Ayvalık Taksiyarhis Kilisesi Anıt Müzesi
10:00, 19/07/2023, Çarşamba

Ayvalık Taksiyarhis Kilisesi Anıt Müzesi.
Bugünkü yazımıza konu olan, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2012 yılında restore edilen Ayvalık’ın ilk kilisesi Taksiyarhis, 2013 yılında "Taksiyarhis Müzesi" olarak kapılarını ziyaretçilerine araladı. Kitabesinde 1844 yılında inşa edildiği yazan Rum-Ortodoks Kilisesi olan Taksiyarhis, Başmelek Cebrail’e ithafen Başpiskoposluk kilisesi olarak inşa ediliyor.

Ayvalık'taki ilk kilise olan,
“U” narteksli Taksiyarhis Kilisesi’nin
farklı üç döneme ait olduğu düşünülüyor. Yapının kitabesinde 1844
yılında inşa edildiği yazılı olsa da ilk inşa tarihinin 15’inci yüzyıl olduğu, 1655 ve 1844
yıllarında ise restore edildiği
söyleniyor. Taksiyarhis Kilisesi'nin İlk olarak 15. yüzyılda küçük bir kilise
olarak inşa edildiği düşünülüyor. Bema üzerindeki Paulus ve Petrus freski ile güney bahçe girişindeki 1753 tarihli kitabe
, ikinci dönemde bazilikal planda inşa edilen üç tonozlu ve iki katlı yapıya ait verileri
ortaya koyuyor. Girişin üzerinde yer alan 1844 tarihli kitabe, üçüncü dönem yapısının beşik tonozlu olduğunu
ve üst taşıyıcılarının tamamen ahşaptan yapıldığını
ortaya koyuyor. Bugün anıt müze
olarak kullanılan, arsa alanı 1200m²
, kilise taban alanı 500 m²
olan Taksiyarhis Kilisesi, Ayvalık kent merkezindeki İsmetpaşa Mahallesi’nde
, Mareşal Çakmak Caddesi, 11. Sokak, 17 numarada
konumlanıyor. Taksiyarhis Kilisesi, Ayvalık Uygulama İmar paftasında, 8/1 (20.N.III.) pafta, 459 ada ve 10-12 numaralı parsellerde yer alıyor.

Taksiyarhis Kilisesi
1923’te imzalanan nüfus mübadelesinden
sonra Maliye Hazinesi’nin
mülkiyetine geçiyor ve daha sonra korunması için G.E.E.A.Y.K.’nun 12/04/1980 gün ve 11962 sayılı
kararıyla tescil ediliyor ve süresiz olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’na
tahsis ediliyor.Kıyıya uzaklığı
240 metre
olan Taksiyarhis Kilisesi, konum bakımından, kent merkezinde
yer alıyor. Kilise ve kilisenin çevresindeki yapılar tepenin düzleştirilmiş ön kısmında
konumlanıyor. Kilise tepe üzerinde bulunduğundan ana yola direkt olarak bağlanmıyor. Parselin dar açılı köşesinde dört yol birleşiyor olması kilisenin önünde küçük bir meydan
oluşturuyor. Kilise çevresindeki sokaklara göre yüksek bir platformda yer alıyor. Sokakların dar olması görüş alanını daraltıyor ve böylelikle kilise kısmi olarak algılanıyor. 16’ncı yüzyıl sonu ile 17’nci yüzyıl başında bir Rum bölgesi
olan Ayvalık
, Taksiyarhis Kilisesi’nin birinci dönem yapısının çevresinde gelişmeye başlıyor. Ayvalık'ın gelişimi ile kilise de 1753 yılında büyütülüyor ve 1844 yılında yeniden inşa ediliyor
. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra
ise tekel deposu
olarak kullanılıyor. Yapı, her ne kadar doğal ve insani tahribata uğramış olsa da ilçede en iyi korunmuş kiliselerden biri olarak öne çıkıyor. 1821’de çıkan çatışmalar
ve Ayvalık İsyanı sırasında çıkan yangınlarla
mahalleler ve kiliseler tümüyle yıkılıyor. Ayvalık İsyanı, Balıkesir ilindeki Ayvalık kasabasında Yunan İsyanı'nın etkisiyle çıkan isyan olarak biliniyor. Bu isyanlar ve depremler sonucunda Taksiyarhis Kilisesinin yandığı söylenmekle birlikte yapının üç kez aynı alana inşa edildiği
söyleniyor. Dikdörtgen planlı
kilisenin dıştan boyu 22.00 metre
, eni ise 12.75 metre
olarak karşımıza çıkıyor. Yapının Batı cephesinde ‘’U’’ şeklindeki narteksle
eni 17.75 metre, boyu 26.50 metre
oluyor. Yapı, yatay uzantılı, kademeli yükselmesiyle kübik
bir görünüme sahip olmasıyla dikkat çekiyor.

