Mimaride çığır açmış bir deha: Frank Gehry

Fatma Mehmetoğlu
11:00, 19/06/2021, Cumartesi
Mimaride çığır açmış bir deha: Frank Gehry
Hayalperest dünyasıyla Frank Gehry.

Çocukluğunda yetiştiği ortam ve şartlar Frank Gehry’i tam bir mimar olmak için hazırlar. Gehry hayatın ona verdiği bu ipucunu takip ederek kendine özgün bir yol çizer. Tek bir amaca odaklanmayıp tüm ilgi alanlarını bir potada eriten Gehry, yenilikçi yaklaşımıyla bitmek bilmez bir öğrenme ve öğretme yoluna girer.

28 Şubat 1929'da
Kanada'da
dünyaya gelen ve asıl adı
Ephraim
Owen Goldberg
olan mimar, dönemindeki Yahudi karşıtlığından dolayı adını Frank Gehry olarak değiştirir. Gehry, çocukluğunun büyük bir bölümünü büyükannesi ve büyükbabası ile geçirir. Ünlü mimar, daha o yaşlarda, büyükbabasının hırdavat dükkanında bulduğu
tahta
parçalarını toplayıp
büyükannesiyle
hayali
binalar, köprüler ve şehirler inşa eder.

Bu hayalperest tarzından dolayı
babasının
kendisine
yaklaşımını;
“Babam benim bir hayalperest olduğumu düşünürdü, ona göre
hiçbir yere varamayacaktım.
Bir
şeyler yapmak için potansiyelimin olduğunu düşünen annemdi.
Beni zorlardı."
diyerek dile getirir
.
Frank Gehry'nin babasının işleri kötü gitmeye başlayınca aile maddi bir sıkıntıya girer. Bunun sonucunda ailesi
1947'de
Amerika'ya taşınır
.
Amerika
'ya
taşınmaları
Gehry için
bir
dönüm noktası
olur. 10 yaşında Amerika'ya taşınan Frank
Gehry
, eğitimine devam ederken
ailesine
destek olmak için
kamyon şoförlüğü, radyo spikerliği, kimya mühendisliği gibi
çeşitli işlerde
çalışır
. Büyükannesiyle oynadığı inşa oyunlarının da etkisiyle
mimarlık dersleri
almaya başlar.
Aldığı burslar sayesinde mimarlık eğitimine devam ederken Victor Gruen Associates'de staj yapan
Gehry, 1954'te
Güney
Kaliforniya Üniversitesi’nden
mezun olur.
Zorunlu askerlik hizmetinden dolayı
orduda
geçirdiği
1
yılda ise
askerler için
mobilya tasarlar.
Sonrasında Harvard Üniversitesi’nde
şehir
planlama
bölümünde
okumak için
eşiyle birlikte
Cambridge
şehrine
taşınır. Eğitimi devam ederken
2 çocuğunun annesi olan eşiyle boşanır ve
mezun
olmadan
mimarlık
yapmak üzere Los Angeles'a geri döner.
Orduda geliştirdiği tasarım becerisiyle 1969'da,
"Easy
Edges" karton mobilya serisi
ni
çıkararak adından söz ettirir.


Sonrasında, okul döneminde çıraklık yaptığı
Victor
Gruen Associates'de işe girerek
özel bir
konutun
inşasından
sorumlu
olur
. Bir süre farklı mimarlık ofislerinde çalıştıktan sonra LLP olarak da bilinen
kendi
şirketi Gehry Associates'i kurar.
İlk yıllarda, Le Corbusier ve Bauhaus
tarafından başlatılan yerleşik uluslararası
tarzı
benimseyen mimar, ilerleyen zamanda
avangart
sanata
ilgi
duyar.
Mimarlığın yanında farklı sanat dallarına da ilgi duyan
Gehry,
heykeltıraş ve
ressamları
da
yakından takip
ederek
mimari
bakış
açısına farklı bir boyut kazandırır. İdolü sorulduğunda;
bir mimarı değil de başarılı eserler vermiş önemli
bir
heykeltıraş olan
Brancusi'
yi
örnek verir.

Gehry,
soğuk ve formülize bir ruha sahip olan modernist binalara tepki göstererek
mimaride
farklı diller aramaya başlar.
İnsan ölçeğiyle uyumlu, bağlamsal bir bütünlüğü olan binalar yapar. Simetrinin sıkıcı tavrından kurtulmak istediğini belirten mimar,
asimetrik
tasarımlar sergiler.
Basit geometrik formları kullanarak oluşturduğu kompozisyonlarla
kendine
özgü bir dil geliştirir.
Yenilikçi
ve deneysel yaklaşımını koruyan
Gehry,
bu tutumuyla
her
tasarımına
farklı
bir boyut
kazandırır.

