GZT ÖZEL | MİT'ten sınır ötesi operasyon: 12 yıllık firari casus Önder Sığırcıkoğlu kim, ne yaptı?

Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) komutanlarını Esad rejimine teslim ettikten sonra tutuklanan ve 2014'te cezaevinden firar eden eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tercümanı Önder Sığırcıkoğlu, 12 yıllık kaçışın ardından yakalandı. MİT ve Suriye istihbaratının sınırda düzenlediği ortak operasyonla Türkiye'ye getirilen şüpheli tutuklandı. Öte yandan, MİT'in son dönemde MOSSAD'a karşı yürüttüğü espiyonaj operasyonları da casusluk ağlarına vurulan ağır darbeleri gözler önüne seriyor.
Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) ve Suriye istihbaratının 30 Mart 2026 tarihinde Suriye-Lübnan sınırında düzenlediği ortak operasyonla, 12 yıldır firari olan eski MİT tercümanı Önder Sığırcıkoğlu yakalanarak Türkiye'ye getirildi. Ankara'da mahkemeye çıkarılan şüpheli, "siyasal ve askeri casusluk" ile "gizli bilgileri ifşa" suçlamalarıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bu gelişme, Türkiye'nin sınır ötesindeki güvenlik ve espiyonaj (casusluk) ağlarına yönelik kararlı takibinin en son halkası olarak kayıtlara geçti. GZT olarak Sığırcıkoğlu dosyasını araştırdık. İşte detaylar...
Suriye İç Savaşı ve Esad rejimiyle karanlık temaslar
Olayın geçmişi, Suriye İç Savaşı'nın patlak verdiği 2011 yılına dayanıyor. O dönemde MİT Başkanlığı bünyesinde Arapça tercüman olarak görev yapan Sığırcıkoğlu, Türkiye'ye sığınan Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) kurucularından Hüseyin Harmuş ve Mustafa Kassum'u Hatay'daki Altınözü mülteci kampından kaçırarak Esad rejimine teslim etmişti. Sığırcıkoğlu, 1966 yılında doğdu. Kendisini Nusayri olarak tanımlıyordu ve o dönem MİT bünyesinde Arapça tercüman olarak çalışıyordu.
29 Ağustos 2011'de kamptan çıkarılarak Baas rejimine teslim edildiler. O günlerde Esad yönetimi Harmuş için 100 bin dolarlık ödül koymuştu.
Kassum'un kardeşi Ö.K'nin mahkemedeki beyanlarına göre, ihanetin ardından Harmuş işkence görerek hayatını kaybederken, Sığırcıkoğlu 2012 yılında tutuklanmış ve 20 yıla mahkum edilmişti. 19 Haziran 2013 tarihli duruşmada, Mustafa Kassum'un kardeşi Ö.K, Harmuş ve Kassum'un Samandağ tarafında bir yerlere götürüldüğünü, 9 saat kadar tutulduklarını ve gözlerinin bağlandığını belirtti. Gecesinde kayıkla Lazkiye'ye geçirildiğimi ve Suriye'de Esad rejimi unsurlarına teslim edildiğini paylaştı. Daha sonra Harmuş ve Kassum'un özel uçakla Şam'a transfer edildiğini, işkence ve kötü muamelelerden sonra Sednaya Hapishanesi'ne götürüldüğünü beyan etti. Kassum 5 yıl, Harmuş ise müebbet hapisle cezalandırıldığını ifade etti.
Ancak, Kassum'un akıbeti hakkındaki son duruma ulaşamadık. 2014 yılında, o dönem infaz sistemine sızan FETÖ mensubu savcıların usulsüzlükleriyle açık cezaevine nakledilen şüpheli, yol izni sırasında firar etmişti.

