Büyükada’nın hazinelerinden Rıza Derviş Villası!
11:00, 03/07/2023, Pazartesi

Rıza Derviş Villası.
1956 ile 1957 yılları arasında Sedad Hakkı Eldem tarafından tasarlanan Rıza Derviş Villası, Büyükada Nizam Caddesi 20 numarada konumlanıyor. Bugünkü yazımızda konumuz, modern mimarlık mirasının Türkiye'deki önemli bir örneği olan Rıza Derviş Villası. Yapı, inşa edildiği döneminin mimari özelliklerini yansıtan ve ülkemizde kısmen özgün tasarımını koruyarak günümüze ulaşabilmiş modern mimarlık örnekleri arasında yer alıyor.

Geniş, ağaçlıklı bir bahçe içinde gizli kalmış
, betonarme strüktüre
sahip yapı, 533,32 m² kapalı alan, 110 m² ise açık çıkma
olmak üzere toplam 643,32 m²
alandan meydana geliyor. Manzaraya ve denize
göre konumlandırılan yapının ön bahçesinde kendine ait büyük bir havuz
bulunuyor. Büyükada’da bir hafta sonu evi fonksiyonunda
tasarlanan Rıza Derviş Villası, dönemin mimarisinin tipik özelliklerini taşıyor. Cumhuriyetin ilanından sonra sıklıkla hafta sonu evlerine, yoğun ağaçlıklı bahçeler arkasında rastlanıyor. Büyükada, 1857'de vapur seferlerinin
başlamasıyla birlikte yapısal bir dönüşüm geçiriyor ve adada çeşitli mimari stiller ortaya çıkıyor. Büyükada’da günümüzde, iki yüz yıl öncesinden kalma herhangi bir yapı bulunmuyor. Adanın mimari yapısı, genellikle ahşap evler ve köşklerden
oluşuyor ve bu mimari gelişim, Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa
tarzını benimsemeye başladığı 19. yüzyılın ortalarında
başlıyor. İstanbul'un zengin gayrimüslimleri ve "Levanten" diye adlandırılan yabancı uyrukluların Prens Adaları'na
olan ilgisi, Adalar'ın hızla bir tatil ve eğlence merkezi haline gelmesini sağlıyor. 20. yüzyılda, özellikle Büyükada'da, kamuya açık eğlence mekanları yanında, adanın pitoresk doğasına
hayran kalan zengin aileler tarafından Rıza Derviş Villası gibi hafta sonu evleri inşa ediliyor. Rıza Derviş Villası,
Sedad Hakkı Eldem'in
Büyükada
'da tasarladığı iki yapının
biri olmasıyla dikkat çekiyor. Aynı zamanda Eldem tarafından Büyükada'da 1936 ve 1937
yıllarında tasarlanan Fethi Okyar Köşkü
ile karşılaştırıldığında, Rıza Derviş Evi'nin daha farklı bir tasarım anlayışına
sahip olduğu gözlerimizden kaçmıyor. Rıza Derviş Villası'nın tasarımı, Sedad Hakkı Eldem'in genellikle benimsediği Türk Evi
stilinden ayrılıyor ve modern mimarinin etkilerini taşıyor.
L formundaki yapı
, Büyükada'nın en tanınmış rekreasyon
alanlarından biri olan DiIburnu yönünde
, denize bakan büyük bir bahçenin içinde yer alıyor. Eldem’in bu yapı tasarımı ile genel eğilimi olarak kabul edebileceğimiz "geleneksel Osmanlı evi"
yorumundan farklı bir tutum denediği görülüyor. Bu nedenle, Wright ve Neutra
gibi uluslararası mimarların eserleriyle benzerlikler kolayca bulunabiliyor. Yapı, özellikle deniz cephesindeki F. L Wright'ın Falling Water
evindekileri andıran konsolları ile rasyonalist bir konsepte sahip olmasıyla öne çıkıyor. Bir Türk mimarı olarak Eldem'in tüm yaşamında bu tür unsurlar yapı tasarımlarında oldukça nadir görülüyor.
Yapı,
servis alanları
ve mutfağın
girişte, yatak odaları
ve banyoların
ise birinci katta
yer aldığı iki katlı esnek
bir plan şeklinde tasarlanıyor. Yapının etkileyici deniz manzarasıyla karşı karşıya olduğu giriş katında, bahçeye açılan büyük cam yüzeyler
ve sürgülü kapılar
bulunuyor. İçeride söz konusu bu pencereler uzun perdeler ile
kapatılıyor. Nizam Caddesi
cephesinde duvarların üst kısımlarında sürekli pencereler
bulunmakta ve beton yüzeylere duvarlarda koyu yeşil ahşap kaplama
eşlik ediyor. Tasarımın modernist karakteri sadece yapının kendisinden değil, aynı zamanda tüm bahçe mobilyalarından
ve dış mekân unsurlarından
da fark ediliyor. Üst katın pencerelerindeki ahşap paravanlar
gibi koyu yeşil olan aydınlatmalar
, sallanan bank veya bahçedeki gölgelik
gibi metal unsurlar
bu dil birliğini
temsil ediyor.




