Türkiye ihracatta 396,5 milyar dolarla rekor kırdı
09:00, 21/03/2026, Cumartesi

“2026 stratejik atılım yılı olacak"
Türkiye, küresel belirsizliklerin damga vurduğu 2025 yılında Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat seviyesine ulaştı. Yıl sonunda mal ve hizmet ihracatı 396,5 milyar dolar ile resmî hedefin üzerine çıkarak rekor kırarken, ihracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 74,8 seviyesine yükseldi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, söz konusu başarıya ilişkin değerlendirmesinde bu tarihi rekorun gerçek mimarlarının ihracatçılar olduğunu vurguladı. Zorlu küresel koşullara rağmen üretimden ve ihracattan vazgeçmeyen ihracatçıların Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Bolat, önümüzdeki döneme ilişkin hedefleri de paylaştı. Bakan Bolat, ihracatta öncelikli hedefin yalnızca hacim artışı olmadığının altını çizerek katma değer, tasarım ve marka odaklı, teknoloji yoğun ürünlerin ihracattaki payını artırarak Türkiye’nin dünya ticaretinden aldığı payı yükseltmeyi amaçladıklarını ifade etti. Bu doğrultuda 2026 yılının, Türkiye’nin küresel ticarette rekabet gücünü artırmaya yönelik stratejik adımların öne çıkacağı önemli bir dönem olacağını kaydetti.
Küresel ticaretin tarife savaşları, artan jeopolitik gerilimler ve zayıflayan talep baskısı altında seyrettiği 2025 yılında Türkiye, ihracatta tarihi bir eşiği geride bıraktı. Aralık ayında 26,4 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşan Türkiye, aylık bazda tüm zamanların en yüksek seviyesini kaydetti. Yılın tamamında ise mal ve hizmet ihracatı toplam 396,5 milyar dolara yükselerek 390 milyar dolarlık resmi hedefin üzerine çıktı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 2025’teki ihracat rekorunun, Türkiye ekonomisinin üretim ve ihracat kapasitesindeki dayanıklılığı sayesinde gerçekleştiğini ifade ederek küresel ticaretin yavaşladığı ve korumacılığın arttığı dönemde Türkiye’nin olumlu şekilde ayrıştığını; son 32 ayın çoğunda ihracat artışı ve birçok aylık rekor ile bu başarının kalıcı bir eğilim haline geldiğini belirtti.
“Ticaret Bakanlığı olarak ortaya konulan hedeflere ulaşılması ve OVP’de yer alan politika ve tedbirlerin hayata geçirilmesi noktasında, ülkemizin ihracat performansını daha da ileriye taşımak üzere 2025 yılında çalışmalarımıza hız kesmeden, kararlılıkla devam ettik. Bu doğrultuda, faaliyetlerimize geçtiğimiz yıl itibarıyla, 2025 Yılı İhracat Eylem Planı’nı hazırlayarak başladık” diyen Bolat, Türkiye’nin ihracat potansiyelini daha da ileriye taşıyacak adımları net bir yol haritasına dönüştüren ve TİM, TOBB ve DEİK başta olmak üzere reel sektör temsilcileriyle yürütülen kapsamlı istişareler sonucunda şekillendirilen Plan kapsamında, ihracat destek mekanizmalarının geliştirilmesinden ticari diplomasinin güçlendirilmesine, gümrük süreçlerinin sadeleştirilmesinden ihracatın finansmanına yönelik yenilikçi çözümlere kadar uzanan 77 somut eylemin büyük ölçüde tamamlandığını ifade ederek şöyle konuştu:
“Bu eylemlerle, mevcut desteklerin daha etkin kullanımını sağlarken aynı zamanda yeni uygulamaları hayata geçirdik. Örneğin, Türk Ticaret Bankası ile yeni bir prefinansman modeli geliştirdik ve Türk Eximbank alıcı kredilerinin yaygınlaştırılmasına yönelik yeni bir destek mekanizmasını hayata geçirdik. Gıda ve Tarım İhracatındaki Teknik Engellerin Aşılması (GATE) ve İhracat360 Programı: Sürdürülebilir İhracat Hamlesi gibi projeleri uygulamaya aldık”

Dıs Ticaret Verileri (Milyon Dolar)
Destekler devam edecek
Bolat, 2025 yılında toplamda yaklaşık 33 milyar TL’lik destek bütçesini ihracatçıların kullanımına sunduklarını belirterek, “Bu tutarın 25,5 milyar TL’sini mal ihracatına, 7,3 milyar TL’sini ise hizmet ihracatına yönelik destekler oluşturdu. Devlet desteklerini, ihracat hedeflerimize ulaşmada stratejik bir araç olarak gördük ve bu yönde güçlendirmeye devam ettik” dedi.
