GZT RÖPORTAJ | Ukrayna son İHA saldırıları ile Rusya'yı nasıl çaresiz bıraktı?

Askerî Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, Ukrayna’nın Moskova’ya yönelik kitlesel kamikaze İHA saldırılarını ve değişen savaş stratejilerini GZT için değerlendirdi.
Ukrayna-Rusya Savaşı, cephe hatlarının ötesine geçerek tarafların stratejik altyapı merkezlerini doğrudan hedef aldığı yeni bir safhaya taşındı. Ukrayna unsurlarının Moskova'ya düzenlediği kitlesel kamikaze insansız hava aracı (İHA) operasyonları, küresel savunma doktrinlerinde geniş yankı uyandırdı. Karşılıklı misillemelerle tırmanan süreç, enerji tesislerinin ve kritik limanların lojistik birer askerî savaş enstrümanına dönüşmesine neden oldu.
Moskova semalarında kamikaze sürüsü
GZT: Ukrayna'nın Moskova’daki petrol tesislerini hedef alan İHA operasyonunun arkasındaki teknik ve askerî detaylar nelerdir?
Doç. Dr. Olçar: Sahadan gelen verileri incelediğimizde, Ukrayna'nın kitlesel bir operasyon gerçekleştirdiğini net bir şekilde görüyoruz. Saldırıda FP-1 ve FP-2 model dronların yanı sıra UJ-22, UJ-26 ve Bober tipi kamikaze dronlar kullanıldı. Bu platformlar, taşıdıkları 50 ila 120 kilogram arasındaki yüksek patlayıcı kapasitesiyle hedef bölgelerde büyük hasara yol açıyor. Yaklaşık 1600 kilometre menzile sahip olan bu sistemlerin yeni versiyonlarının 2600 kilometreye kadar ulaşacağı öngörülüyor.
Doç. Dr. Olçar: Ukrayna, tek bir dalgada yaklaşık 200 adet dronu aynı anda kaldırarak koordineli bir taarruz icra etti. Bu araçların en kritik özelliği; hedef koordinatlarının doğrudan sensörlere yüklenmesi sebebiyle radyo frekanslarından ve elektronik harp sistemlerinden etkilenmeden, sapma yapmaksızın doğrudan hedefe kilitlenerek ilerlemesidir.
Geleneksel savunmanın sınırları ve maliyet etkinliği
GZT: Rus askerlerinin omuzdan atılan hava savunma sistemleriyle (MANPADS) bu saldırılara karşı koyma çabasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Doç. Dr. Olçar: Rus ordusu, Ukrayna’nın kamikaze dron sürülerine karşı omuzdan atılan askerî sistemleri, yani MANPADS platformlarını devreye soktu. Rus askerlerinin 2010 yılından bu yana envanterde bulunan 9K333 Verba tipi hava savunma füzelerini kullandığı görülüyor. Ancak burada ciddi bir taktiksel hata göze çarpmaktadır. Rus unsurları açık alanda, cadde üzerinde, herhangi bir korunaklı mevzi veya nişan tesisi olmaksızın, emniyet bölgesinin dışına çıkarak karmaşık bir düzen içinde atış yapmaya çalışıyor. Normal şartlarda 6.5 kilometre menzile ve 4.5 kilometre irtifaya sahip olan bu gelişmiş füzeler, yaklaşık 900 metre mesafeye kadar yaklaşmış dronlara karşı açık alanda düzensizce kullanılıyor.

Doç. Dr. Olçar: Askerî açıdan bakıldığında bu yöntem kesinlikle maliyet etkin değildir. 200 dronun geldiği bir senaryoda platformları tek tek MANPADS ile avlamaya çalışmak imkansızdır. Sahada kitlesel İHA akınlarını durdurabilmek için teker teker avlama mantığı yerine, dronların çiplerini veya frekanslarını toplu olarak işlevsiz bırakacak lazer ya da yüksek güçlü mikrodalga savunma sistemlerinin kullanılması şarttır. Rusya bu teknolojik eksikliği sebebiyle rafinerilerinin imha edilmesini engelleyemedi.
Savaşın yeni safhası: "Hürmüz etkisi"
GZT: Ukrayna'nın savunma pozisyonundan Rus enerji tesislerini vurmaya yönelik bu karşı taarruz stratejisine geçişini nasıl okumalıyız?
Doç. Dr. Olçar: Ukrayna, yakın döneme kadar tamamen statik bir savunma konsepti, mevzi harbi ve meskun mahal çatışmaları üzerine kurulu bir strateji izliyordu. Ancak son gelişmelerle birlikte radikal bir taktik değişikliğe giderek karşı taarruz modeline geçiş yaptı. Bu hamlenin temel amacı, Rusya’nın en hassas noktası olan rafinerileri, petrol üretim tesislerini ve boru hatlarını vurarak Moskova'nın ekonomik gelirlerini doğrudan baltalamaktır. İkinci olarak, cephedeki Rus askerî birliklerinin akaryakıt takviyesini keserek lojistik bir kısıtlama hedefliyorlar.

Doç. Dr. Olçar: Ukrayna burada küresel çapta bir "Hürmüz etkisi" yakalamayı amaçlamaktadır. Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının uluslararası enerji politikalarında doğurduğu sarsıcı etki gibi, Rus enerji altyapısının vurulması da dünya genelinde petrol fiyatlarını tırmandıracaktır. Kiev yönetimi, bu küresel baskı sayesinde ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği’nin kesilen veya yavaşlayan askerî desteklerini yeniden canlandırmayı ve psikolojik üstünlük elde etmeyi planlıyor. Bu stratejik baskı neticesinde Rusya Federasyonu, iç piyasasını korumak adına benzin ve jet yakıtı ihracatını tamamen yasaklamak zorunda kaldı. Temel amaç, olası bir müzakere masası kurulduğunda bu enerji baskısını bir koz olarak kullanıp masada güçlü konuma gelmektir.
Komuta felci ve Karadeniz kilidi
GZT: Rusya’nın mütekabiliyet esası çerçevesinde Ukrayna’nın hassas noktalarına yönelik misilleme planı ne yönde şekillenecektir?
Doç. Dr. Olçar: Rus ordusunun bu stratejik darbeye vereceği yanıt, Ukrayna'nın en kırılgan altyapı tesislerini felç etmeye odaklanacaktır. Rusya’nın öncelikli hedef listesinde Ukrayna’nın elektrik dağıtım ve düğüm noktaları yer alıyor. Bu terminallerin ortadan kaldırılması, özellikle kış şartlarında halkın tamamen enerjisiz kalmasına, sindirilmesine ve ordunun savaşma azminin kırılmasına yol açacaktır. Elektrik şebekelerine yönelik aylarca tamir edilemeyecek ağır darbeler kapıda olabilir. Bununla eş zamanlı olarak, jeneratör altyapısını da kilitlemek adına petrol depoları ve doğalgaz tesisleri hedef alınabilir. Askerî boyutta ise radar ve hava savunma sistemlerinin öncelikli imha listesinde bulunması kuvvetli muhtemel.
Haritadaki ölümcül üçgen: Kiev, Harkiv ve Odessa
GZT: Tarafların kritik düğüm noktaları nereleridir?
Doç. Dr. Olçar: Coğrafi olarak Dinyeper Nehri hattı boyunca kritik bir askerî denklem söz konusudur. Rusya, Ukrayna üzerinde Şahid-136 İHA'ları, yeni Oreşnik füzeleri ve Su-57 ile MiG serisi savaş uçaklarının katılımıyla çok katmanlı, ağır bir taarruz planlayabilir. Bu harekâtın odak noktası Kiev, Harkiv ve Odessa üçgenidir. Harkiv, ülkenin çelik üretimini ve ağır sanayi altyapısını sırtlayan sanayinin kalbidir. Başkent Kiev ise askerî kararların alındığı ana komuta kontrol merkezidir; buranın vurulması komuta yapısında tam bir felç durumuna yol açar.

Doç. Dr. Olçar: En stratejik hamle ise Odessa'daki liman hattına yönelik olacaktır. Odessa, Karadeniz’in en büyük limanlarına ve uluslararası piyasaya açılan tahıl ambarlarına ev sahipliği yapıyor. Rus ordusu, Odessa’yı tamamen işlemez hale getirerek Ukrayna’nın Karadeniz ile olan lojistik bağını bütünüyle koparmayı amaçlıyor. Bu hat tamamen kapatıldığı andan itibaren Ukrayna, deniz erişimi olmayan, bütünüyle içe kapalı bir kara devleti haline gelecektir. Önümüzdeki günlerde Dinyeper Nehri üzerindeki elektrik tesisleri ve bu üç kritik şehir, tarihin en yoğun katmanlı hava taarruzlarına sahne olabilir.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.