Piet Mondrian modern soyut sanata nasıl yön verdi: Natüralizmden de Stijl’e
14:44, 18/10/2020, PazarG: Güncelleme: 18:04, 17/12/2025, Çarşamba

Pieter Cornelis Mondriaan.
Piet Mondrian, modern soyut sanatının gelişmesinde oldukça önemli bir yere sahip. Ressam, De Stijl olarak bilinen Hollanda soyut sanat hareketinin önderlerinden biri olarak biliniyor.

https://image.piri.net/resim/imagecrop/2020/10/16/03/25/resized_e271b-fd5d3b6e2.jpg
Pieter Cornelis Mondriaan
(1906’dan sonra Piet Mondrian) 7 Mart 1872’de Amersfoort, Hollanda’da doğdu. Çocuk yaşta babası ve amcasından resim eğitimi alarak sık sık onlarla birlikte resim yapan sanatçı, 1892’de Amsterdam Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğretmen oldu. Öğretmenlik yaparken resim çalışmalarına devam etti. Bu dönemde yaptığı işlerin çoğu naturalizm ve empresyonizm etkisinde gerçekleşti. Saf, parlak ve etkileyici
renkler
kullanan Mondrian, natürmort görüntüleri ve tasvir
çalışmaları
icra etti.20. yüzyılın ilk on yılında Mondrian, tarzında farklılık yaşamaya başlıyor.
Noktacı ve kübist tarza doğru yönelmeye
başlayan eserleri gittikçe soyutlaşıyor.
Soyut resimlerinde suya yansıyan belirsiz ev ve ağaç gibi sahneler yer alsa da hala cismin ne olduğu belli olan, soyut resme giden ilk adımlar
olduğu biliniyor.
O zamanlarda Hollandalı sanatçılar Kübist sanatçıların radikal işlerinin farkındaydı.
Mondrian 1911'de Amsterdam'daki ilk
Modern Kunstkring sergisinde Georges Braque ve Pablo Picasso'nun
orijinal Kübist eserlerini
gördükten
sonra,
Paris'e
taşınıyor.
Neredeyse tüm Kübizm akımını kendisini uyarlayan Mondrian, Still Life with Gingerpot
eserinin ilk versiyonunda daha önceki soyutlama çalışmalarında olduğu gibi nesneleri tanınabilir çiziyor. İkinci versiyonda iseher birini geometrik kompozisyon yapılara dönüştürüyor ve hiç olmadığı kadar
soyut bir çalışma ortaya koyuyor
.

Mondrian, 1914 yılında ağır hasta babasını ziyaret etmek için Hollanda’ya dönüyor ve Dünya Savaşı’nın başlamasından dolayı Paris’e dönemiyor. Hollanda’da kaldığı dönemde
Bart
Ven der Leck ve Theo van Doesburg
’le tanışıyor. Ven der Leck’in sadece ana renkleri kullanmasından etkilenen Mondrian, van
Doesburg’la De Stijl akımını birlikte başlattı
. Günümüzde neoplastisizm
olarak da adlandırılan sadece dik açıyla
3 ana renk, gri, siyah, beyazın kullanıldığı soyut sanat
formunda çalışmalar yaptı.


Savaş sona erince 1918’de Paris’e geri döndü. Savaş sonrası Paris’in yenilikçi sanat kültürüne dalarak
saf soyutlama
sanatını
geliştirdi. 1919’da kendisini ünlendiren ızgara
tabanlı tablolar üretmeye başlıyor.
Bu tarzın ilk resimlerinde dikdörtgen formları oluşturan çizgiler, aniden kesilmek yerine resmin kenarlarına doğru solma eğiliminde oluyor. 1920-21 yıllarında
tarzı yavaş yavaş olgunlaşan Mondrian, siyah çizgileri kalınlaştırmaya ve tuvali daha az sayıda alanlara ayırmaya başlıyor. Zamanla tüm siyah çizgileri tuvalin kenarlarına kadar genişleterek oluşan alanlarda renk
kullanımından ziyade beyazı tercih etmeye
başlıyor.

1920’lerin ortalarına gelindiğinde düzenli olarak "
lozenge"
şeklinde 45 derece eğimli kare tuvaller
kullanmaya başlıyor. Bu eserlerin en belirgin ve aynı zamanda Mondrian’ın en soyut çalışmalarından olanı Schilderij No. 1: Lozenge With Two Lines and Blue (1926)
.

Sanatçı farklı renk alanları için fırça darbelerini de
farklılaştırıyor.
Siyah çizgiler
en az derinliğe sahip alanlar, renkli formlar
ise hepsi aynı yönde olan belirgin fırça darbeleriyle oluşan alanlar olarak göze çarpıyor. Beyaz alanlar
ise farklı yönlerde fırça darbeleriyle katman oluşturularak en baskın alanlar
olarak görülüyor.
1926’da New
York Bağımsız Sanatçılar Topluluğu'nun kurucularından
Katherine Dreie
, Mondrian’ın atölyesini ziyaret ettikten sonra elmas kompoziyonlarından birini satın alarak Brooklyn Müzesi’nde sergiliyor. Sergide Mondrian’ı Hollanda sanatının
Rembrandt ve Van Gogh’un ardından üçüncü büyük ressam
olarak belirtiyor.Bu hızlı geçiş
Mondrian’ın sanatını da etkiliyor çünkü Paris ve Londra’da başladığı çok az işini bitirebildiği biliniyor. Yine de New York City I (1942)
eserinde çizgileri siyah kullanmak yerine birbirinin üzerine
binen renkli çizgiler
şeklinde kullanarak farklı bir boyut kazandırmaya çalışıyor. 1 Şubat 1944'teki ölümünden sadece birkaç yıl önce ise, 1942'de ilk kişisel sergisini
açmış bulunuyor.Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.