Bakan Bolat, ihracatçıların küresel pazarlarda daha rekabetçi hale gelmesi için yalnızca finansal desteklerle yetinmediklerini, aynı zamanda yapısal ve stratejik dönüşümlere de öncülük ettiklerini ifade etti. Bu kapsamda dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı politikaların somut adımlarla hayata geçirildiğini belirten Bakan Bolat, “Karbon emisyonlarının azaltılması, çevre dostu üretimin yaygınlaştırılması ve döngüsel ekonomi uygulamalarının benimsenmesi için ‘Yeşil Mutabakata Uyum Projesi’ (Responsible ® Programı) kapsamında firmalarımızın aldığı danışmanlık giderlerini desteklemeyi sürdürdük” diye konuştu.
E-ihracat alanında da önemli mesafeler kat ettiklerini kaydeden Bakan Bolat, yapay zeka tabanlı Kolay İhracat Platformu (KİP) ve E-Kolay İhracat Platformu’nu (E-KİP) güçlendirdiklerini, pazaryeri ve sosyal medya kılavuzlarını güncellediklerini ve Ankara E-İhracat Zirvesi gibi etkinliklerle firmaların dijital kapasitesini artırdıklarını söyledi.

Aralık ayında 26,4 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşan Türkiye, aylık bazda tüm zamanların en yüksek seviyesini kaydetti. Yılın tamamında mal ve hizmet ihracatı toplam 396,5 milyar dolara yükselerek 390 milyar dolarlık resmî hedefin üzerine çıktı.
İhracat rekorunun gerçek mimarları ihracatçılar
İhracat kültürünü tabana yaymak amacıyla YÖK işbirliğiyle hayata geçirilen İhracat Akademisi’nin önemli bir aşama kaydettiğini ifade eden Bolat “İstanbul, Ankara, Konya, Kocaeli, Kayseri, Gaziantep, Bursa ve Adana’da 11 üniversiteyle protokol imzaladık. Bugüne kadar 5 ilde 11 eğitim programı tamamlandı ve 760 mezun verdik. Devam eden programlarla bu sayı artacak” şeklinde konuşarak, Uzak Ülkeler Stratejisi ile İslam İşbirliği Teşkilatı üyelerine yönelik ihracat geliştirme çalışmalarının 2026’da da devam edeceğini belirtti.
Finansmana erişimin Bakanlığın en öncelikli gündem maddelerinden biri olduğunu vurgulayan Bolat, Hazine ve Maliye Bakanlığı, TCMB ve Türk Eximbank ile koordinasyon içinde daha bütünleşik bir finansman ekosistemi oluşturduklarını söyledi. Bu kapsamda:
- Türk Eximbank’ın 2025 sonunda 54 milyar dolarlık kredi ve sigorta desteği sağladığını, 2026 hedefinin ise 59 milyar dolar olduğunu,
- İGE A.Ş.’nin 2025 sonunda 227,7 milyar TL’lik krediye 199,3 milyar TL kefalet verdiğini ve 2026’da 290 milyar TL’lik krediye kefalet hedeflediğini,
- Türk Ticaret Bankası’nın 11 şubeye ulaştığını ve 2025’te 75,4 milyar TL finansman sağladığını, 2026 hedefinin 100 milyar TL olduğunu açıkladı.
