Afrika’da unutulmayan Osmanlı izleri: Çadlı Türkaylar yüzyıllardır kimliklerini yaşatıyor

Orta Afrika ülkesi Çad'ın tarihi Abeşe kentinde yaşayan ve kökenlerinin 19. yüzyılda bölgeye gelen Türklere dayandığını dile getiren Türkay topluluğu, Türkçe öğrenip Türkiye ile daha yakın ilişkiler kurmak istiyor.
Afrika'nın ortasındaki Çad'ın tarihî Abeşe kentinde yaşayan ve kökenlerini Osmanlı döneminde bölgeye gelen Türklere dayandıran Türkaylar topluluğu, asırlardır korudukları kültürel mirası gelecek nesillere aktarmaya çalışıyor.
Osmanlı subayları ve tüccarlarının torunları olduklarını belirten topluluk, bugün hâlâ düğünlerden cenaze merasimlerine kadar birçok geleneği yaşatırken, Türkiye ile bağlarını güçlendirmek ve Türkçe eğitimi almak istiyor.
Yaklaşık iki asır önce bölgeye yerleşen Osmanlı mensuplarının torunları, Fransız sömürge döneminde Türkiye ile bağlantılarının büyük ölçüde koptuğunu ancak son yıllarda Türk kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının bölgedeki faaliyetleri sayesinde yeniden görünür hale geldiklerini ifade ediyor.
Abeşe'de "Türk Bahçesi" olarak bilinen mahallede ve başkent Encemine'de yaşamlarını sürdüren topluluk, hem atalarının mirasını korumaya hem de Türkiye ile kültürel bağlarını yeniden güçlendirmeye çalışıyor.

Çad ile ilişkiler 17. yüzyıla dayanıyor
Türk mimar ve ekibi, kili pişirerek dolu tuğla yapımını bölge halkına öğretti ve Sultan için görkemli bir saray, üst düzey idareciler için lojmanlar, çalışma odaları ve bir camiden oluşan külliyeyi inşa etti.
Osmanlı Devleti, 1850-1900 yıllarında Çad'daki Müslüman topluluklarına Fransızlara karşı kendilerini müdafaa edebilmeleri için destek verdi, dönemin modern silah yapım teknikleri ve savaş yöntemlerini öğretmek amacıyla Abeşe'ye küçük birlikler gönderdi.

Yemyeşil bir bostana dönüşen bu alan zamanla "Türk Bahçesi" adını aldı ve hâlen Abeşe Belediyesi kayıtlarında "Türk Bahçesi Mahallesi" olarak geçiyor.
- Türk Bahçesi Mahallesi'nde 200'e yakın Türk kökenli Abeşeli, bugün Türkay soyadı ile hayatlarını sürdürüyor.
Öte yandan 1900'lü yılların ortalarında Çad'a gelen bir tüccar olan Remzi Bey de buraya yerleşti. Remzi Bey'in torunları da Çad'ın başkenti Encemine'de yaşıyor. Ailenin şu anki temsilcisi Cemal Remzi olarak biliniyor.
Türk toplulukla ilişkiler her geçen gün gelişiyor
Çad'da 2013'te Türk Büyükelçiliğinin, 2015'te TİKA ofisinin açılması ve Türkiye merkezli sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları sayesinde kökenleri Osmanlı'ya dayanan ailelerle ilişkiler daha da arttı.
Çad'ı ziyaret eden ilk Türk Cumhurbaşkanı olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 2017'deki Çad ziyaretinde Türk kökenli Çadlı aileler havaalanında kendisini, "Çad'daki eviniz Türk Bahçesi'ne hoş geldiniz" pankartıyla karşıladı.
TİKA ise Çad'daki Türk kökenli ailelerin mirasının gelecek nesillere aktarılması ve unutulmaması için 2019'da Abeşe'de bir proje hayata geçirerek bilinen 8 Osmanlı askerinin mezarlarını yaptırdı.
Etrafı koruma altına alınarak bir kitabe yerleştirilen bu askerlerden 6'sının kabri Türk bahçesi mezarlığında ve ikisi kendi evlerinin bahçesinde bulunuyor.
Aynı proje kapsamında Türk Bahçesi Mahallesi'nin merkezine bir çeşme ve Abeşe şehrinin ilk mescidi olan Atik Mescidi'nin önünde Osmanlı mimarisinde bir şadırvan ile şadırvanı besleyecek güneş enerjili bir su deposu yaptırıldı.

Kökenlerini Osmanlı askerlerine dayandırıyorlar
Osmanlı torunlarından Muhammed Ahmet Yusuf Türkay, ailelerinin bölgedeki varlığının yüzyıllar öncesine dayandığını söyledi.
İkinci kuşağın ise 19'uncu yüzyılda bölgeye geldiğini anlatan Türkay, "Türkiye'den gelen Mahmut Türkay ve Mehmet Türkay burada yerleşip evlendiler. Bugün kendimizi onların torunları olarak görüyoruz." dedi.
Fransız sömürge döneminde Osmanlı mirasının silinmeye çalışıldığını aktaran Türkay, buna rağmen kültürel izlerin bugüne kadar ulaştığını anlattı.
Türkay, "Burada bir Türk ailesinden biri vefat ettiğinde Türk ailelerinin bulunduğu mezarlığa defnediliyor. Ayrıca her yıl 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı da kendi imkânlarımızla kutluyoruz. Yemeklerimizde ise Çad'da çorba geleneği bulunmamasına rağmen mercimek çorbasını hala tüketiyoruz." dedi.
Türkiye ile yeniden temasların son yıllarda arttığını ifade eden Türkay, Türk akademisyen Prof. Dr. Ahmet Kavas'ın bölgeye yaptığı ziyaretlerin ardından ilişkilerin gelişmeye başladığını vurguladı.
En büyük beklentileri Türkçe öğrenmek
Türkiye'den en büyük beklentilerinin eğitim alanında olduğunu söyleyen Türkay, "Biz de Türk'üz ancak burada uzun yıllardır yaşadığımız için Türkçe bilmiyoruz. Öncelikle Türkçe öğrenmek istiyoruz. Bu nedenle bir dil okulunun açılması bizim için çok önemli." ifadelerini kullandı.
Atalarının geldiği toprakları görmek istediklerini dile getiren Türkay, "Özellikle İstanbul'u merak ediyoruz. Dedelerimizin geldiği şehri görmek istiyoruz. Ayrıca Türk vatandaşlığı almayı da arzu ediyoruz çünkü kendimizi Türk milletinin bir parçası olarak görüyoruz." diye konuştu.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.