İzmir Milli Kütüphanesi ve Elhamra’nın ortak hikâyesi
11:00, 16/09/2022, CumaG: Güncelleme: 14:38, 16/01/2026, Cuma

İzmir Milli Kütüphane ve Elhamra Sineması, Kaynak: Salt Araştırma.
İzmir Milli Kütüphanesi, kozmopolit bir nüfusa sahip İzmir’de azınlıkların yönetimindeki kütüphaneler yerine millli bir kütüphane kurulması amacıyla 1900’lü yılların başında projelendiriliyor. Kütüphanenin çalışmaya devam edebilmesi için bir gelir oluşturma düşüncesiyle döneminin en büyük sineması olan Elhamra Sineması kuruluyor. Milli Kütüphane ve Elhamra Sineması aynı yapı içinde bir bütün halde Tahsin Sermet Bey’in Ulusalcı Mimarlık Akımı’nın tasarım ilkeleri doğrultusunda hazırladığı proje ile hayat buluyor.
Çeşitli ırk ve dinlerden insanların bir arada yaşadığı
İzmir, kozmopolit yapısıyla karşımıza çıkıyor. Bu çeşitliliğini yüzyıllar boyu sürdüren İzmir’de Osmanlı Devleti’nin son yüzyıllarına doğru nüfusun büyük çoğunluğunu Türk ve Müslümanlar oluştursa da kentteki kültür-sanat dünyası azınlıklar tarafından yönetiliyor.
Camilerde yer alan küçük vakıf kütüphaneleri ve kıraathaneler
dışındaki büyük kütüphaneler de azınlıklar tarafından kuruluyor. Özellikle Rum, Ermeni ve Musevi cemaatlerine ait
ve dini ağırlıklı kitapların olduğu kütüphaneler yıllar geçtikçe değişen dünyanın ve halkın ihtiyacını karşılayamamaya başlıyor.
Böylece hem milli hem de her kesimden insanın farklı alanlarda bilgi edinebileceği kütüphanelerin kurulması
ihtiyacı doğuyor. Bu kapsamda önemli ilk çalışmalardan biri, özel kütüphane kurma amacıyla
İzmir’in ünlü eğitimcisi Yusuf Rıza Efendi
tarafından yapılıyor. Osmanlı Kütüphanesi
adıyla kurulan ve Ali Refet Efendi
’nin çabalarıyla çalışmaya devam edilen kütüphane, II. Meşrutiyet’in ilanının ardından kapatılıyor.
1910’ların sonuna doğru
Milli Kütüphane’nin kurulması için
çalışmalar başlatılıyor ve başında Mehmet Celal Bey’in olduğu İlim ve İrfan Encümeni adıyla bir heyet kuruluyor. Bu heyet daha sonra Milli Kütüphane Encümeni ismini alıyor ve bütçe toplamak için çeşitli faaliyetler yapıyorlar. Osmanlı Kütüphanesi’nin içindeki kitaplar
projesi hazırlanan Milli Kütüphane’ye devrediliyor.
Heyet, kütüphane için Salepçioğlu Hacı Ahmet Efendi Konağı
’nı kiralarken konağın haremlik
kısmınıİttihat ve Terakki Cemiyeti İzmir Şube Merkezi’ne ve Vilayet Kulübü’ne
veriyor. Selamlık
kısmı ise kütüphane olarak düzenleniyor
ve belli sayıda kitap olunca 6 Temmuz 1912
’de okuyucularla buluşuyor.
Kütüphanenin çalışmaya devam edebilmesi için
Milli Kütüphane Encümeni
çeşitli çözümler üretiyor ve giderlerini karşılayabilmek adına konağın bahçesinde film gösteriminin yapılabileceği ve tiyatro oyunlarının sahnelenebileceği bir sinemayı
hayata geçiriyor. Sinema, 1913 yılının başında ahşap bir binada
seyircisiyle buluşurken heyet bu iki yapıyı da modern bir hale getirmek
için çalışmalara devam ediyor. İzmir Valisi Rahmi Bey’in desteğiyle yapılar için arsa temin ediliyor ve Mimar Tahsin Sermet Bey
ile anlaşılarak modern bir kütüphane ve sinema
için proje hazırlanıyor. Ancak araya I. Dünya Savaşı
ve İzmir İşgali
girince inşaat sekteye uğruyor ve finansal sıkıntıları çözmek için İpek Film Limited
şirketiyle yapılan anlaşma sonrası sinema binası1926’da hizmet vermeye başlıyor. Yapıya Milli Kütüphane Sineması
ismi verilse de İzmirliler tarafından Elhamra Sineması
olarak tanınıyor. Sinema için alınan kira bedeli kullanılarak da kütüphanenin inşaatı tamamlanıyor. Kütüphanenin açılışı Cumhuriyet’in 10. yılında büyük bir törenle yapılıyor.
