Antakya’da arkeolojik kalıntılar üzerinde yükselen Museum Hotel tasarımı
13:00, 07/05/2021, CumaG: Güncelleme: 14:33, 31/12/2025, Çarşamba

Otel odalarının ve müze kısmının oransal ilişkisi yakın olsa da materyal ve boyut açısından farklılıklar gösteriyor.
Emre Arolat Architecture 2019 yılında farklı iki işlevi bir araya getirerek Müze Otel Antakya’yı tasarladı. Proje, Roma İmparatorluğu döneminde dünyanın en büyük dördüncü gelişmiş şehri olarak bilinen Antakya'nın merkezinde yer alıyor.

2009 yılında farklı bir mimari ekibin yaptığı proje çerçevesinde, beş yıldızlı bir otel inşası için kazılar başladı.
Süreç
başlar başlamaz önemli arkeolojik eserlerin bulunması üzerine;
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu bilimsel
bir arkeolojik kazı başlatılmasını
istedi. Bu bağlamda, süreci değerlendirmek için arkeologlar, sanat tarihçileri, restoratörler ve mimarlardan oluşan disiplinler arası bir bilirkişi heyeti oluşturuldu. Heyet,
farklı
medeniyetlere ait önemli sayıda kayda değer arkeolojik kalıntılar
keşfetti
ve araştırmalar sonucunda arazide normal bir binanın inşa edilmesi imkânsızlaştı. Emre
Arolat projeye, heyet üyelerinden birinin çağrısı üzerine tam
bu sırada katıldı.

Arkeolojik
bulgular ve otel gerekliliklerinin
birleşimi sonucunda ortaya çıkan uç ilişkiler, geleneksel
otel tipolojisini altüst etti.
EAA, oluşan sorunları
çözebilmek için restore edilmiş arkeolojik eserlerin
sergileneceği bir kamu müzesini, tasarlayacakları otele entegre
etme fikrini öne sürdü.
Firma bu sayede geleneksel otel konseptini genişleterek kamunun
ve özelin
sorunsuz bir şekilde birlikte var olabileceği taslak bir proje oluşturdu.
Otel,
kalıntı bulunmayan noktalara yerleştirilen güçlü kompozit
iskelelerle,
alanın merkez hattından geçen eski nehir yatağı doğrultusunda, dikdörtgen bir hacim artikülasyonundan oluşuyor.Arkeolojik kalıntılardan yaklaşık
25
metre
yukarıda, tüm
alanı kaplayan bir çatı bulunuyor.
Herhangi bir geleneksel otel tasarımında çoğunlukla zemin katta yer alan balo salonu, restoran, gece kulübü, spor salonu ve yüzme havuzu gibi ortak
otel fonksiyonları, açık avlular ve peyzaj elemanları
bu çatı katında yer alıyor.
Saha dışı montajlı
prefabrik
otel odası modülleri
, buluntuların yaklaşık 15
metre
yukarısına, çelik
kirişlerden oluşan ızgarayı andıran bir yapının
üzerine yerleştiriliyor.
Odaların hemen altındaki kotta,
antik
kalıntıların yaklaşık 10 metre yukarısında,
otel lobisi ve giriş salonu alanlarını barındıran başka bir ızgara yapısı yer alıyor.
Her katta devam eden mekânsal bir
akışkanlık
ve geçirgenlik
sağlayan yapının dolu ve boş hacimleri; arkeolojik sit alanı ve otelin değişik fonksiyonları arasında çeşitli
görsel ve fiziksel ilişkiler
ortaya çıkarıyor.
Oteli şehir merkezine bağlayan
ana
yol olan Kurtuluş Caddesi seviyesinde
, kalıntıların birkaç metre yukarısında, arkeoloji
müzesi ve arkeo-park fonksiyonları
yer alıyor. Bu sayede müzeyle
cadde arasında görsel ve fiziksel bir bağlantı
kuruluyor ve halk projeye gerçek anlamda ulaşabiliyor.
Bu katta
asma
köprü ve rampalardan
oluşan kalıntılara göre düzenlenmiş dolaşım
ağıyla ziyaretçiler, herhangi bir fiziksel temas olmaksızın
yakın mesafeden kalıntıları gözlemleyebiliyor.

https://image.piri.net/resim/imagecrop/2021/05/06/01/58/resized_12b15-bd2e4a3e10.jpg
- “Tasarım sürecinin temel amacı, The Museum Hotel Antakya'nın eşsiz bir yapı olarak bulunduğu coğrafyaya yarar sağlaması ve aynı zamanda alanın zorluklarının getirdiği potansiyellerin ve fırsatların öne çıkarılmasıydı.” Emre Arolat



Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.