Gündem Mısır'ın yerli Hıristiyanları: Kıptîler

Mısır'ın yerli Hıristiyanları: Kıptîler

SELİM TEKE MECRA 4 DAKİKADA OKUNUR
Mısır'ın yerli Hıristiyanları: Kıptîler Mısır'ın yerli Hıristiyanları: Kıptîler
Kıptîler, 2011'de Hüsnü Mübarek'e karşı yürütülen halk ayaklanmasında Mısır halkının yanında oldu.

Tüm semavi dinlerin neşet ettiği zemin olan Ortadoğu günümüzde farklı inançlara ev sahipliği yapıyor. Zihinlerde daha çok Avrupa kıtası ile ilişkilendirilen Hıristiyanlık da bu dinlerden biri. Henüz İslâmiyet ile tanışmadan önce, Hıristiyanlık ile ilişki içine giren topraklarda, yüzyıllardır devam eden Hıristiyan gelenekleri mevcut. Mısır’daki Kıptî kilisesi, köklü tarihi, kendine has kilise anlayışı ile bu geleneklerin en çarpıcı örneği konumunda.

Evanjelist Markos'un Kıptî Kilisesi tarafından yapılan bir tasviri.
Evanjelist Markos'un Kıptî Kilisesi tarafından yapılan bir tasviri.

Ortadoğu’daki en kalabalık Hıristiyan grubu olan Kıptîleri bünyesinde barındıran Mısır’a Hıristiyanlık M.S. 42 yılında Evanjelist Markos tarafından getirildi. Her ne kadar Kıptî kilisesi Hz. Meryem’in, Hz. İsa henüz bebekken Mısır’a sığınmak zorunda kaldığını savunsa ve Mısır’daki Hıristiyanlığın köklerinin bu olaya dayandığını iddia etse de birçok araştırmacı tarafından Mısır’da Hıristiyanlığı getiren kişinin Markos olduğu kabul edilmekte. İznik konsülünde dört büyük İncil’den biri olduğuna karar verilen Markos İncil’inin yazarı olan Havari Markos yaptığı Mısır yolculuğunda, bölge halkına bu yeni dini tebliğ etmekten de geri durmamıştı.

Mısır'da Kıptîlere ait, St. Mercuruis adıyla da bilinen eski Ebu Seyfeyn Kilisesi.
Mısır'da Kıptîlere ait, St. Mercuruis adıyla da bilinen eski Ebu Seyfeyn Kilisesi.

Markos’un tebliğlerinin sonucuyla ortaya çıkan Kıptî kilisesi, Batı’da teşekkül eden Katolik kilisesi ve Bizans’ın temsil ettiği Ortodoks kilisesinden farklı bir yapı ortaya çıkardı. Yunanca “Aigyptos” kelimesinden gelen ve şimdilerde sadece Hıristiyan Arapları tanımlamak için kullanılan Kıptî kavramı, o zamanlarda bütün Mısırlılar için kullanılan bir isimdi. Fakat 635’te (H. 13) Mısır’ın Müslümanlar tarafından fethedilmesiyle bu kullanım değişti, Mısır’ın dini atmosferinin değişmesi gibi…

REKLAM

Mısır’ın fethine kadar Mısır’da oldukça yayılan Hıristiyanlık, Mısırlıların Müslümanlık ile tanışması ile gerileme kaydetti. Geleneksel dinlerinden Hıristiyanlığa geçen Mısırlıların büyük bir çoğunluğu Müslümanlaşırken, Kıptî kelimesi de sadece Hıristiyan Mısırlılar için kullanılan bir sözcüğe dönüştü. Kısa sürede değişen Mısır atmosferi Kıptileri de etkiledi. Mısır’a yayılmaya başlayan ve Müslümanlar tarafından kullanılmaya başlayan Arapça Hıristiyanlar arasında da yayılırken, Kıptice Kıptî kilisesi altında yaşamaya devam etti. Mısır’ın Müslümanlaşmaya başladığı ilk dönemlerde Kıptîler, başa geçen Müslümanların yönetimi altında rahat bir yaşam sürdüler. Ta ki Fâtimî Halifesi Hâkim Biemrillah dönemine dek...

Hakim Biemrillah döneminde Kıptîlerin birçok kilisesi yıkıldı.
Hakim Biemrillah döneminde Kıptîlerin birçok kilisesi yıkıldı.

Hâkim’in Hıristiyanlara karşı yürüttüğü katı politikalar çerçevesinde Kıptîlerin kiliseleri yıkıldı. Toplumsal yapı içerisindeki pozisyonlarını kaybeden Kıptîler Eyyubîlerin 1171’de Fâtimî devletini sonlandırmasıyla kısmen rahat bir nefes alsalar da, 8’nci Haçlı seferleri sırasında Mısır’ın bir kısmını ele geçiren Haçlılar karşısında yine zor dürüme düştüler. Her ne kadar bölgeyi ele geçiren Haçlılar Hıristiyan olsa da, Mısır halk üzerinde uyguladıkları eylemlerinde Kıptîleri Müslümanlardan ayırmadılar.