Bolat, ihracat reeskont kredilerinde önemli iyileştirmeler yapıldığını da hatırlatarak, faiz hesaplama yönteminin değiştirilmesi, günlük limitlerin artırılması, yabancı para reeskont limitlerinin yükseltilmesi ve döviz pozisyonuna esneklik getirilmesi gibi düzenlemelerle ihracatçıların lehine adımlar atıldığını belirtti.
Bolat, ayrıca döviz dönüşüm desteğinin yüzde 3’e çıkarıldığını, ihracat bedellerinin Merkez Bankasına satış yükümlülüğünün yüzde 35’e indirildiğini ve emek yoğun sektörlerde çalışan başına sağlanan desteğin 2.500 TL’den 3.500 TL’ye yükseltildiğini, kurumlar vergisi indiriminin kapsamının genişletildiğini, hizmet ihracatçılarına vergi avantajı sağlandığını ve belirli menkul satış sözleşmelerinde dövizle ödeme imkanının getirildiğini de sözlerine ekledi.
2025 ihracat rekorunun gerçek mimarlarının ihracatçılar olduğunu vurgulayan Bolat, şöyle konuştu:
“Biz Bakanlık olarak yolu açan, engelleri kaldıran bir rol üstlendik. Ancak bu tarihi başarının asıl sahibi, zorlu koşullara rağmen üretimden ve ihracattan vazgeçmeyen ihracatçılarımızdır. Bu rekor, onların azminin, cesaretinin ve emeğinin eseridir.”
Dış ticaret hacmi 820 milyar dolar
OECD içerisinde ihracatını en çok artıran ikinci ülke olan Türkiye’nin 2025 yılına ilişkin dış ticaret verileri, 2002 yılında yüzde 50 civarında olan ihracatın ithalatı karşılama oranının 2025 yılında yüzde 74,8 seviyesine yükseldiğini gösterdi. Ayrıca Türk sanayi sektörü, 2025 yılında 194,8 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşarak bugüne kadarki en yüksek yıllık performansını sergiledi. Bir önceki yıla kıyasla yüzde 6 artış gösteren sanayi ihracatı, Türkiye’nin toplam ihracatı içinde yüzde 82’lik paya sahip oldu.
İhracatta iller bazında ilk sırayı 57,8 milyar dolarlık hacimle İstanbul aldı. İstanbul’u 35,2 milyar dolarla Kocaeli, 23,6 milyar dolarla İzmir, 20 milyar dolarla Bursa ve 13,2 milyar dolarla Tekirdağ izledi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 2025 yılında ulaşılan tarihi ihracat rekoruna ilişkin değerlendirmesinde, bu başarının tek bir sektöre indirgenemeyecek kadar geniş tabanlı olduğunu vurguladı. Bolat, “2025 yılında elde ettiğimiz ihracat rekorunu yalnızca belirli bir sektöre ya da ürün grubuna bağlamak, ihracat ailemizin ortaya koyduğu büyük başarının bütününü görmemizi engeller. Bu rekorun arkasındaki temel dinamik, sanayiden tarıma, madencilikten yazılıma kadar ekonomimizin tüm çarklarının ahenk içinde ve yüksek verimlilikle işlemesidir” dedi.
Bakan Bolat, tüm sektörlerin kendi alanlarında küresel rekabetçiliklerini kanıtlayarak bu başarıyı birlikte göğüslediklerini belirterek, “Geleneksel sanayi kollarımız ile ileri teknolojiye dayalı stratejik sektörlerimiz, birbirini tamamlayan bir sinerjiyle hareket etmiş ve bu tarihi zirveye ulaşılmasını sağlamıştır” ifadelerini kullandı.
Özellikle otomotiv, kimya ve makine sektörlerinin Türkiye’nin ihracat omurgasını oluşturduğunu söyleyen Bolat, bu sektörlerin küresel tedarik zincirlerindeki değişimleri fırsata çevirerek üretim kapasitelerini ve pazar paylarını koruduklarını belirtti. Bolat, “Sektörlerimiz yalnızca üretim hacimleriyle değil, kalite ve zamanında teslimat performanslarıyla da ‘Güvenilir Tedarikçi Türkiye’ markasını güçlendirmiştir” dedi.

