Dini dönüştürmek: Fas örneği

Fas Krallığı'nda devletin dine müdahalesi ve dini alanı şekillendirme süreci, İslâm dünyasında ilginç bir örneklik oluşturuyor. Fas, müftülük makamının bulunmadığı tek İslâm ülkesi.

BURAK YETİMOĞLU MECRA 4 DAKİKADA OKUNUR
Dini dönüştürmek: Fas örneği
Fas Kralı Altıncı Muhammed, babası Kral Hasan gibi "Müminlerin emiri" sıfatını taşıyor.

Fas Krallığı'nda devletin dine müdahalesi ve dini alanı şekillendirme süreci, İslâm dünyasında ilginç bir örneklik oluşturuyor. Fas, müftülük makamının bulunmadığı tek İslâm ülkesi.

BEĞEN

Fas Sultanlığı, 19. yy sonlarına doğru büyük bir ekonomik kriz yaşamış ve askeri problemler ile karşılaşmıştı. Ayrıca çok kısa süre içerisinde yapılan uluslararası birçok anlaşma ile Avrupa’ya karşı ağır bir borç yükü altına girmişti. Borçlanmaların artması ve duruma herhangi bir çözüm bulunamaması sonucunda dönemin sultanı Mulay Abdulaziz, çare olarak ülkesini Fransa’nın korumasına bırakmak durumunda kaldı. Bazı siyasi yorumcular, bunun “ülkenin Fransa’ya satılışı” olduğunu kaydeder.

Fransızların Fas Genel Valisi General Lyautey (en sağda), modern Fas'ın temellerini atmış isimdi.
Fransızların Fas Genel Valisi General Lyautey (en sağda), modern Fas'ın temellerini atmış isimdi.

Fransız hükümeti Fas’a, bu koruma dönemini idare etmesi-yönetmesi için vali olarak General Louis Hubert Gonzalve Lyautey’i atadı. Uzun süre Cezayir’de de bulunmuş olan General Lyautey, bu süre içerisinde Fas derslerine iyi çalışmıştı. Bölgede kaldığı uzun süre boyunca bulunduğu coğrafyayı iyi şekilde analiz etmiş, ayrıca bölgenin dilini de öğrenme fırsatı bulmuştu. Daha sonra ise bu kazanımlarını, Fas’ın koruyucu valisi olarak etkili bir şekilde kullanacaktı. Lyautey’in bu süre içerisinde yaptığı birçok uygulama, Fas’ın monarşik yeni ulusal kimliğinin oluşmasında etkili oldu. General Lyautey ayrıca, Fas’ın klâsik şehirlerinde tarihsel dokunun korunması konusunda da titizlik gösterdi.

Fas'ın başkenti Rabat ve diğer şehirlerin dokusunun korunması, General Lyautey'in çabalarıyla gerçekleşti.
Fas'ın başkenti Rabat ve diğer şehirlerin dokusunun korunması, General Lyautey'in çabalarıyla gerçekleşti.

Fas’ta tarihi boyunca sultana karşı birçok ayaklanma-isyan gerçekleşmiş, bu ayaklanma ve isyanların büyük bir çoğunluğunda ise hem yerel, hem de merkezde bulunan dini görevlilerin (ulema / âlimler) önemi çok fazla olmuştur. Çünkü 1912 yılı öncesi Fas’ta âlimlerin konumu, özgür ve muhalif olarak belirlenmişti. Bu sebepledir ki, Fransa korumacılığı döneminde de, bir İslam beldesinin yabancılara bırakılamayacağını düşünen birçok âlim, Fransa ve İspanya devletine karşı yapılan savaşlara destek vermiş, halkı işgalci güçlere karşı savaşmaya teşvik etmiştir. General Lyautey, bu merkezi siyasi ve dini boşluğu iyi bildiğinden Fas’ı uzun süre sorunsuz bir şekilde elinde tutamayacağının farkındaydı. Bu nedenle, birçok sorunu diplomasi yoluyla ve zora başvurmadan halletmek istiyordu. Böylece kendisini ve ülkesini Fas halkına sempatik göstermiş olacaktı. Ancak her şey planladığı gibi gitmedi. İsyanların artması, Lyautey’in görevden alınmasına ve sert askeri müdahaleler yapacak yeni bir yönetimin atanmasına neden olmuştu. Ancak yeni askeri valiler de sorunlara çözüm getiremeyecekti.