Üç nefe
sahip olan kilisenin batı cephesinde yer alan nartekse
üç kapıdan giriş
sağlanıyor. Aslan tasvirli
ve alçı kabartmalarla süslü bir ambon (vaaz kürsüsü)
nefin ortasında duruyor ve azizlerin ikonalarının bulunduğu ambona spiral bir merdivenle
çıkılıyor. Ambonun karşısına yerleştirilen yükseltilmiş bir platformun, çiçekli mermer kabartmalar ve altın varaklarla
süslenmiş olduğu dikkat çekiyor. İsa Mesih'in hayatını anlatan mermer ikonalarla süslenmiş, ayrıca mermer kabartmalar ve altın süslemelerle kabartılmış İkonostasisi
geçtikten sonra arka taraftaki apsise
ulaşılabiliyor.Yapının ikinci katında
16 pencereli, yuvarlak kemerli ahşap
bir gynaikeion
ve kadınlar için ayrılmış U forma
sahip üst galeri yer alıyor. Bu bölüme kuzeydeki çan kuleli taş merdivenlerden ve güneydeki ahşap merdivenlerden ulaşılabiliyor. Yapıdaki imitasyon mermer duvar süslemeleri
alçı levha üzerine secco boyama
(kuru sıva üzerine boyama) ile yapılıyor. Yapının güney köşesindeki 07.12.93 tarihli imzadan bu eklektik üsluptaki taklit mermerlerin M.Pizdem
adlı bir sanatçı tarafından yapıldığı anlaşılıyor. Ayvalık bir deprem bölgesi
olduğu için yapı zaman içinde farklı dönemlerde hasar görüyor ve duvar süslemelerinden ve resimlerden yapıda restorasyon çalışmaları yapıldığı ve süsleme planında değişiklikler yapıldığı anlaşılıyor. Bu yenilemeler sırasında, kubbede fresk olarak resmedilen İsa Pantokrator
ikonasının ve beşik tonozun etrafındaki havari resimlerinin neo klasik
tarzdaki yağlı boya tablolarla değiştirildiği keşfediliyor. 1893'te yapılan yenilemelerle kilisenin restorasyonu neo klasik tarzda
, iç tasarımı ise eklektik tarzda
gerçekleştiriliyor.

