi, doğa yine hem şenlendi hem de şenlendirdi. Bu kalabalık İstanbul nerde, diyen tüm zihinler, hafta sonlarında sokakları, parkları, sahil kenarlarını, her yeri ama her yeri doldurmak için kendini dışarı attı ve insan kalabalığından, herkes meğer dışarı çıkmaya ne k...

Prof. Dr. Norman Stone

DERIN TARIH YAZARI

İngiliz Hanedanı’na Rus ve Alman kanı nasıl karıştı?

Savaş 1914'te patlak verdiğinde Britanya kraliyet ailesinin ismi Alman karşıtlığına uygun olarak değiştirildi. Kraliyet ailesi Kuzey Almanya'da Hanover Hanedanlığı olarak bilinirdi ve bu, 11. yüzyıla kadar uzanan bir geçmişe sahipti. Ancak 1914'e gelindiğinde Londra'daki insanlar daksundları (ilk kez Almanya'da yetiştirilen bir köpek cinsi) taşlayıp Beethoven'ı yuhaladığında 'Hanover' ismi 'Windsor' ile değiştirildi.Windsor adı Londra yakınlarındaki Thames Nehri üzerindeki meşhur kraliyet kalesi...

“İki nimet vardır ki insanların çoğu (onları değerlendirme hususunda)
aldanmıştır: Sağlık ve boş zaman.” Hz. Muhammed (S.A.V)

Zaman yönetimi: Şimdilerde 20 aylık olan kızım Mina doğduğundan beri her gün üzerinde en çok düşündüğüm şey. Herhalde hayatım boyunca zamanın kıymetini bu kadar çok anladığım başka bir dönem olmamıştı. Şimdi dönüp bakınca geçen yıllara vay canına diyorum, ne kadar bol zamanım varmış, ne kadar az bilmişim kıymetini.

Terapilerimde alışkanlık kazanmak, ya da değiştirmek isteyen danışanlarımla çalışırken, işe önce iz sürerek başlarız. Örneğin, kişi yeme davranışını değiştirmek istiyorsa izini sürer, ve notlar alır, ne zaman yiyor, ne yiyor, nasıl yiyor, nasıl hissettiğinde abur cubura yöneliyor vb.. Zaman yönetimi kazanmak isteyen danışanlarımla da benzer şekilde çalışıyoruz, önce sıradan bir haftasını, saat saat hatta dakika dakika not ediyor. Böylece bir gün içinde hangi işe ne kadar vakit ayırdığını somut bir şekilde görmüş oluyor çünkü bir şeyi yönetebilmek için evvela onu tanımak gerekiyor. Sonra da bu sıradan hafta içinde neyi nasıl değiştirebilir üzerine konuşuyoruz. Başkasının söküğünü dikmek konusunda gayet iyiyim.

Kendi söküğüme gelince mevzu, zamanımı nasıl daha iyi planlayabilirim üzerine uzun uzun düşünürken, işlevsel düşünmediğimi daha sonra bir danışanım sayesinde fark ettim. Zaman yönetimi konusunda kendisine yardım ederken gördüm ki kendi söküğümü yanlış yerinden tutuyormuşum. Onunla zamanının izini sürmesiyle ilgili çalışırken aynı ödevi kendime de verdim, eş zamanlı olarak kendi zamanımı takip ettim ve sonuçta gördüğüm şey karşısında bayağı şaşkındım. Sıradan bir haftamı takip ederken aylar boyunca kendime koyduğum günlük hedeflerin bazılarının gerçekçi olmaktan çok uzak olduğunu gördüm, kendimden fazla şey beklediğimi, günümün içinde o kadar da çok saat olmadığımı görmüş oldum, onları gerçekleştiremeyişimle ilgili kendimi affettim. Kızım Mina'yla geçirdiğim zamanı her zaman yetersiz buluyordum, takip edince, hayal ettiğimden, hesap ettiğimden çok daha fazla zaman geçirdiğimi görüp mutlu oldum. Yazı yazmak için ayırdığım zamanların çoğunu okuyorarak geçirdiğimi ve bir kere okumaya başlayınca kendimi durdurmakta zorlandığımı da görmüş oldum. Bir diğer katkısı da, bir süreci takip ederken çok daha özenli oluyoruz. Yazdığımız notu sadece kendimiz görecek olsak bile, günlük takip kağıdımızda, dakikalarca facebook sayfaları, instagram hesaplarında dolaştım yazdığını görmek istemiyoruz. Böylece sadece takip ederken bile daha iyi bir şekle koymaya başlıyoruz. Bu takip sürecini bir iki hafta devam ettirdiğimizde ise bu özen bir alışkanlığa dönüşüyor ve istediğimiz değişiklik gerçekleşmiş oluyor. Böyle notlar almak pek çoğumuza zorlama gibi gelse de, bir şeyi öğrenirken belli sayıda tekrarla, otomatikleştiriyoruz.

Anlamaya çalışan, farklı farklı yollar düşünüp yaratıcı olmaya çalışan, hareket üreten düşünme biçimi sonuç veriyor.