REKLAM

Âlim ve siyasetçi Allâl el Fâsî, ülkedeki dini kurumların oluşum sürecinde büyük rol sahibiydi.
Âlim ve siyasetçi Allâl el Fâsî, ülkedeki dini kurumların oluşum sürecinde büyük rol sahibiydi.

Fransa korumacılığına karşı birçok isyanın temelinde dini duyguları harekete geçiren en önemli araç, ülkedeki İslam âlimlerinin varlığıydı. Bu yüzden de başta General Lyautey olmak üzere Fransa’nın, Fas’ta İslam inancının halk üzerindeki etkisini kontrol edebilmek amacıyla merkezi bir dini bürokrasi kurma hayali hep olmuştu. Bu hayal Fas’ın bağımsızlığını kazanmasından bir yıl önce, 1955 yılında gerçekleşti ve ülkede resmi ilk büro ile Fas’ın “İslam Bakanlığı” böylece açılmış oldu. Genel bir “İslami bakanlık” olarak kurulan kurum, 6 yıl sonra “Diyanet İşleri Bakanlığı” ismini aldı. Bu kurumun başına ise, Fas’ın bağımsızlığının kazanılmasında çok önemli bir isim olan, âlim ve politikacı Allâl el Fâsî getirildi. Allâl el Fâsî ayrıca bağımsızlığı kazanan, yeni dönem Fas monarşisinin kurucu babası kabul edilen Beşinci Muhammed’in de yakın arkadaşıydı.

Kral Hasan, Muhammed Ali'yi Fas'ta ağırlarken, 1998.
Kral Hasan, Muhammed Ali'yi Fas'ta ağırlarken, 1998.

Bağımsızlığını yeni kazanan krallık, merkezi otoritesini güçlendirmek için dini alanı kontrol altına almaya çalışıyordu. Ülkede birçok farklı dini görüşün âlimleri bulunuyor ve bu âlimler eskiden olduğu gibi rahatça görüşlerini ifade etmek ve bağımsız güçlerini korumak istiyordu. Ancak 1961’de babasının ölümünden sonra tahta çıkan Kral İkinci Hasan ile birlikte merkezi otoritenin gücü görünür şekilde arttı. Örnek olarak, 1973 yılları sonunda Kral’a bir mektup yazan Abdusselam Yasin adlı bir âlim, önce gözaltına alındı, sonra da hapis cezasına çaptırıldı. “Ya İslam Ya Tufan” başlığını taşıyan mektup, Kral’a Hz. Peygamber ve Dört Halife’nin yolunu örnek alması için çağrıda bulunuyordu. Kral’ın “müminlerin emiri” sıfatını taşıdığı ülkede, bu ikazın cezası ağır oldu.

REKLAM

Kral İkinci Hasan, bağımsızlığını yeni kazanmış krallığın dini çerçevesini katı bir şekilde belirlemek için bazı tedbirler aldı. Ülkedeki dini yaşam ve inancın daha sistematik ve kontrollü hale getirilmesi amacıyla, 1982’de “Yüksek Ulema Konseyi” kuruldu. Kral’ın talimatıyla Fas’ta dini inanç Eşari mezhebinin hükümlerine göre düzenlenirken, ameli kısımda Maliki mezhebi esas alındı. Kral ayrıca, sufi geleneğin ve tasavvufun teşvik edilmesine özen gösterdi. Konsey, kuruluşundan 2004’e kadar aktif şekilde görev yapmadı. Ancak 2003’te gerçekleşen Kazablanka saldırısının ardından konsey yeniden aktif hale getirildi.