Yapılarına bir heykeltıraş hassasiyetiyle yaklaşan
Gehry
projelerinde,
ışığı
ve havalandırmayı ustalıkla kullanır.
Gehry, malzeme seçimlerinde alışılagelmişin dışında hareket edip
atık
malzemeleri değerlendirerek
tasarladığı yapılarıyla,
adını
önemli mimarlar arasına yazdırır.
1983'te, Çağdaş Sanat Müzesi için geçici bir sergi alanı yapması istenir. Bu doğrultuda Frank Gehry,
eski
bir depoyu dönüştürerek
sergi alanı haline
getirir.
Hala kullanımda olan sergi alanı büyük övgü
ve
beğeni alır
. Daha sonra
Santa
Monica'daki bir buz deposunu da sanat müzesine dönüştürüp
yeni binalar ekleyerek sanat müzesi ve
ofis
kompleksi haline getirir.
Birçok projeye imza atan
Gehry,
yenilikçi tasarım yaklaşımı ve deneysel mimarisiyle;
1989'da
Pritzker Mimarlık Ödülü'ne layık görülür.

Gehry’nin Fish Lamp adındaki eseri, 1983'te kullandığı bir
malzemeyi düşürünce
oluşan kırık
parçaların
ona balık pullarını
hatırlatmasıyla ortaya çıkar.
Gehry
Fish Lamp
tasarımının ilhamını aldığı
çocukluk
hatırasını şöyle anlatır;
“Toronto'da, ben çok küçükken büyükannem ve ben perşembe sabahı bir Yahudi pazarı olan Kensington'a giderdik. O pazardan
sazan balığı
alırdık.
Eve dönünce balıkları
küvete
koyardık
. Bu büyük siyah sazan - iki ya da üç fit uzunluğunda - küvette yüzerdi ve ben onunla oynardım.
Orada
dikilip balıkların dönüp durmasını izlerdim
."



Frank Gehry
,
kendi stilini gösterdiği ilk projesi
olan, ofis ve konaklamayı içinde barındıran yapıyı 1968'de başlayıp 1972'de bitirir
.
Ressam
olan
Ronald Davis için tasarladığı
yapıda
kullanıcının fikirlerine de önem verir. Özgür ve
özgün
bir tasarım
ortaya koymak
isteyen
Gehry
,
malzeme
seçimini
de hayal gücüne hizmet edecek
oluklu metalden
yana kullanır.



Analiz aşamasında
her bir detaya dikkat ettiğini “Davis için tasarlanan bina birçok olasılığı beraberinde getirdi. Tasarımın yapılacağı bölgede çok zaman geçirdim, oturup izledim,
gölgelerin
düştüğü yeri ve güneşin ışığını izledim.
Yansımalarla oynamaya, alanın
görsel
ve duygusal potansiyelini
keşfetmeye başladım." ifadesiyle açıklar.
Yapı,
konteyner
olarak
tasarlanır.
Bulunduğu arazinin yamaç eğimine göre şekillenen çelik
çatıya;
manzarayı ve
doğal ışığı içeri alacak
bir merkezi
tavan
penceresi
yerleştirir.


Çevresine göre konumlandırılan ve iki terası bulunan yapının
çatı
örtüsü, bir
kabuk gibi çalışır. İç mekan
ise
esnek
kullanıma imkan verecek
şekilde
tasarlanır
. Mutfak ve banyonun bulunduğu zemin kat ile uyku alanlarını bir merdiven ayırır. Garajın da bulunduğu açık
mekan kurgusu,
ressam
için
kullanım
kolaylığı oluşturur.
Kırıklı çizgiler kullanarak tasarladığı
bu
yapı,
Gehry'e yeni bir mimari anlayış kazandırır.

Frank Gehry,
Santa
Monica Evi’ni
1978'de,
kendi ailesi için tasarlar
ve 1991'de inşasına başlar.
Bu
yapıyı
mevcut bir konutu dönüştürerek
dekonstrüktivizm
tarzında
yapar
. Davis Stüdyo ve Rezidansı'ndan da bu tarza alışık olan
Gehry,
mevcut
yapının çevresini
oluklu metal
bir kabuk ile
sarar. Bu kabuk,
evin kamusal alana bakan
kuzey
ve doğu cephesini kapatır.


Gehry, özel alanlara bakan
güney ve batı
cephelerini olduğu gibi bırakır.
Yeni kabuk ile eski
ev arasında,
sıkışmış gibi duran cam küpün altında
bir
mutfak
bulunur.
Evin kuzey cephesinde bulunan
metal
kabuk,
bir duvar gibi uzayıp
evin
içinde bir avlu oluşturur.

Evin doğu köşesinde bulunan
teras, bahçe ana
girişini oluşturur.
Yapı içindeki
ahşap
iskelet
kapatılmayarak bir
dekor
olarak kullanılır.
Teras ile oturma
odası
boydan
cam
bir kapı ile ayrılır.
Üst katta bulunan ebeveyn yatak odası zemininin bir kısmında kullanılan
cam
döşeme
ile oturma
odasına giren ışık oranını artırır.
Frank
Gehry,
zamanla
kullanım ihtiyacına göre yapıya
eklemeler
yapar
.

Eski konuttan kalan
garaj
alanını çocuklarının kullanımı için yeniler.
Evin güneydoğu kısmına iki
yatak
odası ve bir banyo ekler
.
Kamusal alanlara bakan
cephe önlerine
ağaçlar dikilerek mahremiyet korunur.



Frank Gehry
, bu
yapıyı
Chiat / Day
reklam
firması için
1985'te
tasarlar.
Postmodern mimari
stilinde
tasarlanan
yapı,
inşa edildiği dönemde
yenilikçi,
farklı ve özgün tarzından
dolayı büyük ilgi
görür.
Gehry
heykeltıraşlığa
olan ilgisini bu yapısında yansıtır.
Formunda dolayı
proje,
"Dürbün Bina"
olarak anılır.


Dürbün şeklinde olan ana giriş; 700 m²lik alana oturan yapının sadece bir kısmını oluşturur. Heykel görünümünde olan
dürbünün
yapımında; çelik konstrüksiyon ve beton kullanılır.


Binanın içi
esnek
kullanıma uygun
şekilde tasarlanır. Yapının içinde;
ahşap
eserler, taş heykeller bulunur.
Doğal
ışığın kullanımı ile
bina içinde çalışanlara
ferah dinlenme
alanları sunulur.

Müziğe ve sanata hizmet etmesi amacıyla yapılması istenen
konser
salonu
için
1987'de
yarışma
açılır.
Bu
yarışmada Frank Gehry'nin tasarımı birinci olur.
ABD'nin Kaliforniya
eyaletinde
bulunan binanın yapımında
paslanmaz
çelik
kullanılır
.
Gehry, bu projesinde
belirli bir şekle bağlı kalmayıp cephede
özgür davranır.

Özel bir anlamı olmamakla birlikte
cephe,
bakan kişinin görüşüne göre;
bir
çiçeğin taç yapraklarına, okyanustaki dalgalara ya da bir
şelalenin akışına benzetilebilir
.
Cephe hareketleri,
müziğin senfonisini anımsatır gibi
coşkulu, kıvrımlı ve özgür bir tasarım
olarak düzenlenir.


Gehry
tasarımında,
kamuya açık
alanların olmasına
önem verir
. Sadece seçkin insanların girebildiği konser salonları algısından farklı olarak
halkın
da kullanabileceği kamusal alanlarla yapıyı günlük hayatın
içine yerleştirmeyi hedefler.
Yapı, birbirine bağlanan mekanlar ve açık bahçelerden oluşur.
Walt Disney Konser
Salonu
,
simetri ve
uyum
olmadan ahenk oluşturmanın
en güzel örneklerinden
birini oluşturur.

Yapının ana birimi olan
konser salonu,
bilindik konser salonlarından farklı olarak
orkestrayı
seyircilerden ayrıştırmak yerine
bu iki kitleyi
birlikte
ele alır.
Sahne,
salonun ortasına yerleştirilir. Koltuklar
ise
sahneyi çevreleyecek
şekilde
sahnenin dört bir yanına
yerleştirilir.
Böylece
Gehry,
burada
loca
ve diğer seyirciler ayrımını ortadan kaldırmış
olur.



Yapıda,
salonun girişi
6134 borudan oluşan
sembolik
bir tasarımla vurgulanır.