Kilisenin ana bölümü olan
naosu
din adamlarına ayrılmış bölüm olan bemadan ayıran mimari bölme duvar olan ikonastasis, naosta doğudaki en sondaki taşıyıcı
sütunlara oturarak naos ile apsisi kuzey-güney doğrultusunda bir duvarla birbirinden ayırıyor. Tuğladan yapılan duvarın üzeri alçı sıva ile süsleniyor. İkonastasisin ortasından kemerli bir kapıyla apsise geçiş sağlanıyor. Kapının üzerindeki panolardan yukarıya doğru yarım daire şeklinde bombe yapan bölüm kubbe ile sona eriyor. İkonastasis renkli mermer süslemeleri
ve ince işçilikli
alçı süslemeleri ile ve apsise açılan kapı üzerindeki altın yaldızlarla süslü iki melek heykelciğiyle zenginleştiriliyor. Ambon naousun kuzeyindeki taşıyıcı sütunlardan üçüncüsünde
konumlanıyor. İncilin okunduğu bu bölüm naosa doğru bakıyor. Renkli mermer malzeme, alçı ve altın yaldız kullanılarak İkonastasiste
de olduğu gibi ambonda
da süslemeler yapılıyor. Naosta
orta nefe bakacak biçimde
, güneydeki taşıyıcı sıranın doğu tarafından üçüncü taşıyıcının önünde despot koltuğu yer alıyor. Bitkisel ve geometrik şekillerle süslü despot koltuğunun kollarında
mermerden kuğu biçiminde süslemeler
dikkat çekiyor. Despot koltuğuna doğu yönünde bitişik oturma yeri olmayan bir koltuk daha bulunuyor.
Taksiyarhis Kilisesi’nde üç nefli
naos
, doğusunda nefler hizasında üç apsisle sınırlanıyor. Taksiyarhis Kilisesi ‘’üç nefli ve üç apsisli kiliseler’’
sınıflandırmasına giriyor. Apsis ekseni kıyıya dik konumlanıyor. Eksende yuvarlak çıkıntı yapan ana apsis, iki yanında bulunan yan apsislerden daha geniş ve daha yüksek olmasıyla öne çıkıyor. Naosta nef ayrımı karşılıklı olarak altışar sütun
ile sağlanıyor. Üç nefli kilisede
orta nef yan neflere göre daha geniş ve yüksek tasarlanıyor. Orta nefin üzerine bindirilen yüksek kasnak beşik tonozla
kaplanmış olduğu görülüyor. Kasnağın üzerine sivri kemerli açıklıklar
yerleştiriliyor. Simetrik olarak düzenlenmiş olan söz konusu bu pencereler ile kilisenin ana mekânının ışık alması sağlanıyor. Naosun batısında ahşap ana giriş kapısı ile iki yanında birer kapı ve aralarında yuvarlak kemerli birer niş
yer alıyor. Batıdan ikinci sıradaki taşıyıcıların önüne alçıdan kitaplıklar tasarlandığı görülüyor. Naosun kuzey duvarında doğuya doğru iki, güney duvarında bir küçük niş açılıyor. Doğu duvarında apsisin iki yanında biri büyük biri küçük olmak üzere ikişer niş
yer alıyor. Taşıyıcı sütunlar yivli olup sütun başlıkları ise Korint
düzende tasarlanıyor. Orta nefin üzerine bindirilen yüksek kasnak beşik tonozla kaplanıyor. Kasnağın üzerine sivri kemerli açıklıklar yerleştiriliyor. Simetrik olarak düzenlenmiş bu pencerelerle kilisenin ana mekânının üstten ışık alması sağlanıyor.

Naosun batısında vitraylarla süslenmiş ahşap ana kapısıyla iki yanında birer kapı ve aralarında yuvarlak kemerli birer niş yer alıyor. Bu nişlerin içerisine ışık girmesini sağlamak amacıyla pencereler yerleştiriliyor. Batıdan ikinci sıradaki taşıyıcıların önüne orijinalinde alçıdan günümüzde ise ahşap olan kitaplıklar yer alıyor. Naosun kuzey duvarında doğuya doğru iki niş açılıyor. Doğu duvarında ise apsisin iki yanında biri büyük biri küçük olmak üzere ikişer niş yer alıyor. Apsis önünde de atlar masası yer alıyor. Naosun doğu ve batı ucundaki çapraz tonozlarla ortadaki beşik tonoz arasındaki alınlıklarda süslemeler bulunuyor.