2003 ve 2011'de Kazablanka ve Marakeş'te düzenlenen bombalı saldırılar, Kral Altıncı Muhammed'in ülkedeki dinin pratiklerle ilgili daha sıkı kararlar almasına yol açtı.
2003 ve 2011'de Kazablanka ve Marakeş'te düzenlenen bombalı saldırılar, Kral Altıncı Muhammed'in ülkedeki dinin pratiklerle ilgili daha sıkı kararlar almasına yol açtı.

16 Mayıs 2003 yılında Kazablanka’da gerçekleşen ve 43 kişinin ölümü ile sonuçlanan bu kanlı saldırı, 1999’da babasının tahtına oturan Kral Altıncı Muhammed’in de babası gibi merkezin din üzerindeki kontrolünü artıracak bazı kararlar almasında etkili oldu. Kazablanka saldırısının ve (2011’de Marakeş kentinde yaşanan, 17 kişinin öldüğü bombalı saldırının) Kral’ın aldığı birçok dini ve siyasi kararı etkilediği her zaman söylenmiştir. Saldırıdan sonra tekrar aktif hale getirilen Yüksek Ulema Konseyi, krallığın daha önceden de belirlediği inanç normlarının sınırlarını daha net tayin etmek amacıyla birçok karar yayımladı. Bunlar arasında fetva kurumunun oluşturulması, cami vazifelilerinin tek tek görevlerinin sayılması ve vazife ayrımlarının yapılması, ezanın nasıl okunması gerektiğine dair kurallar, bağımsız camii dernekleri yerine merkezin direkt olarak camilerden sorumlu olması, camilerin namaz vakitleri dışında kapalı tutulması, imam yetiştirmek için merkezlerin belirlenmesi gibi kararlar özellikle dikkat çekiciydi. Tamamen Kral’a bağlı olan konsey, 2008’de olimpiyatlara katılan sporcuların oruç tutmayabileceğine dair yayımladığı fetva ile medyanın da ilgisini çekti.

REKLAM

Fas Kralı Altıncı Muhammed, bir basın toplantısı sırasında.
Fas Kralı Altıncı Muhammed, bir basın toplantısı sırasında.

Kral Altıncı Muhammed, babasından farklı olarak, Selefi grupları ülkeden uzaklaştırmak ve halkın gözünden düşürmek istiyordu. Bunun yolunun da dini alanın gelenekle iç içe geçirilmesi olduğunu biliyordu. 2002’de, modern bir eğitim alan Ahmed Tevfik, İslami işler bakanlığına atandı. Kral’ın 2004’te yaptığı bir konuşmada söylediği “Fas’ı dinde aşırılık ve terörizmden koruyacağız. Ülkemizin asıl kimliği olan ılımlı, toleranslı bir inanç tarzı ile dini alanı yenileyeceğiz. Ayrıca oluşan sorunlara, tarihi referansımız olan Sünni Maliki yorumlar üzerinden cevaplarımızı inşa edeceğiz” sözleri, böylece hayata geçiriliyordu.

Bu tarihten günümüze, “Müminlerin emiri” sıfatını taşıyan Kral Altıncı Muhammed’in emriyle, İslami İşler Bakanlığı’nın tüm alt kurumları aynı çerçevede çalışmaya devam ediyor. Merkezi otoritenin çizdiği sınırların dışında İslami bir yoruma müsaade edilmeyen ülkede, Kral, sadece siyasetin değil dinin de başı olarak görülüyor. İslam İşleri Bakanlığı’nın resmi görev tanımı, Fas’ta devletin dine tanıdığı alanı da özetler mahiyettedir: “Müminlerin emirinin önderliğinde, milleti birleştiren ve ülke refahına önem veren, İslam dininin imajını rasyonel şekilde tekrar kazanmasını ve İslam’ın hoşgörülü, saygılı yanının açığa çıkmasını sağlayan bir kurum.”

YORUMUNUZU YAZIN, SORUNUZU SORUN
{{ entity.comments.quantity }} KİŞİ YORUM YAZDI
İLK YORUM YAZAN SİZ OLUN

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi. Fransızca dil eğitiminin ardından, bir yıl Fas'ın başkenti Rabat'ta bulundu. Şu anda Fransa'daki Sciences Po-Aix Üniversitesi'nde tezini yazmakla meşgul. Kuzey Afrika ve Fas, çalışma sahası.