Türkiye Ihracatı (Milyon Dolar)
Savunmada dev atılım
2025 yılında en güçlü ihracat artışının savunma ve havacılık sanayiinde yaşandığını vurgulayan Bolat, şu değerlendirmelerde bulundu:
“2025 yılında ihracatta en parlak artış, savunma ve havacılık sanayii sektörümüzde gerçekleşmiş; ülkemizin yüksek teknolojili üretim kapasitesi uluslararası arenada bir kez daha gurur verici biçimde teyit edilmiştir. 2002 yılında yerlilik oranı yüzde 20 ve ihracatı 248 milyon dolar olan savunma ve havacılık sanayimizde yerlilik oranı, son yıllarda hızla artırarak en son 2024 yılında yüzde 81 seviyesine yükselmiştir. 2025 yılında ise 3 bin 500'den fazla firma ve 1.400'ün üzerinde projeyle yüzde 82 yerlilik oranına ulaşmıştır. 2025 yılında savunma ve havacılık sanayi mal ihracatımız 20 milyar doları aşan cirosu ile bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 50 oranında artarak 10 milyar 16 milyon dolara (TİM verilerine göre) çıkmıştır. Toplam ihracatımız içerisindeki payı ise yüzde 4’e ulaşmıştır. Gururla söyleyebiliriz ki Türkiye artık çift haneli milyar dolar seviyesinde savunma ve havacılık sektör ihracatı yapan ülkeler arasında yer almaktadır.”
Avrupa’nın 4’üncü, dünyanın 12’nci büyük otomotiv üretim üssü olan Türkiye’nin 2025 yılında 41 milyar doların üzerinde otomotiv ihracatı gerçekleştirdiğini hatırlatan Bolat, ana sanayi ihracatının 25 milyar dolara ulaştığını, yan sanayi ihracatının ise yaklaşık 16 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini ifade etti.
Makine ihracatının son beş yılda yüzde 17 artarak 26 milyar dolara yaklaştığını belirten Bolat, elektrik-elektronik sektörünün 17,7 milyar dolarla ilk üç sektör arasına girdiğini söyledi. Kimya sektörünün ise 31,9 milyar dolarlık ihracatla ikinci sırada yer aldığını vurguladı.
Demir-çelik ihracatının 2025’te 17,1 milyar dolara çıktığını, inşaat demirinde ise Türkiye’nin dünya birincisi konumunu sürdürdüğünü belirten Bolat, mobilya sektörünün 4,6 milyar dolarlık ihracatla dünya genelinde ilk 10 içinde yer almayı sürdürdüğünü de ifade etti. Tarım ve gıda sanayi ihracatının 2002’de 3,7 milyar dolardan 2025’te 32,6 milyar dolara yükseldiğini hatırlatan Bolat, kuru meyveler, şekerli mamuller, su ürünleri ve bitkisel yağların lokomotif sektörler olduğunu belirtti.
Tekstil ve hazır giyim sektörünün 2025’te 30,8 milyar dolar ihracat gerçekleştirdiğini ifade eden Bolat, Türkiye’nin bu alanda dünyanın en büyük yedinci ihracatçısı konumunu koruduğunu söyledi.

Aylara Göre Dıs Ticaret (Milyon Dolar) - 2025
“Orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatımız arttı”
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye’nin ihracat yapısındaki dönüşüme de dikkat çekerek, Bakanlık olarak öncelikli hedeflerinin katma değer, tasarım ve marka odaklı, teknoloji yoğun ürünlerin ihracattaki payını artırmak olduğunu söyledi. Bolat, Türkiye’nin dünya ticaretinden daha fazla pay alabilmesi için sanayi ve ihracat politikasını bu doğrultuda şekillendirdiklerini vurguladı.