Sığırcıkoğlu nasıl firar etti?
Tutuklandıktan sonra yaklaşık 1 yıl cezaevinde kaldı. 2014 yılında Osmaniye Açık Cezaevi'ne giderken kayıplara karıştı. Firar sürecinde FETÖ (Fethullahçı Terör Örgütü) bağlantısı tespit edildi.
Hapis cezasına çarptırıldığı dosyaya ait iddianamenin 2014 yılındaki "MİT Tırları" davasında görevli FETÖ mensubu eski savcı Özcan Şişman tarafından düzenlendiği ortaya çıktı. Şişman'ın FETÖ'nün kripto haberleşme ağı ByLock'ta "tırcı özcan cs", "şişkebap", "özc" ve "mözcan" gibi isimlerle kaydedildiği ortaya çıktı.
Türk ceza infaz hukukunda bir mahkumun aldığı hapis cezasının detaylarını, bu cezanın ne kadarının cezaevinde geçirileceğini ve tahliye tarihlerini gösteren müddetname belgesindeki usulsüzlük sebebiyle Sığırcıkoğlu'nun firarı organize edilebildi.
Müddetname, hakkında verilen hapis cezası kesinleşmiş, yani istinaf veya Yargıtay aşamaları tamamlanmış ve onanmış, her bir hükümlü için özel olarak hesaplanır. Dosya bilgilerinde yapılan usulsüzlükler ve hatalı infaz hesaplamaları, Sığırcıkoğlu'nun kapalı cezaevinden firar etmesine yol açan açık cezaevine geçişi için hukuki bir kılıf sağladı.
Adana'daki cezaevinden Osmaniye'deki açık cezaevine gönderildi. 10 saatlik yol iznini kullanırken kayıplara karıştı. Sığırcıkoğlu'na ait, sisteme eksik girilen müddetnamelerin ise FETÖ mensubu infaz savcısı Yunus Baki tarafından imzalandığı tespit edildi.
Firarinin 12 yıllık kaçışı sona erdi
Sırra kadem bastığı 12 yıl boyunca Rusya, Lübnan ve Suriye üçgeninde kaçak hayatı süren eski tercüman, bu süreçte de faaliyetlerine devam etti. Suriye istihbaratının koruması altına giren Sığırcıkoğlu'nun, Reyhanlı saldırısının faili Yusuf Nazik ve THKP/C-Acilciler terör örgütü elebaşı Mihraç Ural gibi isimlerle temas kurduğu belirlendi. Yabancı istihbarat servisleriyle bilgi paylaşımı yaptığı ve Türkiye aleyhine faaliyetler yürüttüğü anlaşılan şüpheli, Türk güvenlik birimlerinin fiziki ve teknik takibinden kurtulamadı.
Yapılan istihbari analizlerle, Önder Sığırcıkoğlu’nun önce Suriye’de, ardından Lübnan Cebel Muhsin bölgesinde bir evde saklandığı, akabinde Rusya’nın Krasnodar Bölgesi’ne, daha sonra Mısır üzerinden tekrar Lübnan’a geçtiği ortaya çıktı.
Sarı kelepçe ne anlama geliyor?
Yakalandığında bileklerine takılan sarı kelepçenin ise Orta Çağ'dan bu yana "ihanet ve dışlanmayı" temsil eden sembolik bir mesaj taşıyıp taşımadığı kamuoyunda dikkat çekti. Sarı renk, özellikle Orta Çağ Avrupa'sında ve sanatsal tasvirlerde ihanet, korkaklık, hilekarlık ve dışlanmanın simgesi olarak kodlanır.

Ayrıca, Orta Çağ'daki engizisyon dönemlerinde idamla cezalandırılan mahkumlara sarı renk giydiriliyordu. Nazi Almanyası döneminde, Yahudilere üzerinde "Davud'un Yıldızı" bulunan sarı bant takma zorunluluğu getirildi. 1555 yılında Papa 4. Paul, Yahudilerin sarı şapka takmasını emretmişti.

Hristiyanlara göre İsa peygamberin çarmıha gerilmesine giden süreçte kendisine ihanet eden Yahuda İskariot, sarı giysilerle resmedilir. 30 gümüş karşılığında ihanet etmiştir.
MİT'in MOSSAD'a yönelik espiyonaj operasyonları genişliyor
Sığırcıkoğlu'nun yakalanması, MİT'in son dönemde yabancı servislere karşı yürüttüğü başarılı kontr-espiyonaj faaliyetlerini yeniden gündeme getirdi. Özellikle İsrail dış istihbarat servisi MOSSAD'ın Türkiye'deki yerel unsurları kullanarak kurduğu taşeron casusluk ağları peş peşe çökertildi. Mersin'de mermer ocağı kılıfıyla Filistinliler hakkında bilgi toplayan casusların yakalandığı "Monitum" operasyonu ile özel dedektifler ve eski kamu görevlilerinin hedef alındığı "Köstebek" operasyonları, güvenlik birimlerinin sınır içindeki tavizsiz duruşunu gösteriyor. Şüphelinin tutuklanmasının ardından, 2937 sayılı MİT Kanunu'nun verdiği yetkiler çerçevesinde kurumun cezaevindeki detaylı sorgulamaları sürdürmesi ve dosyaya ilişkin yeni bağlantıların ortaya çıkarılması bekleniyor.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.