Cumhuriyet tarihinin kara lekesi 28 Şubat'ta ne oldu?

Cumhuriyet tarihimizin ve demokrasimizin kara lekelerinden biri olan 28 Şubat Postmodern darbesinin üzerinden 22 yıl geçti. Peki 28 Şubat'ta neler oldu, neler yaşandı? Hafızlarımızda bıraktığı derin izlerle hatırlanan 28 Şubat sürecini kronolojik olarak sizler için derledik.
Türkiye'deki demokrasinin dördüncü kez asker tarafından sekteye uğradığı bin yıl süreceği iddia edildiği ve tarihe 'post-modern darbe' diye geçen süreç: 28 Şubat "postmodern darbesi"
https://www.youtube.com/embed/33fy6wa6bFo
Postmodern darbenin üzerinden tam 21 yıl geçti

28 Şubat sürecinin şüphesiz baş mimarları

28 Şubat'ta yapılan haberler

Necmettin Erbakan'a siyaset yasağı getirildi

21 Mayıs / RP'ye kapatma davası

Dava 16 Ocak 1998'de sonuçlandı ve parti kapatıldı. Necmettin Erbakan, Şevket Kazan, Ahmet Tekdal, Şevki Yılmaz, Hasan Hüseyin Ceylan ve İbrahim Halil Çelik'e 5 yıl siyaset yasağı getirildi. Kapatılma gerekçesinde, parti görevlilerinin laiklik karşıtı eylemleri, devletin kurucusuna karşı suçlamaları ve başörtüsüyle ilgili siyaseti de kanıtlar arasında sayıldı.
Başbakan Erbakan, Milli Güvenlik Kurulu kararlarını imzaladı

İşçi ve işveren sendikaları konfederasyonları, bir araya gelip
İlhan Kılıç, başbakan ile görüşmesinden sonra,
Başbakan Erbakan, Milli Güvenlik Kurulu kararlarını imzaladı. Ancak uygulanmaması için harekete geçti.
Genel Kurmay hükümet gibi kararlar almaya başladı

Ordu tarafından istenilen (emredilen) talepler

Karşınızda 28 Şubat

Erbakan MGK'daki kararları hemen imzalamadı. MGK Genel Sekreterliği,
Demokrasiye balans ayarı: Tanklar Sincan'da

dinci akımların girmesinin engellenmesi gibi uyarılar vardı.
Ve darbeden önce ki son olay: Kudüs gecesi

Yıldız, bu sözleri sebebiyle,
Başbakan Necmettin Erbakan, grup toplantısında Sincan Belediyesi'nin düzenlediği gece için,
Başörtüsü yasağına karşı olan bazı eylemciler idamla yargılandı

İstanbul Üniversitesi rektör yardımcısı Nur Serter başörtülü, sakallı ve uzun saçlı öğrencileri derslere almama kararı aldı.
https://www.youtube.com/embed/84q6nYkTWBY
28 Şubat'ta okullara girmek isteyen başörtülü öğrenciler adeta terörist muamelesi gördü binlercesi gözaltına alındı okul bahçesine dahi sokulmadı. İstanbul üniversitesi eşine rastlanmayan bir skandala imza attı. Rektör Kemal Alemdaroğlu ve yardımcısı Nur Serter öğrencileri ikna odalarına soktu ve zorla okula başörtüsüz girmeyeceklerine dair taahhütname imzalattı.
“Şeriat geliyor" diye başörtüsü yasağı getirildi
https://www.youtube.com/embed/H9b43_1ATQg
Türkiye, 28 Şubat dönemi ile telafisi imkânsız bir döneme girmişti. “Şeriat geliyor" şeklinde suni korku politikasının ardından, özellikle başörtüsüyle okumak isteyenlere büyük bir linç kampanyası başlatılmıştı. Tek istekleri eğitimlerine devam etmek olan imam hatip ve üniversite öğrencilerine okul kapıları birer birer kapanmıştı. 1997 'de Sivas Cumhuriyet Üniversitesi başörtülü hemşirelik bölüm birincisi törene alınmaması da o yıllarda yapılan zulmün sembolü oldu.
11 Ocak 1997: Din adamlarına verilen iftar, askerle hükümet arasında ilişkileri kopartma noktasına getirdi

Başbakan Necmettin Erbakan, Başbakanlık resmi konutunda, çeşitli din adamlarına iftar yemeği verdi. Yemeğe, bazı dini cemaat liderleri de davetliydi. Sarıkları ve cübbeleriyle yemeğe gelen isimler medyada geniş yer buldu. "Tarikat liderlerine başbakanlıkta iftar" başlıklarıyla basına yansıyan yemek, askerle hükümet arasındaki ilişkilerin iyice gerilemesine neden oldu.
CHP Genel Sekreteri Adnan Keskin ve 33 milletvekili, Başbakan Erbakan'ın Başbakanlık Konutu'nda çeşitli tarikat liderlerine verdiği yemek hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.
9 Ocak 1997: Asker medyayı RP'ye karşı doğrudan yönlendirmeye başladı