BEĞEN

HAFTANIN ÖZETİ

Çin, Uygurlara mobil takip ve denetim uyguluyor
Çin, Uygurlara mobil takip ve denetim uyguluyor
Bu hafta İslam dünyasında, Çin'in Uygurlara yönelik yasa dışı gözetleme faaliyetleri için mobil uygulama kullanması, Trablus'ta yerleşim birimlerinin vurulması, Sudan'a sığınan muhaliflerin geleceklerinin belirsizliğini koruması, Esed rejiminin cezaevlerindeki işkenceyi resmi kurumlara bildirmesi, Endonezya hükumetinin, başkent Jakarta'yı taşıma ka...

PORTRELER

Çin'in Müslüman Amirali
Çin'in Müslüman Amirali
Avrupa cesur gemicilerin atılımlarıyla gerçekleştirilen büyük keşiflerle sarsılmadan çok kısa bir süre önce, Çinlilerin “Batı Okyanusu” olarak isimlendirdiği Hint Okyanusu’nda, tarihin o zamana kadar görmüş olduğu en heybetli filo gezinmekteydi. Henüz keşfedilmemiş denizlerin azgın dalgaları arasında binlerce kilometre yol alan, Pasifik ve Hint Oky...

HAREKETLER

Jön Türkler’in Araplardaki izdüşümü
Jön Türkler’in Araplardaki izdüşümü
Çeşitli nedenlerle (ilim tahsili, seyahat, iltica, siyasi mücadele vb.) Avrupa’da toplanan ve bilhassa Sultan İkinci Abdulhamid’in iktidarına karşı muhalefet ortak paydasında bir araya gelen “Jön Türkler”, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış döneminin belki de en önemli toplumsal hareketini oluşturuyordu. 1850’lerden itibaren ilk kez Batılılar tarafı...

KARENİN SÖYLEDİĞİ

Kuzey Afrika'nın devrik liderleri
Kuzey Afrika'nın devrik liderleri
15 Ağustos 2005'te çekilen bu fotoğrafta, Libya lideri Muammer Kaddafi, Libya'nın başkenti Trablus'un doğusunda, Akdeniz kıyısındaki Sirte'de gerçekleştirilen bir toplantının ardından müttefikleri; Mısır lideri Hüsnü Mübarek, Cezayir lideri Abdülaziz Buteflika, ile görülüyor.Devlet televizyonundan bildirildiğine göre, Cezayir’in kıdemli Cumhurbaşka...

MALUMAT

Tanrı Dağları eteklerinde unuttuklarımız
Tanrı Dağları eteklerinde unuttuklarımız
“Kitaplarını okuduğumuz abilerimiz, neden ‘Gönül Coğrafyamız’ listesine bu toprakları katmazlar?”Tanrı Dağları’nı şöyle bir gezdikten sonra hazırladığım minik klibi sosyal medya hesaplarımda paylaşınca Taha Kılınç abi yorum yazmış, “Dönüşte bir seyahatname bekleriz” demişti. Ben de cevaben, kendisine teşekkür edip yukarıdaki soruyu ekleyeceğimi ifa...

NE OKUMALI?

Azrail'in Vilayetine Yolculuk sonrası başkalaşmak
Azrail'in Vilayetine Yolculuk sonrası başkalaşmak
2018 yılında Zeynep Özel ve Zeynep Akçora çevirisiyle Ketebe Yayınları tarafından dilimize kazandırılan İranlı düşünür Celal Ali Ahmed imzalı "Azrail'in Vilayetine Yolculuk" isimli eserde, bir "Acem"in sosyalist düşünceyle başlayan hayatının, yaptığı İsrail gezisi ile farklı bir yöne evrilmesi konu ediliyor. Bu kitabı okuduğum da aklıma en çok sevd...
YUKARI DÖNÜN

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz