"Fotoğraf bir serüven ve bir yolculuktur."

Cihan Damla, Cihan Damla
09:30, 08/12/2018, CumartesiG: Güncelleme: 16:58, 18/11/2019, Pazartesi
GZT
"Fotoğraf bir serüven ve bir yolculuktur."
Mustafa Seven, Röportaj, 2018

Türkiye'nin en çok takip edilen fotoğrafçısı Mustafa Seven; fotoğrafa nasıl başladığını, fotoğrafın kurallarını, fotoğraflarındaki hikayeleri ve daha birçok konuyla alakalı düşüncelerini GZT okurlarıyla paylaştı.

Fotoğrafa başlama süreciniz nasıl oldu?
Fotoğrafçılığa
1994
yılında öğrenciyken başladım. Bir yerde çalışıyordum. Orada tesadüfen elime
Zenit
analog bir kamera geçti. Sanırım unutulmuş bir kameraydı ve bende kaldı. Bu olayla beraber bende bir fotoğraf merakı başladı. O fotoğraf makinesini elime aldım ve bir daha da bırakamadım. O gün bugündür de fotoğraf çekmeye devam ediyorum.
Reklam fotoğrafçılığı, sokak fotoğrafçılığı ve proje fotoğrafçılığı gibi geniş bir yelpazede fotoğrafçılık yapıyorsunuz. Bu kadar farklı alanlarda çalışmaya başlamanız nasıl oldu?
Kendimi foto muhabiri ve sokak fotoğrafçısı olarak tanımlıyorum. Fotoğraf alanında yaptığım her şey tamamen
kişisel merak ve fotoğraf serüvenimi geliştirmek
için yaptığım şeylerdir. Kendimi bir reklam, mimari ya da yemek fotoğrafçısı olarak tanımlamam çok zor ama bütün bu alanların hepsinde iş ürettim. Yaklaşık 20 küsur yıllık bir fotoğraf serüvenimin içinde bütün her şeyi deneyimleyip nasıl üretildiği ve nasıl bir yolculuk izlendiğini hep merak ettim. Bunların kendi kişisel serüvenime bir katkısı olacağını düşündüm. Profesyonel işten kalan bütün zamanlarımda bunları ürettim. Yaklaşık
18 yıllık bir foto muhabirliği geçmişim var.
Mesela, o dönemde yoğun bir şekilde çalışıyordum. Saat 9’da işim bittiyse hemen stüdyoya gidip bir reklam fotoğrafçısının yanında asistanlık yapıyordum. Orada birkaç yıl deneyim kazandıktan sonra bir mimari fotoğrafçısı nasıl çalışıyor, nasıl bir serüven izlediğini merak edip onu öğrenmek için de bu sefer mimari fotoğrafçısının yanında çalışmaya başladım. Dolasıyla yan alanların hepsi mesleki merakımdan kaynaklı işlerdi. Şu anda geniş bir yelpazede iş yaptığımı söyleyemem ama yaptım. Profesyonel olarak da yapmaya devam ediyorum. Mesela, şu anda bana bir yemek fotoğrafı çek dersen, tabi ki çekebilirim.

Bir röportajınızda ‘yoksul ülkeler daha fotoğraflık ve anlamlı’ diye bir cümle kullanmışsınız. Bunun sebebi nedir?
Aslında o benim cümlem değil. Bunu yazan bir gazeteci, ben de bir gazeteci olduğum için çarpıtılmış demek istemiyorum. Çok abartılı olmasın ama orada başka bir anlam doğuracak şekilde yazıldı. Aslında şunu söylemeye çalışmıştım;
benim fotoğraf serüvenim açısından drama çok etkili bir şeydir
ve kendi fotoğraf disiplinim içinde de bunu etkili bir şekilde kullanıyorum. Yalnızlık, dramatik tonlar, kontrastlar bunları fazlası ile kullanıyorum. Eski bir foto muhabiriyim. Foto muhabiri olduğum o serüven içinde hep mutluluk yoktu. Bu serüvenin içinde her zaman bir acı vardı. Bu bir kural değil ama bu acı beni fotoğrafımı besleyen bir öge haline geldi.

Bu yüzden öyle bir anlam çıkmış olabilir. Eğer tek başına bu cümleyi kurarsanız o zaman ortaya farklı anlamlar çıkar.