Yönetmelikle, askerler kamu kurumları ile doğrudan temas kurmaya başladı.
Askerler bir yandan ana akım medyayı brifinglerle ve doğrudan temaslarla yönlendiriyor. Televizyon kanallarına, Refah Partili bazı isimlerin, laiklik ve cumhuriyet aleyhine ifadelerini içeren konuşmaları servis ediliyordu. Şevki Yılmaz, Hasan Hüseyin Ceylan, Hasan Mezarcı gibi isimlerin konuşmaları, toplumdaki laiklik hassasiyetini iyice artırmıştı.
Batı Çalışma Grubu ( Fişleme Grubu)

İrticai faaliyet içerisinde olduğunu iddia ettiği kişilere karşı tedbir almak amacıyla kurulan BCG'nin 28 Şubat 1997 sürecinde 6 milyona yakın insanı fişlediği belgelenmiştir.
6 Nisan 1997 tarihli olan ve bütün askerî birimlere gönderilen ilk belgede, laiklik aleyhtarı faaliyetlerin arttığı vurgulanarak camilerin gözetim altına alınması emrediliyordu. Plana göre görevli askerî personel camilere gidecek ve laiklik karşıtı fiil ve sözleri ivedilikle garnizon komutanlıklarına bildirecekti. Açıkça halkın dini inanç ve değerleri baskı altına alınmaya çalışılmıştı.
Çevik Bir imzasını taşıyan ve bütün askeri birimlere gönderilen 29 Nisan 1997 tarihli ikinci belgede ise her ildeki öğrenci yurtları, özel okullar, dernekler, vakıflar, Kur'an kursları, imam hatip okulları ve bu kurumlara giden gelenlerin sayısının ve kimliklerinin tespit edilmesi isteniyordu. 3. belge ise birimin bilgi ihtiyaçlarının karşılanması hakkında idi.
Mesut Yılmaz ülkücü dayağı yiyerek bu durumdan nasibini aldı

Bu olay ülke genelinde bir infial yarattı ve devlet içindeki çetelere karşı bir toplumsal farkındalık oluştu. İşin ucunun Çiller'e dokunuyor olması sebebiyle ANAP da konuya ilgi gösterdi. Almanya gezisi sırasında program dışı olarak Macaristan'a geçen ANAP lideri Yılmaz, 24 Kasım'da Budapeşte Hilton Oteli'nde Veysel Özerdem adlı ülkücünün yumruklu saldırısına uğradı.
'Derin devlet krizi' Çiller'e uzandı, Mehmet Ağar istifa etti

28 Şubat neden post-modern darbe olarak adlandırılıyor?

Postmodern darbecilere ilk tokat: 27 Mart Yerel Seçimleri 1994

24 Aralık 1995 genel seçimleri: Refah Partisi ilerleyişi durdurulamadı

El birliği ile Refah Partisi hükümet dışına çıkarıldı

Üstakıl Erbakan'ın hükümette olmaması için Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz'a baskı yaptı

DSP tarafından dışarıdan desteklenen ve ANAYOL diye adlandırılan bu azınlık hükümeti Mesut Yılmaz'ın Başbakanlığı altında kurulmuştu. Yapılan anlaşmaya göre Yılmaz bir süre sonra mevkisini Çiller'e devredecekti.
Hükümet krizi sürerken, Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, Meclis Başkanı Mustafa Kalemli'yi telefonla aradı. Refah Partisi'nin olası koalisyonunundan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi:
Ancak bu kırılgan hükümet uzun ömürlü olmadı.
RP'ye sırt çeviren Tansu Çiller, Erbakan'ın eline düştü

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümeti kurma görevini bir kez daha Necmettin Erbakan'a verdi. DYP ile masaya oturan Erbakan, uzun pazarlıklar sonucu kendi başbakanlığında,
29 Haziran 1996: İlk kez İslamcı bir partinin lideri Başbakan oldu askerlerin huzuru kaçtı

DYP'nin içinde de gerilime yol açan
29 Haziran 1996'da Erbakan'ın Başbakanlığı altında
28 Şubat'ı başlatan olay: 2-7 Ekim Kaddafi Krizi

Ziyarette, dönemin Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi'nin
Muammer Kaddafi'nin, Türkiye'nin Kürtlere yönelik tavrından dolayı kameraların önünde Erbakan'ı
22 Ekim: Erbakan G-7'ye karşı, D-8'ler grubunu kurma projesini için harekete geçti

Hükümet, G-7 örneğini izleyerek başlıca Müslüman ülkelerle D-8 kısaltmalı ekonomik işbirliği örgütünün kurulmasına öncülük etti (22 Ekim 1996). D-8'in ilk zirvesi 4 Ocak 1997'de İstanbul'da toplandı.
3 Kasım Susurluk Kazası: Devlet - Mafya - Siyaset ilişkisi

"Devlet-Mafya Kolkola" başlığıyla manşetlere taşınan olay Türkiye'nin en büyük skandallarından biri olarak tarihteki yerini aldı.
Başbakan Erbakan, art arda çıkan devlet-mafya-siyaset ilişkileriyle ilgili suçlamaları, 'fasa fiso' diye tanımladı.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.