Bir sayfiye evi olan Rıza Derviş Villası
, sayıları her geçen gün azalan bu tipolojiye verilecek nitelikli bir örnek olarak karşımıza çıkıyor. Yapı, plan şeması ve cephesi ile değerlendirildiğinde, Eldem’in diğer konut projelerinden farklılaşıyor. Sıvasız bırakılan betonarme taşıyıcılar
, bakır örtülü hafif eğimli çatı
, uzun çörtenlerin kullanımı, terasları örten geniş çatı konsolları ve tüm bunların desteğiyle cephede kütle kurgusundan pencere boyutlarına yansıyan yataylık,
Rıza Derviş Konutu’nu diğer Eldem konut projelerinden ayıran başlıca nitelikler oluyor. Yapı zemin kat planında oturma ve yemek kısımları olarak tanımlanmış L biçimindeki şeffaf kütle,
ervis bandına yaslanıyor. L planın iki kolunun kesişimde üst kata çıkan merdiven
ve girişe destek sağlayan tuvalet, vestiyer
birimleri yer alıyor. Servis bandına yaslanan
kenar çevresinde yemek odası
yer alıyor. Oturma odası zeminden tavana uzanan büyük pencereler
ile çevrelenmiş, bahçe ile güçlü kesintisiz görselliğe sahip bir mekân olarak karşımıza çıkıyor. Rıza Derviş Villası zemin kat planı, servis mekânlarının dışında duvarlar ile ayrılmıyor. Birbiri içerisine akan tek bir mekân olarak tasarlanıyor.




