Ahıskalı Kazım amcanın günlüğü: 6 yaşında memleketinden sürgün edildi

Haber Merkezi, Haber Merkezi
14:30, 19/01/2020, PazarG: Güncelleme: 14:33, 03/03/2020, Salı
GZT
Ahıskalı Kazım amcanın günlüğü: 6 yaşında memleketinden sürgün edildi
Ahıskalı Kazım amcanın günlüğü

Kazım Dursun, 6 yaşındayken memleketi Ahıska'dan sürgün edilişini ve zorluklar içerisinde geçen hayat hikayesi GZT'nin video serisi Günlük'te aktarıyor. 'Yüz bine yakın suçsuz bir milleti, bir gece içinde hayvan vagonlarına doldurup sürgün ettiler.'

Benim babamı
1942’nci
yılda askere götürdüler. Almanya savaşına. Orada ne kadar
Türk
varsa hepsini ön cepheye koyup
vurdular
. Hiçbiri geri gelmedi. Amcam, akrabaları, kardeşleri, hepsi. 6 yaşındaydım. Sabah, saat kaçtı bilmiyorum, 10-11 belki.
Kızılordu
ve bütün askerler köyleri bastı. ‘Sizi soğuk memlekete götürüyoruz. Buralara
Alman askeri
gelecek, sizi savaştan kurtarmak istiyoruz.
Tırlar
gelecek yüklenecek, sonra trenlere bindireceğiz gideceksiniz.’ dediler. Kimisi gitmek
istemiyor
.


Asker geldi
silahla
, zorla evlerden çıkardılar. Bizi
Amerika’nın
tırlarına bindirdiler. Sonra bir şehre getirdiler, oraya indirdi askerler. Hepsi asker. Dediler ki, ‘Vagonlar hazır. Hemen
vagonlara girin
.’ Şimdi biz de girmek istemiyoruz. Zorla o vagonlara bindirdiler. Vagonlar da nasıl biliyor musunuz?
Demirden
. Altı demir, yanları demir. Şimdi bunlar hazırlamışlar o vagonları. Vagonun
pencereleri
küçük, ortasında da teller var. Millet
kaçmasın
diye öyle yapmışlar.

Tuvalet yeri de altta. Neyse, tren gidiyor artık. Hiçbir gün,
bir saat bile
o vagonların içindeki millet durmamıştır. Bağırdılar, çağırdılar, ağladılar... Başka bir şey yok.
Uyku
yok, zaten yatmaya da yer yok. Yol
20 günden fazla
sürdü. Büyük bir çay vardı, Rusya’nın çayı. Biliyoruz hangi çay olduğunu,
Volga
. Orada vagonları doldurdular. Epeyce durdu tren orada. Millet bağırıyor, çağırıyor. Bir asker dedi ki, ‘Vagonları suya devirecekler ki boğulasınız.’ Millet daha çok
bağırmaya
başladı. O kadar ağladı ki herkes vagonları kırıyorlardı. Her şeyle
vuruyoruz
, elimizle... ‘Çıkarın bizi buradan, bunun içinden çıkarın.’
Sonra vagonları
sürdüler
. O durumda bir gün mü kaldık bilmiyorum. KGB’nin başkanı
Beria
istemiş bunu yapmayı, biz sonradan öğrendik. Stalin’e demiş ‘Böyle yapalım.’
Stalin
‘Gerek yok, yapmayın. Bunlar zaten soğuk memlekete gidiyorlar, orada
ölürler
. Orada biterler.’ demiş.

