BRICS’in UNIT hamlesi ve küresel para dengesi
09:00, 19/04/2026, Pazar

İddialı hedeflerinden uzaklaşan BRICS, etkisi sınırlı bir para birimini piyasaya sürmeye hazırlanıyor
ABD dolarının bir silah gibi kullanılması, mevcut Trump yönetiminden önce başlamış olup bir süredir devam etmektedir. Ancak önceki yönetimler yalnızca doların hâkimiyetini kendi lehlerine döndürmekten memnunken, Trump yönetimi bu üstünlüğü bir ayrıcalık değil, bir yük olarak gören çarpık bir bakış açısına sahiptir. Bu mantığa göre, doların küresel para birimi olması değerini suni bir şekilde şişirmiş ve ABD’nin rekabet gücünü azaltarak ticaret açığının giderek artmasına neden olmuştur. Çözüm olarak ise gümrük vergileri, ticaret kısıtlamaları ve değeri düşen bir dolar öne sürülmektedir. İşin garip yanı, Trump, bir yandan doların küresel üstünlüğünün bir yük olduğunu savunurken, diğer yandan ülkelerin dolardan uzaklaşmasını engellemeye çalışmakta ve bu yönde adım atanları ise ek gümrük vergileri ve yaptırımlarla tehdit etmektedir. Gerçekte bu tehditler, ABD’nin kendi para birimi ve mevcut küresel finansal düzen sayesinde elde ettiği “aşırı ayrıcalığın” açık bir göstergesidir. Dahası, dolar ekseninde oluşan belirsizlik ortamı ve öngörülemez politika tercihleri, dünyanın geri kalanı açısından ciddi bir maliyet oluşturmaktadır.
ABD dolarının küresel ticaretin yüzde 60’ından fazlasında faturalandırma birimi olarak kullanılması ve küresel rezervlerin yaklaşık yüzde 56’sını oluşturması dikkate alındığında, Washington’un umursamaz tutumunun yol açtığı maliyet son derece büyük olabilir.
Bir süredir devam eden ABD dolarına alternatif arayışı ise şimdilerde yeniden aciliyet kazanmıştır. Bu kapsamda ikili ödeme düzenlemeleri, takas yöntemleri ve dolar dışı diğer ticari ödeme sistemleri denenmiştir. Avro, Japon yeni ve özellikle Çin yuanı ticaret ödemelerinde giderek daha önemli bir rol üstlense de, hiçbiri büyüklük, piyasa derinliği, likidite veya ekonomik ağırlık açısından ABD dolarıyla rekabet edebilecek düzeyde değildir. Bu nedenle 2022 yılının ortalarında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in BRICS’in “yeni bir küresel rezerv para birimi” oluşturma hedefini açıklaması dünya tarafından yakından izlenmiştir. Nisan 2023’te ise Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva da benzer görüşleri dile getirmiştir. Başlangıçta Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika olmak üzere beş kurucu ülkeden oluşan BRICS, bugün 10 üyeye ve 13 ortak ülkeye genişlemiştir. Genişlemiş BRICS; küresel kara alanının yaklaşık yüzde 36’sını, dünya nüfusunun neredeyse yarısını ve küresel GSYİH’nin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturmasının yanı sıra, küresel nadir toprak rezervlerinin yüzde 72’si gibi dünya enerji ve stratejik mineral rezervlerinin büyük bir bölümünü elinde bulundurması sebebiyle ciddi bir ekonomik güce sahiptir. Zira avro, yen ya da yuanın dolar karşısında yeterli bir alternatif oluşturamadığı noktada, bir BRICS para biriminin bunu yapma potansiyeline sahip olacağı açıktır. Bu potansiyel Washington’un da dikkatinden kaçmamıştır. Öyle ki Trump, BRICS ülkelerinden yeni bir para birimi oluşturmamaları veya doların yerini alacak herhangi bir girişimi desteklememeleri yönünde açık bir taahhüt talep etmiş; aksi takdirde söz konusu ülkeleri ABD’ye ihracatlarına yüzde 100 gümrük vergisi uygulamakla tehdit etmiştir.
Bununla birlikte BRICS’in yakın zamanda kullanım alanı oldukça sınırlı “UNIT” adlı yeni bir dijital para birimini duyurması ve ödeme/ticaret platformu oluşturmaya daha fazla ağırlık vermesi, fiilen bir geri adım olarak değerlendirilebilir. BRICS, faturalandırma işlemlerinde ve rezerv para birimi olarak kullanılacak, dolara meydan okuyabilecek ve ticarete konu olabilecek ortak bir para birimi oluşturma yönündeki önceki hedeflerinden belirgin biçimde uzaklaşmış görünmektedir.
BRICS para biriminin sunabileceği avantajlar ve karşılaşacağı zorluklar
BRICS ülkelerinin ulusal para birimlerinden oluşan bir sepete endeksli yeni bir para birimi, pek çok avantaj sunabilir. Öncelikle tek tek para birimlerine bağlı dalgalanmaları azaltarak üye ülkeler arasındaki ticareti ve ekonomik entegrasyonu destekleyebilir. İşlem maliyetlerini azaltıp sınır ötesi işlemlerin verimliliğini artırarak finansal kapsayıcılığı güçlendirebilir. Ayrıca blokzincir ve dijitalleşme teknolojilerini kullanarak şeffaflık sağlayabileceği gibi, ödeme sistemlerini de dönüştürebilir. Yeni para birimi, hayata geçirildiği takdirde başka ülkeleri de katılmaya teşvik ederek pazarları genişletebilir ve ülkeye özgü riskleri çeşitlendirebilir. BRICS açısından daha da önemlisi, böyle bir para biriminin hem faturalandırma hem de rezerv para olarak ABD dolarına olan bağımlılığı azaltabilecek olmasıdır. Bu durum, Trump’ın tek taraflı eylemlerinden kaynaklanan küresel dalgalanma risklerinin azaltılmasına önemli katkı sağlayabilir.