Zaman yönetimi ile ilgili notlar alıp plan yapmak ilgili motivasyonumuzu düşüren başka bir etken de; işimizin başımızdan aşkın olduğu hissi ve plan yaparsak zaman kaybedeceğimiz düşüncesi olabiliyor. Kervan yolda düzülür diyip, işe hemen başlamış oluyoruz ama uzun vadede çok zaman kaybediyoruz. Diğer taraftan plan yapıyor olmanın, düşünüyor olmanın da vakit kaybettirdiği durumlar yok değil, gerçekçi olmayan planlar yapıp, işlevsel bir biçimde düşünmeyince düşünmenin kendisi gerçekten de ayağımıza dolanabiliyor veya bizi yavaşlatabiliyor. İşlevsel düşünmeye örnek olarak şöyle bir soru sorulur: Bir kıza aşık iki genç hayal edin, biri gece gündüz kızın bakışını gülüşünü düşünüyor, diğeri bu kız nelerden hoşlanır, nasıl biridir, nelerle ilgilenir bunları araştırıyor, ne yaparsam etkilerim üzerine farklı farklı yollardan alternatifler üretiyor. İkisi de gece gündüz düşünüyor ama hangi düşünme biçimi sonuca ulaştırır? Konu aşk olduğunda benim bununla ilgili net bir cevabım yok ama zaman yönetimi olunca cevabı çok açık aslında, anlamaya çalışan, farklı farklı yollar düşünüp yaratıcı olmaya çalışan, hareket üreten düşünme biçimi sonuç veriyor.

Zararın neresinden dönülse kar:

Kendi denememden yola çıkarsam aylarca zaman yönetimi üzerine düşünüp, hedefler koyup gerçekleştirememiş olmam bunun güzel bir örneği. Neyse ki zararın neresinden dönsek kar, bu da zaman yönetiminin bir parçası. Bir şeyleri değiştirmek için çok geciktiğimiz hissi de bazen işlerin sarpa sarmasına ve içinden çıkılmaz bir hal almasına sebep olabiliyor. Yanlış giden bir şey olduğunu hissettiğinizde çok kısa bir ara verip yeniden düşünmek, düzenlemek bile işleri toparlamak için çok büyük zaman kazandırabiliyor. Başarılı insanlar hatalardan ders alıp, düzeltmekten korkmayanlardan çıkıyor.

Bir işin ne kadar sürede yapılacağıyla ilgili beklentimiz zaman yönetimi konusundaki becerimiz de çok önemli bir belirleyici.

Kendi sıradan haftamı izlerken beni şaşırtan şeylerden bahsetmiştim, bunlardan biri de gündelik ev işlerine ayırdığım vakti çok daha fazla algılamış olmam ama bu işlerin aslında daha az zaman istiyor oluşuydu. Ev işleriyle ilgili zaman hesabı konusunda kötümser bir beklenti içindeymişim. Bir işin ne kadar sürede yapılacağıyla ilgili beklentimiz de zaman yönetimi konusundaki becerimizde çok önemli bir belirleyici. İşlerin çok uzun zamanda yapılacağını düşünüyor olmak, o işe başlama konusunda isteğimizi kırabilir, zihnimizde o iş için geniş bir zaman ayırdığımızdan, çalışırken dikkatimizi başka şeylerle bölmeye daha açık olabiliriz ve sonunda kendimizi yavaşlatarak yine tahmin ettiğimiz sürede bitirmiş oluruz. İşlerin gerektireceği zamanla ilgili aşırı iyimser olmak da zaman yönetimi konusunda bir engel olabiliyor. Geç kalan insanlar genellikle, zaman konusunda aşırı iyimser insanlar arasından çıkıyor, çünkü yetişecekleri ile ilgili beklentileri çok yüksek oluyor. Aşırı iyimser olmak aynı anda çok fazla iş yüklenmeyi ve sonuçta yine yetiştirememeyi de beraberinde getirebiliyor. İyimser ve kötümser düşünme biçimleri zaman yönetimi konusunda bizi verimsizleştirebiliyor, bu nedenle haftalık iş takibi yapmak bize realistik bir bilgi vererek zaman kazandırıyor. Bazen de bir işin daha başında o işin alacağı muhtemel süre konusunda bir fikrimiz olması gerekiyor. Bunun için proje hazırlarken üç muhtemel süre yazılıyor;

İyimser süre: Kendimiz, çevremiz ve işle ilgili hiç bir aksilik olmadan işin bitme süresi, Kötümser süre: Mümkün olan tüm aksiliklerin hayata geçtiği durumda işin bitme süresi ve

Gerçekçi süre: bu ikisinin arasında bir yerde yer alan ortalam süre. Prorjeyle ilgili işler bu ortalama süre düşünülerek yürütülüyor.

İşin muhtemel bitiş süresini gerçekçi belirledikten sonra, uzun sürecek işlerde, o işi parçalara bölebilmek, zamana yayabilmek, ara verip sonra işe tekrar dönebilmek de hem dikkatimizi tazeliyor hem de bizi tükenmişlik yaşamaktan koruyor.

Zaman yönetimi konusunda başka bir önemli beceri de önceliklerin doğru belirlenmesi. Önemli ve acil işlerimizi tasnif ettiğimizde, günlük hayatımızın aciliyetleri kovalamakla geçtiğini görebiliriz. Bu telaş içinde koştururken, gerçekten önemli olanlara, örneğin ilişkilerimize ya da uzun vadeli hedeflerimize bazen sıra gelemediği oluyor. Öncelik sıralamasında, ilk sıraya , acil ve önemli işleri, sonra aciliyetlerin arasına önemli ancak acil olmayan işleri yerleştirebilmek, önemli ve acil olmayanları ise en sona bırakmak gerekiyor.

Özetleyecek olursam, sıradan bir haftanızın saat saat dakika dakika izini sürmek, size zamanınızı nasıl geçirdiğinizle ilgili en doğru bilgiyi verecek. Gününüz içerisinde yapabileceğiniz değişiklikler, koyacağınız hedefler böylece daha gerçekleştirilebilir olacak. İşlerin muhtemel gerçekleşme süresini nasıl hesap ettiğinizde kazanacağınız farkındalık da size yardım edecek. Hedefi parçalara bölmek, zaman blokları ile çalışmak, ara verebilmek, öncelikleri belirlemek de zaman yönetimi becerilerinizi güçlendirecek.