İsrail’in tüfeğine mermi sürenler

İsrail'in ABD, Almanya, İngiltere ve İtalya'dan aldığı silah yardımları, Filistin topraklarında estirdiği terörün en büyük sebeplerinden.
İsrail'in ABD, Almanya, İngiltere ve İtalya'dan aldığı silah yardımları, Filistin topraklarında estirdiği terörün en büyük sebeplerinden.

Kamu harcamalarının %12’lik bir kısmını da orduya tahsis eden İsrail, 2020 yılında dünyanın en büyük silah üreticisi ülkelerinin yer aldığı listede 12. sırayı aldı. İsrail’in en önemli ithalatçıları arasında da Hindistan, Güney Afrika ve Singapur başta geliyor. Durum böyleyken unutulmaması gereken gerçek ise, bu dev rakamların ve büyük işbirliği anlaşmalarının İsrail'in, Filistin topraklarına ölüm yağdırmasında en büyük etken olmasıdır.

Filistinlilere uyguladığı insanlık dışı politikalarıyla artık dünya kamuoyunca da kirli sıfatı tescillenen İsrail, hiç şüphesiz Filistin başta olmak üzere Ortadoğu’da oluşturulan "huzursuzluk çıkaranlar bloğunun" tek temsilcisi de değil. Yıllardır İsrail’i silahlandırmakta olan devletler de Ortadoğu'daki kaosun en başat mimarlarından kuşkusuz. TRT World’den gazeteci arkadaşımız Ahmed Guneym’in hazırladığı bir araştırma dosyası, İsrail’i yıllardır silah yönünden desteklemekte olan devletleri tüm yapıp ettikleriyle ifşa ediyor.

  • Amerika Birleşik Devletleri’nin İsrail’e silah desteği veren devletler listesinde 1961 yılından itibaren her yıl ilk sırada yer alması ve her yıl İsrail'e büyük miktarda askeri teçhizat sevkiyatı yapmış olması hiç de şaşırtıcı değil. ABD'nin İsrail'e sağladığı silah desteğinin ne derece ileri seviyede olduğunu, İsrail’in 2009 yılında Filistinli sivillere karşı kullandığı fosfor bombasının Amerika’da üretilerek İsrail’e gönderilmesi örneği üzerinden anlayabiliriz. Human Rights Watch (İnsan Hakları İzleme Örgütü) tarafından tespit edilen bu durum sonrasında, Amerika tarafından İsrail'e yönelik bir silah kısıtlamasının söz konusu olması şöyle dursun, 2009-2020 yılları arasında İsrail en çok silahı yine ABD'den temin etmişti. İsrail'in bu süre zarfında satın aldığı silahların %70'den fazlası ABD malı olmuştu.

 İsrail’in, ABD yapımı fosfor bombalarıyla Gazze’yi vurduğu 2009 yılındaki saldırılar.
İsrail’in, ABD yapımı fosfor bombalarıyla Gazze’yi vurduğu 2009 yılındaki saldırılar.

İki ülke arasında değeri yıllık milyarlarca doları bulan bir silah alışverişi söz konusu. İsrail'in silaha harcadığı paranın kaynağı da çok ilginç. Net bir şekilde izah etmek gerekirse 2019 ila 2028 yıllarını kapsayan Güvenlik Yardım Anlaşması adı altında Amerika, 3.8 milyar dolarlık bir meblağı Amerikan yapımı silahları alması için her yıl İsrail’e hibe etmeyi kabul etti. Amerika’nın 2020 yılında "yardım" maksadıyla Filistin’e gönderdiği 19 milyon dolar ise haliyle İsrail’e ayrılan miktar karşısında devede kulak mesabesinde kalıyor.

  • Amerika’nın sadece 2000 yılından itibaren İsrail’e sağlamış olduğu askeri yardımın 58 milyar doları aşmış olduğu gerçeği göz önüne alınırsa, iki ülke arasında nasıl bir ilişki olunduğu daha net anlaşılacaktır. Üstelik buna, 5 milyar dolarlık ekonomik yardım dahil bile değildir.