BRICS’in önerdiği para birimi: UNIT
Trump’ın tehditlerine rağmen, ortak bir para birimi oluşturmanın ve tedavüle sokmanın getirdiği büyük zorluklar, BRICS’i dolar ile rekabet edebilecek bir para birimi oluşturma yönündeki önceki iddialı hedeflerine kıyasla çok daha sınırlı bir düzenlemeyle yetinmeye zorlamıştır. Bu çerçevede, BRICS tarafından kurulan bir altyapı kalkınma bankası olan Yeni Kalkınma Bankası (The New Development Bank), UNIT adı verilen bir BRICS para biriminin oluşturulduğunu duyurmuştur. Söz konusu para biriminin yüzde 40’ı altınla, yüzde 60’ı ise kurucu beş üye ülke olan Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika para birimleriyle desteklenecektir. UNIT, bu beş ülke arasındaki ticarette ödeme aracı olarak kullanılacaktır.
Düzenlemeye ilişkin birkaç önemli nokta öne çıkmaktadır. İlk olarak UNIT, ticarete konu olabilecek bir para birimi olmayıp yalnızca bu beş ülke arasındaki ticaret ödemelerinde kullanılabilecektir. En azından şu anda diğer BRICS üyesi veya ortak ülkelerin UNIT’e erişimi bulunmamaktadır. İkinci olarak, ülke para birimleriyle desteklenen yüzde 60’lık kısım eşit ağırlıklı dağıtılmıştır; yani beş üyenin her biri sepete yüzde 12 oranında katkıda bulunmaktadır. Üçüncü olarak, para dışı kısmın tamamı, UNIT’in değerinin yüzde 40’ını oluşturan tek bir emtia olan altına dayanmaktadır.
Düzenlemenin yetersiz kaldığı noktalar
Yalnızca beş ülkeyi kapsayan bir para düzenlemesi, şimdiye dek tatmin edici sonuçlar vermemiş olan ikili ödeme anlaşmalarına kıyasla ancak sınırlı bir ilerleme sayılabilir. Söz gelimi, Rusya-Hindistan ikili ödeme düzenlemesi, Rus ihracatçıların elde ettikleri rupileri Hindistan dışındaki ithalatlarını finanse etmekte kullanamaması nedeniyle bir “rupi tuzağına” dönüşmüştür. Dahası, ticari ilişkileri güçlendirme yönündeki tüm söylemlere rağmen, Çin’in 2024 yılında BRICS üyesi ülkelere yaptığı ihracat, toplam ihracatının yalnızca yüzde 9’unu oluşturmuştur. Bu para çerçevesinin uzun vadede sürdürülebilir olabilmesi için daha geniş katılımlı bir yapıya ihtiyaç vardır.
UNIT’in yüzde 40’ını destekleyecek fizikî altın, sepeti oluşturan beş para biriminden dördünün — Rus rublesi, Güney Afrika randı, Hindistan rupisi ve Brezilya reali — istikrarı ve değer saklama kapasitesi açısından güçlü bir itibara sahip olmaması dikkate alındığında, belirli bir içsel değer ve önemli bir çıpa sağlamaktadır. Altının tarafsız bir varlık olması ve karşı taraf riski içermemesi de kayda değer bir üstünlüktür. Ancak son haftalardaki fiyat hareketleri dikkate alındığında, altının değer çıpası işlevinin ne derece güvenilir olduğu tartışmaya açıktır.
Önerinin bir diğer zayıf yönü de yüzde 60’lık para birimi destekli kısmın beş üye ülkenin her biri için yüzde 12’lik eşit ağırlık esasına göre belirlenmiş olmasıdır. Bu yaklaşımda, ülkelerin GSYİH’leri, ticaret hacimleri ya da genel ekonomik büyüklükleri arasındaki göreli farklılıklar hesaba katılmamıştır. Dolayısıyla altın bileşeni dışında UNIT’in değeri, beş para biriminin eşit ağırlıklı bir endeksi olarak şekillenecektir. Oysa istatistikte bilindiği üzere, özellikle yalnızca beş unsurdan oluşan eşit ağırlıklı bir endeks, en zayıf halkası kadar istikrarlı ve güçlüdür. Son yıllarda ABD doları ve avro karşısındaki performans dikkate alındığında, Çin yuanı hariç diğer dört para birimi — Rus rublesi, Güney Afrika randı, Hindistan rupisi ve Brezilya reali — yüksek dalgalanma göstermiş ve genel olarak değer kaybetme eğiliminde olmuştur. Bu nedenle eşit ağırlıklandırma, görece zayıf para birimlerinden herhangi birinin UNIT’in değerini ve seyrini orantılı biçimde etkileyebilmesi anlamına gelmektedir.
*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.