1250’de Memlükler’in Mısır’da bir devlet tesis etmesi ve yavaş yavaş Haçlıları bölgeden bertaraf etmesi ile eski yerel haklarını elde eden Kıptîler 1517’de Memlükler’den iktidarı devralan Osmanlı yönetimi altında da aynı şekilde yaşamlarını sürdürdüler. 1805 yılında Osmanlı idaresi tarafından Mısır Valisi olarak atanan Kavalalı Mehmet Ali Paşa döneminde Kıptîlerin toplumsal konumu oldukça yükseldi. Mısır’da güçlü bir yapı tesis etmeye çalışan Kavalalı vergiden muaf tuttuğu Kıptîlere yerel yöneticilikler verdi. Tanzimat Fermanı’nın bir uzantısı olan Hatt-ı Hümayun ile birlikte Osmanlı Hıristiyan tebaası Müslümanlarla eşit konuma gelmesiyle, Kıptîler, kendi yasalarını ile yargılanma, Kilise inşa etme, orduya katılma gibi haklar kazandı.

REKLAM

Mısır'ın İngiliz yönetimi altında olduğu dönemde Başbakanlık yapmış iki Kıptî: Butros Gali (sağda) ve Yusuf Vahbe Paşa (solda).
Mısır'ın İngiliz yönetimi altında olduğu dönemde Başbakanlık yapmış iki Kıptî: Butros Gali (sağda) ve Yusuf Vahbe Paşa (solda).

Mısır 1882’de tam olarak İngiliz hâkimiyeti altına girdiği Kıptîler kendi kimlikleriyle siyasetin içine girdi. 1908’de Mısır’ın başbakanı olan Butros Gali’nin ve 1919’da aynı makamda göre yapan Yusuf Vahbe Paşa’nın birer Kıptî olması, Hıristiyan Arapların Mısır siyaseti içerisindeki konumunu gösteren en büyük örneklerdi.

Amerika'ya yerleşen Kıptîler, kimliklerini korumuş ve ABD'de kendi Kıptî kiliselerini açmışlardır.
Amerika'ya yerleşen Kıptîler, kimliklerini korumuş ve ABD'de kendi Kıptî kiliselerini açmışlardır.

1919’da bir devlet kurmak için Mücadele eden Mısır halkı içerisinde yerlerini alan Kıptîler, 1952’de Cemal Abdünnasır’ın önderliğinde yapılan darbeyi bütün Mısırlılar gibi sevinçle karşıladılar fakat ortaya çıkan sonuç hiç de bekledikleri gibi olmadı. Cemal Abdünnasır’ın yönetime geçmesi ile Milliyetçiliğin Mısır’da yükselmesi Kıptîlerin Mısır’daki toplumsal rollerini kaybetmelerine neden oldu. Kendilerini ifade etme yöntemleri, partilerin kapatılması yoluyla ellerinden alınınca ve Milliyetçi ideoloji kendini daha çok göstermeye başlayınca ilk Kıptî göç dalgası baş gösterdi.İlki Kanada’ya, ikincisi Amerika’ya olmak üzere gerçekleşen göçlerde 10 binin üzerinde Kıptî Mısır’dan ayrıldı. Bugün Amerika’da oldukça yaygın olan Kıptî kiliselerinin menşei de bu göçtü.

Abdünnasır döneminde ve Sedat Enver döneminde Kıptî Kiliselerine birçok saldırı düzenlendi.
Abdünnasır döneminde ve Sedat Enver döneminde Kıptî Kiliselerine birçok saldırı düzenlendi.

Milliyetçiliğin Mısır’da yükselişi Kıptîlerin üzerinde baskı oluşmasına sebep oldu. Envar Sedat’ın Mısır’daki komünist düşünceyi bastırmak için parlattığı “İslamcı” tutumu bu baskının daha da artmasına sebep oldu. Her ne kadar Sedat halkın kutuplaştığını hissedip, bunun önüne geçmek için din ve düşünce özgürlükleri için çalışmalar yapmış olsa da, bu 1972’de kiliselere karşı yapılan saldırılara engel olamadı. Sedat’ın iktidarı boyunca Kıptîlere karşı gerçekleştirilen saldırıların sayısı arttı. Kundaklanan kiliseler, saldırıya uğrayan rahipler ve Hristiyanlar…

REKLAM

Sedat’ın 1981’de suikasta kurban gitmesinin ardından başlayan Hüsnü Mübarek döneminde, saldırılar kısmen sürmüş olsa da, Kıptîler daha rahat bir yaşam sürdüler. Siyaseti boykot etme kararı veren Papa, Hüsnü Mübarek döneminde verdiği bu karardan geri dönünce, Kıptîler sosyal alandaki statülerini tekrar kazanmaya başladı. Fakat 1987’de Kutup Camii’nin yakılmasının ardından, Hıristiyanlardan şüphelenen Müslüman gruplar tekrar kiliselere saldırmaya başladı. Devam eden yıllarda iki grup arasında süregelen çatışmalar, Kıptîlerin en ağır darbeleri almasına sebep oldu.