2025 ihracat rekorunun, tüm sektörlerin ortak emeğinin, yüksek üretim kapasitesinin ve küresel rekabet gücünün somut bir göstergesi olduğunu ifade eden Bolat, bu başarının, Türkiye’nin ihracat yapısının daha katma değerli, daha teknolojik ve daha çeşitlendirilmiş bir yapıya dönüştüğünü ortaya koyduğunu da ifade etti. Orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatındaki ilerlemeye işaret eden Bakan Bolat, “2002 yılında toplam imalat sanayi ihracatımız içinde yüzde 30,4 olan orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin payını önemli ölçüde yukarı taşıdık. Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında bu kategori kapsamındaki ihracatımız, 2024’e kıyasla yüzde 10,8 artarak 112 milyar dolara ulaşmış ve toplam imalat sanayi ihracatı içindeki payı yüzde 43,5’e yükselmiştir. Son 22 yıldır bu alandaki artış kesintisiz devam etmektedir” dedi.
Bu gelişmenin ihracat yapısında niteliksel bir dönüşüme işaret ettiğini belirten Bolat, “Geleneksel sektörlerimiz ihracatımızın istikrarını desteklemeyi sürdürürken, daha yüksek katma değerli ürünlerimizin katkısının artması, ihracatımızın niteliğini güçlendiren stratejik bir kazanımdır” değerlendirmesinde bulundu. Önümüzdeki döneme ilişkin yol haritasını da paylaşan Bakan Bolat, Ar-Ge ve inovasyon odaklı yüksek teknolojili üretimi ve katma değerli ihracatı artırmaya yönelik desteklerin devam edeceğini ifade etti. Bu kapsamda:
- Tasarım ve markalaşma destekleri,
- TURQUALITY® programı,
- Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (UR-GE) projeleri,
- Küresel Tedarik Zinciri Yetkinlik (KTZ) proje desteği,
- Avrupa Yeşil Mutabakata Uyum (Responsible®) Programı,
- Fuar, pazara giriş ve ihracatın tabana yayılmasına yönelik destekler,
- E-ihracat ve dijitalleşme odaklı politikaların güçlendirilerek sürdürüleceğini söyledi.
Bolat, “Başta KOBİ’lerimiz olmak üzere tüm ihracatçılarımızın bu desteklerden daha etkin yararlanabilmesi için mekanizmalarımızı geliştirmeye devam ediyoruz. Amacımız, Türkiye’nin ihracatını daha rekabetçi, daha sürdürülebilir ve daha yüksek katma değerli bir yapıya taşımaktır” diye konuştu.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, küresel ticaretin jeopolitik gerilimler, tedarik zincirlerindeki yeniden yapılanma, artan korumacılık ve çevresel-teknik standartların yaygınlaşmasıyla yeni bir döneme girdiğini belirterek, Türkiye’nin ihracat stratejilerini bu koşullara uygun şekilde yeniden şekillendirdiğini söyledi.

Bolat, “Geleneksel sektörlerimiz ihracatımızın istikrarını desteklemeyi sürdürürken, daha yüksek katma değerli ürünlerimizin katkısının artması ihracatımızın niteliğini güçlendiren stratejik bir kazanımdır.”
Sürdürülebilirlik artık sadece hacim artışına dayalı bir hedef değil
Bolat, ihracatta sürdürülebilirliğin artık yalnızca hacim artışına dayalı bir hedef olmadığını vurgulayarak, “Bugün sürdürülebilir ihracat; pazar ve ürün çeşitliliğiyle risklerin dengelenmesini, rekabet gücünün kalıcı hâle getirilmesini ve kurala dayalı ticaret zemininin güçlendirilmesini ifade etmektedir. Bu anlayış doğrultusunda mevcut güçlü pazarlarımızda derinleşirken, yeni pazarlarda kalıcı bir konumlanmayı hedefleyen çok eksenli bir yapıyı hayata geçirdik” dedi. Avrupa Birliği pazarının Türkiye ihracatının ana omurgası olmaya devam ettiğini ifade eden Bolat, yüksek standartlara uyum, tedarik güvenilirliği ve kalite temelli rekabetçiliğin bu pazardaki stratejik önemi koruduğunu belirtti. Bununla birlikte, küresel risklerin arttığı bir dönemde tek bir bölgeye aşırı bağımlılığın kırılganlık yaratabileceğine dikkat çeken Bolat, “AB’deki güçlü konumumuzu korurken, eş zamanlı olarak AB dışı pazarlardaki etkinliğimizi artırıyoruz” dedi.