Projesini
Mimar Tahsin Sermet Bey
ile Mühendis Fesçizade İbrahim Galip
’in hazırladığı yapılar Vedat Tek
ve Mimar Kemaleddin
’in öncüsü olduğu Ulusalcı Mimarlık Akımı
’nın özelliklerini taşıyor. Avrupa’daki çalışmalar yerine Osmanlı ve Selçuklu mimarisini modernleştirmeye çalışan
neoklasik bir yaklaşıma sahip bu akım; simetrik kütleleri, kubbenin farklı kullanımları, altıgen veya sekizgen dekoratif öğeleri ve cephede kullanılan çinileri ile öne çıkıyor. İzmir’de bu akımın en önemli temsilcilerinden biri olan yapı
dışarıdan gelenler için öncelikle Kütahya çinileri ile dikkat çekiyor.2 kattan oluşan
Milli Kütüphane yapısının giriş katında genel okuma salonu, yönetim odaları, bir depo, ödünç verme servisi ve fotokopi odası
yer alırken ikinci katında cilt ve onarım salonu, periyodik yayınlar, tasnif, fişleme, iki kitap deposu ve araştırıcılara ayrılan özel okuma salonu
bulunuyor.
Milli Kütüphane’nin dikkat çeken diğer özelliklerinden biri olan
kubbe ve cephe ilişkisi
dönemin yayınlarında şu şekilde anlatılıyor: “Ana giriş kapısının üzerinde kubbe ile zemin arasında ikinci kat olarak inşaa edilmiş olan kaş kemer bir çerçevenin içinde olmak üzere de üçlü yuvarlak kemerli pencereler vardır. Ayrıca sağ ve solda yağmur suları toplayacak çörtenler bulunur. Binanın üst örtüsü kubbe ile sağlanmıştır. Kubbe kuşağı ile pencereler üzerindeki alınlıkta Rumi süslemeler vardır.”*
Yapıda silindir kasnaklı kubbe
geçiş üçgenleriyle yapıya otururken kemer üstleri bitki motifleriyle süslü çinilerle
süsleniyor. Milli Kütüphane cephesi kadar iç mekan ve mobilya tasarımıyla da döneminin önde gelen yapılarından biri
oluyor. Yapının içindeki kitap dolapları
, özenli bir ahşap çalışmasıyla Giritli İbrahim Mehmet Bey
tarafından gürgen
kullanılarak yapılıyor.
Milli Kütüphane ile aynı yerde bulunan Elhamra Sineması,
bir bütün halindeki tasarımına rağmen farklı bir giriş kapısının tanımlanmasıyla
kütüphaneden ayrılıyor. 120 metrekarelik sahnesi ve 840 kişilik seyirci kapasitesi
ile döneminin en büyük sineması
olma özelliği taşıyor. Salonun içinde özel mevki, 1. ve 2. mevkinin
yanı sıra balkon ve özel localar
bulunuyor. Yapıda zemin kattaki giriş holünden karşıdaki sinema salonuna, sağ ve solda yer alan alanlardansa balkona ulaşılıyor. Sinemanın ikinci katı denebilecek asma katta merdivenlerin birleştiği fuaye ve salonun içine uzanan balkon yer alıyor. Yapının dışı gibi içinde de Ulusalcı Mimarlık Akımı’nın özellikleri görülüyor. Şark tipi avizeler ve kandillerle
donatılan salonunun yan duvarları Nacvi Kalmukav
’ın Türk ve Batı gösteri sanatını konu alan 4 adet fresk panosu
ile süslenirken hol duvarlarında da çini panolar
bulunuyor. Dönemi içinde benzersiz bir akustiğe sahip olan salonda balkonun altındaki tavan Türk nakışıyla işleniyor.
Yıllar geçtikçe İzmir’de pek çok sinemanın açılmasıyla birlikte Elhamra Sineması önemini yitiriyor ve
1978’
de Kültür ve Turizm Bakanlığı
’na İzmir Devlet Opera ve Balesi
’nin kullanması için kiralanıyor. Binanın yeni işlevinde hizmet verebilmesi adına
bazı düzenlemeler yapılıyor. Opera ve bale gösterileri için orkestra çukuru
açılırken sahne öne doğru genişletiliyor. Sahnenin üzerinde yer alan Türk stili rumilerle bezeli alınlıkla birlikte iki köşe kapısı iptal ediliyor ve ön sıralardan koltuk eksiltikerek oturma kapasitesi 480 koltuğa düşüyor. 1992 yılına gelindiğindeyse İzmir Valiliği’nin desteğiyle bina ikinci kez onarılıyor. Yan duvarlara yakın mevkilerdeki sıkışıklığı azaltmak adına 20 koltuk çıkarılıyor. Ayrıca her sıradan sahnenin daha iyi görülebilmesi için yükseltme yapılıyor. Orkestra çukuru genişletilerek içi akustik sağlayacak malzeme ile kaplanıyor. Aydınlatma problemi yaşanan sahne için yeni aydınlatma araçları alınıyor.Reklam

Aynı yapı içinde yer alan
Milli Kütüphane
ve Elhamra Sineması
’nın kesiştiği sağır duvarın orta kesiminde bu farklılığı nitelemek adına yerleştirilen mermerden oyma işlemeli bir niş bulunuyor. Yapılış süreci pek çok nedenle sekteye uğrayan ama her şeye rağmen inşa süreci devam ettirilen yapı, Kütahyalı Mehmed Emin Usta
tarafından yapılan çinileriyle İzmirlileri selamlamaya devam ediyor.Milli Kütüphane ve Elhamra Sineması
Tahsin Sermet Bey
İzmir
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.