Gehry,
konser salonu projesinde ses yalıtımına verdiği önemden dolayı yapının inşasına başlamadan önce
akustiği
test etmek amacıyla
binanın maketini
yaptırır
.
Bu
şekilde
en yüksek kalitede ses imkanı sunarak
salonun
kontrollerini tamamlar.


Barselona Olimpiyatları
için tasarlanan
anıtsal
balık
heykeli
1992'de
inşa edilir.
Çelik iskelet ile yapılan
bu
heykel,
Frank Gehry'nin
balık
formunu mimariye yansıtmasının
bir diğer
örneğini
teşkil eder.

Birçok insan tarafından tanınan
Dans Eden
Ev,
Çek Cumhuriyetinin başkenti olan Prag’da II.Dünya Savaşı'ndan sonra
yıkılan
bir
yapının yerine
inşa edilir. Yapı,
Vlado Milunić ve
Frank Gehry tarafından
1992 ve 1996 yılları arasında
yapılır
.
Fred Astaire ve Ginger Rogers’a adanmış
yapı
dans eden iki
insanı sembolize eder.

İki gövdeden oluşan
binanın
birinci gövdesi,
eğimli sütunlar kullanılarak hareket kazandırılan
ince
uzun cam bir yapıdan oluşur
. Bu
gövde
,
dans çiftindeki
kadını ifade eder.
İkinci gövde ise
silindir şeklinde yapılan ve nehre paralel uzanan masif bir kuleden
oluşup
erkeği sembolize eder.
Yapıda
; 99 farklı
beton
panel
ile birlikte
ve çelik
kullanılır.

Silindirik gövdenin
üzerinde
‘medusa’ veya ‘mary’ olarak adlandırılan
metal
mesh bir tabaka bulunur.
Dekonstrüktivizm
stilinde
tasarlanan
yapı,
şehirdeki barok, gotik ve art nouveau tarzındaki binaların yanında
şehre
yeni bir yüz kazandırır.
Yapıldığı dönemde, farklı tarzından dolayı tepki görse de
zamanla şehrin
sembolü haline gelir.

Solomon R. Guggenheim Vakfı'na ait
Guggenheim
Müzesi,
19.yy'da
Frank Gehry
tarafından
İspanya'nın Bilbao bölgesinde
,
Nervion Nehri kıyısına
tasarlanır.
9.000 m²'si sergi alanı olarak kullanılan bina,
24.000
m²'lik bir alana
oturtulur. 3 katlı
yapı;
cam bir
asansör
ve asma
yürüyüş yolları ile birbirine bağlanır.


Eğimli yüzeyler ile yapılan
cephede; titanyum,
cam ve kireçtaşı kullanılır.
Cephedeki kıvrımlı yüzeylerin rastgele bir çizgisellik ile meydana geldiği düşünülse de bu
kıvrımlar;
ışığın sergilenen sanat eserlerine zarar vermeyecek açıda
içeri girmesine ve hava sirkülasyonunun doğru bir şekilde
sağlanmasına
imkan verir.

Yine balık pullarını anımsatan
titanyum
kaplamalar,
cam
duvarlar ile birbirine bağlanır.
Projedeki
kamusal
mekanlar
, şehrin dokusuna uygun bir şekilde tasarlanarak
yapının
çevresiyle
bütünlük oluşturması sağlanır.
Binanın
duvarları
ve döşemeleri yapıda taşıyıcı görevi
görür
.

Yapıda sergi salonlarının yanı sıra
kütüphane,
kitapçı, kafe ve 2 restoran bulunur.
Kullanılan rampalar engelliler için erişim kolaylığı sunar.

Ünlü mimarın Guggenheim Müzesi'ndeki başarısından etkilenen
yatırımcı,
İspanya’da
inşa
ettirmek istediği
otel ve spa içeren
projesi için
Gehry'i ikna eder.

Gehry,
bu projesinde de akışkan
,
sıra dışı bir tasarım
yapar
. Titanyum ve paslanmaz çelikle kapladığı
dış
cephede, kırmızı üzüm ve altın rengini kullanır.

Otel kompleksinde;
43
oda, restoran, spa, bağcılık müzesi, satış dükkanı
ve açık havada vakit geçirilebilecek
bahçeler
bulunur
. Cam asansör, katlar arası sirkülasyonu sağlar.

2014 yılında, Frank Gehry tarafından tamamlanan
proje,
Louis
Vuitton Vakfı için
Fransa'nın Paris şehrinde
sanat
müzesi ve kültür merkezi olarak
inşa edilir.
Modern sanat müzesi ile birlikte
cam
bahçeler de projeye dahil edilir
.

