2025 Venedik Mimarlık Bienali mimarlığın geleceğini çok disiplinli tartışıyor
15:00, 09/05/2025, CumaG: Güncelleme: 23:15, 15/12/2025, Pazartesi

Venedik Bienali, “Tepeciğin Diğer Tarafı”.
Carlo Ratti’nin küratörlüğünü üstlendiği 2025 Venedik Mimarlık Bienali, mimarlığın geleceğe nasıl uyum sağlayabileceğini ve gezegenin karşı karşıya olduğu krizlere nasıl yanıt verebileceğini sorguluyor. 10 Mayıs – 23 Kasım 2025 tarihleri arasında düzenlenen bienal, mimarlığı merkezine alırken; sanat, mühendislik, biyoloji, veri bilimi, sosyal ve politik bilimler gibi farklı disiplinleri de bir araya getiriyor. Her bir disiplini kentsel mekânın maddeselliğiyle ilişkilendiren bienal, mimarlığa çok yönlü bir bakış sunmayı amaçlıyor.

2025 Venedik Mimarlık Bienali
başladı. Bu yıl küratörlüğünü Carlo Ratti’nin üstlendiği bienal, “Intelligens: Natural. Artificial. Collective.” (Zeka: Doğal. Yapay. Kolektif.) başlığıyla mimarlık disiplinine yeni bir bakış sunuyor. Ratti, sergi kapsamında mimari üretime ilişkin yerleşik anlayışları sorgularken, doğal, yapay ve kolektif zekânın inşa edilmiş çevrenin oluşumundaki rolünü tartışmaya açıyor.Ratti, başlık tercihine ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer veriyor: “Uluslararası Mimarlık Sergisi’nin başlığı genellikle hem İngilizce hem de İtalyanca olarak duyurulur. Ancak bu yıl, her iki dilin ortak köklerinden gelen Latince bir kelimeyi tercih ettik: intelligens.”

Mimarlığın
, iklim değişikliği, kentleşme krizleri ve sosyal dönüşümler gibi karmaşık küresel sorunlar
karşısında nasıl daha etkili bir rol oynayabileceği araştırılıyor. Bienal, ‘’Doğal Zeka
, Yapay Zeka
ve Kolektif Zeka’’
olmak üzere üç temel eksen
etrafında şekillendiriliyor. Bu eksenler, hem doğadan hem teknolojiden hem de toplumsal iş birliğinden doğan çözümlerin mimarlıkla nasıl bütünleşebileceğini irdelemeyi amaçlıyor. Carlo Ratti, mimarlığı
sadece bina yapmak olarak değil, doğa, teknoloji ve insanlar arasındaki iş birliklerini
keşfetme aracı olarak görüyor.
Serginin tarihinde ilk kez,
mimarlar ve mühendislerden matematikçilere, iklim bilimcilerinden şeflere ve ahşap oymacılarına kadar
çeşitli disiplinlerden 750'den fazla katılımcı katkıda bulunması planlanıyor. Bienal, Venedik'in Arsenale ve Giardini bölgeleri
ile şehir genelindeki çeşitli mekânlarda düzenleniyor. Ana sergi, dört alt tema etrafında şekilleniyor:
Transdisiplinerlik, Yaşayan Laboratuvar, Fikirler İçin Alan ve Döngüsellik Protokolü.
Bu yapıyla, mimarlığın farklı disiplinlerle iş birliği içinde nasıl evrilebileceği ve sürdürülebilir çözümler üretebileceğinin araştırılması amaçlanıyor.
2025 Venedik Mimarlık Bienali'nin küratörü Carlo Ratti'nin genel yaklaşımıyla da uyumlu biçimde,
biyomimikri
(doğayı taklit eden tasarım), doğal sistemlerden ilham,
yapay zekâ
ve sürdürülebilir şehircilik
gibi temalar bienalin merkezinde yer alıyor. Kengo Kuma'nın liderliğindeki proje
, yapay zekâ yardımıyla düzensiz ve standart dışı ahşap parçaların
bir araya getirilerek yeni mimari formlar oluşturulmasını araştırıyor. Bu, hem malzeme israfını azaltmak hem de doğal kaynak kullanımını
daha verimli hâle getirmek için yenilikçi bir yöntem
olarak görülüyor. Kentsel planlamaalanında yapay zekâ,
özellikle geri dönüştürülebilir atıkların tespiti, şehir madenciliği
ve mevcut kent dokusunun yeniden kullanımı
gibi konularla ön planda tutuluyor. Bu yaklaşım, gelecekte şehirlerin yıkılarak yeniden inşa edilmesi yerine, mevcut kaynakların daha akılcı ve sürdürülebilir biçimde değerlendirilerek dönüşebileceğini ortaya koyuyor. Arsenale bölümünde ise insansı robotların mimari üretim süreçlerine entegrasyonu ele alınıyor. Robotların yalnızca inşaatta değil, tasarım ve uygulama aşamalarında da nasıl aktif rol üstlenebileceği tartışılıyor. Bu durum, iş gücü, zaman ve kaynak kullanımı
açısından mimarlık pratiğinde köklü bir dönüşümün habercisi olabilir.Reklam

Kolektif zekâ yaklaşımı, bilgi paylaşımının mimarlık üzerindeki etkilerini sorgularken, uzay mimarlığından elde edilen deneyimlerin dünyaya nasıl uyarlanabileceğini de inceliyor. Örneğin,
uzay giysilerinde
bulunan yaşamsal destek sistemlerinin şehir mimarisine entegre edilmesi, geleceğin kent tasarımlarında yeni bir yönelim oluşturabilir.
Ayrıca saf suyun espresso kahveye dönüşümünün canlı bir deneyle gösterilmesi planlanıyor. Öte yandan
, COP30
(UNFCCC dahilinde düzenlenen yıllık küresel iklim zirvelerinin otuzuncusu) kapsamında Amazon Ormanı'na
odaklanan bir çalışma da, bienalin küresel ölçekte sürdürülebilirliğe verdiği önemi
vurguluyor.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV)
koordinasyonunda gerçekleşen Türkiye Pavyonu
, bu yıl Ceren Erdem ve Bilge Kalfa’nın küratörlüğünü üstlendiği “Yerebasan”
başlıklı projeye ev sahipliği yapıyor.
Göz ardı edilen bu katman, sergide
duyusal deneyimler, bilimsel veriler ve sanatsal üretimler
aracılığıyla yeniden görünür kılınıyor. Toprağın mimari, ekolojik ve toplumsal yönleri
çok katmanlı bir anlatımla ziyaretçilere sunuluyor.*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.