Buhara, İslâm mimarisinin eşsiz eserlerine ev sahipliği yapıyor
17:00, 11/10/2025, Cumartesi

Türk-İslam mimarisinin en güzel örneklerinin görülebileceği ihtişamlı camilere, yüksek minarelere, mavinin farklı tonlarının kullanıldığı kervansaraylara ve çinilerle kaplı medreselere sahip olan Buhara'daki bu tarihî yapılar, bağımsızlığın kazanıldığı 1991'den sonra restore edilmeye başlandı.
Orta Asya'da kültürlerin, dinlerin ve ticaretin kesişme noktası Özbekistan'ın kadim şehri Buhara, İslâm mimarisinin 700'e yakın tarihî mimari yapısıyla göz kamaştırıyor. Dünyada "Kubbetü'l-İslâm" (İslâm'ın Kubbeleri) ünvanına sahip 3 şehirden biri olan Buhara'da çok sayıda âlim, şair, bilim ve devlet insanı yetişti...
Türk-İslâm mimarisinin
örneklerinden çok sayıda medrese, cami, türbe ve kervansaraya
ev sahipliği yapan Özbekistan'ın
Buhara
şehri, devlet korumasına alınmış 700'e yakın tarihî ve kültürel miras
niteliğinde yapıtla ziyaretçilerini adeta büyülüyor.- "Kale", "tapınak" anlamına gelen "vihara" kelimesinden türediği rivayet edilen Buhara'nın geçmişi 2 bin 500 yıl öncesine dayanıyor.

https://image.piri.net/resim/imagecrop/2024/12/13/11/16/resized_03f8d-861892b8bc97c15b32d7c7b3c40c5d7dbffa4387.webp
Zerefşan
Nehri
havzasında yer alan ve yüzyıllar boyunca kervanların geçtiği önemli ticaret yollarına ev sahipliği yapan Buhara
, bu özelliğiyle farklı dinlere mensup toplumların yollarının kesiştiği en kadim şehirlerinden biri olarak kayıtlara geçiyor.Şehir
1599
'dan 1920
'ye kadar hüküm süren Buhara Hanlığı'na
başkentlik yaptı. Buhara'da Moğol
istilasında ve 1920
'deki Sovyet
işgali sırasında iki kez büyük yıkım yaşandı ve çok sayıda tarihî yapı zarar gördü.
Bu tarihî yapıların çoğu Sovyet
döneminde geçen 70 yıl boyunca
kaderlerine terk edildi.
Türk-İslâm mimarisinin
en güzel örneklerinin görülebileceği ihtişamlı camilere, yüksek minarelere, mavinin farklı tonlarının kullanıldığı kervansaraylara ve çinilerle kaplı medreselere
sahip olan Buhara'daki bu tarihî yapılar, bağımsızlığın kazanıldığı 1991
'den sonra restore edilmeye başlandı.- Son yıllarda hız kazanan restorasyon çalışmaları hâlen yoğun bir şekilde devam ediyor. Bu tarihî yapılar, 1993'de UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi'ne alındı.
Şehirdeki bu görkemli yapılar, ilk olarak
Sâmânîler
tarafından inşa edilirken, bugüne kadar varlığını sürdüren eserlerin önemli bir kısmı, Karahanlılar
döneminde yapılmış eserler olarak öne çıkıyor.Leb-i Havuz Kompleksi
UNESCO "Dünya Kültür Mirası Listesi"nde
yer alan kadim kent Buhara'nın
merkezinde bulunan Leb-i Havuz kompleksi,
kentin görülmesi gereken en önemli yerlerinin başında geliyor.Buhara şehrinde hayatta kalan birkaç yapay
göletten
biri olan Leb-i Havuz
, Sovyet dönemine kadar, şehrin ana su kaynağından
biriydi. Havuzdan kanallar aracılığıyla şehre giden su, hastalık
yaydığı gerekçesiyle havuz, 1930
'larda dolduruldu. Kompleks, kuzeyde Kukeldaş
Medresesi'ni, batıda Hanaka
ve doğuda Nadir
Divan-Beyi M
edresesi
'ni kapsıyor.
