Kaşıkçı cinayetinin 2. yılında Suudi Arabistan'ın insan hakları karnesi

Başlarda cinayeti inkar yoluna giden ancak daha sonra itiraf etmek zorunda kalan Riyad yönetimi, Kaşıkçı cinayetiyle ilgileri olduğu gerekçesiyle 5'i idam talebiyle 11 kişiyi yargıya sevk etti.
Başlarda cinayeti inkar yoluna giden ancak daha sonra itiraf etmek zorunda kalan Riyad yönetimi, Kaşıkçı cinayetiyle ilgileri olduğu gerekçesiyle 5'i idam talebiyle 11 kişiyi yargıya sevk etti.

Uluslararası insan hakları örgütleri, Suudi Arabistan'a, yürüttüğü yargılama sürecinde, Kaşıkçı'yı öldürme emrini verenleri suçlu bulmaktan kaçındığı yönünde ciddi eleştiriler yöneltiyor. Başta ABD olmak üzere uluslararası toplum, Suudi Arabistan'la ekonomik çıkarları nedeniyle, siyasi muhalifler, aktivistler ve düşünce suçlularını serbest bırakması için Veliaht Prense yeteri kadar baskı yapmaktan uzak duruyor.

Orta Doğu'nun en etkin gazetecilerinden Washington Post yazarı Cemal Kaşıkçı'nın, evlilik işlemleri için 2 Ekim 2018'de girdiği Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülmesinin 2'nci yılında, Suudi Arabistan'ın düşünce özgürlüğü konusundaki tavrı ve insan hakları karnesi pek iyi gözükmüyor.

İlginizi çekebilirKaşıkçı davasında adalet karanlıkta kaldı

Washington Post'un haberine göre, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA), Kaşıkçı cinayetinin emrini Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın verdiği sonucuna ulaşmasına ve Batılı birçok istihbarat teşkilatının da bu yönde görüş bildirmesine rağmen ABD Başkanı Donald Trump, Veliaht Prens ile ilişkileri ve ülke ekonomisi için Suudi Arabistan'a ihtiyaç duyulması gibi nedenlerle bunları ciddiye almadı. Uluslararası insan hakları kuruluşları yargılama işlemlerini "gülünç" olarak tanımladı.

Başlarda cinayeti inkar yoluna giden ancak daha sonra itiraf etmek zorunda kalan Riyad yönetimi, Kaşıkçı cinayetiyle ilgileri olduğu gerekçesiyle 5'i idam talebiyle 11 kişiyi yargıya sevk etti.

Riyad Ceza Mahkemesi'nde 23 Aralık 2019'da gerçekleştirilen duruşmada, 11 sanıktan 5'ine idam, 3'üne hapis cezaları verilirken, diğer 3 kişiye yeterli delil olmaması nedeniyle sadece yurt dışına çıkış yasağı getirildi.

İlginizi çekebilirKaşıkçı kararına tepki yağdı: Adaletle alay edildi

Mahkeme, ceza alan 8 sanıkla ilgili nihai kararı ise 7 Eylül'de açıkladı. Daha önce idam cezası verdiği, 5 kişinin hükmünü yirmişer yıl hapis cezasıyla hafifleten mahkeme, diğer 3 kişiden birine 10, diğer ikisine ise yedişer yıl hapis cezası verdi.

Uluslararası insan hakları kuruluşları ise bu yargılama işlemlerini "gülünç" olarak tanımladı.

Birleşmiş Milletler (BM) Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard da Kaşıkçı cinayetine ilişkin hazırladığı raporda, "Kaşıkçı, uluslararası hukuka göre Suudi Arabistan'ın sorumlu olduğu, kasten ve tasarlayarak gerçekleşen bir yargısız infazın kurbanı oldu." ifadesini kullandı.

Callamard, ABD'nin, Kaşıkçı cinayetinin araştırılması için FBI soruşturması başlatması gerektiğine işaret ederek, Suudi Arabistan Veliaht Prensi'nin de aralarında olduğu üst düzey yetkililerin soruşturulması için güvenilir kanıtların bulunduğunu aktardı.

  • Buna karşın, Suudi Arabistan'a, yürüttüğü yargılama sürecinde, Kaşıkçı'yı öldürme emri verenleri suçlu bulmaktan kaçındığı yönünde uluslararası insan hakları örgütleri tarafından ciddi eleştiriler yöneltildi.

Cemal Kaşıkçı'nın oğlu Salah Kaşıkçı, ailesi adına babalarının katillerini bağışladıklarını belirtti.
Cemal Kaşıkçı'nın oğlu Salah Kaşıkçı, ailesi adına babalarının katillerini bağışladıklarını belirtti.

Öte yandan, Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğunda katledilen gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın ailesi ise cinayeti işleyenleri "affettiklerini" duyurdu.

İlginizi çekebilirAilesi, Cemal Kaşıkçı'nın katillerini affetti

Cemal Kaşıkçı'nın oğlu Salah Kaşıkçı, Suudi Arabistan'da birlikte yaşadığı ailesi adına Twitter'daki hesabından mayıs ayında yaptığı açıklamada, babalarının katillerini bağışladıklarını belirtti.

Suudi Arabistan ülkedeki gazeteci ve insan hakları aktivistlerine yönelik tavrı nedeniyle de eleştiriliyor

Kaşıkçı cinayeti nedeniyle ağır eleştirileri hedefi olan Suudi Arabistan, ülkedeki alimlere, gazetecilere, insan hakları alanında çalışmalar yürütenlere ve yönetimde söz sahibi olmak isteyenlere yönelik baskıcı tutumu ve gözaltı uygulamaları sebebiyle de ciddi tepki alıyor.

  • Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün (RSF) yayımladığı raporlara göre, yaklaşık 30 gazeteci ve blok yazarı, düşünce suçuyla Suudi Arabistan cezaevlerinde tutuluyor ve bu insanlar yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına rağmen serbest bırakılmıyor.

Buna karşın Riyad yönetiminin, ikamet yasalarını ihlal suçuyla gözaltında bulunan yabancı uyruklu 250 kişinin 26 Mart'ta serbest bırakılması yönünde karar aldığı aktarılan raporlarda, aynı muamelenin, gazeteciler ve düşünce suçlularına uygulanmadığı ifade ediliyor.

Raporlarda ayrıca, Suudi Arabistan'daki cezaevlerinde doluluk oranı nedeniyle sosyal mesafenin korunamadığı, tutukluların salgın tehlikesiyle karşı karşıya olduğu ve aralarında kötü muamele ve işkence nedeniyle sağlık durumu kötü olanların da bulunduğu kaydediliyor.

Suudi Arabistan, basın özgürlüğü listesinde 172. sırada

RSF'nin Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde bu yıl Suudi Arabistan, 180 ülke arasında 172. sırada yer aldı.

Suudi Arabistan'da yolsuzlukları eleştirdiği için 2 yıldan uzun süre hapis yatan gazeteci yazar Salih eş-Şayhi de serbest bırakıldıktan 2 ay sonra 19 Temmuz'da Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybetti.

Muhammed bin Selman Veliaht Prens olduktan ve siyaset sahnesine çıktıktan sonra ifade özgürlüğü tamamen bitti.
Muhammed bin Selman Veliaht Prens olduktan ve siyaset sahnesine çıktıktan sonra ifade özgürlüğü tamamen bitti.

Ancak Riyad yönetimi, Şayhi'nin resmi olarak ölüm nedenini açıklamadı.

Arap medyasında çıkan haberlerde ise Kraliyet Divanı'ndaki yolsuzluklara dikkati çekmesi nedeniyle 5 yıl hapis cezası alan gazeteci Şayhi'nin, sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine serbest bırakıldığı bilgisi paylaşılmıştı.

İlginizi çekebilirVeliaht Prens Selman'ın karanlık siyasi tarihi

Eski Suudi Arabistan Kralı Abdulmelik Abdullah bin Abdülaziz döneminde (2005-2015) devletin bazı politikalarının eleştilebildiğini, az da olsa bir düşünce özgürlüğünün olduğunu belirten gözlemciler, Muhammed bin Selman Veliaht Prens olduktan ve siyaset sahnesine çıktıktan sonra bu özgürlüğün tamamen bittiğini ifade ediyor.

Halihazırda ülkedeki hiç kimse Veliaht Prens Bin Selman'ın Yemen, Katar ya da herhangi bir konuda politikalarını eleştirmeye cesaret edemiyor.

Basında ve sosyal medyada Bin Selman'ın politikalarını öven, muhaliflerini bastıran ve yetkili birimlere bu kişileri bildiren bir yapı oluşturuldu.

Kaşıkçı'nın yazılarının yayımlandığı Washington Post'un sahibi Jeff Bezos'un telefonunun hacklenmesinin ardından Batı kaynaklı raporlarda, Bin Selman'ın, casus yazılımlar satın alan ve geliştiren kurumlar inşa ettiği, bu yazılımlarla ülke içindeki ve dışındaki muhalif gazetecileri mercek altına almak istediği yazıldı.

"Yolsuzluk" gözaltıları

Diğer taraftan Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz, 4 Kasım 2017'de yayımlanan Kraliyet kararnameleriyle Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu kurmuş; tutuklama, mal varlığına el koyma ve gerekli diğer işlemleri yapmakla yetkilendirilmiş komisyonun başına da Veliaht Prens Bin Selman'ı getirmişti.

Komisyonun kurulmasının hemen ardından başlatılan "yolsuzluk soruşturmaları" çerçevesinde başta Kraliyet Muhafızları Bakanı Prens Mutab bin Abdullah ve milyarder iş adamı Prens Velid bin Talal olmak üzere çok sayıda prens, bakan ve iş adamı gözaltına alınmış, daha sonra bu kişilerin çoğu serbest bırakılmıştı.

Uluslararası toplum ekonomik çıkarları için Riyad'a baskı yapmaktan uzak duruyor

Başta ABD olmak üzere uluslararası toplum, Suudi Arabistan'la ekonomik çıkarları nedeniyle, siyasi muhalifler, aktivistler ve düşünce suçlularını serbest bırakması için Veliaht Prense yeteri kadar baskı yapmaktan uzak duruyor.

İlginizi çekebilirPrens Selman G20 öncesi taht yolunu temizliyor

BM Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Callamard, Suudi Arabistan'ın insan hakları ihlallerini protesto için, G20 ülkelerinin hükümetlerine Bin Selman başkanlığında 21-22 Kasım'da yapılması planlanan G20 Zirvesi'ni boykot etme çağrısında bulundu.

Uluslararası toplum Riyad'a baskı yapmaktan uzak duruyor.
Uluslararası toplum Riyad'a baskı yapmaktan uzak duruyor.

Ancak bu ülkelerin BM Raportörü'nün çağrısına uymayıp zirveye katılacağı öngörülüyor.