Bakan Bolat, Afrika, Orta Asya, Körfez ve Latin Amerika başta olmak üzere AB dışı pazarlara yönelik açılımların yalnızca pazar çeşitlendirmesi olarak değil, kalıcı ihracat mimarisinin temel unsurları olarak ele alındığını söyledi. Bu yaklaşımın; lojistik ağların güçlendirilmesi, marka ve güven inşası ile finansmana erişimin sürdürülebilir kılınmasını da kapsayan bütüncül bir çerçeve sunduğunu vurguladı.
Her yıl yürütülen “İhracatta Hedef Ülkeler” çalışmasıyla potansiyeli yüksek pazarların belirlendiğini, sektörel önceliklerin tanımlandığını ve firmaların pazara giriş süreçlerini kolaylaştıracak destek mekanizmalarının geliştirildiğini kaydetti.
Körfez ülkelerinin ise yüksek alım gücü ve yatırım kapasitesiyle stratejik bir pazar teşkil ettiğini belirten Bolat, bu pazarlarda kalıcılığı güçlendirmek için kurala dayalı ticaret zemininin pekiştirildiğini söyledi. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Üyeleri ile İhracatı Geliştirme Stratejisi kapsamında ticaretin derinleştirilmesi, karşılıklı yatırım ve üretim iş birliklerinin teşvik edilmesi ve bölgesel değer zincirlerinde Türkiye’nin konumunun güçlendirilmesinin hedeflendiğini ifade etti.
Uzak Ülkeler Stratejisi kapsamında Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika dışındaki pazarlarda da etkinliği artırmayı amaçladıklarını belirten Bolat, “Brezilya, Meksika ve Şili’nin de aralarında bulunduğu 18 ülkede ticaretimizi geliştirmeye yönelik önemli faaliyetler yürütüyoruz” dedi.
Bakan Bolat, Bakanlığın bu stratejileri sahaya yansıtmak amacıyla pazara giriş çalışmaları, ticaret diplomasisi faaliyetleri, teknik engellerin azaltılması, ticaret heyetleri ve fuar organizasyonlarıyla firmaları desteklediğini söyledi. Ayrıca markalaşma, katma değerli üretim, tasarım ve e-ihracat alanlarında verilen desteklerle ihracatçıların yeni pazarlarda kalıcı biçimde yerleşmesinin hedeflendiğini belirtti.

E-ihracat destekleri kararı ile dijital reklam ve tanıtım giderleri, yurt dışı depolama ve sipariş karşılama maliyetleri, pazaryeri komisyonları ve çevrim içi mağaza açılışları destekleniyor.
"Yeşil ve dijital dönüşüm ihracatımızı şekillendirecek"
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve dijital ticaret uygulamalarının ihracatı yapısal bir dönüşüm sürecine soktuğunu belirterek, Türkiye’nin bu sürece stratejik ve bütüncül bir yaklaşımla hazırlandığını söyledi.
Bolat, Avrupa Birliği’nin iklim politikaları kapsamında hayata geçirilen SKDM’nin özellikle demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen gibi karbon yoğun sektörlerde maliyet yapısını ve rekabet koşullarını doğrudan etkilediğini vurguladı. 1 Ekim 2023’te başlayan geçiş döneminin 1 Ocak 2026 itibarıyla sona erdiğini ve bu tarihten sonra ithal ürünlere gömülü emisyonlar için karbon fiyatlandırmasının uygulanmaya başlandığını hatırlatan Bolat, “Türkiye ihracatında AB’nin yüzde 40’ın üzerinde paya sahip olması ve Gümrük Birliği ilişkimiz, bu dönüşümü yalnızca çevresel değil aynı zamanda stratejik bir rekabet meselesi haline getirmektedir” dedi.