Leb-i Havuz'un kenarında İpek Yolu kervanlarını simgeleyen deve heykelleri ile Özbekistan'da da çok sevilen eşeğe düz binmiş Nasrettin Hoca'nın heykeli bulunuyor.
Kompleksin etrafında
turistlerin
ilgisini çekebilecek oldukça güzel kafeler, restoranlar ve yöresel hediyelik eşyaların satıldığı çok sayıda dükkan da yer alıyor.Kukeldaş Medresesi
Kukeldaş Medresesi
, Leb-i Havuz Kompleksi içindeki en önemli yapılardan biri olarak dikkati çekiyor. Sütkardeşi
anlamına gelen Kukeldaş
Medresesi
, 1568
yılında Abdullah Han
tarafından yapıldı. 160 odası olan 2 katlı bir yapı, 60×80 metre
uzunluğundaki yapı, Buhara'nın en büyük medresesi olarak biliniyor. Medresenin odaları, Özbek el zanaatı ustalarının
iş yerleri olarak kullanılıyor.
Hanaka Medresesi
Hanaka Medresesi
de kompleksin önemli yapılarından biri olarak görülüyor. Medrese
, dönemin vezirlerinden Nadir Divani Bey
tarafından 1620
'li yıllarda inşa edildi. Sufi
locası
olarak inşa edilen bu yapı, cami
olarak da kullanıldı. Medresenin ortasında yer alan tek kubbeli salonun köşelerinde sufi
ve dervişler
için inziva odaları bulunuyor.
Nadir Divan Bey Medresesi
Nadir Divan Bey
tarafından 17. yüzyılda
kervansaray olarak yapılıp ancak dönemin Buhara
hanının isteği doğrultusunda medreseye dönüştürülen bu yapı, 1620
yılında inşa edildi. Medresenin odaları bugün daha çok geleneksel el işçiliğiyle
yapılan ürünlerin yapılıp satıldığı iş yerleri olarak kullanılıyor.
Leb-i Havuz'da
yer alan medresenin giriş kapısında güneş ve tavus kuşu
figürlerinin yanı sıra Kur'ân-ı Kerîm ayetleri
de yer alıyor.
Magak Attari Camii
Magak Attari Camii'nin
, İslâm öncesi dönemden bir Zerdüşt
tapınağının kalıntıları üzerine inşa edildiği düşünüyor.- Cami çıkan bir yangında tahribata uğrayınca 12. yüzyılda Karahanlılar tarafından ortada kalan temelin üzerine yeni bir cami inşa edildi ve böylelikle bugünkü Magak Attari Camii ortaya çıkmış oldu.
Moğol istilası
sırasında kumlar altında kaldığı için yıkılmaktan kurtulan ve bugüne kadar ayakta kalabilmiş şehrin en eski yapılarından biri olan caminin üstündeki kumlar, 17. yüzyılda Buhara Emiri
tarafından kaldırıldı ve cami kullanıma açılmak üzere onarımdan geçirildi.
Bazı kaynaklarda söz konusu dönemde kentte bir
sinagog
olmadığı için Yahudilerin
bir dönem ibadet için Müslümanlarla
bu camiyi kullandığını aktarılıyor.Leb-i Havuz kompleksinin yakınlarında dar sokaklarıyla ünlü bir
Yahudi mahallesi
de yer alıyor. Yaklaşık 400 yıl önce inşa edilen
ve bir sinagogun da bulunduğu mahallede, 200 civarında Yahudi aile
ikamet ediyor.Ark (Han Sarayı)
Buhara'nın
en eski mimari yapıtları arasında Han Sarayı
olarak bilinen, MÖ 3. yüzyılda
inşa edildiği belirlenen ve 20 metre yükseklikte 4,2 hektar alana kurulu "Ark"
, tüm dönemlerde devleti yönetenlerin sarayı olarak kullanıldı.
