Kalabalıklar

NİLGÜN DAĞ
Abone Ol

Adı ister "çokluk", isterse "kitle" olsun kalabalıkların bilmecesi çoktur. Ona dair en net ve müşterek bilgi şu ki, kalabalık insan toplaşmasını niteleyen ve hemen her saha ve platformda oluşabilen büyük bir bünyedir.

İnsanı kalabalıklara musallat ya da mecbur eden durum[lar] ne[- ler]dir? Kalabalık insana nasıl bir mevki izafe eder? Kabalıkların bir aklı var mıdır? Kimin ya da neyin aklıyla hareket ederler? Onları daha akıllı hâle getirmenin yolları olabilir mi? "Kalabalıkların bilgeliği" diye bir şeyden gerçekten söz edilebilir mi?..

Dünyanın en acıklı hikayesi
Cins

Adı ister "çokluk", isterse "kitle" olsun kalabalıkların bilmecesi çoktur. Ona dair en net ve müşterek bilgi şu ki, kalabalık insan toplaşmasını niteleyen ve hemen her saha ve platformda oluşabilen büyük bir bünyedir. Kimi zaman duygudaşlık, taraftarlık, hemşehricilik gibi müştereklikler üzerinden bağ kurmuş bir "kitle" olarak; kimi zaman da mağduriyet, haksızlık veya masumiyet zemininden müteşekkil bir çokluk olarak belirir. Hangi gerekçeyle vücuda gelmiş olursa olsun bir birliktir ve yadsınamaz bir güçtür. Hatta her türlü egemenlik biçimini yaratmaya da yıkmaya da muktedir, aktif bir sosyal ve politik öznedir.

Kalabalıklar her zaman pozitif sonuçlara vesile olmazlar. Negatif durumlara yol açtıkları da olur.

Bugün siyaset, finans ve ekonomi sektörü kalabalıkların gücünü tanır. Kalabalıklar ekonomistler için ticari bir kaynaktır. Siyasetçiler içinse bir destek tabanıdır. Nasıl tanımasınlar ki... Amerikalı entelektüel Michael Hardt ve İtalyan siyaset teorisyeni Antonio Negri, "çokluk"a bir olumlamada bulunurlar. Çokluk, ne "halk" gibi türdeş bir bütün ne "kitleler" gibi "parçalı bir yapı"dır. Çokluk, halk gibi özdeşliğe indirgenemez. Halk, farksız bir birliktir; birliğin içinde farksızlaşan, farkını bir kenara koyarak ya da yok ederek bir özdeşlik oluşturan bir birliktir. Çokluk aynılık, birlik ve kimlik etrafında düzleştirilemeyen; bir dizi tekillikten oluşan, sayısız farklı birey ve sınıfı içeren, kuruluşu spiralsi ve genişleyici bir "ortak payda"ya dayanan bir sentezdir. Lâkin kalabalıklar her zaman pozitif sonuçlara vesile olmazlar. Negatif durumlara yol açtıkları da olur. Linç ya da yağma kalabalıkların negatif yansımalarıyken birlikte hareket etme, koordineli olabilme, işbirliği ve dayanışma içinde kalabilme pozitif özellikleridir.

Hakikatte kalabalıkların aklının adalet ve hak yanlısı bir birlik mi yoksa şeytanî bir güruh mu yaratacağı kalabalığın iradesine bağlı bir meseledir.

Kalabalıklar ceza ve yaptırım korkusu olmayan ve hiçbir otorite, kural, ilke tanımayan taşkın bir kitleyi vücuda getirebilecekleri gibi, şaşırtıcı derecede rasyonel ve bilge bir bünye de inşa edebilirler. Nitekim toplumsal ölçekli bazı meselelerde "kamu vicdanı"na çağrı yapılması veya "Kim Milyoner Olmak İster?" yarışmasındaki "izleyici jokeri" kalabalıkların bilgeliğine yapılan somut göndermelerdir. Francis Galton'ın kolektif akılla ilgili anekdotu herkesin malumudur. Bu İngiliz bilim adamı, bir gün bir panayırda ağırlığı tahmin etme yarışmasına ("dananın ağırlığını tahmin et") denk gelir. Danadan çıkacak etin kaç kilo olacağının tahmin edildiği yarışmada, doğru kiloya en yakın tahmini yapan kişi[ler] etleri kazanacaktır. Yarışmaya farklı iş ve meslek kolundan yüzlerce insan katılır. Galton, tahminlerin ortalamasını alır ve ilginç bir sonuçla karşılaşır. Ortalama sonucu, yarışmayı kazanan kişinin tahmininden bile gerçeğe daha yakındır.