Dağınık bir millet olduk, şimdi dil bilmiyoruz


Bizi
Kazakistan’a
getirdiler. Yol 3-4 haftaya yakın sürdü. Kazakistan’a getirdiler, her köye
2 aile
verdiler. Arabalara bindirdiler. İki aile yerleştirdiler, sonra öbür köye, öyle öyle hep
dağıttılar
milleti. Dağınık bir millet oldu. Şimdi dil bilmiyoruz. Hep
Türkçe
konuşuyoruz. Orada hep Rusça konuşuyorlar. Kazaklar bile Rusça konuşuyordu. Sovyet zamanında Kazakistan ile Kırgızistan arasına bir
kanal
yapmışlar. Bizi o kanala götürdüler. Ben çocuğum, annem, ablam, kardeşim...
‘Bu kanalda
çalışacaksınız
, size ancak o zaman ekmek vereceğiz.’ dediler. Kazma kürek verdiler ellerine. Ben de işte, küçük torbayla toprağı alıyor o tarafa götürüyorum, bu tarafa atıyorum.
Yardım ediyorum
yani. Orada bizi
2 ay
çalıştırdılar. Bir kuru ekmeğe. Yatmak yok, toprakta yatıyorsun. Altımıza
saman
koydular. İki ay orada çalıştık sonra bizi yine o köye getirdiler. Kazakistan’ın bir köyü, bizi o köyde bir
banyoya
yerleştirdiler. Banyonun ne bir
penceresi
ne de başka bir şeyi var. Yeri çamurdan yapılmış, ev de çamurdan... Bir ay o banyoda kaldık. Banyonun karşısında bir
gecekondu
vardı, Ruslar yaşıyordu. Baktı ki biz duramıyoruz orada, soğuk, ölüyoruz... Onların evine yerleştirdiler, kadın
nataşaydı
. Oğlunun adı da Golem. Büyük bir köpekleri vardı. Köpeği üstümüze
salıyorlardı
. Ayağımda hala
izi
duruyor. ‘Açım.’ diyorum, ‘açım, yemek istiyorum.’ O nataşa giderdi,
domuz eti
getirirdi. ‘Al, şunu ye!’ derdi. ‘Biz Müslümanız, yemiyoruz onu.’ dedim. Oğluna,
‘Bağla bunun ellerini’
dedi. Elimi, ayağımı bağladılar. Ağzıma zorla domuzun etini soktular. ‘Yiyeceksiniz.’
Bizi o köyden dışarı
bırakmıyorlardı
zaten. Hep polis baskısı altındaydık. Polis her gün çağırır parmak izimizi alırdı. Çocukların, anamın, abimin, bacımın, herkesin... 1953’e kadar bu
zulümleri
yaşadık. 1953’de Stalin öldü, o öldükten sonra bize
pasaport
verdiler. Pasaportsuz yaşıyorduk. Pasaport yok, bütün evrakları elimizden aldılar. Ama bizim kimliğimiz
Osmanlı
kimliğiydi. Beni okula yazdırdılar. ‘Okula gideceksin.’ Okula gittim, yedinci sınıfı bitirdim o köyde. Yirmi beş kilometre yaya gidiyordum okula,
yirmi beş kilometre.
Haftada bir kere gidiyordum, kalan günlerde de samanların içinde yatıyordum. Ev yok, bark yok.
Liseyi
böyle bitirdim. Açlıkla bitirdim. Aç, susuz kalarak bitirdim. Doktor olmak istiyordum. Üniversite lise diplomamı kabul etmedi, Türk olduğum için. Ama
Türk olduğun için
demiyorlardı, ‘Eksik. Onu getir, bunu getir.’ diyorlar. Onu gidip getirene kadar süre bitiyor, kalıyorsun ortalıkta.

Seni buraya almayacaklar, sen Türksün

Daha sonra oradaki bir
Yahudi Dekan
dedi ki, ‘Seni buraya almayacaklar. Sen Türksün. Git pasaportunu
değiştir
, başka millet yazıl.’ ‘Ben nasıl yazılayım başka millet?’ ‘Yazıl, bak biz Yahudiler Rus yazıldık. Siz de Rus yazılın. Ya da başka bir
Müslüman milleti
yazılın.’ Biz de Azeri yazıldık. Azeri yazdırdılar, bak zorla yaptırdılar bunu. Pasaportumuza
Azeri
yazdırdılar da ben üniversiteye öyle girebildim. Üniversiteye girdim, birinci sınıfta komite kurduk.
Ahıska Türkleri öğrencileri
toplandık. Enver Adabaşı vardı. Ellez vardı bir de. Allah rahmet eylesin ikisi de rahmetli oldu.
50
kişiydik komitede. Biz vatanımızı istiyoruz yazdık. Ahıska’ya döneceğiz, bize topraklarımızı versinler.

İçimizden biri satıyor mu bizi ne yapıyor, bilmiyorum,
KGB
bizi gece yakalayıp içeri attı. Ben de birinci sınıftaydım üniversitede. İçeri attılar, bir hafta
içeride
kaldım. Sonra oranın müdürü çağırdı. ‘Bu kağıdı imzalayacaksın.’ dedi. ‘Nedir?’ dedim. ‘Yani bu komiteden çıkıyorsun, bırakıyorsun bu işi. O zaman sana şans vereceğiz, üniversiteyi bitireceksin.’ Ben de
doktor
olmak istiyorum. ‘Tamam, bırakıyoruz bunu’ dedim. İmzaladık ama biliyorum ki devam edeceğiz daha akıllı başlı devam edeceğiz, böyle değil. Beni ve arkadaşlarımı bıraktılar.
Adabaşı’nı
içeri attılar, hiç çıkarmadılar. Daha sonra biz miting yaptık, 6 ay sonra bu adamı bıraktılar. Direk
Kafkasya’ya
gitti. Kafkasya’da da bunlara
zulüm
ettiler. Adam orada o zulümler yüzünden rahmetli oldu gitti.
Komşularımıza talimat vermişler: Kim bizimle iletişime geçiyorsa
araba plakalarını
yazıp KGB’ye veriyorlardı. Ondan sonra da ya trafik kazası yapıyorlardı ya da önlerini öyle kapatıyorlardı ki hiçbir adım atamıyordun. Üniversiteye devam etim. Ondan sonra da işte
çalışmaya
başladım. Biz orada yaşadık, bak doktor da olmuşum. Hep ikinci, üçüncü sınıf insandık. Türk olarak. Volan Vural vardı,
Büyükelçi
. Ona başvurdum. ‘Beni
Türkiye’ye
gönderin. Burada yaşayamıyorum. Bitirdiler bizi her taraftan.’ dedim. İşte geldik Türkiye’ye, Allah’a şükür.
1995’te
geldik biz Türkiye’ye. İlk defa böyle bir şey gördük biz, bir insan olarak görmemiştik kendimizi. Bize öyle davrandılar ki, biz insan değildik.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026