İran’ın füzeleri

Yusuf Sami Kamadan
10:00, 06/03/2024, Çarşamba
CategoryMecra
Mecra
İran’ın füzeleri
İran’ın meşhur Fecr roketiyle poz veren İranlı bir kadın. Fotoğraf: Yusuf Sami Kamadan.

İran’ın füze teknolojisi şüphesiz dünyanın ilk sırasında değildi. Amerika, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa’nın elindeki mevcut füze teknolojisi, dünya üzerindeki herhangi bir noktayı vurabilme gücüne erişmişti. İsrail’in bile füze teknolojisi bakımından İran karşısında üstün olduğu bir ortamda Batı dünyası neden İran füzelerinden böylesine endişe ediyordu?

İngiltere Dışişleri Bakanlığı tarafından 24 Aralık 2021 tarihinde yapılan bir açıklama, aynı gün İran tarafından yapılan balistik füze denemesini kınamış, bunun
BM Güvenlik Konseyi'nin 2231 sayılı kararının ihlali
olduğu söylemişti. Neydi bu 2231 sayılı karar? İran ile Batı arasında 2015 yılında nükleer müzakerelerde anlaşma sağlanmış, bu gelişme sokaklara dökülen İranlılar tarafından coşkuyla karşılanmıştı. Zira anlaşma şartlarının yerine getirilmesi
İran’a karşı uygulanan ambargoların kaldırılmasını
sağlayacaktı ki bu da
kırk yıldan uzun süredir ambargolardan bunalmış olan İranlıların
rahat bir nefes almasına imkan tanıyacaktı. İşte BM Güvenlik Konseyi'nin 2231 sayılı kararı varılan bu anlaşmayı kimi şartlara bağlıyor, özellikle de nükleer başlık taşıyabilen,
uzun menzilli füzeleri tavsîf eden balistik füze kullanımı noktasında İran’a kimi kısıtlamalar
getiriyordu. İran buradaki şartlara uyacak ve belli bir vakit sonra yaptırımlardan kurtulacaktı.
Fakat süreç hiç de öyle gitmedi. Müzakerelerde varılan anlaşmadan kısa bir zaman sonra
İran’ın balistik füze testi,
anlaşmanın ciddiyetine de gölge düşürmüştü. 2016 yılının Mayıs ayında İran’ın bizzat resmî makamlarınca yapılan açıklamada
2 bin kilometre menzilli, 8 metre sapma oranına sahip balistik füze denemesi
yaptığı söylenmiş, o zaman da
ABD, bunun BM Güvenlik Konseyi'nin 2231 sayılı kararının ihlali
olduğunu söylemişti. İran’ın balistik füze denemesi bununla sınırlı kalmamış, şüphesiz bunun başka örnekleri de yaşanmıştı. 2018 yılında
ABD Başkanı Donald Trump
, Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında
İran’la yapılan nükleer anlaşmadan çekildiklerini
duyurmuş, anlaşmanın ABD için büyük bir utanç olduğu yorumunu yapmıştı.
Bundan sonra da İran nükleer çalışmalarına kaldığı yerden devam etmiş,
nükleer bomba yapımında kullanılan uranyum zenginleştirme faaliyetlerine hız kazandırmıştı. Batı dünyasını tedirgin eden balistik füze denemeleri bu dönemde de eksik olmamıştı. İngiltere Dışişleri Bakanlığı tarafından kınamanın yapıldığı tatbikat bunun sadece sonuncularından biriydi.
İran balistik füze programının babası olarak kabul edilen
Hasen Tahrânî Mukaddem
bu noktada kilit rolde biri olmuştu.
İslam Devrim Muhafızları’nın üst düzey isimlerinden
biri olan Hasen Tahrânî,
İran-Irak Savaşı’nın da faal isimlerinden biri
olmuştu. İki tarafın da zafer elde edemediği bu savaş bir yerde İran’a eksikliklerini görme imkanı da sağlamıştı. Irak’tan atılan ve engelleme noktasında başarısız kalınan füzeler Tahran’da büyük bir yıkıma sebep olmuştu. Sahip olunan askerî malzeme bir yere kadar işe yarıyordu. Zaten Şah döneminde İran’a getirtilen teknolojik silah ve füze gibi teçhîzât daha Şah devrilmeden geri götürülmüştü. Devrim öncesi bölgenin önemli bir kuvveti olan İran, söylenildiği kadarıyla elindeki malzeme bakımından İran-Irak Savaşı döneminde yine de Irak’tan üstündü. Ama devrimin sebep olduğu askeriyedeki açık bundan tam anlamıyla istifade edilmesini engellemişti.
Saddam karşısında olduğu gibi benzer durumlar yaşamaması adına, caydırıcı bir güç olarak uzun menzilli, tahrip gücü yüksek füzelere sahip olması kaçınılmazdı. Fakat buna daha çok zaman vardı. Zaten işin başlangıcında büyük iddialarla da yola çıkılmamıştı. Füze üretimi değil, ithalatı düşünülmüş, başlarda kısa menzilli Scud füzeleriyle iktifâ edilmişti.
Dönemin Meclis Başkanı olan Rafsancânî
bunun için büyük bir gayret sarfetmiş;
1985 Libya’ya, Suriye’ye, Kuzey Kore’ye ve Çin’e füze alımı için kimi seyahatler düzenlemiş,
buradan kimi alımlar gerçekleştirmişti.
Verilen hasar ne olursa olsun sınırlı oluyordu. Çok daha müessir füzelere ihtiyaç vardı. İran sonrasında yüzünü çevirdiği Kuzey Kore’den aradığını kısmen buldu. Kuzey Kore 1970’lerde başlattığı füze programını hızlı bir şekilde geliştiriyordu.
İran da Kuzey Kore’nin füze programını mâlî olarak desteklemiş, karşılığında da oradan mühimmat alma imtiyazını elde etmişti.
İlk parça 1987 yılında İran’a gelmiş, sonraki aylarda gelenlerle
bu rakam yaklaşık yüze varmıştı.
Devam etmekte olan savaşta başarılı bir şekilde kullanılan bu füzeler, İran’ın elini kuvvetlendirmişti. Kendilerine ait füzelerin üretilme fikri de işte bundan sonra gündeme gelmişti.
  • “Nâziât” isimli karadan karaya olan füze, kendisine bir vizyon olarak belirlediği İran’ın yerli füze sahibi olma yolundaki ilk belirgin misal olmuştu.

Üstelik bu daha savaş devam ederken gerçekleşmişti. Kazananı olmayan savaş sona ermişti belki ama devrim sonrası İran’ın füze teknolojisine olan alakası gittikçe artmaya başlamıştı. 1980’lerde Kuzey Kore’den füze satın alan İran, 1990’larda aynı ülkenin füze teknolojisine talip olmuş ve bunu elde etmişti. Burada hiç şüphesiz Hasen Tahrânî Mukaddem kilit bir roldeydi.

1979 yılında Tahran’daki Şerîf Teknoloji Üniversitesi’nin makine mühendisliği bölümünden mezun olan, 1981 yılında da Hâce Nasîrüddîn-i Tûsî Teknoloji Üniversitesi’nden havacılık mühendisliği sahasında yüksek mühendislik pâyesi elde eden
Hasen Tahrânî,
80’li yıllarda kendisini yoğun bir şekilde füze yapımına teksîf etmişti. Tersine mühendislik metoduyla öncelikle
Scud füzeleri
üzerine çalışan Hasen Tahrânî,
Scud-B’den Şehâb 1 isimli füzeyi elde etmeyi başarmıştı.
Sonrasında bunu
Şehâb 2 ve Zilzâl
füzeleri şeklinde geliştirmişti. 1998 yılında
Scud-C’den Şehâb 3’ü geliştiren
Tahrânî, bununla
2000 kilometrelik bir operasyon sahasına sahip olan orta menzilli balistik füzeyi
elde etmişti. Şehâb 3’te, Kuzey Kore’ye ait Nodong-1 temel alınmış olsa da aradaki kabiliyet üstünlüğü fazlasıyla Şehâb 3’e aitti. Şehâb 3 yine de kusursuz değildi ve hassas hedefleri vurma noktasında kimi aksaklıklar gösterebiliyordu. Yoğun çalışmalar kusursuz olan için yapılıyordu.
1998 ve 2003 yılları arasında test edilen bu füze, testlerden başarıyla geçmesinin ardından 2003 yılında İran’ın askerî mühimmatına eklenmişti. Sonrasında Şehâb 3’ü de geliştiren Tahrânî, aynı şekilde
2000 kilometrelik menziliyle Kadr 110’u
elde etmeyi başarmıştı.
Tabii bunu yaparken füze teknolojisinde önemli bir yere sahip olan Kuzey Kore’nin destekleri de söz konusu olmuştu. Sıvı yakıtlı Şehâb balistik füzelerin yerini alan Siccîl, 2008 yılının sonlarında gerçekleştirilen test atışıyla
2000 ila 2500 kilometrelik bir menzil sahasına sahip
olduğunu ispatlanmıştı. Çeşitli füze modellerinin mühendisi ve geliştiricisi olan Tahrânî, bu bakımdan bugün de kendisinden bahsedildiği gibi İran’ın balistik füze projesinin mimarı olmuştu.
Kâsım Süleymânî
de dahil olmak üzere çok sayıda üst düzey İranlı ismin Hasen Tahrânî Mukaddem’in çalışmalarının önemini vurgulaması bu gerçeği gösteriyordu.
Devrim Muhafızları’na ait Tahran yakınlarındaki bir mühimmat deposunda gerçekleşen 2011 yılındaki patlama, o esnada orada bulunan Hasen Tahrânî Mukaddem’in de ölümüyle neticelenmişti.
Başlattığı çalışmalar kendisinden sonra gelenlerle tabi bugün de devam ediyordu. Tahrânî’nin çalışmaları sadece İran’la sınırlı kalmamış, kendisi aynı zamanda Hizbullah’ın füze programının da kurulmasında önemli bir rol almıştı. Bugün gelinen noktada
Hizbullah, sayısı yüzbinlerle ifade edilen bir mühimmata sahipse bu kesinlikle İran sayesinde mümkün olabilmişti.
Ve aslında hâlâ da İran sayesinde mümkün olabiliyordu.
Gerek Tahrânî’nin ölümü gerekse İran’ın uranyum zenginleştirmesine verdiği ağırlık uluslararası düzeyde dikkati İran’ın füzelerinden İran’ın nükleerine çekmişti. Fakat 2017 yılında servis edilen bir fotoğraf dikkatin tekrar buraya çekilmesine sebep olmuştu.