Bakan Bolat, Bakanlık tarafından yürütülen Yeşil Mutabakata Uyum Projesi (Responsible® Programı) kapsamında firmalara mevcut durum analizi yapıldığını, sürdürülebilirlik yol haritaları oluşturulduğunu ve dönüşüm projelerine yönelik danışmanlık süreçlerinin desteklendiğini belirtti. Programa kabul edilen şirketlerin sürdürülebilirlik danışmanlığı ve diğer giderlerinin 5 yıl boyunca yüzde 50 oranında ve toplamda 17,64 milyon TL’ye kadar desteklendiğini söyledi.
2025 yılında bu kapsamda 22 fiziki, 32 çevrimiçi olmak üzere toplam 54 etkinlik düzenlendiğini ifade eden Bolat, “Binlerce katılımcıya eğitim vererek farkındalığı artırdık ve ihracatçılarımızın bu kritik dönüşüme uyum sağlamasına katkı sunduk” dedi.
UR-GE Proje Desteği kapsamında firmaların yeşil ve dijital dönüşüm, yalın üretim, verimlilik ve kurumsal sürdürülebilirlik alanlarında eğitim ve danışmanlık almasının desteklendiğini belirten Bolat, 21 yeşil dönüşüm, 7 dijital dönüşüm projesine destek verildiğini kaydetti. Ayrıca, yurt dışı pazarlara giriş için gerekli çevresel ve teknik belgelerin alınmasına yönelik harcamaların da Pazara Giriş Belgesi Desteği kapsamında karşılandığını söyledi.
Türk Eximbank’ın SKDM’ye uyum sürecinde sürdürülebilirliği stratejisinin merkezine aldığını ifade eden Bolat, 2024–2025 döneminde uluslararası kuruluşlardan sağlanan kaynaklarla ihracatçıların yenilenebilir enerji, enerji ve su verimliliği yatırımlarının finanse edildiğini belirtti. Ayrıca, İslam Kalkınma Bankası kaynaklarıyla deprem bölgesindeki ihracatçıların yeniden inşa yatırımlarının desteklendiğini söyledi.
Dijital ticaret ihracatı dönüştürüyor
Dijital ticaretin pazara girişten satış sonrası hizmetlere kadar tüm süreci yeniden şekillendirdiğini vurgulayan Bolat, B2C ve D2C modellerinin yaygınlaşmasıyla firmaların daha hızlı ölçeklenebildiğini, veri analitiği ve yapay zekâ kullanımının fiyatlama, stok yönetimi ve kanal seçimi gibi alanlarda daha isabetli kararlar alınmasını sağladığını belirtti. 5986 sayılı E-İhracat Destekleri Kararı ile yeni ticaret modellerine uygun desteklerin hayata geçirildiğini söyleyen Bolat, bu kapsamda dijital reklam ve tanıtım giderleri, yurt dışı depolama ve sipariş karşılama maliyetleri, pazaryeri komisyonları ve çevrimiçi mağaza açılışlarının desteklendiğini açıkladı.
Ayrıca, 2024’te hizmete giren E-Kolay İhracat Platformu (E-KİP) bünyesindeki yapay zekâ destekli akıllı e-ihracat robotunun 20’den fazla pazaryerine ilişkin verileri analiz ederek firmalara strateji geliştirme imkânı sunduğunu belirtti. Yeşil ve dijital dönüşüm, ihracatta kalıcılığın temel belirleyicileri olduğunu ifade eden Bolat, Türkiye’nin bu alanlarda attığı adımların, ihracatçılarımızın küresel rekabette güçlenmesini sağlayacağını ve sürdürülebilir ihracat vizyonunu pekiştireceğini de sözlerine ekledi.

En Fazla Ihracat Yapılan 5 Ülke (Milyon Dolar)
"2026 stratejik bir atılım yılı olacak"
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 2026 yılının Türkiye’nin küresel ticarette rekabet gücünü yükseltme hedeflerinin öne çıktığı stratejik bir dönem olacağını belirterek, Bakanlık olarak ihracat odaklı büyümeyi destekleyen yenilikçi politikaları hayata geçirmeye devam edeceklerini söyledi.