Kıptî Kilisesinin Sisi ile yakınlığı Mursi destekçilerinin tepkisini çekti.
Kıptî Kilisesinin Sisi ile yakınlığı Mursi destekçilerinin tepkisini çekti.

Özellikle Müslüman Kardeşler’e menfi bir bakışları olan Kıptîler 2011’de Hüsnü Mübarek’in devrilmesiyle sonuçlanan halk ayaklanmasına katılmış olsalar da, seçimlerde Müslüman Kardeşler bağlantılı olan Muhammed Mursi’ye destek vermediler. Yine aynı saiklerle 2014’te Mursi’nin, General Abdülfettah Sisi tarafından devrilmesinin ise destekçisi oldular. Bu siyasi tercihin sonucu ise Kıptî kilisesi açısından ağır oldu. Muhammed Mursi destekçileri, Sisi tarafında yer alan Kıptîleri cezalandırmak için kiliselere saldırılar düzenledi.

Mısır nüfusunun yüzde 10’unu oluşturan Kıptîler, özellikle Mısır’ın modern tarihi içerisinde, yer yer kendi konumlanışlarının sonucu olarak, birçok sıkıntıyla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Bugün hala, toplumsal anlamda sabit bir pozisyon elde edemeyen Kıptîler, Mısır’ın azınlık halkı olmaya devam ediyor.

Yeni yüzyıl Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası ilişkiler bölümünden mezun oldu. Çağdaş İslam düşüncesi, tasavvuf tarihi ilgi alanları içerisinde. Yayın hayatının başlangıcından bu yana, Mecra'da editörlük yapmakta.

HAFTANIN ÖZETİ

Müslüman Âlimler Birliği, yeni başkanını seçti
Müslüman Âlimler Birliği, yeni başkanını seçti

Dünya Müslüman Âlimler Birliği’deki başkanlık değişiminden, ABD'nin yeni İran yaptırımlarına, İslam dünyasında geride bıraktığımız haftanın öne çıkan gelişmeleri.

PORTRELER

Akdeniz'in sularında kaybolan imparator: Emil Bustânî
Akdeniz'in sularında kaybolan imparator: Emil Bustânî
Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyinde bulunan tarihî Şûf mıntıkasının Dibbiye köyünde, matematik öğretmeni Murşid Bustânî ile piyano öğretmeni eşi Helena Ghorbil, 27 Haziran 1907 günü ilk çocuklarını kucaklarına almanın sevincini yaşıyordu. 19’uncu yüzyılda Protestanlığı seçmiş olan Bustânîler, ticaretle iştigal eden orta halli bir sülaleydi. Süla...

HAREKETLER

Medrese sıralarından cepheye: Hûsîlik
Medrese sıralarından cepheye: Hûsîlik
Hz. Hüseyin’in torunu Zeyd, 739’da, uzun süredir planladığı siyasal muhalefet hareketini örgütlemek üzere Irak’a giderek Kûfe şehrine yerleşmişti. Şehir halkından biat alan ve başlatacağı kalkışmada destek isteyen Zeyd bin Ali, nihayet aynı yılın sonunda hazırlıklara başladı. Ancak Emevî yönetimi durumu haber almış, Halife Hişâm bin Abdulmelik’in e...

MALUMAT

Bağımsızlıktan günümüze Özbekistan'ın serüveni
Bağımsızlıktan günümüze Özbekistan'ın serüveni
17 Mart 1991’de son bir şans olarak “belki devam eder” diye Sovyetler Birliği’nin korunması için yapılan referandumda katılımcılara şu soru sorulmuştu: “Eşit ve egemen cumhuriyetlerin yenilenmiş federasyonu olarak Sovyetler Birliği’nin korunmasını uygun görüyor musunuz?”Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nde referanduma katılanların %95’i birl...

NE OKUMALI?

Pîr-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevi
Pîr-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevi
Hoca Ahmed Yesevi, Orta Asya Türkleri’nin dinî-tasavvufî hayatında geniş tesirler bırakan, “Pîr-i Türkistan” olarak anılan mutasavvıf ve Yeseviyye tarikatının kurucusudur. Şahsiyeti ve menkıbevî hayatıyla Orta Asya Türk dünyasının en büyük ismidir denilebilir.Bu kitap, Hoca Ahmed Yesevi’yi tanırken Türkistan’ın İslam ile şereflenmesi hakkında detay...
YUKARI DÖNÜN

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz