ABD’de borç yükü savunma harcamalarını geride bıraktı
09:00, 03/05/2026, Pazar

Ferguson’un çanları ABD için çalıyor!
İskoç asıllı Amerikalı tarihçi Niall Ferguson’un ortaya koyduğu Ferguson Yasası, modern çağın en sarsıcı jeopolitik uyarılarından biridir. Bu yasaya göre; bir ülke, kamu harcamaları içinde faiz ödemelerine, savunma bütçesinden daha fazla kaynak ayırmak zorunda kalıyorsa, o ülke artık küresel liderlik iddiasını sürdüremez. Bu yalnızca bir mali denge uyarısı değil; aynı zamanda bir jeopolitik zayıflama alametidir.
Bu teori, tarihten birçok örnekle desteklenebilir. 18. yüzyılın sonlarında, mali disiplinden uzaklaşan ve borç sarmalına giren Fransa, monarşisini devrimle kaybetmişti. Osmanlı İmparatorluğu ise 19. yüzyıl boyunca giderek artan dış borçlar nedeniyle önce Düyun-u Umumiye gibi mali vesayet yapılarıyla kuşatılmış, ardından siyasi ve toprak bütünlüğünü yitirmişti. Her iki örnekte de mali zafiyet, askeri ve siyasi zafiyetin habercisi olmuştur. Peki bugünün dünyasında aynı kaderi kimler paylaşabilir? Cevap çok açık: Amerika Birleşik Devletleri.
Borç savunma harcamalarını boğuyor!
2024 yılı itibarıyla ABD tarihinde bir ilk yaşanıyor: Federal hükümetin faiz ödemeleri, savunma harcamalarını geride bıraktı. ABD’nin faiz giderleri GSYH’nin yüzde 3,1’ine ulaşırken, savunma bütçesi yüzde 3,0 seviyesinde kaldı. Bu kırılma, Ferguson Yasası’nın işaret ettiği eşiğin aşıldığı anlamına geliyor.
Oysa Soğuk Savaş döneminde dengeler bambaşkaydı. Örneğin, 1960-1989 arasında ABD’nin faiz ödemeleri GSYH’nin yalnızca yüzde 1,8’ini oluştururken, savunma harcamaları yüzde 6,4’lük dev bir paya sahipti. Bu dönemde ABD’nin askeri liderliği tartışmasızdı; Sovyetler Birliği’ni stratejik açıdan çevreleyen bir güç dengesine sahipti. Bugün ise aynı ülke, sadece borcunun faizine bu oranın iki katına yakın bütçe ayırmak zorunda.
ABD Kongre Bütçe Ofisi (CBO)’nun projeksiyonlarına göre, bu trend devam edecek. 2049’da faiz giderleri GSYH’nin yüzde 4,9’una yükselirken, savunma harcamaları yüzde 2,5’e düşecek. ABD, silahla değil, borçla savaş verir hale gelecek.
Jeopolitik gerilemenin ekonomik kökleri
Ferguson’un teorisi, borç krizinin yalnızca iç politika meselesi olmadığını; aynı zamanda bir jeopolitik kırılma potansiyeli taşıdığını söyler. Tarih boyunca devletlerin askeri kudreti, mali gücüne dayanmıştır. Sun Tzu, savaşın devlet için bir “ölüm kalım meselesi” olduğunu söylerken; Herakleitos, savaşın “her şeyin babası” olduğunu vurgulamıştır. Savaş, yalnızca askerle değil, parayla kazanılır.
Roma döneminde Cicero, savaşın dayanağının sınırsız para olduğunu yazmıştır. Aynı şekilde Thukydides, “Savaş, silahtan çok para işidir” diyerek ekonomik temelin belirleyiciliğine dikkat çekmiştir.
Bugün ABD, yalnızca savunma harcamalarında değil, jeopolitik reflekslerinde de yavaşlıyor. Bu durum, Çin gibi yükselen güçlerle karşı karşıya geldiğinde daha belirgin hale geliyor. Çin’in borç yapısı, ABD kadar kırılgan olmasa da aynı yarışta kendi risklerini de içinde taşıyor. Ancak Çin’in borcu üretime, altyapıya ve teknolojiye yönlendirilen bir borçken; ABD’ninki faiz sarmalı ve sosyal harcamalara gidiyor.
*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.