- Buhari Emiri'nin yanı sıra devlet erkanı ve hizmetlilerin yaşadığı "Ark" sarayında, devlet hazinesi, harem, zindan ve diğer binalar da bulunuyor.
Poyi Kalon Meydanı
Poyi Kalon Meydanı
, tıpkı Leb-i Havuz
gibi Buhara'nın en önemli dini ve turistik merkezlerinden
birisi olarak öne çıkıyor.Bu meydanda bulunan
camiler, medreseler, hamamlar ve kentin simgesi olan minare
, Buhara'nın manevi atmosferinin hissedildiği yerlerin başında geliyor.
Buhari'nin ders verdiği Kalon Camii
Cuma Camii
de denilen ilk cami, Batı Karahanlı Hükümdarı Arslan Han
tarafından 1121
yılında yaptırıldı.Kalon Camii,
Moğol istilası sırasında ciddi hasar gördü. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi'ne
göre, 13. yüzyılın sonu ile 14. yüzyılın başlarında aynı yerde yeni bir caminin yapıldığı kazı çalışmalarla kanıtlandı.
Fakat bu bina çabuk harap oldu
, 16. yüzyılın birinci çeyreğinde
bugünkü biçimiyle ve ilk binanın temel izleri üzerinde yeniden inşa edildi. Ünlü hadis âlimi Buhari,
bu camide bir dönem hadis dersleri verdi.Kalon Minaresi (Monorai Kalon)
Buhara'nın en önemli sembollerinden biri
Kalon (Büyük) Minaresi,
şehirdeki en yüksek yapı olarak yerli ve yabancı turistlerin dikkatini çekiyor.
Kalon Minaresi'nin,
1127 yılında Karahanlı hükümdarı Arslan Han tarafından Bako adlı bir mimara yaptırıldığı
belirtiliyor.105
basamaklı
minare, 13 kuşaktan
oluşuyor. Her kuşakta farklı desen ve şekiller yer alıyor. Buhara'nın
en görkemli ve yüksek minaresi olan yapının bazı kesimleri turkuaz çinilerle işlendi ve minarenin gövdesinin orta kısmı kufi
yazıyla
süslendi.5 asırdır eğitime devam eden Mir-i Arab Medresesi
Poi Kalon Meydanı'nda
yer alan Mescid-i Kalon'un
tam karşısında bulunan Mir-i Arap Medresesi
16. yüzyıl ortalarına doğru Ubeydullah Han
tarafından Abdullah Yemeni
adına yaptırılıyor. "Arapların reisi"
anlamına gelen "Mir Arap"
, halk arasında Abdullah Yemeni için kullanılan bir lakap olarak biliniyor.
- Kur’ân’daki 114 sureyi temsilen 114 oda ve iki kattan oluşan medresenin alt katı derslik, üst katı ise yatakhane olarak kullanılıyor. Mir-i Arap Medresesi, 5 asırdan bu yana, Sovyet işgali de dahil olmak üzere Buhara'da eğitimine devam eden tek medrese olarak yerini alıyor.
Bitlis'in Ahlat ilçesi,
Afganistan'ın Belh
şehri ile birlikte Kubbetü'l-İslâm"
(İslâm'ın Kubbeleri) ünvanına sahip 3 şehirden biri olan Buhara ve çevresinde bunların haricinde çok sayıda tarihî yapı bulunuyor.Buhara çok sayıda ilim insanına da ev sahipliği yaptı
Köklü tarihinin yanı sıra bir dönem ilim ve sanatın önemli merkezlerinden
Buhara
, çok önemli â
lim, şair, bilim ve devlet insanı
da yetiştirdi.Modern tıbbın babası Batı'da "Avicenna" olarak tanınan İbn-i Sina, ünlü muhaddis İmam Buhari, Türk-İslâm dünyasında "Yedi Pir" diye bilinen Abdülhalık Gucdevani, Muhammed Arif er- Rivegeri, Mahmud Encir Fağnevi, Ali Rametani, Muhammed Baba Sammasi, Seyyid Emir Külal ve Bahauddin Nakşibend gibi birçok isim Buhara'da yetişti.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.