Galerinin naosa bakan yüzeyleri korkuluklarla
sınırlandırılıyor. Yan neflerin örtüsü galerinin de örtüsü olduğundan çapraz tonozla örtülüyor. Kilisede iç mekânda yapıyı özgünleştiren ve değerli kılan süslemeler dikkat çekiyor. Yüksek tonozları, yuvarlak kemerleri, taşkın volütlü birbirine dolanmış geniş alanlı bitkisel bezemeleri ile Barok anlayışın
özelliklerini yansıtıyor. Kilisenin ana mekânı altışar taşıyıcı sütunla üç nefe
ayrılıyor. Sütunlar kemerlerle birbirine bağlanıyor ve taşıyıcıların üzerinde orta nefin üzerine bindirilen yüksek kasnak beşik tonozla geçiliyor. Yan nefler taşıyıcı sütunlardan kuzey ve güney duvarlara atılan kemerlerle ayrılıyor ve oluşan bu alanların üzeri çapraz tonozlarla örtülüyor. Kasnağın üzerine sivri kemerli açıklıklar
yerleştiriliyor. Giriş bölümünde ise batıda sekiz, kuzey ve güneyde yedişer taşıyıcı sütunun arası kemerlerle geçiliyor.
Taksiarhis Kilisesi, alt ve üst kat
düzgün kesme taştan yığma
üst örtüdeki tonozlara bağdadi yapım tekniği
uygulanıyor. Dış cephede kullanılan malzemenin geleneksel Sarımsak Taşı
olduğu görülüyor. Sadece orta nefin yükselen bölümünde ahşap malzeme
kullanılıyor. Batı cephesinde kilisenin orijinal halinde yuvarlak kemerli dikdörtgen şeklinde iç giriş bulunduğu söyleniyor. Narteks
bölümünde taşıyıcıların arası duvarlarla örülüp konut haline getirildiği için giriş, güney cephesinin sol yanına açılan kapıdan sağlanıyor. Genel tanımlamadan farklı olarak yöresel sarımsak taşının kullanıldığı yapı, Uzunköprü Vaftizci Yahya Kilisesi’nde
olduğu gibi köşeleri pahlandırılmış bir nartekse
sahip olmasıyla dikkatleri üstüne çekiyor. Narteksin ikinci katı Gynekion
olarak düzenleniyor ve ulaşım Narteks kollarının uç kısmında yer alan ahşap merdivenlerle
sağlanıyor.Taksiyarhis Anıt müzesinde
Gynekion
sol yan girişinde çan kulesi olarak kullanılmış
olduğu düşünülen bir bölüm bulunuyor, avlusunda da çan kulesi
olarak işaretlenen bir yer olsa da herhangi bir çan bulunmuyor. Bu iki bölümün yapının sonraki dönemlerinde yapılan eklentiler olduğu düşünülüyor. Üst katta pahlı bölümler dahil yuvarlak kemerli sade 6 pencere
bulunuyor. Kırık alınlığın ortasında ise yuvarlak bir pencere konumlanıyor. Yapının apsis ve narteks (giriş holü) önünde uçları pahlandırılmış kiremit örtülü kırma çatısı
bulunuyor, tavanda tonoz örtü
kullanılıyor. Tonoz örtüler,
yan nefleri her sütun arasında bir bölüm olarak çapraz tonozla geçerken
yükseltilmiş orta nefi, aydınlık pencereleri bulunan beşik tonozla geçiyor. Yapının geçirmiş olduğu restorasyonlar sonucunda apsis cepheleri ve “U” narteksin
cepheleri kesmetaştan yapılıyor. Apsisin iki yanındaki duvarlar ise moloz taş örgüsü olarak karşımıza çıkıyor. Avludan dar, uzun ve dikdörtgen basamaklarla “U” formundaki nartekse
ulaşılıyor. Batıda sekiz, kuzey ve güneyde yedişer sütun bulunan ve sütunların arası kemerlerle geçilen yarı açık bir mekân olan narteks
, özgün yapısını koruyor.
Narteksin orijinalinde üst örtünün
düz ahşap tavan
olduğu biliniyor. İki katlı narteksin üst katı galeri bölümü olarak karşımıza çıkıyor. Galeriye giriş, narteksin güneydoğusundaki merdivenle
iki şekilde sağlanıyor. Dış cephedeki giriş, batı ve doğu bölümünden iki ayrı koldan merdivenlerle
kare sahanlığa ve tek kollu merdivenle tekrar kare bir sahanlığa ulaşıyor. Son kare sahanlığın üzerine taşıyıcı iki kolon yerleştirilip araları kemerlerle geçilerek üzeri kubbeyle örtülüyor. Din görevlilerinin içeri girişinin
buradan sağlandığı biliniyor. Sütunların orijinalinde ahşap
olduğu biliniyor, zaman içinde geçirdiği restorasyonlar ile günümüzde orijinal halini koruyamamış olduğu
söyleniyor. Sütunlar günümüzde kare bir kaide üzerinde oturan silindirik ve dilimli
gövdesiyle hareketlendirilmiş Korint başlıklı bir biçimde sonlanıyor. Kare kaidesi damarlı mermerden
meydana geliyor gövdesinin ise sıvanmış olduğu görülüyor.
Kilise
1927 yılından
itibaren uzun bir süre "Tekel Bayii"
olarak kullanıldıktan sonra terk ediliyor. Terkedilmiş olan yapı 2012 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca restore ettiriliyor ve 2013 yılında “Taksiyarhis Anıt Müzesi”
adıyla Balıkesir Kuva-yi Milliye Müzesi’ne
bağlı birim olarak hizmete sunuluyor. Taksiyarhis Anıt Müzesi, müze kart
ile gezilebiliyor.




Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.