Fotoğraf, ölümünden kısa bir vakit önce Tahrânî’yi bir proje üzerinde çalışırken gösteriyordu.
İddia edildiği kadarıyla yapılan çalışma İran’ın füze test merkezi olan Simnân Eyaleti’ne bağlı Şâhrûd’da yeni bir tesis içindi. İran’ın füze beyni olan Hasen Tahrânî ölmüştü ama önceliğini yaptığı füze teknolojisi öyle anlaşılıyor ki İran’da canlılığını devam ettirmişti. Yapılan test denemelerinin tahrip kuvveti, hedefi vuruş kabiliyeti, uzun menzilleri bir gerçeği gösteriyordu ki İran bu konuda bir ilerleme kaydetmiş ve kaydetmeye de devam ediyordu. İran’dan test amacıyla kalkan her füze kimi yerlerde bu sebeple paniğe yol açıyordu.
Zira İran füzelerinin vuruş kapasitesi Avrupa’ya kadar uzanıyordu.
  • Polonya'daki ABD füze savunma kompleksi temel olarak İran’dan gelecek tehditlere karşı düşünülmüş bir projeydi.
İran’ın füze testleri hiç durmamıştı. 2017 yılında orta menzilli balistik füze denemesi, gelen tepkilere cevap olarak 2018 yılında Devrim Muhafızları Ordusu Hava Kuvvetleri Komutanı’nın
yılda 40-50 füze denemesi
yapıldığını ifade etmesi, 2019 yılında yaptığı balistik füze denemesinin akabinde gelen tenkitlere karşı İran Genelkurmay Başkanlığı yetkilisinin, balistik füze denemelerinin ülkenin savunma ihtiyaçları kapsamında normal bir faaliyet olduğunu açıklaması, 2020 yılında Hint Okyanusu'nun kuzeyinde füze denemelerinin yapılması ve yazımızın başında da ifade ettiğimiz gibi İngiltere Dışişleri Bakanlığı tarafından tenkit edilen 2021 yılındaki deneme bunlardan sadece birkaçı olmuştu.
İran’ın füze teknolojisi hiç şüphesiz dünyanın ilk sırasında da değildi. Amerika, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa’nın elindeki mevcut füze teknolojisi İran’ın elindekinden çok daha ileri bir mesafe kaydetmişti. Öyle ki bu ülkeler
kıtalar arası, menzili 13 bin kilometreye varan balistik füzelere
sahip olmuş, dünya üzerindeki herhangi bir noktayı vurabilme gücüne erişmişlerdi. İsrail’in bile füze teknolojisi bakımından İran karşısında üstün olduğu bir ortamda Batı dünyasının İran füzelerinden duyduğu endişe, hiç şüphesiz
İran’ın füze teknolojisini nükleer çalışmalarının bir unsuru olarak kullanması
ihtimalinden kaynaklanmış, ayrıca
İran Uzay Ajansı tarafından yapılan faaliyetler
Batı dünyasındaki endişeyi daha da arttırmıştı. Farklı bir teknolojiye sahip olması dolayısıyla İran’ın uzunca bir müddet daha kıtalar arası balistik füze yapamayacağı yönündeki tez ise İran’ın
“Kevser”
isimli projesiyle kimileri için kabusa dönmüştü. Ayrıca bir başka mesele daha vardı.
İran füzelerinin İran topraklarından menzil sahası her ne kadar sınırlı kalsa da, çeşitli ülkelerde ustalıkla kullandığı vekâlet unsurları bu menzili çok daha geniş kılmıştı.
Bu güç, Yemen aracılığıyla Suudi Arabistan’ı defalarca vurmuş, yakın zamanda da Birleşik Arap Emirlikleri bundan nasibini almıştı. Bu coğrafyada olmanın bedeli güçlü olmaktan geçiyorsa İran bunu kesinlikle her ne yolla olursa olsun ustalıkla yapıyordu.
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026