ABD Müsteşarı Tom Shannon ile Ulusal Güvenlik Danışmanı Temsilcisi Jacob Nagel, 2016 yılında iki ülke arasında Güvenlik Yardım Anlaşması'nı imzalarken. 10 yılı kapsayacak olan anlaşma ile ABD, İsrail’e toplamda 38 milyar dolar yardım yapmayı taahhüt etmişti.
ABD Müsteşarı Tom Shannon ile Ulusal Güvenlik Danışmanı Temsilcisi Jacob Nagel, 2016 yılında iki ülke arasında Güvenlik Yardım Anlaşması'nı imzalarken. 10 yılı kapsayacak olan anlaşma ile ABD, İsrail’e toplamda 38 milyar dolar yardım yapmayı taahhüt etmişti.

Amerika bu durumu her ne kadar “yardım” adı altında gösterse de 1967 yılından itibaren yapılan bu “yardım”ların%80’inin İsrail'in askeri harcamalarına ayrılmış olması, bu yardımların bariz bir şekilde "İsrail'i silahlandırma" politikası güttüğünü gözler önüne seriyor. Bunun dışında Lockhead Martin, Boeing; Northrop Grumman, General Dynamics, Ametek, UTC Aerospace, ve Raytheon gibi Amerikan şirketlerinin de İsrail’e silah temini noktasında müessir olduklarını ilave etmek gerekir. Hiç şüphesiz her iki tarafın da büyük menfaatler elde ettiği bir birliktelik söz konusu. Amerikan Başkanı Biden’ın bundan yıllar önce yaptığı bir açıklama da aslında bunu net bir şekilde ortaya koyuyor:

Eğer İsrail olmasaydı Amerika Birleşik Devletleri bölgedeki çıkarlarını korumak için bir İsrail icat etmek zorunda kalırdı.

Fotoğraf 3: İsrail’e silah temini noktasında ciddi bir rolleri olan Amerikalı özel şirketlerden bazılarının logoları.
Fotoğraf 3: İsrail’e silah temini noktasında ciddi bir rolleri olan Amerikalı özel şirketlerden bazılarının logoları.

Zamanında Yahudilere karşı işlediği suçlar sebebiyle bitmek bilmeyen bir tazminat meselesini kendisine adeta kalkan yapan Almanya da İsrail’e silah satışı yapan başlıca ülkeler listesinde yer alıyor. Bu yardımların gizli kalması adına ciddi bir titizlik gösterdiği anlaşılan Almanya’nın İsrail’e sattığı silahlara verdiği ruhsatlar incelendiğinde sadece 2013-2017 yılları arasında 1.6 milyar euroluk dev bir rakam çıkıyor ortaya.

1950’lerden itibaren İsrail için devriye tekneleri üreten Almanya 1960’lar ve 1970’lerde de silah satışı yapıyordu. 1994 yılından itibaren ise bu satış yıllık olarak düzenli bir hâl aldı. Bundan çok kısa bir zaman önce, daha geçtiğimiz mayıs ayında, Gazze bombalanırken Merkel tarafından İsrail’e verilen dayanışma mesajı iki ülke arasındaki milyarlarca euroluk çıkar ilişkisinden başka neyle izah edilebilir? Öyle anlaşılıyor ki bu satışlar durmak şöyle dursun, artarak devam edecektir.

Geçtiğimiz mayıs ayında İsrail Gazze'ye saldırılar düzenlerken ve sivilleri katlederken, Merkel'in İsrail'e destek mesajı yayımlaması iki ülke arasındaki uzun yıllara dayanan çıkar ilişkilerini işaret ediyor.
Geçtiğimiz mayıs ayında İsrail Gazze'ye saldırılar düzenlerken ve sivilleri katlederken, Merkel'in İsrail'e destek mesajı yayımlaması iki ülke arasındaki uzun yıllara dayanan çıkar ilişkilerini işaret ediyor.
  • İtalya da İsrail'e destek veren ülkeler içerisinde yer alıyor. Öyle ki Stockholm International Peace Research Institute (Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü)’e göre 2009-2020 yılları arasında İsrail’in başlıca konvansiyonel silahlarının %5.6'sı İtalya’dan temin edilmiş. Rakam her ne kadar ufak gibi görünse de ciddi bir silah ve karşılığında alınan para yekûnuna tekabül ediyor. Livorno Limanı işçilerinin dünya basınına da yansıdığı üzere İsrail’e gideceğini öğrendikleri gemiye silah sevkiyatı yapmayı kabul etmemesi bir yandan büyük bir ümit belirtisi olurken, bir yandan da İtalya’nın "İsrail'e destek veren ülkeler" grubundaki faal rolünü gözler önüne sermişti.