Bolat, temel önceliklerinin yalnızca ihracat hacmini artırmak olmadığını vurgulayarak, “2026 yılında odağımız, daha fazla ihracat yapmak kadar birim değeri yüksek, teknoloji yoğun ürünlerin payını istikrarlı biçimde artırmak olacaktır. Bu kapsamda savunma sanayi, otomotiv, makine, elektrik-elektronik ve ilaç-tıbbi cihaz gibi orta-yüksek ve yüksek teknoloji yoğun sektörler ihracat politikalarımızın merkezinde yer almaya devam edecektir” dedi.
Bakan Bolat, ihracatın katma değerini artırmaya yönelik destek programlarının küresel dinamiklere göre sürekli güncelleneceğini ifade ederek, “2026 yılında 32,8 milyar TL’si mal, 12,2 milyar TL’si hizmet ihracatına yönelik olmak üzere toplam 45 milyar TL’lik kaynağı ihracatçılarımızın kullanımına sunmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

E-ihracat desteklerinin daha erişilebilir hale getirileceğini vurgulayan Bolat, mevzuatta iyileştirmeler yapılacağını ve tanıtım çalışmalarının güçlendirileceğini açıkladı.
Yeşil ve dijital dönüşüm öncelik olacak
2026’da da yeşil dönüşüm ve dijitalleşmenin yakından takip edileceğini belirten Bolat, karbon emisyonlarının azaltılması, çevre dostu üretim ve döngüsel ekonomi uygulamalarının yaygınlaştırılması için Yeşil Mutabakata Uyum Projesi (Responsible® Programı) kapsamında danışmanlık giderlerinin desteklenmeye devam edileceğini söyledi.
E-ihracat desteklerinin daha erişilebilir hale getirileceğini vurgulayan Bolat, mevzuatta iyileştirmeler yapılacağını ve tanıtım çalışmalarının güçlendirileceğini açıkladı. 2026 Eylül ayında İstanbul Küresel E-İhracat Zirvesi’nin ikincisinin düzenleneceğini belirten Bolat, ayrıca:
- Pazaryeri ve sosyal medya kılavuzlarının güncelleneceğini,
- Dijital Teşvik Takip Modülü’nün devreye alınacağını,
- Sektörel e-ihracat heyetlerinin sürdürüleceğini,
- E-Kolay İhracat Platformu’nun (E-KİP) kullanımının yaygınlaştırılacağını, özellikle kadın ve genç girişimcilerin dijital ihracata erişiminin artırılacağını söyledi.
Yeni pazarlarda daha güçlü Türkiye
Bolat, Uzak Ülkeler Stratejisi ve İİT Üyeleri ile İhracatı Geliştirme Stratejisinin yol gösterici olmaya devam edeceğini belirterek, “18 uzak ülkeye ihracatımızı 2028’e kadar 50 milyar dolara çıkarmayı, İİT ülkelerinin toplam ihracatımızdaki payını ise yüzde 27’den yüzde 30’a yükseltmeyi hedefliyoruz” dedi.
Türk Eximbank, Türk Ticaret Bankası ve İGE A.Ş. ile koordinasyonun artırılacağını söyleyen Bolat, kredi, sigorta ve kefalet mekanizmalarının daha etkin işletileceğini, özellikle KOBİ’lerin küresel tedarik zincirlerine entegrasyonunun destekleneceğini vurguladı.

En Fazla Ihracat Yapılan 5 Fasıl (Milyon Dolar)
Son olarak üretim tarafındaki dönüşümle uyumlu bir politika izleneceğini belirten Bolat, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın HAMLE Programı, HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı ve TCMB’nin Yatırım Taahhütlü Avans Kredileri (YTAK) ile güçlü bir ekosistem oluşturulacağını söyledi. Bolat sözlerini şöyle tamamladı:
“2026 yılı, Türkiye’nin ihracatta daha yüksek katma değerli, daha teknolojik ve daha sürdürülebilir bir yapıya geçişinde kritik bir dönüm noktası olacaktır. Bakanlık olarak bu hedeflere ulaşmak için tüm paydaşlarımızla birlikte çalışmaya devam edeceğiz.”
*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.