Teras çatı, bant pencereler, geniş konsollar, saçaklar
ve iç-dış arasındaki sınırları belirsizleştiren geniş cam yüzeyler
yapının biçim dilini kuran temel bileşenler oluyor. Yapının yol tarafına
bakan cephesinde bant pencereler
, bahçeye ve denize
bakan cephesinde ise yere kadar uzanan cam yüzeyler
dikkat çekiyor. Cephe dilindeki söz konusu tercih, yol tarafına görece daha kapalı
, bahçe ve deniz tarafına doğru yönlenen
bir plan kurgusunun uzantısının bir sonucu oluyor. Yapının tasarımında kullanılan geniş cam yüzeyler bir bakıma iç-dış ayrımını muğlaklaştırma
niyetini gösteriyor. Yapının plan kurgusu, özellikle yaşam alanında akışkan bir karaktere
sahip olmasıyla öne çıkıyor ve Modern Mimarlığın öncü örneklerindekine benzer biçimde serbest plan
şemasından söz edilebiliyor. Bu tasarım tercihi doğrultusunda birimler arasında görsel ilişki kurulurken, bütüncül bir mekân tasarımı
ortaya konmuş oluyor. Yapı, modernist söylemin Erken Cumhuriyet Dönemi’ndeki etkisine işaret etmesi bakımından önemli bir örnek olarak karşımıza çıkıyor. Eldem’in bu dönemde, Rıza Derviş Villası gibi tasarımları incelendiğinde kendisinin modernist söylemin rüzgârına kapılmış olduğu, Türk Evi
üzerine çalışmalarına kısa bir süreliğine ara vermiş olduğu izlenimi veriyor. Kısa soluklu bu modernist rüzgârın ardından, Eldem’in çalışmaları geleneksel evi yeniden yorumladığı
tasarımlara tekrar yoğunlaşıyor.
Rıza Derviş Villası’nın mimari kurgusu zaman içinde bazı r
evizyonlara
uğruyor. Rıza Derviş Evi’nin cephesinin özgün tasarımının günümüzde Bazalt taşı
kaplanarak değişikliğe uğradığı biliniyor. Yapım sistemi betonarme
olan yapı, akıcı bir mekân anlayışına sahip olmasıyla öne çıkıyor. Rıza Derviş Villası, mutfak ve servis alanlarının yer aldığı giriş katı ve yatak odalarının ve banyoların sıralandığı üst kat olmak üzere iki kattan meydana geliyor. İkinci katın betonarme döşemesinin altından geçerek girilen zemin katın denize yönlenen cephesinde
bahçeye açılan büyük cam yüzeyler ve kayan kapılar yer alıyor. Bu cam yüzeyler, iç mekânda tavandan döşemeye kadar uzanan sade, tek renkli perdelerle kapatılıyor. Giriş katında bulunan oturma mekânını Eldem’in estetik şömine tasarımı zenginleştiriyor.
Yapının
Nizam Caddesi’ne
bakan cephesinde, duvarların üst kısmında modernist tasarım öğelerinden bant pencereler
devam ederken, geri kalan bölümlerde ise sıvasız, çıplak bırakılmış betonarme strüktür
ile ahşap kaplama
birlikteliği dikkat çekiyor. Tüm bahçe mobilyaları
da dahil olmak üzere tasarımda bir bütün olarak yalın tasarım anlayışı
tercih edildiği görülüyor. Bahçede, yapının üst katlarında cepheye hâkim olan koyu yeşil ahşap panjurlar i
le aynı renkten metal elemanlar (salıncak, pergola veya aydınlatma elemanı gibi) ve bahçede farklı kotları bağlayan uçan basamaklar bu dil birliğine
işaret ediyor. Bugün, yapının eski fotoğrafları ve çizimleri ile güncel durumu karşılaştırıldığında tasarımda maalesef kısmi birtakım değişiklikler yapıldığı gözlerimizden kaçmıyor. Yapının orijinal planında “servis avlusu”
olarak adlandırılmış bölümde, bahçıvan ve ailesinin ev
olarak kullandığı niteliksiz betonarme bir yapı inşa ediliyor. Bu ek yapının, daha sonraki bir zamanda ev sahibinin isteği doğrultusunda mimara danışılmadan yapılmış
olduğu tahmin ediliyor. Bu ek yapının mimari dil bağlamında hiçbir ortaklığı bulunmuyor. Bir diğer değişikliğin ise Nizam Caddesi’ne açılan sokak kapısı
olduğu biliniyor.



Günümüzde,
özgün taş duvarın üstüne
koyu yeşile boyalı metal bir parmaklığın
eklendiği ve özgün ahşap bahçe kapısının farklı malzeme kullanılarak taş duvarı geçecek seviyeye kadar yükseltilip yenilendiği görülüyor. Bu yeni parmaklık, giriş cephesinde etkin bir eleman olan ahşap kafesle renk ve geometri
anlamında uyum
sağladığından dolayı nitelikli bir ek sayılabiliyor. Bu iki değişikliğin yanı sıra, zemin katın üzerinde yükseldiği taş duvarın bir bölümünün bodrumda mekân kazanmak maksadıyla kesilerek, toprakaltına doğru genişletildiği görülüyor. Bu değişiklik Eldem’in eskizlerinde vurguladığı bütüncül çizgiye aykırı
düşen bir müdahale oluyor. Rıza Derviş Villası’nın ilk inşa tarihinden bu yana hiç el değiştirmemiş olduğu biliniyor.



Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.