Bir röportajınızda “İlk gittiğim yerlerde fotoğraf çekmekten ziyade daha sonraki seyahatlerime hazırlık olabilecek veriler toplamaya çalışıyorum. "Bir daha gelirsem neler çekebilirim?" diye bakıyorum.” diyorsunuz. Yurt dışından yeni geldiğinizi biliyorum. Nereden geldiniz ve nasıl bir tecrübe edindiniz?
Malezya
’dan yeni geldim. Bir hafta kaldım ve üç şehir gördüm.
Penang, Kuala Lumpur
ve bir büyük ada şehri gördüm. Bu bölgelerde ilk defa bulundum.
Fotoğraf bir serüven ve yolculuktur.
Bu tek başına bizatihi orda olmakla bitecek bir iş değildir. Oradasın tamam ama bunun sonrası da var. Serüvenimi ve fotoğraf hikâyelerimi bunun üzerine kurmaya çalışıyorum. Tabi ki ilk gittiğim yerlerde fotoğraf çekiyorum ama aynı bölgeye üç kere gittiğimde ürettiğim işle ilk gittiğimde ürettiğim iş aynı olmuyor.
Bir yere ilk gittiğim zaman başka şeylere dikkat ediyorum. Orada hayat nasıl akıyor, nasıl küfür ediyorlar, arka sokaklarda neler oluyor, iş hayatı nasıl, gettolarında neler dönüyor?
B
unlara bakıyorum.
Bunlar benim insani, fotoğraf ve oradaki hayatı anlamam açısından merak konularımdır.

Yani üreteceğim fotoğrafın hikâyesinin zayıf olacağını düşünüyorum. Gittiğim yerlerde arkada neler oluyor, gerçekte neler yaşanıyor merak ediyorum. Bütün hikâyeyi bunun üzerine koyup çalışma disiplinim ve sistemimi onun üzerinden şekillendiriyorum.


Fotoğraf ve estetik anlayışı evrensel bir dildir.
Fotoğraf çekmek için kurallara gerek var mı?
Tabi ki fotoğraf çekmek için kurallara gerek var. Ama belli bir disiplin oluşturduktan, kendi özgün dilini yarattıktan sonra bu kuralları esnetebilme gücüne sahibiz. En azından ben kendi adıma bunu söyleyebiliyorum. Fotoğraf ve estetik anlayışı evrensel bir dildir ve bunun kuralları vardır. İyi kompozisyonu, doğru ışığı bileceksin ve bunları doğru kullanacaksın. Fotoğraf ve görsel sanatlar açısından bunun matematiği budur. Ama bu kuralları bir mecburiyet gibi hayatın içinde taşımak diye bir şey söz konusu değildir. Bu kadar senelik bir fotoğraf geçmişinden sonra bunlar kendiliğinden gelişip fotoğrafıma yansıyan, otomatik hale gelen şeyler oldu.
"Ben artık ışık doğru mu, kompozisyon nasıl diye kafa yormuyorum.
Onun yerine fotoğraf dilime ve anlatacağım hikâyeye daha fazla zaman ayırıyorum."

Bu gerçekten bir lükstür. Kurallar var ama belli, özgün bir dil yarattıktan sonra kendi özgün diline katkı da bulunacak şekilde biraz esnetebilme imkânında var.


Kariyerinizde sizi etkileyen örnek aldığınız isimler var mı?
Ben fotoğrafa başladığımda ulaşabileceğimiz kaynaklar son derece sınırlıydı.
İnternetin olmadığı 93-94 yıllarında bizim tek rol modelimiz ustalarımızdı.
Tabi ki rahmetli
Ara Güler
hocayı saymadan bu serüveni tamamlamak mümkün değil. Onun dışında yabancı fotoğrafçılar ve foto muhabiri ustalardan öykünüp, onlardan feyz alıp onların işlerini veya meselelere nasıl yaklaştıklarını incelemek, bakmak boynumunuz borcuydu. Çünkü başka kaynağımız yoktu.
"Ben herhangi bir foto muhabirinin ya da herhangi bir sanatçının kendi özgün dilini oluşturana kadar bir takım şeyleri kopyalamasında hiçbir sıkıntı görmüyorum. "

Bunun doğru bir yöntem olduğunu da düşünüyorum. Bir amatörün fotoğraf dilini geliştirebilmesi için bolca fotoğraf üretmesi onun rehber ve önderlerinden biridir. Aynı şekilde iyi olduğunu düşündüğü fotoğrafçıların fotoğraflarını taklit etme ve nerede bırakacağını bilmekte önemlidir. Bütün kariyeri boyunca bunu taklit edip kopyalamaya çalışmak ya da o dilin benzerliğini korumakta doğru bir iş değil. Hepimiz için amatör dönem söz konusu olmuştur.