Kalabalık homojen olduğunda ortaya çıkan müşterek akıl önyargılı olabilir.

Galton, elde ettiği bu sonucun demokrasi ile olan paralelliğini görür ve Nature1 dergisinde yayımladığı makalesinde demokrasi analojisine ilişkin şöyle bir çıkarımda bulunur: "Bu sonuç, bence, demokratik bir yargının güvenilirliği açısından beklenenden daha güvenilirdir"2. James Surowiecki, Kitlelerin Bilgeliği adlı kitabında Galton'ın temas ettiği bu meseleyi irdeler, detaylandırır ve "biz" gücünün "ben" gücünden daha büyük ve daha doğru olması için gerekli olan hususları ortaya koyar. Ona göre birleşik akıl oluşturup doğru seçeneklere yönelmek, yani kolektif bir akılla doğru sonuçlara varabilmek için beş şartın sağlanması gerekir. "Çeşitlilik", bu şartların başında gelir. Bu şart, kalabalığın fikirsel ve bilişsel çeşitliliğinin birleşik bir aklın doğması bakımından elzem olduğunu imler. Çünkü kalabalık homojen olduğunda ortaya çıkan müşterek akıl önyargılı olabilir.

  • İkinci şart, "merkeziyetçi bir yapının olmaması"yla ilgilidir. Çünkü hiyerarşik yapılarda kolektif akıl etkin hâle gelemez. Üçüncü şart, "bağımsızlık" tır. Ki bu koşul, karar verme davranışının şahsi olduğu ve herhangi bir baskı ve tesir altında kalınmaksızın gerçekleşmesi gerektiğini vurgular.

Fikir bağımsızlığı, hem kolektif olarak akıllıca kararların önemli bir bileşenidir hem de sağlam kalması en zor şeylerden biridir. Ancak bir kalabalığın akıllı olmasının en iyi yolu, içindeki her bir kişinin mümkün olduğunca bağımsız düşünmesidir. Dördüncü şart ise, "birleştirme"dir. Bu şart, kişilerarası bilgeliğin ortaya çıkması için kişisel yargıları toplu bir karara dönüştüren sağlıklı bir karar verme mekanizmasına ihtiyaç olduğunu vurgular. Beşinci ve son gerek şart, "güven"dir. Kalabalık, güveni ve adaleti teşvik etme kabiliyetine sahip olduğu zaman en iyi şekilde işler.

Surowiecki'ye göre, bu beş koşul sınırlandığında veya ortadan kalktığında, kalabalıklar kör kalır ve kolektif akıl doğru sonuçlara ulaşamaz.

Eleştirmenlerce pek başarılı addedilmese de Hem Galton'ın ve Surowiecki'nin işaret ettiği bu hususları hem de kalabalıkların aklıyla nasıl bir yapı ortaya çıkarılabileceğini ele alan Amerikan yapımı Wisdom of Crowds adlı dizi, bir teknoloji milyarderi olan Jeffrey Tanner'in kızının cinayetini çözmek gayesiyle kurduğu "Sophe" adlı çevrimiçi, ağ bağlantılı bir suç araştırma platformu üzerinden insanların suç karşısında örgütlenmesini konu alır. İnsanların desteği ve katkıları sayesinde suçluların yakalanışının ve adaletin tecelli edişinin işlendiği dizi kalabalıkların aklına/ bilgeliğine olumlamada bulunur. Hakikatte kalabalıkların aklının adalet ve hak yanlısı bir birlik mi yoksa şeytanî bir güruh mu yaratacağı, sağduyulu hareket eden akil bir kütle mi yoksa tepkisel ve dürtüsel davranan paranoid ve manik bir kitle mi doğuracağı, bir hezimet mi yoksa zafer mi husule getireceği kalabalığın iradesine bağlı bir meseledir.

Kültürel İktidar Strikes Back
Cins

Kalabalıkların sinerjisine dâhil olurken aklınızda bulması temennisiyle...

1. Detaylar için 7 Mart 1907 tarihli haftalık bilim dergisi Nature'a bakılabilir.

2. Şüphesiz ki, bir dananın ağırlığını tahmin etmek ile bir siyasi aday seçmek aynı bağlamda değerlendirilemez.