İtalya ile İsrail arasındaki yeni bir silah anlaşmasını içeren 2020 yılına ait bir haber.
İtalya ile İsrail arasındaki yeni bir silah anlaşmasını içeren 2020 yılına ait bir haber.

Ve İngiltere...İsrail’in kurulması yolunda verdiği destek ayan beyan ortadayken, bu desteği İsrail'i silahlandırma konusunda göstermemiş olması düşünülebilir mi? Tabii ki hayır. Mayıs ayındaki saldırıda özellikle İngiltere kamuoyunda, İngiltere'nin İsrail’in suçlarına ortak olduğu yönündeki iddialar sebebiyle ciddi bir rahatsızlık oluşmuştu. Bu iddiaların en somut şekli de İşçi Partisi Milletvekili Zarah Sultana’nın İngiltere Başbakanı Boris Johnson’a hitaben parlamentoda sorduğu şu soruyla kendisini göstermişti:

Başbakan gözlerimin içine bakarak yüzlerce çocuğu öldüren savaş suçlarında İngiliz yapımı silahların kullanılmadığını söyleyebilir mi?

Boris Johnson ise Zarah Sultana’nın sorduğu bu soruya cevap vermek yerine, soruyu “İngiltere yıllardır iki devletli çözüm için çalışıyor” gibi bir cümleyle geçiştirmeyi tercih etmişti. İngiltere merkezli, uluslararası silah ticaretini engelleme gayesine sahip bir teşkilat olan Campaign Against Arms Trade (CAAT)’in bu konuyla alakalı yaptığı araştırmaysa Boris Johnson’ın söz konusu iddialarla ilgili konuşmasında sesinin neden titrediğini izah ediyor.


  • CAAT’ın raporuna göre İngiltere sadece 2015 yılından itibaren İsrail’e 564 milyon dolara tekabül eden 400 milyon pound değerinde silah lisanslaması yapmış. Aynı şekilde İngiltere merkezli bir yayın organı olan The Independent’ın iddiasına göre, Gazze’deki 11 günlük İsrail borbardımanında İngiliz askeri teknolojisi kullanılmış. İsrail’e silah temininin esas itibariyle şeffaf olmayan anlaşmalarla yapılıyor olması meseleyi derinlemesine analiz etmeyi de imkânsız hale getiriyor. Fakat konuyla ilgili edinilen kırıntı mahiyetindeki bilgiler bile İsrail-İngiltere münasebetinin ne kadar da derin olduğunun anlaşılmasını sağlamaya yardımcı olabiliyor.

İngiltere’deki kimi özel şirketler de İsrail’e silah ve teknoloji sağlanması noktasında önemli bir yer tutuyor. BAE Systems; Atlas Elektronik UK, MPE, Meggitt, Penny + Giles Controls, Redmayne Engineering, Senior PLC ve Land Rover, bu şirketlerden sadece birkaçı.

The Independent’ın İsrail’in Gazze’ye yaptığı son saldırılarda İngiliz silah teknolojisinin kullanıldığını iddia eden haberi.
The Independent’ın İsrail’in Gazze’ye yaptığı son saldırılarda İngiliz silah teknolojisinin kullanıldığını iddia eden haberi.


  • Tabii İsrail’in sahip olduğu silahlarla alakalı hikâye burada da bitmiyor. Müttefiklerinden gördüğü silah yardımları ya da onlarla yaptığı ticari silah anlaşmalarından başka, İsrail’in büyük bir silah üreticisi ve aynı zamanda da ihracatçısı olduğunu unutmamak gerekir.

Öyle ki kamu harcamalarının %12’lik bir kısmını da orduya tahsis eden İsrail, 2020 yılında dünyanın en büyük silah üreticisi ülkelerinin yer aldığı listede 12. sırayı aldı. İsrail’in en önemli ithalatçıları arasında da Hindistan, Güney Afrika ve Singapur başta geliyor. Durum böyleyken unutulmaması gereken gerçek ise, bu dev rakamların ve büyük işbirliği anlaşmalarının İsrail'in, Filistin topraklarına ölüm yağdırmasında en büyük etken olmasıdır.