Proje için yapılan büyük
havuzun üzerine buz
dağı görünümü veren beyaz bloklar tasarlanır.
Bu beyaz
bloklar,
fiber-betonarme
paneller ile kaplanarak
üzeri
cam ile
sarılır
.

Yapının
strüktürü
ahşap kirişlerle desteklenir.
Yapının
ana
girişi,
sosyal bir alan olarak
tasarlanıp;
restoran ve kitapevi
bu kısma
konumlandırılır.

Buzdağı görünümünde olan yelkenlerin altında ve yapının dışında bulunan ve sirkülasyonu sağlayan
merdivenler,
bahçelere ve teraslara da ulaşır.

Bina çatısı,
yağmur suyunun
toplanmasına
ve kullanılmasına
imkan
verecek şekilde tasarlanır.

Frank Gehry'nin
Avrupa
kıtasındaki ilk projesi
olan
müze,
Almanya’nın Weil
am Rhein şehrinde,
1989 yılında Vitra fabrikasının yanına
inşa
edilir.

Müzede
sandalye
ve mobilya koleksiyonlarının sergisi
yapılır.
Gehry,
diğer projelerinden farklı olarak
burada
sadece
beyaz sıva
ve titanyum-çinko alaşımı bir madde kullanır.
2 kattan oluşan
müze,
8.000 m² alandan
oluşur.
Ana
merdiven yapı
boyunca kıvrılarak
devam eder.

Binada,
düz, açılı ve birbiri içine giren
kıvrımlı
formların birlikte kullanılmasıyla bir dinamizm
oluşturulur
.
Gehry, çatıda
ve bazı duvarların kaplamasında
çinko
plakalar kullanır.
Binada
; 4 ana
sergi mekanı, üretim alanı, bir test laboratuvarı, kafeterya, çok
amaçlı salon ve ofisler
bulunur.
Yapının
aydınlatması,
haç şeklindeki
çatı
penceresi
ile
sağlanır.

IAC Binası, internet şirketi olan
InterActiveCorp'un
genel merkezi
olarak
dekonstrüktivizm
stilinde
inşa edilir. Gehry
binayı,
çelik ve cam ile
destekleyerek betonarme iskelet sistemiyle
her biri beş katlı olan iki ana bölüm olarak
tasarlar
.
Altıncı katta başlayan daralma yapıyı iki ayrı parça halinde
gösterir.

Bükülerek ilerleyen
cephe,
bir geminin yelkenini anımsatır
. Betonarme
kolonlar,
dikey bir form yerine
25°lik
bir açıyla yapılır
. Konferans alanları, perakende satış alanları ve ofislerin bulunduğu
mekan, esnek kullanıma uygun olarak tasarlanır
.


İçerdeki
ışık
akışını
sağlamak
için
yatay, berrak
beyaz bant
pencereler
kullanılır.
Lobi, basın etkinliklerine ve ürün lansmanlarına imkan verecek şekilde düzenlenir. Çalışanların nefes alabileceği
ortak
mekanlar ve teraslar
binaya hizmet eder.
Yapı, 2009 yılında
Zirve Ödülü'ne layık görülür.

Microsoft'un kurucu ortağı
Paul Allen isteği
üzerine yapılan
EMP Müzesi
, müzik
deneyim müzesi
olarak Frank Gehry tarafından
Amerika'da
tasarlanır.
Proje farklı renk ve formlarda kıvrımlı yapılardan oluşur.
Bina
tasarımıyla müzik kültürünün
özgür
ve yenilikçi yapısını sembolize eder.

Gehry cephede;
mavi,
mor, kırmızı ve gümüş renklerini kullanarak enstrümanlara
gönderme yapar.
Gehry yapıya
, Hendrix'in her konserden sonra yok ettiği Fender Stratocaster gitarından ilham alarak yeniden yapılandırılmış
elektrogitar
şeklini verir.

Mavi ‘rock and roll’u,
altın ve mor ‘Fender gitarı’nı, kırmızı ise ‘rock
yıldızlarının sürdüğü eski minibüsleri’ ifade eder.


Rock müziğe ve bilimkurguya adanan
müzenin
içinde; konser salonu ve kültür merkezi de bulunur.
Paslanmaz çelik, alüminyum ve cam kullanılarak yapılan
binanın
restoran bölümü
ise
ahşapla kaplanır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026