Günümüze gelirsek öykündüğüm, işlerini takip ettiğim özellikle
Instagram
’da isimlerini bildiğimiz insanlar dışında dijital anlamda iş üreten, ismini yeni yeni duyuran ve bir şekilde işlerini piyasaya göstermeye çalışan insanları daha çok merak ediyorum. Ustaları saymıyorum. Çünkü onlar önderimiz, onlara lafımız yok. Biz ister istemez gelenekçi bir tarafta kalıyoruz ve fotoğrafın yapısını yıkmaktan çekiniyoruz.
‘Millet ne der’
hikâyesi var. Bunun sebebi de gelenekçi bir şekilde yetişmemizdir. Dolasıyla 20 – 30’lu yaşlardaki arkadaşların öyle bir zihinleri yok. Onlar Allah ne verdiyse yapmakta kendilerini çok rahat hissediyorlar. Çünkü fotoğraf açısından böyle bir geçmiş ve disiplinden gelmemişler. Dijitalin içine doğmuşlar. Fotoğraf onlar için kolay esneyip, dönüşebilir. Bu sebeplerden dolayı ben onların işlerine bakmaktan mutlu oluyorum.
Tam bir İstanbul aşığı olarak İstanbul’un hangi köşesi sizin için en özel?
İstanbul benim için değişilmez. Gittiğim sayısız ülke içerisinde bana her zaman sordukları soru; ‘Nereyi çok seviyorsun?’
Yeni yerlerde fotoğraf çekmeyi çok seviyorum.
Ben 44 yaşıma kadar olan serüvenimi İstanbul’da geçirdim. Buranın sokak dilini, argosunu, hayat akışını çok iyi biliyorum.
Bu şehri sevmemek ya da kendini iyi hissetmemek, muhalif olmamak bana doğru gelmiyor.
Ben İstanbul’u çok seviyorum ve 20 küsur yıldır
Beyoğlu
’nda yaşıyorum. Bu bölgeleri, tarihi yarımadayı çok seviyorum. O dokuyu henüz kaybetmemiş alanlarda bulunmayı ve o dokuyu şehrin serüvenine ait bir parça haline getirebilen yerleri seviyorum. İstanbul demek sadece tarihi yarımada ya da Beyoğlu demek değildir.
Bağcılar’ı, Halkalı’yı, Sultanbeyli’yi
de merak ediyorum. Bu yerlere gidip fotoğraf çekmek ve üretmek istiyorum.

Bu kadar fazla takipçiye sahip olmak size nasıl bir sorumluluk yüklüyor?
Bu sorunun benim açımdan hem kişisel hem de toplumsal bir yanıtı var.
Bu sayılara ulaşmak için çok fazla emek verdim
ama bu sayılara ulaşıp onun sorumluluğu altında ezilmekte vardı. 2011 yılının ortalarında Instagram kullanmaya başladım. Yaklaşık yedi yıllık bir serüvenden bahsediyoruz. O yedi yıllık serüvenin 3-4 yılında çok yoğun çalışarak ve ciddi bir mesai harcayarak bu sayılara ulaştım. Bugün bu geldiğim noktaysa çok ciddi bir sorumluluk istiyor. İnsanlar senden yaptığın işin de üzerine çıkmanı istiyorlar. Gelen mesajlarda ve yazılan yorumlarda bu ağırlığı fazlası ile hissediyorum. Bütün bu sebeplerden dolayı bu iş çok yorucu bir hale geliyor ve ben de çok yoruluyorum. Bu işte motivasyonunu yüksek tutman gerekiyor. Fotoğraf üretiyorsun ve bu iş çok hızlı bir süreci kapsıyor ama foto muhabiri olduğum için bu hıza alışkınım. Muhabirlik yaptığım dönemde de hızlı bir tempoda çalışıyorduk ama burada tamamen özgün bir içerik üretmen gerekiyor. Bu da meşakkatli ve zorlu bir süreç. Çünkü senden bir şeyler bekleyen insanlar var. Instagram'ı günlük kullanan biri olarak bunu yapman gerekiyor.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026